<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>UNICEF Arşivleri - Prof. Dr. Fethi Güngör</title>
	<atom:link href="https://p.fethigungor.net/etiket/unicef/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://p.fethigungor.net/etiket/unicef/</link>
	<description>fg@fethigungor.net</description>
	<lastBuildDate>Tue, 27 Apr 2021 13:10:03 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	<generator>https://wordpress.org/?v=6.8.1</generator>
	<item>
		<title>ÇOCUK KARNEMİZİN KIRIK NOTLARINI DÜZELTEBİLMEK</title>
		<link>https://p.fethigungor.net/dirilis-postasi/cocuk-karnemizin-kirik-notlarini-duzeltebilmek/</link>
					<comments>https://p.fethigungor.net/dirilis-postasi/cocuk-karnemizin-kirik-notlarini-duzeltebilmek/#comments</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Fethi Güngör]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 08 Aug 2018 07:36:26 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Diriliş Postası]]></category>
		<category><![CDATA[İnsanlığın Sorunlarıyla Yüzleşebilmek]]></category>
		<category><![CDATA[ABD]]></category>
		<category><![CDATA[Afganistan]]></category>
		<category><![CDATA[AHMET EMİN DAĞ]]></category>
		<category><![CDATA[Almanya]]></category>
		<category><![CDATA[ANNE ÖLÜM ORANI]]></category>
		<category><![CDATA[AŞIRI YOKSULLUK]]></category>
		<category><![CDATA[Bangladeş]]></category>
		<category><![CDATA[BİNYIL BİLDİRGESİ]]></category>
		<category><![CDATA[BİNYIL KALKINMA HEDEFLERİ]]></category>
		<category><![CDATA[BİRMİNGHAM]]></category>
		<category><![CDATA[BM İSTİKRAR MİSYONU (MINUSCA)]]></category>
		<category><![CDATA[CALAİS MÜLTECİ KAMPI]]></category>
		<category><![CDATA[Çin]]></category>
		<category><![CDATA[ÇOCUK ASKERLER]]></category>
		<category><![CDATA[ÇOCUK HAKLARI İHLALLERİ]]></category>
		<category><![CDATA[ÇOCUK İŞÇİLER]]></category>
		<category><![CDATA[ÇOCUK İSTİSMARI]]></category>
		<category><![CDATA[ÇOCUK MÜLTECİLER]]></category>
		<category><![CDATA[ÇOCUK ÖLÜM ORANI]]></category>
		<category><![CDATA[ÇOCUK SAVAŞÇILAR]]></category>
		<category><![CDATA[DÜNYANIN ÇOCUK KARNESİ]]></category>
		<category><![CDATA[Filistin]]></category>
		<category><![CDATA[Fransa]]></category>
		<category><![CDATA[Hindistan]]></category>
		<category><![CDATA[İngiltere]]></category>
		<category><![CDATA[İNSAMER]]></category>
		<category><![CDATA[İNSANİ VE SOSYAL ARAŞTIRMALAR MERKEZİ]]></category>
		<category><![CDATA[Irak]]></category>
		<category><![CDATA[İslam düşmanlığı]]></category>
		<category><![CDATA[İSLAM İŞBİRLİĞİ TEŞKİLATI (İİT)]]></category>
		<category><![CDATA[islamofobi]]></category>
		<category><![CDATA[İtalya]]></category>
		<category><![CDATA[KARAYİPLER]]></category>
		<category><![CDATA[KORUNMAYA MUHTAÇ ÇOCUKLAR]]></category>
		<category><![CDATA[LATİN AMERİKA]]></category>
		<category><![CDATA[Londra]]></category>
		<category><![CDATA[MANCHESTER]]></category>
		<category><![CDATA[MİLENYUM HEDEFLERİ]]></category>
		<category><![CDATA[MÜLTECİ ÇOCUKLAR]]></category>
		<category><![CDATA[MUTLAK YOKSULLUK]]></category>
		<category><![CDATA[Pakistan]]></category>
		<category><![CDATA[SAHRAALTI AFRİKA]]></category>
		<category><![CDATA[Sudan]]></category>
		<category><![CDATA[Suriyeli mülteciler]]></category>
		<category><![CDATA[ÜMMÜHAN ÖZKAN]]></category>
		<category><![CDATA[UNICEF]]></category>
		<category><![CDATA[YUNANİSTAN]]></category>
		<category><![CDATA[ZÜLFİYE ZEYNEP BAKIR]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://fethigungor.net/?p=737</guid>

					<description><![CDATA[İnsani ve Sosyal Araştırmalar Merkezi (İNSAMER) tarafından mayıs ayında yayımlanan 2018 Dünyanın Çocuk Karnesi raporu, binlerce yıllık tecrübeye rağmen insanlığın çocuk karnesinde hâlâ mebzul miktarda kırık not bulunduğunu göstermiştir. Yürek yakan bu raporu, toplumda farkındalık oluşmasına katkı sadedinde özetle dikkatinize sunuyorum. Masum Çocukları Yetişkinlerin Kirli Savaşlarından Koruyabilmek Çağımızda yaşanan bütün krizler, hak ihlalleri, ahlaki yozlaşma [&#8230;]]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>İnsani ve Sosyal Araştırmalar Merkezi (İNSAMER) tarafından mayıs ayında yayımlanan <strong>2018 Dünyanın Çocuk Karnesi</strong> raporu, binlerce yıllık tecrübeye rağmen insanlığın çocuk karnesinde hâlâ mebzul miktarda kırık not bulunduğunu göstermiştir. Yürek yakan bu raporu, toplumda farkındalık oluşmasına katkı sadedinde özetle dikkatinize sunuyorum.</p>
<p><strong>Masum Çocukları Yetişkinlerin Kirli Savaşlarından Koruyabilmek </strong></p>
<p>Çağımızda yaşanan bütün <strong>krizler</strong>, hak ihlalleri, ahlaki yozlaşma ve yoksulluk, en çok toplumların en savunmasız kesimi olan çocukları etkilemektedir (s.1). Çocuğun fiziksel, ruhsal, ekonomik ve manevi olarak korunması için yasal önlemlerin yanı sıra <strong>toplumun bilinçlendirilmesi</strong>, desteklenmesi ve güçlü bağlarla birbirine sıkı sıkıya bağlanması temin edilmelidir. <strong>Çocuğun korunması</strong>, onun “bir insan” olarak sevgi ve şefkate layık olması yanında, toplumun bir parçası olması ilkesine dayanır. Çocuğun fiziki, psikolojik, zihinsel ve ahlaki gelişimi için uygun şartların sağlanması, modern toplumların en temel vazifelerinden biridir (2).</p>
<p>BM Çocuk Hakları Sözleşmesi 2 Eylül 1990 tarihinde yürürlüğe girmiştir. Türkiye başta olmak üzere bütün İslam ülkelerinin de taraf olduğu bu sözleşme, dünya devletlerince nicel anlamda en çok onaylanan insan hakları belgesidir (3). Ama buna rağmen çocuklar, sebeplerinden habersiz oldukları savaşlarda yoğun şekilde mağdur edilmektedir. Mesela, 2004-2009 yılları arasında ABD tarafından Pakistan’a yapılan drone saldırılarında 129 çocuk hayatını kaybetmiştir (6).</p>
<p>Bugün korunmaya muhtaç 50 milyondan fazla çocuk yerlerinden edilmiş vaziyettedir. Bu çocukların 28 milyonu savaşlar ve aşırı yoksulluk sebebiyle yer değiştirmek mecburiyetinde kalmıştır (8). Suriye’deki savaşla birlikte mülteci krizinin patlak vermesinden bu yana Yunanistan sınırından 480.000 çocuk geçmiştir. Bu çocuklardan 5.174’üne refakat eden hiç kimse bulunmamaktadır (9).</p>
<p>Ağır insani krizlerin en büyük tetikleyicileri olan savaşlar, toplumsal düzeyde onarılamaz psikososyal yıkımlara sebep olmaktadır. Savaşların çocuklar açısından iki önemli yönü bulunmaktadır. Bunlardan ilki, savaş mağduru olarak çocukların yaşadığı yıkım, yetim kalma ve istismara uğrama durumudur. İkincisi ise savaşlarda çocuk asker olarak kullanılmaları dolayısıyla yaşadıkları mağduriyetlerdir (12).</p>
<p><strong>Çocuk asker olgusu</strong>, yıkıcı savaş şartlarının en acı sonuçlarından biridir. Çocukların hedeflerine yöneltemedikleri içsel kızgınlıkları, terörist gruplarca istismar edilmekte ve onların casus, gözcü, cinsel köle, canlı kalkan vb. şekillerde kullanılmalarını kolaylaştırmaktadır. Hâlihazırda en fazla çocuk asker Afrika ve Asya kıtalarında bulunmaktadır. Çocuklar Latin Amerika ve Ortadoğu’da da savaşçı olarak kullanılmaktadır (10).</p>
<p>Dünyamızda 153 milyonu kayıtlı olmak üzere <strong>400 milyon civarında yetim çocuk</strong> bulunmaktadır. 2015 yılında UNICEF’ten edinilen istatistiki verilere göre, %95’i beş yaşından büyük olan yetim çocukların 15,1 milyonu ebeveynlerinden ikisini de kaybetmiştir. Asya, Afrika, Latin Amerika ve Ortadoğu, kronik yoksulluk, savaş ve işgal gibi sebeplerle milyonlarca çocuğun yetim kaldığı yerlerin başında gelmektedir. Asya’da 61 milyon, Afrika’da 52 milyon, Latin Amerika ve Karayipler’de 10 milyon, Doğu Avrupa ve Orta Asya’da 7,3 milyon yetim çocuk bulunmaktadır. (13).</p>
<p><strong>İnsanlığın Geleceği Olan Çocuklarımızı Cinsel ve Ekonomik İstismardan Koruyabilmek</strong></p>
<p>BM’nin 2014’te yayımladığı <strong>çocuklara yönelik istismar</strong> raporunda, her 10 kız çocuğundan birinin cinsel istismara maruz kaldığı ifade edilmektedir. 190 ülkeden edinilen veriler dikkate alınarak hazırlanan raporda ayrıca cinayete kurban giden çocuk ve ergen sayısının 2012 yılında 95.000’i bulduğu belirtilmektedir (16).</p>
<p>Dünyanın pek çok çatışma bölgesinde sivillerin güvenliğini sağlamakla görevli BM İstikrar Misyonu (MINUSCA) askerleri, 2015-2016 yıllarında 171 cinsel istismar olayına karışmakla suçlanmıştır. Çocuk istismarının Avrupa’daki oranı küresel düzleme nispetle hayli yüksektir. Araştırmalar çocuk istismarına ilişkin pornografik görüntü ve video kayıtlarının %60’ının Avrupa’da bulunduğunu göstermektedir. 2015-2016 arasında Avrupa’da çocuk istismarına konu olan 4,4 milyon, 2017 senesindeyse <strong>8,2 milyon görüntü ve video</strong>nun web sitelerinde dolaştığı bilinmektedir. (18).</p>
<p>Türkiye’de çocuk istismarının birinci sırada aile içinde gerçekleştiği, bunu okulların, kolluk kuvvetlerinin, sokakların, çocuk bakım evlerinin, tutuklu ve hükümlü çocukların tutuldukları kurumların ve çalıştıkları iş yerlerinin izlediği tespit edilmiştir. Türkiye’de cinsel istismara uğrayan çocukların yaş ortalaması 13,7’dir. Kötüye kullanılan çocukların %71,6’sını 14-17 yaş arasındaki çocuklar oluşturmaktadır. (s.21-22).</p>
<p>Doğu’dan Batı’ya dünyadaki bütün ülkeleri alarma geçiren çocuk yoksulluğunun etkileri ne yazık ki kalıcıdır. Dünyadaki <strong>yoksulların yarısını çocuklar</strong> oluşturmaktadır. Bugün dünya üzerinde 569 milyon çocuk günlük 1 avroyla geçinmek zorundadır. Çocuğun gelişimiyle doğrudan ilgili olan iyi beslenme, iyi bir hayata sahip olma, güzel bir dünyada yaşama, iyi giyinme, uygun şartlarda barınma, eğitim gibi haklar, yoksulluk nedeniyle sağlanamamakta, Sahraaltı Afrika’da 247 milyon çocuk aşırı yoksulluk altında hayatını sürdürmektedir. Dünyanın en gelişmiş ekonomilerine sahip ülkelerinde de çocuk yoksulluğu endişe verici boyutlara ulaşmıştır. Avrupa’da 26 milyon çocuk, yoksulluk ve sosyal dışlanma riskiyle karşı karşıyadır. Mesela İngiltere’de çocuk yoksulluğu, en çok Londra, Manchester ve Birmingham’da görülmektedir. 1,7 milyon çocuğun yoksulluk altında yaşadığı İngiltere’de yüz binlerce çocuk okula aç gitmekte, bunların yalnızca 700.000’i ücretsiz yemekhane hizmetinden faydalanabilmektedir.</p>
<p>Çocuk yoksulluğu sorunu paradan daha fazlasıdır ve çok boyutludur. Çocuklar için yoksulluk; beslenme, sağlık, su, eğitim veya barınak gibi hayatın önemli gereksinimlerinden mahrum bırakılmak demektir. (25).</p>
<p>Açlık ve salgın hastalıklar sonucu ölümler haricinde, yoksulluğun çocuklar üzerindeki örseleyici bir başka boyutu da çocuğun maddi gelir kaynağı olarak görülmesi mevzuudur. Bugün dünya genelinde <strong>200 milyon</strong>dan fazla <strong>çocuk işçi</strong> bulunmaktadır. Bunların 73 milyonu ise 10 yaşından küçüktür. (26).</p>
<p><strong>Çocukların Haklarının Çiğnenmesine Mâni Olabilmek </strong></p>
<p>Bir toplumun gelişmişliğinin en önemli göstergelerinden olan “çocukların durumu” meselesi, dünya genelinde ne yazık ki sıkıntılı bir görünüm arz etmektedir. Toplumsal hayatın sağlıklı bir şekilde ilerlemesi ve şekillenmesinde mihenk taşı olan çocuk, modern olarak adlandırılan 21. yüzyılda hâlâ şiddet, cinsel istismar, kötü muamele vb. yüz kızartıcı durumlarla karşı karşıya kalmaktadır. Ayrıca korunmaya ve bakıma muhtaç oldukları herkesin malumu olan çocuklar, değişen ve dönüşen dünyayla birlikte taktikleri ve usulleri farklılaşan savaş ortamlarına ve fiziksel, psikolojik, zihinsel ve ahlaki gelişimlerini zedeleyici sahnelere şahitlik etmektedir. Söz konusu bu mecburi ve utanç verici şahitlik, onların bedenî ve ruhi gelişimlerinde ciddi hasarlara neden olmakta; bu hasar, içerisinde bulundukları toplumun geleceğine ilişkin dinamikleri de olumsuz etkilemektedir.</p>
<p>İnsan, özel anlamda çocuklarla alakalı olarak sebebiyet verdiği bu yıkıma, yine kendi eliyle <strong>çözüm</strong> bulmak zorundadır. Çünkü modern toplum ve modern toplumun düzenleyici erkleri, çocuğun fizikî, psikolojik, zihinsel ve ahlaki gelişimi için uygun şartların sağlanmasında en temel sorumlularındandır. Söz konusu bu sorumluluğun bilincinde olan kişi ve yapılar, <strong>çocukların ihlal edilen haklarına ilişkin</strong> türlü yollarla çözüm arayışına girmiştir. Bu arayışın bir sonucu da bütün ülkelerin karşı karşıya kaldığı sosyal, iktisadi, hukuki ve çevresel sorunlara çözüm üretmek amacıyla BM tarafından yayımlanan, 191 ülkenin taraf olduğu “Binyıl Bildirgesi”dir. “Binyıl Kalkınma Hedefleri” olarak isimlendirilen bu hedefler; küresel, bölgesel ve ulusal düzeylerde ortak bir değerlendirmenin ve anlayışın gelişmesi için konulan amaçları içermektedir.</p>
<p>Mutlak yoksulluk ve açlık sınırı altında yaşayan kişi sayısının yarıya indirilmesi, dünyadaki her bireyin ilkokul eğitimini tamamlaması, toplumsal hayatta cinsiyet eşitliğinin öne çıkarılması, beş yaş altı çocuk ölümlerinin ve gebelik esnasında anne ölüm oranlarının azaltılması ile dünya toplumlarını tehdit eden salgın hastalıkların yayılmasının önlenmesi, çevresel sürdürülebilirliğin sağlanması, yardımların artırılarak borç yükünün azaltılması gibi maddelerden oluşan bu <strong>milenyum hedefleri</strong>nin 1990 yılından başlayarak 2015 yılına kadar, 25 yıllık bir süre içerisinde gerçekleştirilmesi planlanmıştı.</p>
<p>İnsanlığın içerisinde bulunduğu türlü yıkımların giderilmesi maksadıyla konulmuş olan milenyum hedeflerine rağmen bugün ne yazık ki <strong>1,2 milyar insan </strong>hâlâ yoksulluk içerisinde yaşamaktadır. Dünyanın çeşitli bölgelerinde çıkan <strong>savaşlar</strong> yüzünden insanlar vatanlarından, evlerinden göç etmek zorunda kalmıştır. Savaş sebebiyle pek çok kadın ve çocuk hayatını kaybetmiş, sağ kurtulmayı başaran kadın ve çocuklar da istismarın her türlüsüne maruz kalmaya devam etmiştir. (30).</p>
<p>Bugün dünyada 153 milyon<strong> yetim</strong> olduğu bilinmektedir. Afganistan, Irak, Filistin, Sudan, Bangladeş, Hindistan ve Çin gibi ülkelerdeki yetim rakamlarının istatistiklere yansımadığı hesaba katıldığında bu rakamın <strong>400 milyon</strong>a yakın olduğu tahmin edilmektedir. Yapılan araştırmalar, muhtelif tehditlerle karşı karşıya olan bu çocukların eğitim gibi pek çok temel haktan mahrum olduklarını göstermektedir.</p>
<p>Hazırlanan bu rapor kapsamında bahsedilen tüm sorunlar ile özel anlamda çocuk hak ihlalleri sorununu toplumların iktisadi kalkınmalarını sağlamadan, kişi başına düşen millî geliri arttırmadan, sosyal devlet anlayışını uluslararası arenada hâkim kılmadan; toplumların, özellikle kadınların ve çocukların eğitim seviyelerini yükseltmeden, insanları çocuk istismarı hususunda bilgilendirip bilinçlendirmeden <strong>çözmek</strong> mümkün değildir.</p>
<p>Tabiatı gereği temiz, savunmasız ve aciz olan çocukların maruz kaldıkları söz konusu ihlallerin sadece hukuki önlemler ve polisiye tedbirlerle çözümlenemeyeceği açıktır. Bu minvalde değerlendirildiğinde, toplumsal eğitim, <strong>ahlaki prensiplerin güçlendirilmesi</strong> ve <strong>aile değerlerinin korunması</strong>ndan savaş, açlık ve yoksulluğun önlenmesine kadar geniş yelpazede önlemler alınması zorunlu görünmektedir.</p>
<p>Mesela yetim çocukları bekleyen <strong>tehditler</strong>; insan kaçakçıları, organ ve fuhuş mafyası gibi yetimler için tehlike arz eden suç şebekelerine caydırıcı cezai yaptırımlar uygulanana kadar bertaraf edilemeyecektir. Bilhassa siyasi krizlerin sebep olduğu yetimlik durumu, devletler başta olmak üzere BM gibi kuruluşlar bu anlamda gerekli adımları atmadıkça son bulmayacaktır. (31).</p>
<p>Yetimlerin topluma kazandırılması hususunda bu çocuklar, akrabaları tarafından desteklenmedikçe, toplumsal hayata adapte olma süreçleri ya gereğinden çok uzayacak ya da asla gerçekleşmeyecektir. Hâlihazırda suç şebekelerinin eline düşen yahut ucuz iş gücü olarak kullanılan çocukların fiziksel ve psikolojik durumlarının iyileştirilmesine yönelik rehabilitasyon faaliyetleri hız kazanmadan çocukların içinde bulundukları fiziki ve ruhi yıkımın giderilmesi mümkün olmayacaktır.</p>
<p>Savaşlar nedeniyle vatanlarından olan ve hayatta kalabilmek için kendilerine yeni bir yurt arayan insanların, çoluk çocuk, kadın, yaşlı demeden bindikleri botlarda boğularak hayatlarını yitirmelerine kapsamlı bir çözüm bulunmadan Avrupa’daki çocukların istismarına da çözüm bulunamayacaktır. Yahut Fransa’nın mülteciler için kurduğu, ancak insan haysiyetine uymayan fiziksel şartları içerisinde barındıran ve 2016’da boşaltılan Calais Mülteci Kampı’nda cinsel istismara maruz kalan çocukların kurtuluşu sağlanamayacaktır. Diğer yandan, İsrail işgali altında bulunan Batı Şeria ve Gazze’de, işgalci askerler tarafından istismara ve şiddete maruz kalan Filistinli çocukların sorunu <strong>işgal bitmeden</strong> sona ermeyecektir.</p>
<p>Bu bağlamda “Dünyanın Çocuk Karnesi”nin <strong>kırık notlarla dolu</strong> olduğu görülmektedir. Ayrıca milenyum hedeflerinin de çocuklarla ilgili ilerlemeleri sağladığı kuşkuludur. Söz konusu sorunlara, toplumların yalnızca kendilerini ilgilendiren iç meseleler şeklinde yaklaşılması, problemlerin çözümünü zorlaştırmaktadır; oysa ki çocuğun maruz kaldığı istismara, şiddete ve savaş alanlarında asker olarak kullanılmasına evrensel bir perspektifle yaklaşılmalıdır.</p>
<p>Yaşanan savaşlar esnasında, abluka altına alınan bölgelere insani yardımların ulaştırılmasını engelleyen devletlerin uyguladığı ekonomik boyutlu yaptırımlar bir <strong>savaş suçu</strong> olarak kabul edilmeli; yaptırımları uygulayan taraflar uluslararası arenada cezalandırılmalıdır. Savaş mağduru çocukların barındığı mülteci kamplarında, çocuğun sağlıklı bir birey olarak yetişmesi için tüm önlemler alınmalı, yalnız başına kalan çocuğun herhangi bir istismara maruz kalmaması için <strong>özel dikkat</strong> gösterilmelidir. Savaşlardan etkilenen çocukların psikolojik olarak iyileşebilmeleri için <strong>rehabilitasyon</strong> çalışmalarına daha çok kaynak ve zaman ayırılmalıdır.</p>
<p><strong>Çocuk işçi</strong> sorununun çözümü ise bu sorunun yaşandığı ülkelerdeki ekonomik refahı sağlamaktan geçtiği için konu, makro ekonomik kalkınma önlemleri çerçevesinde ele alınmalıdır. Aileleri tarafından ekonomik geçim kaygısıyla çalıştırılan çocukların kullanılmasını ve sömürülmesini önlemek üzere kamunun sosyal yardım politikaları geliştirilerek yoksul hanelere gelir desteği sağlanmalıdır.</p>
<p>Kısacası; <strong>çocuğun</strong> fiziksel, ruhsal, ekonomik ve manevi olarak <strong>korunması</strong> için yasal önlemlerin yanı sıra toplumların <strong>bilinçlendirilmesi</strong> ve güçlü bağlarla birbirine sıkı sıkıya bağlanması temin edilmelidir. (32).</p>
<p><strong>Milenyum Hedeflerinin Çocuklara İlişkin Maddelerini Gerçekleştirebilmek</strong></p>
<p>Dünya genelinde insani durumun iyileştirilmesi için 25 yıllık zaman diliminde gerçekleştirilmesi amaçlanan hedefler ve gelinen noktayı çocuklar bağlamında şu şekilde özetlemek mümkündür:</p>
<ol>
<li>Yoksulluk oranı 1990 ve 2010 yılları arasında yarı yarıya azaldı; ancak 1,2 milyar insan hâlâ aşırı yoksulluk içinde yaşıyor.</li>
<li>2000’li yılların başlarında kayda değer bir ilerleme sağlanmış olsa da okulu bırakan çocuk sayısını azaltma konusundaki ilerlemeler belirgin bir şekilde yavaşladı.</li>
<li>Önemli gelişmeler yaşanmasına rağmen dünya hâlâ <strong>çocuk ölüm oranının azaltılması</strong> konusunda “Binyıl Kalkınma Hedefinde” geride kaldı.</li>
<li><strong>Anne ölüm oranını azaltmak</strong> için çok daha fazla ilerleme kaydedilmesi gerekiyor.</li>
<li>Yoksulluk ve eğitimsizlik ergenlik çağında doğum oranının yüksek olmasına neden oluyor.</li>
<li>Çocuk istismarını önlemek için resmî kalkınma yardımları en yüksek seviyeye ulaştı ve 205-2016 yıllarındaki gerilemeyi tersine çevirdi. (s.30).</li>
</ol>
<p>Kamu ve gönüllü sektör yöneticileriyle aydınlar başta olmak üzere toplumda etkisi olan herkesin İNSAMER’in yayımlamış Dünyanın Çocuk Karnesi raporuna hak ettikleri ilgiyi göstermesi ve insanlığın geleceği olan çocuklarımızın sağlıklı şahsiyetler olarak yetişebilmesi için elbirliğiyle çözüme odaklanabilmesi temennisiyle…</p>
<p><strong>Kaynak: </strong></p>
<p>Zülfiye Zeynep BAKIR; <strong>2018 Dünyanın Çocuk Karnesi</strong>, Genel Yayın Yönetmeni: Dr. Ahmet Emin Dağ, Editör: Ümmühan Özkan, İnsani ve Sosyal Araştırmalar Merkezi (İNSAMER) Yayını, İnsan Hakları Araştırmaları No: 63, Mayıs 2018, 34 s.</p>
<p>https://www.ihh.org.tr/public/publish/0/121/ihh-2018-dunyanin-cocuk-karnesi.pdf, 31.05.2018.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://p.fethigungor.net/dirilis-postasi/cocuk-karnemizin-kirik-notlarini-duzeltebilmek/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>1</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>AİLE KURUMUNU VE ÇATIŞMA BÖLGELERİNDEKİ ÇOCUKLARI KORUYABİLMEK</title>
		<link>https://p.fethigungor.net/dirilis-postasi/aile-kurumunu-catisma-bolgelerindeki-cocuklari-koruyabilmek/</link>
					<comments>https://p.fethigungor.net/dirilis-postasi/aile-kurumunu-catisma-bolgelerindeki-cocuklari-koruyabilmek/#comments</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Fethi Güngör]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 30 May 2018 00:23:37 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Diriliş Postası]]></category>
		<category><![CDATA[6284 SAYILI YASA]]></category>
		<category><![CDATA[ABDELLATİF ELFARAHİ]]></category>
		<category><![CDATA[Abdurrahman Dilipak]]></category>
		<category><![CDATA[ADEM ÇEVİK]]></category>
		<category><![CDATA[AHMET AĞIRAKÇA]]></category>
		<category><![CDATA[AİLE HAKLARI FORUMU]]></category>
		<category><![CDATA[ALİ ARSLAN]]></category>
		<category><![CDATA[ARAŞTIRMA VE KÜLTÜR VAKFI (AKV)]]></category>
		<category><![CDATA[ARGEDA]]></category>
		<category><![CDATA[Bangladeş]]></category>
		<category><![CDATA[CEZAYİR 8 MAYIS 1945 GUELMA ÜNİVERSİTESİ]]></category>
		<category><![CDATA[CEZAYİR SOUK AHRAS ÜNİVERSİTESİ]]></category>
		<category><![CDATA[ÇOCUK İCRASI]]></category>
		<category><![CDATA[EBEVEYNE YABANCILAŞTIRMA SENDROMU (EYS)]]></category>
		<category><![CDATA[EVLİLİK SÖZLEŞMESİ]]></category>
		<category><![CDATA[FAS ABDELMALİK SADİ ÜNİVERSİTESİ]]></category>
		<category><![CDATA[FATMA ÇELİK]]></category>
		<category><![CDATA[GENÇ/ERKEN EVLİLİK]]></category>
		<category><![CDATA[KADIN SAĞLIKÇILAR EĞİTİM VE DAYANIŞMA VAKFI (KASAV)]]></category>
		<category><![CDATA[KEMAL SAYAR]]></category>
		<category><![CDATA[LİLİA BENSOUİLAH]]></category>
		<category><![CDATA[MAL REJİMİ]]></category>
		<category><![CDATA[MASOUMEH KHANZADEH]]></category>
		<category><![CDATA[MEDENİYET ÜNİVERSİTESİ]]></category>
		<category><![CDATA[MELİKE GÜNYÜZ]]></category>
		<category><![CDATA[MÜCAHİT GÜLTEKİN]]></category>
		<category><![CDATA[MUHSİN YILMAZÇOBAN]]></category>
		<category><![CDATA[MURAT COŞKUN]]></category>
		<category><![CDATA[MURAT DİNÇER]]></category>
		<category><![CDATA[NADİA MANAMANİ]]></category>
		<category><![CDATA[NAFAKA HAPSİ]]></category>
		<category><![CDATA[ORHAN ÇEKER]]></category>
		<category><![CDATA[ORTAK VELAYET]]></category>
		<category><![CDATA[OUAFA BEN TERKİ]]></category>
		<category><![CDATA[Sakarya Üniversitesi]]></category>
		<category><![CDATA[SEFA SAYGILI]]></category>
		<category><![CDATA[SEMA MARAŞLI]]></category>
		<category><![CDATA[ŞULE SELMAN]]></category>
		<category><![CDATA[SÜRESİZ NAFAKA]]></category>
		<category><![CDATA[TOPLUMSAL CİNSİYET EŞİTLİĞİ (TCE)]]></category>
		<category><![CDATA[TUBA PETEK YAYLACI]]></category>
		<category><![CDATA[UNICEF]]></category>
		<category><![CDATA[Ürdün]]></category>
		<category><![CDATA[YAPAY ZEKA]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://fethigungor.net/?p=681</guid>

					<description><![CDATA[Mayıs ayı başında İstanbul’da aile konulu üç önemli sempozyum gerçekleştirildi. Aile Hakları Forumu “Aileyi Yasalar Yok Ediyor” başlıklı, Argeda “Çatışma Bölgelerinde Çocukluk” konulu, KASAV ise “Ailede Çözülmeler ve Çözümler” başlıklı toplantılarını gerçekleştirdi. Bu haftaki yazımda bu üç önemli etkinliği, aile sorunlarına ilişkin farkındalığın artmasına katkı maksadıyla özetleyeceğim. Aileye İlişkin Mevzuatı Kendi Değerlerimize Uygun Şekilde Güncelleyebilmek [&#8230;]]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Mayıs ayı başında İstanbul’da aile konulu üç önemli sempozyum gerçekleştirildi. Aile Hakları Forumu “Aileyi Yasalar Yok Ediyor” başlıklı, Argeda “Çatışma Bölgelerinde Çocukluk” konulu, KASAV ise “Ailede Çözülmeler ve Çözümler” başlıklı toplantılarını gerçekleştirdi. Bu haftaki yazımda bu üç önemli etkinliği, aile sorunlarına ilişkin farkındalığın artmasına katkı maksadıyla özetleyeceğim.</p>
<p><strong>Aileye İlişkin Mevzuatı Kendi Değerlerimize Uygun Şekilde Güncelleyebilmek </strong></p>
<p>Mayıs ayı boyunca Türkiye çapında bir dizi etkinlik gerçekleştirmiş olan<strong> Aile Hakları Forumu</strong> tarafından 5 Mayıs 2018 tarihinde Fatih’te Araştırma ve Kültür Vakfı (AKV) salonunda gerçekleştirilen ve Abdurrahman Dilipak, Ahmet Ağırakça, Sefa Saygılı, Orhan Çeker, Mücahit Gültekin, Sema Maraşlı, Muhsin Yılmazçoban, Adem Çevik ve mağdurların söz aldığı “Aileyi Yasalar Yok Ediyor” başlıklı sempozyumda Türkiye’de aile kurumunun karşı karşıya kaldığı sorunlar ortaya kondu ve çözüm önerileri sunuldu. Son 15 yılda <strong>9 milyon 620 bin</strong> çiftin evlendiği ülkemizde <strong>1 milyon 789 bin</strong> çiftin boşanmış olmasının, İzlanda, Finlandiya, Norveç, İsveç gibi ülkeler yanında 2012 yılından bu yana ülkemizde de uygulanmaya başlayan Toplumsal Cinsiyet Eşitliği (TCE) politikasının isabetli olmadığının somut bir göstergesi olduğuna vurgu yapan sonuç bildirgesinde özetle şu talepler dile getirildi:</p>
<ol>
<li>Kadının delilsiz beyanını esas alan <strong>6284 sayılı yasa</strong> kaldırılmalı veya ıslah edilmeli, iftira cezalandırılmalıdır.</li>
<li>Dünyanın hiçbir ülkesinde olmayan <strong>süresiz nafaka</strong> süreli hale getirilmelidir.</li>
<li>İnsanlık dışı <strong>nafaka hapsi</strong> uygulaması kaldırılmalıdır.</li>
<li><strong>Ortak velayet</strong> ana babanın değil çocuğun hakkıdır, tek taraflı velayet çocuk hakkı istismarıdır.</li>
<li>Velayeti istismar ederek çocuğun ebeveyni ile kişisel ilişkisini engelleyenlerden <strong>velayet hakkı</strong> geri alınmalıdır.</li>
<li>Ebeveyne Yabancılaştırma Sendromu (<strong>EYS</strong>) hastalık olarak tanınmalı ve hukuki yaptırımı olmalıdır.</li>
<li><strong>Çocuk icrası</strong> uygulamasına son verilmelidir.</li>
<li><strong>Genç evlilik</strong> mağdurlarının tecavüzcülerle bir görülmesi bırakılarak özgürlükleri geri verilmelidir.</li>
<li><strong>Mal rejimi</strong> adaletli şekilde yeniden düzenlenmelidir.</li>
<li>Evlenmeden önce <strong>evlilik sözleşmesi</strong> yapılmalı, kadının ya da erkeğin mağdur edilmesi önlenmelidir.</li>
<li>Aileye ve çocuğa şiddet engellenmelidir.</li>
<li>Toplumsal Cinsiyet Eşitliği (<strong>TCE</strong>) adı altında feminist politikalara yol verilmemelidir. (<strong>1-2</strong>).</li>
</ol>
<p><strong>Sorunlara Sağlıklı Çözümler Geliştirerek Ailede Çözülmeyi Engelleyebilmek</strong></p>
<p>Kadın Sağlıkçılar Eğitim ve Dayanışma Vakfı (<strong>KASAV</strong>) tarafından 13.05.2018 tarihinde Medeniyet Üniversitesi Güney Yerleşkesi’nde düzenlenen “Ailede Çözülmeler ve Çözümler” başlıklı 8. Bahar Sempozyumu’nda; “Tohumdan Fidana Hayatın Kodlanmasında 0-6 Yaş” konulu iki oturum gerçekleştirildi. İlk oturumda Şule Selman gebelik ve doğum sürecinin 0-6 yaş çocuğunun gelişimine etkisini, Fatma Çelik çocuğun nasıl sağlıklı besleneceğini, Murat Coşkun ise terk edilmiş olarak dünyaya gelen çocukların halet-i ruhiyesini anlattı.</p>
<p>Erken çocukluk döneminin hayat boyu etkilerinin ele alındığı ikinci oturumda Tuba Petek Yaylacı bakımverene bağlanmanın, Murat Dinçer ise 0-6 yaş çocuğunun ailesindeki dinamiklerin hayat boyu etkilerini anlattı. Melike Günyüz’ün dil, edebiyat ve kitabın erken çocukluk dönemindeki önemini anlattığı oturum Kemal Sayar’ın sosyal beyin konulu sunumuyla sona erdi. (<strong>3</strong>).</p>
<p><strong>Çatışma Bölgelerindeki Çocukların Psiko-Sosyolal ve K</strong><strong>ü</strong><strong>lt</strong><strong>ü</strong><strong>rel Sorunlarını Ortaya Koyabilmek</strong></p>
<p>Tebliğcilerin büyük çoğunluğunu Cezayirli akademisyenlerin oluşturduğu iki günlük “Çatışma Bölgelerinde Çocukluk Uluslararası Konferansı” boyunca izleyebildiğim sunumları özetle paylaşmakta yarar görüyorum.</p>
<p>Cezayir Souk Ahras Üniversitesi’nden <strong>Nadia Manamani</strong>, Arap medyasında Suriyeli çocukların akıl sağlığını konu edinen tebliğinde; silahlı gerçek savaşın yanı sıra medya üzerinden de bir savaş yürütüldüğünü ve bu ikincisinin daha tehlikeli olduğunu, zira, dünya kamuoyunun algısını gelişmiş medya araçlarının oluşturduğunu anlattı:</p>
<p>“Çocuklar medya savaşının da kurbanı olmaktadır. Aynı fotoğraf farklı bölgelerde farklı medya araçlarında çok farklı yorumlanabilmektedir. Bu araçları elinde bulunduranlar fotoğrafları diledikleri gibi yorumlamaktadır. Fotoğrafın başka verileri karartılarak kendi istedikleri yönde belge olarak kullanabilmektedirler. Kendi amacına hizmet edecek bir infial uyandırmak ve kendi konumunu güçlendirmek için malzeme olarak kullanıyorlar.  Fotoğrafa yeni bir hikâye uydurularak kamuoyu yönlendiriliyor. O kadar ki, bir görüntü yeni bir savaşın başlangıcına hizmet edebilmektedir. Ahlaki ve insani kaygılar hiçbir şekilde gözetilmemektedir!</p>
<p>Hiçbir çatışma bölgesindeki tehlikeleri bütünüyle ortadan kaldırmamız söz konusu değildir. Zira güç ve otorite ilişkileri, siyasi durum, toplumsal yapı gibi çok boyutlu etkenler söz konusudur. Ancak bu <strong>tehlikeleri</strong> <strong>yönetebilmeli</strong>yiz. Tehlikeleri yönetmek ve zorlukları hafifletmek için uluslararası alanda stratejik bir yaklaşım geliştirilmeli, sağlık ve eğitim hakları başta olmak üzere çocuğun tüm hakları korunmalı ve normal bir hayat tarzına kavuşması sağlanmalıdır.”</p>
<p>Fas Abdelmalik Sadi Üniversitesi’nden <strong>Abdellatif Elfarahi</strong>, Afrikalı çocukların Avrupa’ya gizli göçünün nedenlerini, gerçeklerini ve çözüm önerilerini sunduğu tebliğinde; Avrupa ülkelerinde mülteci çocuklara “izole kusurlu sığınmacılar” gibi farklı tanımlamalar yapıldığını, ideolojik ve felsefi açıdan farklı bir arkaplana sahip bu gibi kullanımların farklı politik yansımaların ortaya çıktığını anlattı:</p>
<p>“Konuyla ilgili uluslararası kuruluşların tanımlamaları da çocuğun geldiği coğrafyaya ya da başka kriterlere göre farklılaşmaktadır. Yasal olan ya da olmayan evlatlık edinmeler söz konusudur. Çoğu zaman kaçak teknelerle sahillere götürülen çocuklar kamyon ya da tırlarla Avrupa’nın farklı bölgelerine taşınmakta, bir kısmı kamplara yerleştirilirken bir kısmı da parayla ailelere satılmaktadır. Organ nakli için pazarlanan çocuklar da var maalesef!”</p>
<p>Cezayir 8 Mayıs 1945 Guelma Üniversitesi’nden <strong>Lilia Bensouilah</strong> çatışma bölgelerindeki çocuklara yasal koruma stratejilerini ele aldığı tebliğinde, kanlı savaşlarda hakları çiğnenen günahsız çocukların, askerî operasyonlardan hukuki düzenlemelere kadar birçok alanda sert ve yumuşak koruma tedbirleri alınarak korunmalarının öncelenmesi ve izole emniyetli bölgelere nakillerinin sağlanması gerektiğini anlattı:</p>
<p>“Gündelik hayatımızda şiddetin birçok tezahürünü görmekteyiz. Medya yoluyla toplumda ‘şiddetin yeniden üretimi’ gerçekleştirilmektedir! Tehlikelerin küreselleşmesi en başta çocukları tehdit etmektedir. Bu yüzden Unicef, bir raporunda <strong>2017</strong> yılını <strong>karanlık yıl</strong> olarak isimlendirmiştir. Çünkü o yıl çok fazla çatışma bölgesinde çocukların hakları çiğnenmiş; öldürülmüşler, organlarını kaybederek sakat kalmışlar, ağır yoksulluklar yaşamışlar.  Çok büyük travmalara maruz kalan bu çocuklar iradi ya da icbari yollarla güvenli bölgelere nakledilmelidir. Çünkü çocukları ya da organlarını satan mafya grupları ortaya çıkmaktadır. Dolayısıyla tüm uluslararası kuruluşların desteğiyle çatışma kurbanı çocukların normal bir hayat sürebilmelerinin şartlarını yeniden oluşturacak projeler geliştirilmelidir.</p>
<p>Sığınma merkezlerinde toplanan çocukların nereye dağıldığını takip edecek bir mekanizma yok. Avrupa sokaklarına dağılan çocukların sayısı da az değil. ‘Köprü altı çocukları’, ‘orman çocukları’, ‘demiryolu çocukları’ gibi kavramlar doğdu. Küresel kurumlar, sermaye sahipleri ve hükümetler, istismar etmek niyetiyle değil çözüm üretmek maksadıyla çözüme yönelmeli, bunun için kapsamlı bir strateji geliştirilmeli, öncelikle bu çocukları üreten <strong>zemin ıslah edilmeli</strong>dir.”</p>
<p>Sakarya Üniversitesi’nden Masoumeh Khanzadeh, çatışma bölgelerden gelen çocukların Türkiyeli çocuklarla birlikte tasarladıkları <strong>çokkültürlü mahalle</strong> projesini anlattı:</p>
<p>“Öğrencilerimle birlikte Sakarya’da çocukların mimariyle tanışması için yeni bir eğitim tarzı denedik. Şu anki eğitim sistemi 200 yıl önceden kalma olup böyle gidersek robotlarla yarışamayacağız. Biz çocukların takım çalışması, duygusal eğilimler, kendini ifade edebilme gibi özelliklerini geliştirmeye çalıştık. Bir mahallede herkesin neye ihtiyacı olduğunu sorduk. Ev, okul, cami, kule yapanlar oldu. Daha önce ziyaret ettiğim bir okulda Suriyeli çocuklar Türkiyeli çocuklardan kopuk, tek başına idiler. Mahalle takımına bu izole çocukları da dahil ettik. Tüm çocukların özgünlüğünü ve yaratıcılığını ortaya çıkarıp takımın bir parçası olmalarına yardımcı oluyoruz. Göç kaçınılmaz bir gerçektir. Ne kadar önlem alsak da göç devam edecektir. Dolayısıyla eğitici bir program ortaya koyup çocukların <strong>daha az hasar</strong> görmelerine yardımcı olmalıyız. Bu modeli başka yerlerde de uygulayıp büyütmek istiyoruz.”</p>
<p>Cezayir’de yapay zekâ ve doğal dil araştırmaları yürüten bir kuruluşun müdürlüğünü yapan <strong>Ouafa Ben Terki</strong>, çocukların eğitim hakkı bağlamında bilgi çağında çocukluğa hizmet eden teknolojiyi üretmemiz gerektiğine dikkat çekti:</p>
<p>İnternet insan haklarından bir hak oldu artık. Birçok dildeki ve farklı formatlardaki bilgileri çocuğa nasıl ulaştırabiliriz? Bilim ve teknolojiyi çatışma bölgesindeki çocukların emrine sunabilmeliyiz. Eğitim haklarını desteklemek için bu imkânları onlara kullandırabilmeliyiz. Ancak çatışma bölgelerinde çalışmak ve çocuklara hizmet ulaştırmak gerçekten zordur. Çünkü çocuk kendi doğal ortamında anadilini kullanırken ayrıldığında başka bir dili de kullanmak zorunda kalmaktadır. Nitekim çadırlarda doğal şartlar oluşturulamamakta, yeterli materyale erişemeyen çocuk yeni ve yabancı bir müfredata kolaylıkla uyum sağlayamamaktadır. Bir anda kendini başka bir ülkede bulan çocuk, kültür şoku yaşamaktadır. Kısa zamanda, alışkın olmadığı yeni bir dil öğrenmek ve yeni müfredata uyum sağlamak zorunda kalmaktadır. Başarılı olup üniversiteye yerleşmek zorunda olduğu için büyük baskı altında kalmaktadır. Bu çocukların ebeveynleri bir kez, iki kez, üç kez ülke değiştirmek zorunda kalabilmektedir. Bu istikrarsızlık da çocukta yeni kültür şokları yaşamasına yol açmaktadır.</p>
<p>Dil, mülteci çocuğun önündeki en büyük engel. Peki, bu meydan okumalar karşısında çocuğun işini kolaylaştırmada teknolojiyi nasıl kullanabiliriz? İnternet üzerinden onlara <strong>ücretsiz kurslar</strong> ve tercüme programları sunabiliriz. Hangi ülkelerde bulunuyorlarsa oranın eğitim sistemine ilişkin doyurucu bilgiler verebiliriz. Bilinçli ve sorumluluklarını üstlenebilen bir nesil yetiştirmek istiyorsak, teknolojiyi mülteci çocukların hizmetine sunmalıyız. Bunu yapmadığımızda, iyi bir doktor, iyi bir mühendis olmadıklarında onları kınamaya hakkımız olmaz. Sorumlulukları boynumuza yüklenmiş olan bu çocukların yetişmesi için elbirliği yapmalıyız.”</p>
<p>“Filistinli Tutsak Çocuklara Psiko-Sosyal Destek Sağlamanın Lüzum ve Ehemmiyeti” başlıklı kendi tebliğimi müstakil bir yazı halinde paylaşmam daha uygun olacaktır.</p>
<p>Sempozyuma Lübnan’dan katılan Av. Marlen Hanım, iki günlük oturumların son tebliğinde çatışma bölgelerinde sorun çözme gücüne dikkat çekti:</p>
<p>“Selam dinî, vicdani, toplumsal, insani bir ferahlık söylemidir. Küçük büyük, sıcak soğuk tüm savaşlar sadece insan varlığını değil, hayvan ve bitki, hatta camit varlıklar alanına da çok büyük zarar vermiştir. Savaş ateşini durdurmak ve taraflar arasında anlaşmanın yolunu açmak için <strong>selamın gücünü kullanmalıyız</strong>. Sıcak bölgeleri selam ile serinletebiliriz. Karşılıklı açık ve gizli görüşmelerle ilişkilerimizi askerî ve ideolojik değil ekonomik ve kültürel alanda yeniden inşa edebiliriz.</p>
<p>BM adaletli şekilde vaziyete el koyma rolü üstlenemezse herhangi bir devlet durumu kendi çıkarı doğrultusunda yönlendirebilir ve oldu bittiye getirebilir. Veto hakkı, ilişkilerin normalleşmesine engel teşkil eden en önemli problemdir.</p>
<p>Koruyucu diplomatik çabalarla sonuç elde etmeye çalışmalıyız. Gösteriler ve arabuluculuklar gibi Barışçıl, siyasi yöntemleri tercih etmeliyiz. Aslolan barışçıl, siyasi ve kanuni çözümdür. Sorun ortaya çıktıktan sonra askerî çözüm aramak da bir seçenek olabilir. Ancak, mutlaka belirli bir zaman dilimiyle sınırlı olmalı, toplumu şiddet sarmalına sokmamalıdır.</p>
<p>Barışı sağlamak, akan kanı durdurmak ve yıkılan altyapıyı yeniden inşa etmek için çaba harcamalıyız. Oluşturulan barışı korumak için de dikkatli olmalıyız. Ne yazık ki büyük devletlerin müdahaleleri nedeniyle barışa kolaylıkla ulaşamıyoruz. STK’lar ya da hükümetler yeterli finansa ve otoriteye sahip olamayınca barış söylemlerini de gerçekleştirememektedir.”</p>
<p><strong>Çatışma Bölgelerindeki Çocuklukların Sorunlarına Çözümler Geliştirebilmek</strong></p>
<p>Tertip Heyeti’ndeki Cezayirli üyelerin hazırladığı ve Ömer Duran’ın da katkısıyla Türkçeye çevirdiğim Arapça sonuç bildirgesini paylaşarak bu haftaki yazımı sonlandırayım:</p>
<p>“6-7 Mayıs 2018 tarihlerinde İstanbul’da düzenlenen “Çatışma Bölgelerinde Çocukluk: Yaklaşımlar ve Çözümler” konulu konferansın sonunda, 19 oturumda sunulan 80’i aşkın bilimsel tebliğ ile bunların müzakerelerinden yola çıkarak şu sonuçlara varılmıştır:</p>
<ol>
<li>Savaşlarda çocukların istismar edilmesi <strong>suç</strong> sayılmalıdır. Çocuğun yüksek yararının korunması için alternatif <strong>kefalet modelleri</strong> geliştirilmelidir.</li>
<li>Çocukların çatışma ve savaş bölgelerinde <strong>medya elemanı</strong> olarak çalıştırılması suç sayılmalıdır.</li>
<li>Çocuk haklarını ihlal eden her türlü eylemin engellenmesi için gereken tüm <strong>önleyici tedbirler</strong> güçlü bir şekilde alınmalıdır.</li>
<li>Çatışma bölgelerindeki çocukları koruyan ve <strong>haklarını takip eden</strong> güçlü yasal tedbirler alınmalıdır.</li>
<li>Çatışma bölgelerinde çocukları kötüye kullanan doğrudan sorumluların şahsen <strong>cezalandırılmaktan kaçınma</strong>ları, ülkelerin iç mevzuatlarında da mutlak şekilde engellenmelidir.</li>
<li>Genel anlamda ve özellikle çatışma bölgelerinde, çocuk haklarına ilişkin tüm uluslararası anlaşma ve sözleşmeleri işleten <strong>mekanizmalar</strong> güçlendirilmelidir.</li>
<li>Çatışma, yerinden edilme ve sığınma bölgelerinde çocuklara yönelik şiddet ve istismar vakalarını <strong>kayıt</strong> altına alarak belgelendirme çalışmalarını yürütecek bir mekanizma oluşturulmalı, hak ihlali izleme yönergeleri geliştirilmeli, ihlalleri kesintisiz izleyecek bir <strong>takip komisyonu</strong> oluşturulmalıdır.</li>
<li>Konu hakkındaki bölgesel ve küresel karşılaştırmalı <strong>araştırmalar</strong> arttırılmalı, bu araştırmaların sonuçları çocuklara yönelik politikalar oluşturulurken mutlaka dikkate alınmalı, çatışma bölgelerindeki çocukların da normal bir ortamda onurlu ve dengeli bir hayat sürmeleri teminat altına alınmalıdır.</li>
<li>Çatışan taraflar ve silahlı gruplar arasında diyalog ve <strong>uzlaşı çabaları desteklenmeli</strong>, vatandaşlık ve aktif katılımın egemen olduğu siyasi ve toplumsal bir ortam inşa edilmelidir.</li>
<li>Çatışma bölgelerinde çocukların yaşadığı trajediyi yerinde incelemek üzere <strong>saha</strong> çalışmalarıyla ilişkilendirilmiş <strong>diplomatik</strong> çabalar desteklenmelidir.</li>
<li>“<em>es-Selâmu Yasna’uhu Etfâluna</em>: Barışı Çocuklarımız Yapacak” inisiyatifi başta olmak üzere, ‘çatışma bölgelerindeki çocuklar’ sorununa yönelik tüm <strong>farkındalık oluşturma</strong> ve durumu iyileştirme girişimleri desteklenmelidir.”</li>
</ol>
<p>Kapanış oturumunda katılımcılara ve destek veren kuruluşlara teşekkür eden konferans eşbaşkanı Doç.Dr. Ali Arslan, Türkiye, Ürdün ve Bangladeş gibi fazla sayıda mülteci kabul ederek çatışma bölgelerindeki çocukların mağduriyetini gideren ülkelere destek olunması gerektiğine dikkat çekti.</p>
<p>Sonuç bildirgesinin okunmasının ardından misafirlere tasavvuf musikisi konseri de verilen sempozyum, sertifikaların dağıtılması ve aile fotoğrafının çekilmesiyle son buldu.</p>
<p><strong>Kaynaklar</strong>:</p>
<ol>
<li>http://<strong>aileakademisi</strong>.org/basinaciklamasi/aile-akademisinden-siyasi-partilere-ve-sivil-toplum-oerguetlerine-cagri-ailesini-kor, 05.05.2018.</li>
<li>http://www.<strong>aileplatformu</strong>.net/, 05.05.2018.</li>
<li>http://www.<strong>kasav</strong>.org.tr, 13.05.2018. Keza bakınız: https://twitter.com/kasav_vakfi.</li>
<li>http://www.<strong>childrenconference</strong>.org/, 06.05.2018.</li>
</ol>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://p.fethigungor.net/dirilis-postasi/aile-kurumunu-catisma-bolgelerindeki-cocuklari-koruyabilmek/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>3</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>FİLİSTİNLİ TUTSAK ÇOCUKLARIN  MARUZ KALDIĞI AĞIR HAK İHLALLERİNİ ENGELLEYEBİLMEK</title>
		<link>https://p.fethigungor.net/dirilis-postasi/filistinli-tutsak-cocuklarin-maruz-kaldigi-agir-hak-ihlallerini-engelleyebilmek/</link>
					<comments>https://p.fethigungor.net/dirilis-postasi/filistinli-tutsak-cocuklarin-maruz-kaldigi-agir-hak-ihlallerini-engelleyebilmek/#comments</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Fethi Güngör]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 27 May 2016 08:46:24 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Diriliş Postası]]></category>
		<category><![CDATA[Hakkın Elinden Tutmak]]></category>
		<category><![CDATA[birleşmiş milletler]]></category>
		<category><![CDATA[BM Çocuk Haklarına Dair Sözleşme]]></category>
		<category><![CDATA[canlı kalkan]]></category>
		<category><![CDATA[Cenevre Sözleşmesi]]></category>
		<category><![CDATA[Çocuk Hakları Komitesi]]></category>
		<category><![CDATA[CRC]]></category>
		<category><![CDATA[Filistin Enformasyon Merkezi]]></category>
		<category><![CDATA[Filistinli Tutsaklar Derneği]]></category>
		<category><![CDATA[Gazze]]></category>
		<category><![CDATA[Haaretz]]></category>
		<category><![CDATA[İsrail Kamu Avukatları Ofisi]]></category>
		<category><![CDATA[İsrail'de İşkenceye Karşı Halk Komitesi]]></category>
		<category><![CDATA[Siyonizm]]></category>
		<category><![CDATA[UNICEF]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://fethigungor.net/?p=322</guid>

					<description><![CDATA[“BM Çocuk Haklarına Dair Sözleşme” başta olmak üzere çocuğun yüksek yararını gözeten ve temel insan hakları yanında küçüğün özel haklarını koruma altına alan bir düzine uluslararası belgeyi hiçe sayarak orantısız güç kullanan, pervasızca saldırılar düzenleyen Siyonist işgal güçleri, Gazze&#8217;ye yönelik 2008, 2012 ve 2014 savaşlarında 18 yaşından küçük 980 çocuğu katletmiştir. Bu insanlık suçunu ayrı [&#8230;]]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>“BM Çocuk Haklarına Dair Sözleşme” başta olmak üzere <strong>çocuğun yüksek yararı</strong>nı gözeten ve temel insan hakları yanında küçüğün özel haklarını koruma altına alan bir düzine uluslararası belgeyi hiçe sayarak orantısız güç kullanan, pervasızca saldırılar düzenleyen Siyonist işgal güçleri, Gazze&#8217;ye yönelik 2008, 2012 ve 2014 savaşlarında 18 yaşından küçük 980 çocuğu katletmiştir. Bu insanlık suçunu ayrı bir bahis konusu olarak beklemeye alıp bu haftaki yazımızda İsrail tarafından esir ve tutsak edilen çocukların maruz bırakıldığı ağır hak ihlallerine dikkat çekmek istiyoruz.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p><strong>13 Yılda 10 Bin Filistinli Çocuğu Tutuklayabilmek!</strong></p>
<blockquote><p>13 yılda 10 bin Filistinli çocuğu tutuklayan İsrail, sözleşme ve raporlara rağmen halen 450 çocuğu zindanlarında tutmaktadır!</p></blockquote>
<p>Filistin insan hakları merkezleri tarafından yayınlanan raporlar, ikinci intifadanın başladığı Eylül 2000 yılından Eylül 2013’e kadar yaşları 18’in altında 10 bin Filistinli çocuğun tutukladığını açıkladı.</p>
<p>Yayınlanan istatistiki raporlarda, İsrail’in yaşları küçük çocukları gözaltına alma politikasının hiç durmadığına dikkat çekilerek, işgal güçlerinin bu konuda çocuk haklarını, yaşlarını, uluslararası hukuku ve ahlaki değerleri hiçe saydığı kaydedildi.</p>
<p>Çocukların dokunulmazlık haklarına inanmayan işgal ordusunun, çocuklardan %90’ını gece yarısı yaptığı baskınlarda tutukladığını, tutuklanan çocukların da dayak, aşağılama, tehdit ve tacize uğradıklarını, itiraflarda bulunmaları için psikolojik ve bedenî işkenceye maruz kaldıklarını, bilmedikleri İbranca ifadelerin altına imza atmaya zorlandıklarını belirten raporlar, küçüklerin aynen büyükler gibi askerî mahkemelere çıkarıldıklarını, askerî hakimler tarafından hapis ve para cezasına çarptırıldıklarını ifade etti.</p>
<p>Eylül 2013 itibarıyla işgal rejiminin zindanlarında 250 Filistin çocuk bulunmakta ve bunlar her türlü baskı, zulüm ve insanlık dışı muameleye tabi tutulmaktadırlar (Filistin Enformasyon Merkezi, 28.09.2013).</p>
<p>&nbsp;</p>
<p><strong>B’Tselem: “İsrail Zindanlarında 173 Filistinli Çocuk Var”</strong></p>
<blockquote><p>Filistinli çocuklar yeterli beslenme, yakın akraba ziyareti, hukuki danışmanlık, tedavi görme gibi en temel haklarından mahrum bırakılmaktadır!</p></blockquote>
<p>Siyonist işgal rejiminde faaliyet gösteren insan hakları örgütü B’Tselem, Kasım 2014’te yayınladığı raporda; İsrail zindanlarında Kasım ayında 173, Ekim ayında 159, Eylül ayında 179, Ağustos ayında 180, Temmuz ayında ise 195 çocuğun bulunduğunu tespit ettiklerini belirterek, 25 çocuğun ise cezaevlerindeki gözaltı merkezlerinde hukuksuz bir şekilde tutulduklarını ifade etti.</p>
<p>İşgal askerlerinin silahlarına karşı avuçlarına aldıkları küçük taşlarla karşı koymaya çalışan Filistinli çocuklar terörist muamelesi görerek en ağır cezalara çarptırılmaktadırlar! (Filistin Enformasyon Merkezi, 11.01.2014).</p>
<p><strong> </strong></p>
<p><strong>Haaretz: &#8220;Kudüs&#8217;te İki Ayda 260 Filistinli Çocuk Gözaltına Alındı&#8221;</strong></p>
<blockquote><p>Filistinli çocuklar halen ortamın kirliliği, küfür, dayak, çıplak arama, cinsel taciz gibi hak ihlallerine maruz kalmaktadır!</p></blockquote>
<p>Haaretz gazetesinin internet sitesinde, işgal güçlerinin Kudüs&#8217;te gözaltına aldığı Filistinli çocukları işgal güçlerine direniş göstermekle suçladığı ifade edildi. Gazete, polisin Kudüs kentinde 2014 yılı Temmuz ve Ağustos aylarında üçte biri çocuk olmak üzere 750 Filistinliyi gözaltına aldığını, gözaltına alınan çocukların çoğunun 12 yaşından küçük olduğunu ve Yahudi yerleşimciler ile polislere taş atmakla suçlandıklarını ifade etti.</p>
<p>İşgal rejimi gazetesi Yediot Ahranot yazarlarından Nahum Barnea &#8220;Çocukların İntifadası&#8221; başlığıyla yayınlanan makalesinde, Kudüs&#8217;te Muhammed Ebu Hudayr&#8217;ın fanatik Yahudi yerleşimciler tarafından kaçırılıp vahşice öldürülmesinin ardından çocukların başlattığı küçük bir intifada yaşandığını belirtmişti (Filistin Enformasyon Merkezi, 21.09.2014).</p>
<p>&nbsp;</p>
<p><strong>Sözleşme ve Raporlara Rağmen 450 Çocuğu Hapiste Tutabilmek!</strong></p>
<blockquote><p>2015 yılının ilk yarısında Kudüs’te en az 600 Filistinli çocuk tutuklandı ve bu çocukların yaklaşık %40’ı cinsel tacize uğradı!</p></blockquote>
<p>Filistin Esirler Merkezi, Siyonist işgal güçlerinin Kudüs intifadası sürecinde özellikle çocukları hedef aldığını belirterek, bu süre içinde yaşları 18’in altında olan 2000’den fazla çocuğu tutukladığını ifade etti. Merkezin basın sözcüsü Riyad el-Eşkar’ın yaptığı açıklamaya göre, Ekim ayında başlayan intifadada tutuklanan 5500 kişiden 2000’i çocuk. Bu sayı toplam tutuluların <strong>%36</strong>’sını oluşturmaktadır.</p>
<p>İşgal güçleri özellikle el-Halil ve Kudüs’te çocuklar üzerinde yoğunlaşırken, tutuklananlar arasında 10 yaşından küçük çocuklar olduğu gibi, hasta ve yaralı çocuklar da var. Tutuklanan çocukların büyük çoğunluğu daha sonra serbest bırakılırken halen <strong>450 çocuk zindanda tutuluyor</strong>.</p>
<p>el-Eşkar, şu anda cezaevlerinde bulunan çocuk esirlerden 32’sinin kurşunla yaralandığını ve bu halleriyle hastanede tedavileri tamamlanmadan zindanlardaki revirlere kaldırıldıklarını, bu durumun çocukların sağlıklarını tehdit ettiğini hatırlattı. el-Eşkar, çocuk esirlerin bulundukları mekânlarla ilgili olarak da şu bilgileri verdi:</p>
<p>“Çocuklar Mecdu ve Ofer cezaevlerinde kalıyorlar. Kaldıkları şartlar oldukça ağır ve kötüdür. En basit uluslararası ölçülerden dahi mahrum mekânlardır. Çocuklar <u>yemeklerin azlığı</u>ndan ve kötü olmasından şikâyet ediyorlar. Ortamın <u>kirli</u>liğinden, böcek ve diğer <u>haşerat</u>ların yaygınlığından, kalabalıktan, <u>havasızlık</u>tın, yetersiz aydınlanmadan, sağlık sorunlarından, <u>sağlık</u> hizmetlerinin yetersizliğinden, elbise azlığından, yakınlarının <u>ziyaretlerinin engellenmesi</u>nden, küfür, <u>dayak, işkence, tecrit, toplu cezalandırma</u>lardan ve <u>çıplak aramalar</u>dan sürekli şikâyet ediyorlar.” (Filistin Enformasyon Merkezi, 12.05.2016).</p>
<p>&nbsp;</p>
<p><strong>Filistinli Çocuk Tutsaklara İşkencenin Her Türünü Reva Görmek!</strong></p>
<p>Birleşmiş Milletler tarafından görevlendirilmiş bağımsız uzmanlardan oluşan Çocuk Hakları Komitesi (CRC), 2013 yılında yayınladığı raporla Filistinli çocuk tutsakların gözaltına alınırken, sorgu sırasında ve esir tutuldukları süre boyunca işkenceye, kötü muameleye, cinsel tacize maruz bırakıldığını ve itirafa zorlanmak için işgal askerleri tarafından ölüm ve tecavüzle tehdit edildiğini ortaya koymuş ve İsrail’i çocuk mahkumlara yönelik hak ihlallerinin sona erdirilmesi konusunda uyarmıştı.</p>
<p>Filistinli Tutsaklar Derneği (PPC) verilerine göre 2015 yılının sadece ilk yarısında <strong>Kudüs’te</strong> en az <strong>600 Filistinli çocuk</strong> tutuklandı ve bu çocukların yaklaşık <u>%40’ı cinsel tacize uğradı</u>. İsrail’de İşkenceye Karşı Halk Komitesi (PCATI) çocuk tutsakların açık kafeslerde tutulduklarını, cinsel tacize maruz kaldıklarını ve avukat hakkı tanınmadan <u>askerî mahkemeye</u> çıkarıldıklarını belirtiyor.</p>
<p>İsrail Kamu Avukatları Ofisi’nin (PDO) Ramle’deki gözaltı merkezine yaptığı ziyaret çocuk tutsaklara yapılan işkenceyi detaylarıyla gözler önüne sermiştir. Avukatlar ziyaret sırasında düzinelerce çocuğun açıktaki demir kafeslerde tutulduğuna şahit olmuştur. PDO, birkaç aydır devam eden bu uygulamanın çocuklara yapılan çeşitli işkencelerden sadece birisi olduğunu belirtmiştir.</p>
<p>İsrail’de İşkenceye Karşı Halk Komitesi’nin (PCATI) verilerine göre Filistinli çocuk tutukluların büyük bir kısmı <strong>taş atmak</strong>la suçlanmaktadır. Bu çocukların %74’ü tutuklama, nakil ve sorgu sırasında fiziksel şiddete maruz kalmıştır. Sistematik olarak çocukları askerî mahkemelerde yargılayan tek devlet olan İsrail rejimi, Cenevre Sözleşmesi’ne aykırı olarak çocuk tutsakları işgal altındaki Filistin topraklarından İsrail’e nakletmektedir. Avukatlarının ve ailelerinin refakati olmadan işkence altında sorgulanan çocuk mahkumlar <strong>itirafa zorlanmakta</strong>dır.</p>
<p>Çocuk Hakları Komitesi’nin (CRC) 2013 Raporuna göre; çocuklar devamlı surette fiziksel ve sözel şiddete, aşağılamaya, <u>kendilerine veya ailelerine yönelik ölüm, şiddet ve cinsel taciz tehditlerine</u> maruz kalmakta, tuvalet, yiyecek ve içecek sudan mahrum bırakılmakta, zaman zaman <strong>canlı kalkan</strong> olarak da kullanılmaktadır.</p>
<p>Filistinli çocukları tutuklamaya ve askerî mahkemelerde yargılamaya son vermesi, keza bütün çocuk tutsakları salıvermesi için İsrail’e baskı yapması yönünde insan hakları örgütlerinin Birleşmiş Milletler’e yaptığı çağrılar henüz bir sonuç vermiş değildir. (www.mintpressnews.com), (<a href="http://www.telegraph.co.uk)">www.telegraph.co.uk, 21 Haziran 2013)</a>.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p><strong>et-Tavil: “İşgal Rejimi Zindanlarında 320 Çocuk İnsanlık Dışı Şartlarda Yaşıyor”</strong></p>
<p>Filistinli aktivist Emine et -Tavil, Şubat 2015 itibarıyla Siyonist rejimin Ofer ve Hasharon zindanlarında 12-18 yaşlarında 320 Filistinli çocuğun tutulduğu bilgisini verdi. Kış mevsiminde kışlık giysilerden mahrum bırakılan çocukların insanın yaşayamayacağı mekânlarda tutulduğunu ve çocukların kalabalık gruplar halinde hücrelere doldurulduklarını ifade eden et-Tavil, işgal rejiminin esirlerin küçük yaşta olmalarını istismar ederek, onlara bedensel ve psikolojik işkenceler uyguladığını, kendilerini suçlamak için şantaj ve tehdit silahını kullandığını belirtti. (Filistin Enformasyon Merkezi, 07.02.2015).</p>
<p>&nbsp;</p>
<p><strong>UNICEF: Filistinli Esir Çocukların Durumunda Bir Değişiklik Yok!</strong></p>
<p>Birleşmiş Milletler Çocuklara Yardım Fonu (UNICEF), Şubat 2015’te yayınladığı raporda, Siyonist rejim zindanlarındaki Filistinli esir çocukların kötü muamele gördüğünü belirtti.</p>
<p>Diğer taraftan Dünya Çocuk Haklarını Savunma Hareketi, 2014 yılında topladıkları delillerin tutuklanan ve daha sonra zindana konulan Filistinli çocuklardan dörtte üçünün sorgu esnasında ve sorgudan sonra fiziki ve psikolojik işkence gördüğüne tanıklık ettiğini kaydetti. Çocuklardan yarısının çıplak aramaya maruz kaldığını ve çoğunluğunun hukuki danışmanlıklardan mahrum edildiklerini, nadiren tutuklanmadan önce haklarının hatırlatıldığını ifade eden Rapor, çocukların sorgu bahanesiyle uzun süre tek kişilik hücrelerde tutulmasının suç olduğunu hatırlattı.</p>
<p>UNICEF yetkilileri ise Filistinli esir çocukların durumuyla ilgili olarak iki yıldan beri İsrailli yetkililerle görüşmelerine rağmen, esir çocuklara yönelik politikada ciddi bir değişikliğin meydana gelmediğini belirtti. (Filistin Enformasyon Merkezi, 22.02.2015).</p>
<p>İsrail rejiminin <strong>idari gözaltı cezası</strong>nı Filistinli çocuklar için de bir sindirme yöntemi olarak kullanması, halen devam eden bir imza kampanyasıyla da protesto edilmektedir. (<a href="http://www.acileylem.org.tr)">www.acileylem.org.tr)</a>.</p>
<p>10 Aralık 1948 yılında dünyaya ilan edilen İnsan Hakları Evrensel Beyannamesi’ne müeyyide kazandırmak maksadıyla akdedilen iki uluslararası sözleşmeden biri olan “Sivil ve Siyasal Haklar Uluslararası Sözleşmesi (SSHUS)”nin, özgürlüğünden yoksun bırakılan kişilerin sahip olduğu hakları sıralayan 10. maddesine göre, “<u>çocuk yaştaki sanıklar ve hükümlüler, büyüklerden ayrı bulundurulmalıdır</u>.”</p>
<p>1967 ılından beri Siyonist rejim tarafından Filistinli yetişkinlere, özellikle kadın ve <strong>çocuk tutsaklara</strong> öz topraklarında reva görülen zulüm ve ihlallerin BM, İİT, AB gibi kuruluşlar başta olmak üzere insan hakları örgütleri tarafından detaylı şekilde tespit edilerek, insanlık dışı muamele, işkence ve ihlallerin son bulmasına yönelik somut adımlar atılması, bir insanlık sınavı olarak hür dünyanın önünde ivedi bir ödev halinde durmaktadır.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p><strong>Kaynaklar:</strong></p>
<ul>
<li><a href="http://www.filistinhaber.com/TR/default.aspx?xyz=U6Qq7k%2BcOd87MDI46m9rUxJEpMO%2Bi1s70Z5QKJWXcjgpBgmjzvuyZ4o%2BnjfPmn5jlD0jHaLYiJ7BvwGUvjmu9hfQ3I5dA5HBIxX2GkolBr7MlKvsYt9d1kFDJMbfx46nsK3ota10aJE%3D">http://www.filistinhaber.com/TR/default.aspx?xyz=U6Qq7k%2BcOd87MDI46m9rUxJEpMO%2Bi1s70Z5QKJWXcjgpBgmjzvuyZ4o%2BnjfPmn5jlD0jHaLYiJ7BvwGUvjmu9hfQ3I5dA5HBIxX2GkolBr7MlKvsYt9d1kFDJMbfx46nsK3ota10aJE%3D</a></li>
<li><a href="http://pnrb.info/article/30138/450-طفل-يقبعون-في-سجون-الاحتلال.html">http://pnrb.info/article/30138/450-طفل-يقبعون-في-سجون-الاحتلال.html</a>, 8 Şubat 2016.</li>
<li><a href="http://www.mintpressnews.com/israel-tortures-palestinian-children-keeps-them-in-outdoor-cages-in-winter-rights-group/212808/">http://www.mintpressnews.com/israel-tortures-palestinian-children-keeps-them-in-outdoor-cages-in-winter-rights-group/212808/</a></li>
<li><a href="http://www.telegraph.co.uk/news/worldnews/middleeast/israel/10135157/Israel-furious-at-UN-report-detailing-torture-of-Palestinian-children.html">http://www.telegraph.co.uk/news/worldnews/middleeast/israel/10135157/Israel-furious-at-UN-report-detailing-torture-of-Palestinian-children.html</a></li>
<li>http://www.acileylem.org.tr/eylem-detay.php?q=236#sthash.gxX8au0p.dpuf</li>
</ul>
<p>&nbsp;</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://p.fethigungor.net/dirilis-postasi/filistinli-tutsak-cocuklarin-maruz-kaldigi-agir-hak-ihlallerini-engelleyebilmek/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>2</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>YETİMLERİ GÖRMEK VE HAKLARINI GÖZETMEK</title>
		<link>https://p.fethigungor.net/dirilis-postasi/yetimleri-gormek-ve-haklarini-gozetmek/</link>
					<comments>https://p.fethigungor.net/dirilis-postasi/yetimleri-gormek-ve-haklarini-gozetmek/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Fethi Güngör]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 29 Jun 2015 19:18:40 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Diriliş Postası]]></category>
		<category><![CDATA[İnsanlığın Dertleriyle Dertlenmek]]></category>
		<category><![CDATA[107:2]]></category>
		<category><![CDATA[17:34]]></category>
		<category><![CDATA[2:177]]></category>
		<category><![CDATA[2:215]]></category>
		<category><![CDATA[2:220]]></category>
		<category><![CDATA[4:10]]></category>
		<category><![CDATA[4:127]]></category>
		<category><![CDATA[4:2]]></category>
		<category><![CDATA[4:3]]></category>
		<category><![CDATA[4:36]]></category>
		<category><![CDATA[4:6]]></category>
		<category><![CDATA[4:8]]></category>
		<category><![CDATA[59:7]]></category>
		<category><![CDATA[6:152]]></category>
		<category><![CDATA[76:8]]></category>
		<category><![CDATA[8:41]]></category>
		<category><![CDATA[89:17]]></category>
		<category><![CDATA[90:15]]></category>
		<category><![CDATA[93:9]]></category>
		<category><![CDATA[ABD]]></category>
		<category><![CDATA[Abdüsselam Arı]]></category>
		<category><![CDATA[Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığı]]></category>
		<category><![CDATA[birleşmiş milletler]]></category>
		<category><![CDATA[BM]]></category>
		<category><![CDATA[Cemal Ağırman]]></category>
		<category><![CDATA[Çocuk Esirgeme Kurumu]]></category>
		<category><![CDATA[Çocuk Hizmetleri Genel Müdürlüğü]]></category>
		<category><![CDATA[Darulhayr-i Âlî]]></category>
		<category><![CDATA[Daruşşafaka]]></category>
		<category><![CDATA[Deniz Feneri]]></category>
		<category><![CDATA[Dünya Yetimler Günü]]></category>
		<category><![CDATA[Dürr-i yetim]]></category>
		<category><![CDATA[Ebubekir Sofuoğlu]]></category>
		<category><![CDATA[et-Tekâful]]></category>
		<category><![CDATA[Eytam İdaresi]]></category>
		<category><![CDATA[Eytam Nizamnamesi]]></category>
		<category><![CDATA[Eyyübiler]]></category>
		<category><![CDATA[her sınıfın bir yetim kardeşi var]]></category>
		<category><![CDATA[Hikmet Zeki Kapcı]]></category>
		<category><![CDATA[Himâye-i Etfâl Cemiyeti]]></category>
		<category><![CDATA[Hüseyin Ertuç]]></category>
		<category><![CDATA[Hz. Muhammed]]></category>
		<category><![CDATA[ICHAD]]></category>
		<category><![CDATA[İHH]]></category>
		<category><![CDATA[insan]]></category>
		<category><![CDATA[İslam İşbirliği Teşkilatı]]></category>
		<category><![CDATA[Islamic Relief]]></category>
		<category><![CDATA[kardeş aile]]></category>
		<category><![CDATA[manevi evlat]]></category>
		<category><![CDATA[Memlükler]]></category>
		<category><![CDATA[Midhat Paşa]]></category>
		<category><![CDATA[Nurullah Eski]]></category>
		<category><![CDATA[öksüz]]></category>
		<category><![CDATA[osmanlı devleti]]></category>
		<category><![CDATA[psiko-sosyal]]></category>
		<category><![CDATA[Tahsin Özcan]]></category>
		<category><![CDATA[UNICEF]]></category>
		<category><![CDATA[Vecdi Akyüz]]></category>
		<category><![CDATA[Yardımeli]]></category>
		<category><![CDATA[yetim çocuklar fonu]]></category>
		<category><![CDATA[Yetimistan]]></category>
		<category><![CDATA[yetimler]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://fethigungor.net/?p=113</guid>

					<description><![CDATA[Çoğu Müslüman halkın dilinde Arapçadan girmiş olan ‘yetim’ sıfatı, henüz buluğa ermeden babasını veya annesini yahut her ikisini birden kaybeden erkek ya da kız çocukları için kullanılmaktadır. Türkçede daha ziyade babasını yitiren çocuklar için ‘yetim’, annesini yitiren çocuklar içinse ‘öksüz’ kelimesi tercih edilmektedir. İnsan yavrusunun çok özel bakım ihtiyacı Yetimlik olgusunu daha ilk nüzûlünden itibaren [&#8230;]]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Çoğu Müslüman halkın dilinde Arapçadan girmiş olan ‘yetim’ sıfatı, henüz buluğa ermeden babasını veya annesini yahut her ikisini birden kaybeden erkek ya da kız çocukları için kullanılmaktadır. Türkçede daha ziyade babasını yitiren çocuklar için ‘yetim’, annesini yitiren çocuklar içinse ‘öksüz’ kelimesi tercih edilmektedir.</p>
<p><strong>İnsan yavrusunun çok özel bakım ihtiyacı</strong></p>
<blockquote><p>Yetimlik olgusunu daha ilk nüzûlünden itibaren önemseyen vahiy, 22 âyette yetimlerin korunması ve gözetilmesi için hükümler vaz’ etmiştir.</p></blockquote>
<p>Diğer canlılardan farklı olarak insanın yavrusu, ilk iki yılı çok yakın ve yoğun olmak üzere en az sekiz-on yıl özel bakıma ihtiyaç duymaktadır. Barınma ve beslenme gibi temel fiziki ve biyolojik ihtiyaçları yanında sevgi, güven, şefkat gibi yoğun psikolojik bakım ve desteğe de ihtiyaç duyan küçük çocuğun; özellikle bebeklik döneminde bu ihtiyaçlarının doyurucu şekilde karşılanamaması, onun bütün hayatını olumsuz etkileyebilmektedir. Bu yüzden, küçük yaşta anne ya da baba kaybı yaşayan çocuklar ‘yetim’ statüsü kazanarak toplumda özel bir muameleyi hak etmektedir. Bu gerekçeyle, yetimin yoksunluğunu yaşadığı anne ya da babasından ortaya çıkan boşluğu yakın akrabalarının doldurması ve toplumsal düzenin yetim lehine bir takım düzenlemeler yapması icap etmektedir. Zira, hak ettiği alakayı gören yetim çocuklar sosyal çevresine ve toplumuna yararlı bir insan olarak sosyal hayata katılırken, ihmal edilmiş yetim çocuklar ise toplumdan intikam almaya yeltenebilmektedir.</p>
<p><strong>Kur’an’da yetim hakları ve hukuku</strong></p>
<blockquote><p>Son yetmiş yılda imzalanan BM ve AB merkezli 70 kadar hak bildirgesinde yetimlerden özel olarak söz edilmemektedir.</p></blockquote>
<p>Son yetmiş yılda imzalanan BM ve AB merkezli 70 kadar hak bildirgesinde yetimlerden hiç söz edilmemektedir. Oysa, onbeş asır önce Kur’an-ı Kerim yetimin hak ve hukukunu en ince detayına kadar düzenlemiştir. Yetimlik olgusunu daha ilk nüzûlünden itibaren önemseyen vahiy, 22 âyette yetimlerin korunması ve gözetilmesi için hükümler vaz’ etmiştir. Allah Teâlâ, yetimin yakınlarına yönelik emir ve tavsiyeleri yanında devlet yöneticilerine de yetimler için hazineden ve ganimetlerden pay ayırmalarını emretmiştir (Enfâl 8/41, Haşr 59/7). Akraba ya da sorumlu yönetici olmasa da, insanların yetimlere mali ve sosyal açıdan destek olmalarını tavsiye etmiştir (Bakara 2/215, İnsan 76/8). Yetimlere karşı duyarlı davranmayan, dahası onlara kötü davrananları ise Rabbimiz şiddetle kınamıştır (Fecr 89/17, Mâ’ûn 107/2).</p>
<p>Kur’an’da yetim meselesi Allah’a iman ve ibadetin yanıbaşında anılmış (Bakara 2/177, Nisâ 4/36), yetimlerin küçümsenip kendilerine hakaret edilmesi yasaklanmıştır (Duhâ 93/9). Müminler muhtaç durumdaki yetimleri doyurmaya, onları malî yönden desteklemeye ve hayat standartlarını iyileştirmeye teşvik edilmiştir (Bakara 2/220, Nisâ 4/8, Beled 90/15). Yetimlere adaletle davranılması, özellikle mallarını ele geçirmek amacıyla yetim kızlarla evlenip haksızlık yapılmaması, evlendirilen yetim kızların mehirlerine el konulmaması (Nisâ 4/3, 127), yetimlerin mallarının en güzel şekilde korunup yönetilmesi (el-En‘âm 6/152; İsrâ 17/34), büyüdüklerinde mallarının geciktirilmeden kendilerine teslim edilmesi ve teslim sırasında şahit bulundurulması emredilmiştir (Nisâ 4/6). Yetim malı yemek büyük günahlardan sayılmış, haksız yere yetim malı yiyenlerin şiddetli azap görecekleri bildirilmiş, yetimin veli ve vasilerine ancak fakir olmaları durumunda onun malından belli ölçülerle faydalanma izni verilmiştir (Nisâ 4/2, 6, 10).</p>
<p><strong>Dürr-i yetim: insanlığın büyük incisi</strong></p>
<blockquote><p>Hak ettiği alakayı gören yetim çocuklar yararlı bir insan olarak sosyal hayata katılırken, ihmal edilmiş yetimler toplumdan intikam almaya yeltenebilmektedir.</p></blockquote>
<p>Kendisi de doğmadan yetim kalmış olan Hz. Peygamber, birçok hadisinde yetimlerin hukuku üzerinde hassasiyetle durmuştur. Sevgili Efendimiz’in, “Allah’ım! Ben yetimin ve kadının; bu iki zayıf insanın hakkını ihlâl etmekten insanları şiddetle sakındırıyorum” dediği, bir defasında şahadet parmağı ile orta parmağını birleştirerek, “Yetimi koruyup gözetenle cennette böyle yan yana olacağız” buyurduğu nakledilir. Rasulullah (s), Allah rızası için yetimin başını okşayan kimseye elinin dokunduğu her saç teli kadar sevap verileceğini bildirmiş, yetimlere ait malların ticaret yoluyla arttırılmasını istemiştir. Öte yandan yetim malı yemenin insanı helâke sürükleyen yedi büyük günahtan biri olduğu belirtilmiş, müminlerin bundan şiddetle kaçınması gerektiği vurgulanmıştır. Kocası öldüğü halde çocuklarının başında bekleyen, onları büyütüp yetiştiren, hayata hazırlayan, eğitimleriyle ilgilenip edep ve ahlâk öğreten dul kadınlardan Hz. Peygamber övgüyle bahsetmiştir.</p>
<p><strong>İslam tarihinde yetimler</strong></p>
<blockquote><p>Tüm yetim çocuklar bir yerde toplanabilse dünyanın 5. büyük ülkesi Yetimistan kurulur!</p></blockquote>
<p>İslam tarihi boyunca yetim mallarının korunmasına özel bir önem verilmiş, insanlar yetimlerle kendi çocukları gibi ilgilenmeye teşvik edilmiş, idari açıdan kadılar eliyle, mali açıdan vakıflar yoluyla çözümler üretilmiştir. Bilhassa Selçuklulardan itibaren eytamhane ve ıslahhaneler kurularak yetimlerin bakımı sağlanmaya çalışılmıştır. Eyyubiler ve Memlükler döneminde yetimler için özel mekteplerin açıldığı, yetimlere mahsus vakıflar kurulduğu bilinmektedir. Osmanlılarda yetimlerin himayesine yönelik uygulamalar daha da geliştirilmiş, avârız vakıfları fakir yetimler için bir tür sosyal güvence olmuş, daruleytamlarda yetimlerin ihtiyaçları karşılanmıştır. Yeniçeri birliklerindeki orta sandıkları şehidlerin yetimlerine, esnaf birliklerince kurulan esnaf sandıkları da kendi mensuplarından ölenlerin çocuklarına maddî destek sağlamış, XIX. yüzyılın ortalarından itibaren eytam sandıkları oluşturulmuştur.</p>
<p><strong>Osmanlı döneminde yetim kurumları</strong></p>
<p>Osmanlı Devleti’nde Tanzimat döneminde hız kazanan mevzuat çalışmaları kapsamında 1851 yılında ‘Eytam Nizamnamesi’ çıkarılmış, ardından önce ‘Eytam İdaresi’, sonra ‘<em>Emvâl-i Eytâm Nezareti</em>; Yetim Malları Bakanlığı’ kurulmuştur. çöküş döneminde savaşların ve kitlesel göçlerin ortaya çok sayıda yetim çıkarması, bu alandaki kurumsal çalışmalara ve kanuni düzenlemelere yol açmıştır. İlk kurulan sınırlı sayıdaki ‘eytamhane’ler, Müslüman ve Hıristiyan kimsesiz çocukların tahsil ve terbiye gördüğü sanat mektepleri görevi görmüştür. Midhat Paşa tarafından hazırlanan ‘Islahhaneler Nizamnamesi’nden sonra ‘Darulhayr-i Âlî’ adıyla kimsesiz Müslüman yetimler yurdu kurulmuştur. 1912-1915 Balkan ve Trablus Savaşları esnasında ve sonrasında yaşanan yetim patlaması sebebiyle çeşitli şehirlerde ‘Daruleytam’lar (yetim yurtları) kurulmuştur. Tedrisiyye-i İslamiyye Cemiyeti tarafından 1873 yılında kurulmuş olan Daruşşafaka (el-İslamiyye), halen yatılı lise olarak yetimlere barınma ve eğitim hizmeti sunmaya devam etmektedir.</p>
<p><strong>Cumhuriyet döneminde yetim kurumları</strong></p>
<p>1917’de kurulan Himâye-i Etfâl Cemiyeti daha sonra Çocuk Esirgeme Kurumu’na dönüştürülmüş, 1981 yılına kadar faaliyetlerini dernek statüsünde sürdürmüş, 1983’te Sosyal Hizmetler ve Çocuk Esirgeme Kurumu teşkil edilmiştir. 2011 yılında gerçekleştirilen yasal düzenlemeyle bu hizmetlerin yeni kurulan Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığı bünyesinde Çocuk Hizmetleri Genel Müdürlüğü tarafından yürütülmesi kararlaştırılmış, küçük çocuklar için açılan bakımevleriyle on üç-on sekiz yaş arasındaki gençlere hizmet veren çocuk yetiştirme yurtları il özel idarelerine bağlanmıştır. Son yıllarda yetimlerle ilgili sempozyumlar düzenlenerek, tez çalışmaları teşvik edilerek problemlere etkin çözümler bulmaya gayret edilmektedir.</p>
<p><strong>‘Yetimistan’: Dünyanın beşinci büyük ülkesi </strong></p>
<p>İnsanlık tarihi boyunca yetimler hep var olagelmiştir. Ne var ki, yeryüzü tarihin hiç bir döneminde günümüz kadar fazla sayıda yetimi aynı anda ağırlamış değildir. Doğal afetler, AIDS gibi salgın hastalıklar, yoksulluk ve göç gibi zorlu süreçler yanında, bunlara da kaynaklık eden çatışma ve savaşlar, çocukların yetim kalmasının en önemli sebebi olmaya devam etmektedir. Ne hazindir ki, gerek doğa bilimlerinde gerekse sosyal bilimlerde, teknoloji ve ulaşımda sağlanan bunca ilerlemeye rağmen, her yıl milyonlarca çocuk savaş, doğal afet, açlık, hastalık gibi nedenlerden dolayı ebeveynlerinden birisini ya da her ikisini kaybederek yetim kalmaktadır.</p>
<p>UNICEF’in geriden giden raporlarına göre bugün dünyada 200 milyon civarında yetim bulunmaktadır. Kurumun çalışma yapamadığı 50 kadar ülkeyi de hesaba kattığımızda, Haziran 2015 itibarıyla bu rakamın yarım milyara doğru tırmandığını tahmin etmek zor değildir. Sadece Irak’ta 8 yıl süren ABD işgali sonucunda 5 milyon çocuğun yetim kaldığı tahmin ediliyor. AIDS Afrika ülkelerinde ortalama hayat süresini kısaltan ve çocukları yetim bırakan en önemli etken. Uluslararası bazı kuruluşların verilerine göre her 2 dakikada bir çocuğun anne-babasından birini kaybettiği dünyamızda yetim çocuklar bir yerde toplanabilse, ‘Yetimistan’ adıyla dünyanın 5. büyük ülkesini oluşturabilecek kadar bir nüfus büyüklüğüne ulaşır!</p>
<p>Yetim veya öksüz olmadığı halde ebeveynlerinin korumasından mahrum kalan ve desteğe ihtiyaç duyan çok sayıda çocuk (hükmi yetimler) bu sayıya dahil değildir. Türkiye’de %10’u İstanbul’da olmak üzere 600 bin civarında yetim çocuk olduğu tahmin edilmektedir.</p>
<p>Yetimler, insan kaçakçılığı, yabancı memlekette evlatlık verilme, çocuk askerliği, çocuk işçiliği, organ mafyası, misyonerlik, suça karışma, madde bağımlılığı, fuhşa zorlanma gibi ciddi tehditlerle karşı karşıya kalabilmektedir.</p>
<p><strong>15 Ramazan: İslam Dünyası Yetimler Günü </strong></p>
<p>Islamic Relief, et-Tekâful, İHH, Deniz Feneri, Yardımeli gibi uluslararası insani yardım kuruluşlarının ‘Manevi Evlat Projesi’, ‘Yetim Çocuklar Fonu’, ‘Her Sınıfın Bir Yetim Kardeşi Var’, ‘Kardeş Aile Projesi’, ‘&#8230; Yetimhanesi’ gibi projelerle dünyada yarım milyonu aşkın yetime aylık maddi ve sosyal destek sağlaması takdire şayan faaliyetler olup, bölgemizdeki son yıkıcı savaşlarda annesini ya da babasını yitirmiş Suriyeli yetimlere yönelik psiko-sosyal projelerin de hayata geçirilmesi büyük bir ihtiyaç olarak önümüzde durmaktadır.</p>
<p>İHH’nın teklifiyle İslam İşbirliği Teşkilatı, 1/40 ICHAD numaralı kararıyla, her yıl ramazan ayının 15. gününü İslam âleminde <u>İslam Dünyası Yetimler Günü</u> olarak ilan etmiştir. İlki geçen sene ramazan ayının 15. günü (12 Temmuz 2014) ihya edilen Dünya Yetimler Günü’nün ikincisini 15 Ramazan 1436/ 2 Temmuz 2015 Perşembe günü idrak edeceğiz. Bu vesileyle yetimlerimizi yeniden hatırlamalı, onlar için yapılabilecek projeleri el birliğiyle hayata geçirmeye azmetmeliyiz.</p>
<p>Bir yetimin maddi ve manevi bakımını üstlenmek, ona aileden biri gibi muamele etmek, onun canını, malını ve namusunu tehditlere karşı korumak, iyi bir eğitim almasına, ahlâklı ve şahsiyetli bir insan olarak yetişmesine, toplumsallaşmasına ve nihayet kendi yuvasını kurmasına yardımcı olmak; insan ve müslüman olmanın boynumuza yüklediği ağır bir sorumluluktur. Bu vecibe karşısında sorumsuzluk hem dünyada hem de ahirette feci bir karşılıkla cezalandırılacaktır, hafizanallah. Rabbim bizleri yetime karşı sorumluluğunu üstlenen ve her iki cihanda büyük ödüllere mazhar olan bahtiyar kullarından olmaya muvaffak eylesin.</p>
<p><strong>Yararlanılan Kaynaklar:</strong></p>
<ul>
<li>Ağırman, Cemal; “Fert ve Toplumun Yetim ve Öksüzlere Karşı Sorumlulukları”, Dinbilimleri Akademik Araştırma Dergisi, VII/2 (2007), s.9-30.</li>
<li>Akyüz, Vecdi; İslam’da Yetim Hakları ve Sorumluluklarımız, İHH Kitap, İstanbul 2011, 36 s.</li>
<li>Arı, Abdüsselam; “Yetim” maddesi, TDV İslam Ansiklopedisi, İstanbul 2013, 43/501-503.</li>
<li>Ayral, Mehmet Şirin; Kur’an’ın Yetimlere Bakış Açısı, yüksek lisans tezi, Selçuk Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü, Konya 2007, 105 s.</li>
<li>Ertuç, Hüseyin; “İslam’da Yetimlerin Hukuki Statüsü”, EAÜ. İlahiyat Fakültesi Dergisi, sayı: 31, Erzurum 2009, s.127-150.</li>
<li>Eski, Nurullah; Hak ve Sorumlulukları Bakımından İslam Hukukunda Yetimler, yüksek lisans tezi, Selçuk Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü, Konya 2007, 119 s.</li>
<li>Kapcı, Hikmet Zeki; Yetimlere Yönelik Bir Eğitim Kurumu Darülhayr-i Âli, doktora tezi, Erciyes Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü, Kayseri 2012, 284 s.</li>
<li>Sofuoğlu Ebubekir; “Osmanlı Devletinde Yetimler İçin Alınan Bazı Tedbirler”, Savaş Çocukları Öksüz ve Yetimler kitabı içinde, İstanbul 2003.</li>
<li>Özcan, Tahsin; “Osmanlı Toplumunda Yetimlerin Himayesi ve Eytâm Sandıkları”, İÜ. İlahiyat Fakültesi Dergisi, sayı: 14, İstanbul 2006, s.103-121.</li>
</ul>
<p>&nbsp;</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://p.fethigungor.net/dirilis-postasi/yetimleri-gormek-ve-haklarini-gozetmek/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
