<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	
	>
<channel>
	<title>
	SİGARANIN KÜRESEL BİR FELAKET OLDUĞUNU GÖRMEK yazısına yapılan yorumlar	</title>
	<atom:link href="https://fethigungor.net/insanligin-sorunlariyla-yuzlesebilmek/sigaranin-kuresel-bir-felaket-oldugunu-gormek/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://fethigungor.net/insanligin-sorunlariyla-yuzlesebilmek/sigaranin-kuresel-bir-felaket-oldugunu-gormek/</link>
	<description>fg@fethigungor.net</description>
	<lastBuildDate>Thu, 07 Feb 2019 07:36:41 +0000</lastBuildDate>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	<generator>https://wordpress.org/?v=6.8.2</generator>
	<item>
		<title>
		Yazar: ZEKI BALCIOGLU		</title>
		<link>https://fethigungor.net/insanligin-sorunlariyla-yuzlesebilmek/sigaranin-kuresel-bir-felaket-oldugunu-gormek/#comment-5222</link>

		<dc:creator><![CDATA[ZEKI BALCIOGLU]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 07 Feb 2019 07:36:41 +0000</pubDate>
		<guid isPermaLink="false">http://fethigungor.net/?p=822#comment-5222</guid>

					<description><![CDATA[Son zamanlarda üstüne gidilse de bu masum görünüşlü zehirli yılan kolay ulaşılabilmesi ve toplumda çok yadırganmamasından dolayı ve ayrıca eski zamanlardan kalma fetvalarla mekruh gözüyle bakılması sigara ile mücadelede istenen başarıya ulaşmamamıza sebebiyet vermektedir. Özellikle gençler Fethi Hocamın da vurguladığı gibi nargile kafelerin çoğalmasıyla birlikte tütün bağımlılığının ağına düşmektedir. Onun için ilim sahibi kalemlerin bu konuyu detaylı olarak ele almaları konuyu gündemde tutmaları büyük önem arz etmektedir. Fethi Hocamın da bahsettiği gibi sigara içenler sadece kendilerine zarar vermiyorlar, en yakınında olan sevdiklerine, arkadaşlarına da zarar vererek büyük bir vebal alıyorlar.
Selam ve dua ile..]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Son zamanlarda üstüne gidilse de bu masum görünüşlü zehirli yılan kolay ulaşılabilmesi ve toplumda çok yadırganmamasından dolayı ve ayrıca eski zamanlardan kalma fetvalarla mekruh gözüyle bakılması sigara ile mücadelede istenen başarıya ulaşmamamıza sebebiyet vermektedir. Özellikle gençler Fethi Hocamın da vurguladığı gibi nargile kafelerin çoğalmasıyla birlikte tütün bağımlılığının ağına düşmektedir. Onun için ilim sahibi kalemlerin bu konuyu detaylı olarak ele almaları konuyu gündemde tutmaları büyük önem arz etmektedir. Fethi Hocamın da bahsettiği gibi sigara içenler sadece kendilerine zarar vermiyorlar, en yakınında olan sevdiklerine, arkadaşlarına da zarar vererek büyük bir vebal alıyorlar.<br />
Selam ve dua ile..</p>
]]></content:encoded>
		
			</item>
		<item>
		<title>
		Yazar: Mustafa Demir		</title>
		<link>https://fethigungor.net/insanligin-sorunlariyla-yuzlesebilmek/sigaranin-kuresel-bir-felaket-oldugunu-gormek/#comment-5178</link>

		<dc:creator><![CDATA[Mustafa Demir]]></dc:creator>
		<pubDate>Sun, 03 Feb 2019 05:44:53 +0000</pubDate>
		<guid isPermaLink="false">http://fethigungor.net/?p=822#comment-5178</guid>

					<description><![CDATA[Değerli Fethi Bey Kardeşim, 

Sigarayı tam olarak ifşa etmişsiniz, teşekkür ederim. 

Ben de tam olarak yaşanmış bir SİGARA öykümü paylaşmak istedim (2014 yılında, &quot;Ulusa Açılan Pencere Balya&quot; dergisinde yayınlanmıştır).

&quot;&quot;&quot;&quot;&quot;&quot;&quot;&quot;&quot;&quot;&quot;&quot;&quot;&quot;&quot;&quot;&quot;&quot;&quot;&quot;&quot;&quot;&quot;&quot;&quot;&quot;&quot;&quot;&quot;&quot;&quot;&quot;&quot;&quot;&quot;&quot;&quot;&quot;&quot;&quot;&quot;&quot;&quot;&quot;&quot;&quot;&quot;&quot;&quot;&quot;&quot;&quot;&quot;&quot;&quot;&quot;&quot;&quot;&quot;&quot;&quot;&quot;&quot;&quot;&quot;&quot;&quot;&quot;&quot;&quot;
Su Misali(8)                                                                                                                 
                                                                          Mustafa Demir         
                                                                      mdemir004@yahoo.com
                                            SİGARA
Basiret kavramının çok sevdiğim bir anlamını paylaştıktan sonra, neden sigara içmediğimi ve onunla baş etmede katkılar sağlayabilecek bazı değerlerden söz etmek istiyorum. Basiret; gördüklerinden ibret alıp ders çıkarabilen akıldır… Ben sigara içmedim ve içmiyorum. Ortaokulu 60’lı yılların sonlarında Balya’da okumuş birinin sigara içmemiş olması ilginç değil mi? Çünkü arkadaşlarımın çoğu içiyordu, yetişkin nesilden içmeyen çok az insan vardı; o kadar ki, şimdi başka birçok şey için kullanılan “paket” sözü, o zamanlar herkes için sigara demekti. Birilerine ekstra bir yardımda bulunana ödül olarak paket verilirdi. Babalar, amcalar, dayılar ve başkaları erkek çocuklara “erkek adam” olsunlar diye herkesin içinde sigara içirirlerdi. Ne berbat bir manzara? Böyle bir furya içinde ben neden sigara içmedim? Bu sorunun bendeki cevabı bir cümledir; babam bana “Sigara içmeyeceksin!” dedi ve ben de içmedim…
Süleyman usta, kırklı yaşlara yaklaşınca bir gün üç çocuğunu çağırır ve birlikte oturduktan sonra başlar söze, sözü uzatmaz, az ve öz söyler: “Çocuklar biliyorsunuz ben laubalilik, ciddiyetsizlik ve gevşeklikten hoşlanmam. Şimdi beni iyi dinleyin: delikanlılık yaşlarımdan beri sigara içiyorum. Bu meretin kötü bir madde olduğunu herkes biliyor, ne var ki insanların çoğu içiyor. Siz içmeyeceksiniz! Sigaranın zararlarını ve onu içmenin günah olup olmadığını anlatmayacağım. Sadece babalık hakkımı kullanarak emrimi tekrar edeceğim: siz sigara içmeyeceksiniz! Bu anlamda bundan sonra aramızda üç şey olabilir: içtiğinizi duyarsam; bir daha emrimi yineleyerek uyarırım. İkinci kez duyar ya da görürsem, damdaki Mercan’ın(eşek) yanına bağlar, önünüze saman koyarım. Çünkü babasının sözünü dinlemeyen kişi insanlıktan çıkmış, hayvanlık derecesine düşmüştür ve onun barınma yeri ev değil damdır. Pişmanlıkla ıslah olduğunuzu gördüğümde tekrar gerçekte yeriniz olan insanların arasına karışırsınız. Bu aşamalardan sonra yine görürsem; aramızdaki baba-oğul ilişkileri biter. Benim evimden kovulursunuz. Anlaşıldı değil mi?”
Çok iddialı ve ağır bir sözleşme; gerçekleşmesi nerede ise imkânsız… Ağabeyim ve kardeşlerim arada sırada içtiler. Bunda ağabeyimin Almanya’da çalışıyor olmasının etkisi var. Babamın dediklerinin hiç birisini yaşamadık. Ama dörtte bir başarı elde etti, bu da az bir şey değildir, Allah ona mağfiret etsin, inşallah… Ama o sözleşmeden devrim niteliğinde başka bir sonuç ortaya çıktı. Ortaokulda ikinci sınıf öğrencisiydim. Emir ve nasihati alalı birkaç yıl olmuştu. Tabiat bilgisi öğretmenimiz “Sigaranın zararları” konulu ev ödevi vermişti. Söz konusu sözleşmenin etkisi ve içimden kurduğum bir plân ile güzel bir ödev hazırladım. Öğretmenim beğendi ve iyi bir not verdi. Öğretmenime gidip ödev kâğıtlarımı istedim, “Veremem, onlar resmi belge ve bir süre okulda kalması gerekir” deyince, ben de; “aynısından bir daha yazsam, notumu verip imzalar mısınız?” diye sordum. Plânımı anlatınca sevinçle karşıladı ve “olur” dedi. “Babacığım, sen de sigara içme!” diye bitirdiğim mektupla birlikte ödevi de zarfa koyup posta ile gönderdim. 
Babam, henüz genç olmasına rağmen öksürükleri artmıştı, dönemin çoğu adamları gibi öyle namaza, Mushaf’a da çok düşkün değildi. O öğretim yılının yarıyıl tatilinde köye gitmiştim. Akşam oldu, babam henüz eve gelmemişti, anneme, “babam nerede?” diye sordum, o da: “baban camidedir, sen bilmiyorsun; o, sigarayı bıraktı, namaza başladı, ha sakal da koy verdi, şimdi kapkara sakalları var, namazdan sonra gelir.” Mektubumu üniversiteye gidinceye kadar sakladı ve arada sırada “aha burada saklıyorum” diye ceketinin iç cebini gösterirdi. Erkenden kalkmış demirci dükkânını açmış, çalışmaya başlamıştı. Ben de o sabah okumaya Ankara’ya gidecektim, vedalaşmaya yanına gittim. Önce duvarda asılı ceketinin cebinden mektubu çıkardı ve demirci ocağında yanan kocaman ateşe attı, sonra da bana bakıp şu dersi verdi: “Nasıl gidiyorsan öyle gel, baktın ki özünden bir şeyler kaybediyorsun, bırak da gel, hadi Allah’a emanet ol!”
Elbette insan aklı sadece gördüklerinden ibret alıp ders çıkaran bir mekanizma değildir. O, göremediklerini de düşünüp onlar hakkında da görüş sahibi olur. Aklın bizzat kendisi de görünmeyen bir varlıktır. O nedenle Kur’an’da yüzden fazla ayette, “Aklınızı kullanmaz mısınız?” ifadesi geçmektedir. Bu anlamda Kur’an’dan bir ayeti burada anmak isterim: “Allah’ın izni olmadan hiç kimse inanamaz. Ve (Allah) aklını kullanmayanları pislik/rezillik içinde bırakır.” (Yunus, 10: 100). Aklını iptal edip tamamen başkalarına bağlı kalan mukallit insanlar, kendisi için neyin yararlı neyin zararlı olduğunu bilemez hale gelirler. İşte basiret, böyle akıllarda kendisine yer bulamaz ve görevini yapamaz. Başka bir deyişle basiret-akıl ilişkisi insanın özgür olup olmadığı ile çok yakından ilgilidir. İnsan, akıl ve basiret sistemini kullanmaktan aciz ise, o, hiçbir zaman özgün fikirler üretemez ve sağlam kararlar alamaz. Çünkü özgün fikirler özgür ortamlarda üretilebilir. İnsan için, kendi zihin dünyası birinci derecede hareket alanıdır. Dolayısıyla özgürlük, önce insanın kendinde başlamalı ve orada yeşermelidir. Böyle bir insan Allah’ın kendisine verdiği irade emanetini yerinde ve gereği gibi kullanabilir. Gerçek anlamda özgür aklın, basiret ve iradenin birlikte çalıştığı bir insanın hayatında kötü ve zararlı olan hiçbir şey kolayca yer bulamaz. Evet, özgün düşünceler özgür ortamlarda doğup boy sürebilir…
                           ””””””””18 Ağustos 2014 “”””””””””]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Değerli Fethi Bey Kardeşim, </p>
<p>Sigarayı tam olarak ifşa etmişsiniz, teşekkür ederim. </p>
<p>Ben de tam olarak yaşanmış bir SİGARA öykümü paylaşmak istedim (2014 yılında, &#8220;Ulusa Açılan Pencere Balya&#8221; dergisinde yayınlanmıştır).</p>
<p>&#8220;&#8221;&#8221;&#8221;&#8221;&#8221;&#8221;&#8221;&#8221;&#8221;&#8221;&#8221;&#8221;&#8221;&#8221;&#8221;&#8221;&#8221;&#8221;&#8221;&#8221;&#8221;&#8221;&#8221;&#8221;&#8221;&#8221;&#8221;&#8221;&#8221;&#8221;&#8221;&#8221;&#8221;&#8221;&#8221;&#8221;&#8221;&#8221;&#8221;&#8221;&#8221;&#8221;&#8221;&#8221;&#8221;&#8221;&#8221;&#8221;&#8221;&#8221;&#8221;&#8221;&#8221;&#8221;&#8221;&#8221;&#8221;&#8221;&#8221;&#8221;&#8221;&#8221;&#8221;&#8221;&#8221;&#8221;&#8221;&#8221;&#8221;<br />
Su Misali(8)<br />
                                                                          Mustafa Demir<br />
                                                                      <a href="mailto:mdemir004@yahoo.com">mdemir004@yahoo.com</a><br />
                                            SİGARA<br />
Basiret kavramının çok sevdiğim bir anlamını paylaştıktan sonra, neden sigara içmediğimi ve onunla baş etmede katkılar sağlayabilecek bazı değerlerden söz etmek istiyorum. Basiret; gördüklerinden ibret alıp ders çıkarabilen akıldır… Ben sigara içmedim ve içmiyorum. Ortaokulu 60’lı yılların sonlarında Balya’da okumuş birinin sigara içmemiş olması ilginç değil mi? Çünkü arkadaşlarımın çoğu içiyordu, yetişkin nesilden içmeyen çok az insan vardı; o kadar ki, şimdi başka birçok şey için kullanılan “paket” sözü, o zamanlar herkes için sigara demekti. Birilerine ekstra bir yardımda bulunana ödül olarak paket verilirdi. Babalar, amcalar, dayılar ve başkaları erkek çocuklara “erkek adam” olsunlar diye herkesin içinde sigara içirirlerdi. Ne berbat bir manzara? Böyle bir furya içinde ben neden sigara içmedim? Bu sorunun bendeki cevabı bir cümledir; babam bana “Sigara içmeyeceksin!” dedi ve ben de içmedim…<br />
Süleyman usta, kırklı yaşlara yaklaşınca bir gün üç çocuğunu çağırır ve birlikte oturduktan sonra başlar söze, sözü uzatmaz, az ve öz söyler: “Çocuklar biliyorsunuz ben laubalilik, ciddiyetsizlik ve gevşeklikten hoşlanmam. Şimdi beni iyi dinleyin: delikanlılık yaşlarımdan beri sigara içiyorum. Bu meretin kötü bir madde olduğunu herkes biliyor, ne var ki insanların çoğu içiyor. Siz içmeyeceksiniz! Sigaranın zararlarını ve onu içmenin günah olup olmadığını anlatmayacağım. Sadece babalık hakkımı kullanarak emrimi tekrar edeceğim: siz sigara içmeyeceksiniz! Bu anlamda bundan sonra aramızda üç şey olabilir: içtiğinizi duyarsam; bir daha emrimi yineleyerek uyarırım. İkinci kez duyar ya da görürsem, damdaki Mercan’ın(eşek) yanına bağlar, önünüze saman koyarım. Çünkü babasının sözünü dinlemeyen kişi insanlıktan çıkmış, hayvanlık derecesine düşmüştür ve onun barınma yeri ev değil damdır. Pişmanlıkla ıslah olduğunuzu gördüğümde tekrar gerçekte yeriniz olan insanların arasına karışırsınız. Bu aşamalardan sonra yine görürsem; aramızdaki baba-oğul ilişkileri biter. Benim evimden kovulursunuz. Anlaşıldı değil mi?”<br />
Çok iddialı ve ağır bir sözleşme; gerçekleşmesi nerede ise imkânsız… Ağabeyim ve kardeşlerim arada sırada içtiler. Bunda ağabeyimin Almanya’da çalışıyor olmasının etkisi var. Babamın dediklerinin hiç birisini yaşamadık. Ama dörtte bir başarı elde etti, bu da az bir şey değildir, Allah ona mağfiret etsin, inşallah… Ama o sözleşmeden devrim niteliğinde başka bir sonuç ortaya çıktı. Ortaokulda ikinci sınıf öğrencisiydim. Emir ve nasihati alalı birkaç yıl olmuştu. Tabiat bilgisi öğretmenimiz “Sigaranın zararları” konulu ev ödevi vermişti. Söz konusu sözleşmenin etkisi ve içimden kurduğum bir plân ile güzel bir ödev hazırladım. Öğretmenim beğendi ve iyi bir not verdi. Öğretmenime gidip ödev kâğıtlarımı istedim, “Veremem, onlar resmi belge ve bir süre okulda kalması gerekir” deyince, ben de; “aynısından bir daha yazsam, notumu verip imzalar mısınız?” diye sordum. Plânımı anlatınca sevinçle karşıladı ve “olur” dedi. “Babacığım, sen de sigara içme!” diye bitirdiğim mektupla birlikte ödevi de zarfa koyup posta ile gönderdim.<br />
Babam, henüz genç olmasına rağmen öksürükleri artmıştı, dönemin çoğu adamları gibi öyle namaza, Mushaf’a da çok düşkün değildi. O öğretim yılının yarıyıl tatilinde köye gitmiştim. Akşam oldu, babam henüz eve gelmemişti, anneme, “babam nerede?” diye sordum, o da: “baban camidedir, sen bilmiyorsun; o, sigarayı bıraktı, namaza başladı, ha sakal da koy verdi, şimdi kapkara sakalları var, namazdan sonra gelir.” Mektubumu üniversiteye gidinceye kadar sakladı ve arada sırada “aha burada saklıyorum” diye ceketinin iç cebini gösterirdi. Erkenden kalkmış demirci dükkânını açmış, çalışmaya başlamıştı. Ben de o sabah okumaya Ankara’ya gidecektim, vedalaşmaya yanına gittim. Önce duvarda asılı ceketinin cebinden mektubu çıkardı ve demirci ocağında yanan kocaman ateşe attı, sonra da bana bakıp şu dersi verdi: “Nasıl gidiyorsan öyle gel, baktın ki özünden bir şeyler kaybediyorsun, bırak da gel, hadi Allah’a emanet ol!”<br />
Elbette insan aklı sadece gördüklerinden ibret alıp ders çıkaran bir mekanizma değildir. O, göremediklerini de düşünüp onlar hakkında da görüş sahibi olur. Aklın bizzat kendisi de görünmeyen bir varlıktır. O nedenle Kur’an’da yüzden fazla ayette, “Aklınızı kullanmaz mısınız?” ifadesi geçmektedir. Bu anlamda Kur’an’dan bir ayeti burada anmak isterim: “Allah’ın izni olmadan hiç kimse inanamaz. Ve (Allah) aklını kullanmayanları pislik/rezillik içinde bırakır.” (Yunus, 10: 100). Aklını iptal edip tamamen başkalarına bağlı kalan mukallit insanlar, kendisi için neyin yararlı neyin zararlı olduğunu bilemez hale gelirler. İşte basiret, böyle akıllarda kendisine yer bulamaz ve görevini yapamaz. Başka bir deyişle basiret-akıl ilişkisi insanın özgür olup olmadığı ile çok yakından ilgilidir. İnsan, akıl ve basiret sistemini kullanmaktan aciz ise, o, hiçbir zaman özgün fikirler üretemez ve sağlam kararlar alamaz. Çünkü özgün fikirler özgür ortamlarda üretilebilir. İnsan için, kendi zihin dünyası birinci derecede hareket alanıdır. Dolayısıyla özgürlük, önce insanın kendinde başlamalı ve orada yeşermelidir. Böyle bir insan Allah’ın kendisine verdiği irade emanetini yerinde ve gereği gibi kullanabilir. Gerçek anlamda özgür aklın, basiret ve iradenin birlikte çalıştığı bir insanın hayatında kötü ve zararlı olan hiçbir şey kolayca yer bulamaz. Evet, özgün düşünceler özgür ortamlarda doğup boy sürebilir…<br />
                           ””””””””18 Ağustos 2014 “”””””””””</p>
]]></content:encoded>
		
			</item>
		<item>
		<title>
		Yazar: Halil Aslan		</title>
		<link>https://fethigungor.net/insanligin-sorunlariyla-yuzlesebilmek/sigaranin-kuresel-bir-felaket-oldugunu-gormek/#comment-5146</link>

		<dc:creator><![CDATA[Halil Aslan]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 30 Jan 2019 20:12:46 +0000</pubDate>
		<guid isPermaLink="false">http://fethigungor.net/?p=822#comment-5146</guid>

					<description><![CDATA[Eline sağlık. Her çalışmanız ayrı bir değer.
Keşke sigara ve alkol kullananlar devlet memuru da olamasa. Belki sigaranın önü daha kolay alınırdı.]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Eline sağlık. Her çalışmanız ayrı bir değer.<br />
Keşke sigara ve alkol kullananlar devlet memuru da olamasa. Belki sigaranın önü daha kolay alınırdı.</p>
]]></content:encoded>
		
			</item>
	</channel>
</rss>
