<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>sürgün Arşivleri - Prof. Dr. Fethi Güngör</title>
	<atom:link href="https://fethigungor.net/etiket/surgun/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://fethigungor.net/etiket/surgun/</link>
	<description>fg@fethigungor.net</description>
	<lastBuildDate>Tue, 21 May 2019 07:19:10 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	<generator>https://wordpress.org/?v=6.8.2</generator>
	<item>
		<title>21 MAYIS 1864: KAFKASYA’DAN SÜRGÜN EDİLEN HALKLARIN HAKLARINI ARAMAK</title>
		<link>https://fethigungor.net/insanligin-sorunlariyla-yuzlesebilmek/21-mayis-1864-kafkasyadan-surgun-edilen-halklarin-haklarini-aramak/</link>
					<comments>https://fethigungor.net/insanligin-sorunlariyla-yuzlesebilmek/21-mayis-1864-kafkasyadan-surgun-edilen-halklarin-haklarini-aramak/#comments</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Fethi Güngör]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 21 May 2019 07:19:10 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[İnsanlığın Sorunlarıyla Yüzleşebilmek]]></category>
		<category><![CDATA[11 MAYIS 1918]]></category>
		<category><![CDATA[21 MAYIS 1864]]></category>
		<category><![CDATA[AHMET MİDHAT EFENDİ]]></category>
		<category><![CDATA[ALİ CANİP YÖNTEM]]></category>
		<category><![CDATA[ATİLLA YAYLA]]></category>
		<category><![CDATA[Büyük Çerkes Sürgünü]]></category>
		<category><![CDATA[BÜYÜK KAFKAS SÜRGÜNÜ]]></category>
		<category><![CDATA[ÇARPITILAN KAVRAMLAR]]></category>
		<category><![CDATA[ÇERKESYA’DA HÜKÜMET ŞEKLİ]]></category>
		<category><![CDATA[CÛLÂN]]></category>
		<category><![CDATA[DOĞAN DUMAN]]></category>
		<category><![CDATA[EROL KARAYEL]]></category>
		<category><![CDATA[FARUK ARSLANDOK]]></category>
		<category><![CDATA[FATİH EKİM]]></category>
		<category><![CDATA[Golan]]></category>
		<category><![CDATA[GRANDÜK MİHAİL NİKOLAYEVİÇ]]></category>
		<category><![CDATA[GÜNSELİ ŞURDUM]]></category>
		<category><![CDATA[HOMER]]></category>
		<category><![CDATA[İsmail Berkok]]></category>
		<category><![CDATA[KAFKAS HALKLARI]]></category>
		<category><![CDATA[KİMLİK İNŞASI]]></category>
		<category><![CDATA[Kunaytıra]]></category>
		<category><![CDATA[LERMONTOV]]></category>
		<category><![CDATA[MEHMET HACISALİHOĞLU]]></category>
		<category><![CDATA[NART MİTOLOJİSİ]]></category>
		<category><![CDATA[NİHAT BERZEG]]></category>
		<category><![CDATA[ODİSSA]]></category>
		<category><![CDATA[RUS-KAFKAS SAVAŞLARI]]></category>
		<category><![CDATA[SETENAY NİL DOĞAN]]></category>
		<category><![CDATA[Şimali Kafkas Cumhuriyeti]]></category>
		<category><![CDATA[SSCB]]></category>
		<category><![CDATA[sürgün]]></category>
		<category><![CDATA[SÜRGÜN ARAŞTIRMALARI ENSTİTÜSÜ]]></category>
		<category><![CDATA[tehcîr]]></category>
		<category><![CDATA[YUNAN MİTOLOJİSİ]]></category>
		<category><![CDATA[ZORUNLU GÖÇ]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://fethigungor.net/?p=890</guid>

					<description><![CDATA[Kafkas cumhuriyetlerinde ve Türkiye başta olmak üzere Kafkas kökenli halkların yaşadığı kırkı aşkın ülkede her sene 21 Mayıs 1864 tarihinin yıldönümünde çeşitli yas/anma etkinlikleri yapılmaktadır. Neredeyse tüm Kuzey Kafkas halklarının katılımıyla 11 Mayıs 1918’de kurulan Şimali Kafkas Cumhuriyeti’nin yıldönümü münasebetiyle sevinçle başlayan mayıs etkinlikleri 21 Mayıs’ta yas mahiyetindeki anma merasimlerine dönüşmektedir. SSCB’nin 1991 sonunda dağılmasının [&#8230;]]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Kafkas cumhuriyetlerinde ve Türkiye başta olmak üzere Kafkas kökenli halkların yaşadığı kırkı aşkın ülkede her sene 21 Mayıs 1864 tarihinin yıldönümünde çeşitli yas/anma etkinlikleri yapılmaktadır. Neredeyse tüm Kuzey Kafkas halklarının katılımıyla 11 Mayıs 1918’de kurulan Şimali Kafkas Cumhuriyeti’nin yıldönümü münasebetiyle sevinçle başlayan mayıs etkinlikleri 21 Mayıs’ta <strong>yas</strong> mahiyetindeki anma merasimlerine dönüşmektedir. SSCB’nin 1991 sonunda dağılmasının ardından dünyanın dört bir yanında artış gösteren bu anma merasimlerinin büyük sürgünün kurbanlarının tarihte çiğnenen hak ve itibarlarının iade edilmesini hedefleyen bir eylemler bütününe dönüştürülmesi icap etmektedir. Zira bu tür etkinlikler iki asrı aşkın soykırım sürecinin ardından gelen yarım asırlık sürgün sürecinde yaşanan acıları unutmamak için anlam ifade etse de soykırım ve sürgün kurbanlarına hak ve itibarlarının iadesini sağlamaya yetmeyecektir.</p>
<p><strong>Öncelikle Çarpıtılan Kavramları ve Tarih Algısını Düzeltmek</strong></p>
<p>Çarlık döneminde başlayıp sosyalist dönemde zirveye çıkan çarpıtmanın boyutlarını görmek için birkaç örnek vermek yeterli olacaktır:</p>
<p>Rus tarihçilerinin 18. yüzyılın ikinci yarısından bu yana Kafkasya’da cereyan eden soykırımlardan ‘Kafkas Savaşları’, sürgünlerden ‘göç’, Kafkas halklarından ‘dağlı’ şeklinde yanlı ve maksatlı tanımlamalarla bahsetmesi, günümüzde ise federatif yapıyı üniterleştirme politikalarının bir tezahürü olarak Kafkasya’nın ‘Güney Rusya’ şeklinde adlandırılması hakkaniyet kaygısı taşımayan, yanlı ve art niyetli tutumların sadece birkaç örneğidir. Kafkas halklarının birbiriyle savaştığı izlenimi uyandıran tamlamanın doğrusu ‘Rus-Kafkas Savaşları’dır. Tahkir amacı da taşıyan ‘dağlı’ tanımlaması yerine mazur görülebilecek en masum tanım ‘yerli’ olabilir. Abaza, Çerkes, Çeçen, Oset, Avar, Lak, Lezgi, Karaçay, Balkar gibi kavim adları tek tek anılmak istenmiyorsa en azından “Kafkas Halkları” denmelidir. Kafkasyalılar yedi bin yıl boyunca yaşadıkları cennet vatanlarını kendi irade ve tercihleriyle terk etmiş değildir ki bu büyük çaplı zorunlu nüfus hareketi ‘göç’ olarak isimlendirilebilsin! Kafkasya’dan Osmanlı topraklarına yönelen ve bazı tarihçiler tarafından ‘zorunlu göç’ ya da ‘tehcir’ olarak adlandırılan cebrî nüfus hareketini ifade edebilecek en uygun kavram ‘sürgün’dür.</p>
<p><strong>21 Mayıs 1864: Büyük Kafkas Sürgününün Boyutlarını Görmek</strong></p>
<p>İnsanlığın bilinen tarihinde görülen en büyük zorunlu nüfus hareketlerinden biri, 155 yıl önce, 21 Mayıs 1864’te resmiyet kazanan ve yirmi yılı aşkın bir sürede, -büyük çoğunluğu Çerkeslerden oluşmak üzere- iki milyona yakın Kafkasyalının binlerce yıllık yurtlarından sürülerek dönemin Osmanlı coğrafyasında iskân edilmesi hadisesidir.</p>
<p>Üç asır boyunca süren zalim saldırılarda onlarca katliam gerçekleştirmiş olan Rusya’nın bir buçuk asır önce Kafkas halklarına dayatmış olduğu sürgün süreci de yeni bir katliama dönüşmüştür. Zira apar topar yurtlarını terk etmek zorunda kalan insanların büyük çoğunluğu büyük acılar ve yokluklar içinde hayata veda etmiştir. Sağ kalabilenler de kültürel ve demografik soykırıma maruz kalmıştır. Rus-Kafkas savaşlarının Kafkas halkları aleyhine mağlubiyetle sonuçlanmasının ardından Kafkasya’dan Osmanlı coğrafyasına kitleler halinde nüfusun bir kısmı yollarda bir kısmı da büyük zorluklarla ulaştığı sahillerde hastalıktan, yorgunluktan ve yoksulluktan kırılmıştır.</p>
<p>Rus Çarı II. Aleksandr’ın, “Kafkasya Orduları Başkomutanı” ve “Naip” sıfatıyla atadığı kardeşi Grandük Mihail Nikolayeviç, 1864 yazında Batı Kafkasya sakinlerine şu fermanı tebliğ etmişti: “Bir ay zarfında Kafkasya terk edilmediği takdirde, bütün nüfus savaş esiri olarak Rusya’nın muhtelif mıntıkalarına sürülecektir.” (Berkok, 526). İşte bu yüzden, esareti en büyük şerefsizlik addeden Kafkasyalılar, güzel vatanlarını terk etmeye mecbur kalmışlardır. Lermontov bu hakikati bir şiirinde şöyle dile getirir:</p>
<p>“Bu insanlar neden yurtlarını ve babalarının mezarlarını terk ediyorlar? Düşman kuvvetinin zoru ile mi? Hayır! Düşman kuvvetlerinin beraberlerinde getirdiği esaret zincirinin korkusuyla!” (Berkok, 524).</p>
<p>Büyük çoğunluğu Çerkeslerden oluşmak üzere Osmanlı Devleti’ne sığınan Kafkas halkları, başta Anadolu olmak üzere Balkanlar, Suriye, Ürdün ve Irak’ta yoğun şekilde iskân edilmişti. Yurtlarından büyük zulümlerle sürdüğü 2 milyon insanı gittiği yerde de rahat bırakmayan Rusya, onların nerelerde iskân edileceğine de müdahale etmişti. Rusya’nın 2 Mart 1878’de Osmanlı Devleti ile imzaladığı anlaşmada, Rus hududuna yakın yerlerde iskân edilen Çerkeslerin yeniden iç bölgelere götürülmesi istenmiştir (Berzeg). Nitekim öyle de yapılmış, 150.000 Çerkes bu sefer de Rumeli’den Anadolu’ya ve Şam havalisine göçürülmüştür.</p>
<p>1864’te yaşanan büyük sürgünde yurtlarından edilen insanların sayısı ile ilgili Rus, İngiliz, Fransız ve Osmanlı kayıtlarında 700 binden 2 milyona kadar değişen rakamlar mevcuttur. Osmanlı Devleti’nin nüfus hareketlerini inceleyen Obisni İrolitimo 1866’da muhacirlerin sayısının bir milyona ulaştığını belirtir. Osmanlı nüfusu konusunda kıymetli çalışmalara imza atmış olan Prof. Kemal Karpat, 1859-1879 arasında yurtlarından zorla çıkarılan Kafkasyalıların, çoğu Çerkeslerden oluşmak üzere 2.000.000 civarında olduğunu, sağ salim Osmanlı Devleti’ne ulaşabilen muhacir sayısının ise 1.500.000 olduğunu belirtir (Karpat).</p>
<p>Yeterli kayıtların yapıl(a)maması sebebiyle o döneme ait vesikalar noksan da olsa, 25 yıllık araştırmalarım neticesinde yurtlarından sürülen Kafkasyalıların sayısı konusunda vardığım kanaat şudur: Kafkasya’da yaşanan iç sürgünleri, 1944’te Sibirya ve Orta Asya’ya sürülenleri, Balkanlardan Anadolu’ya, Bandırma civarından Güneydoğu’ya göçürülenleri, Yahudi-Arap savaşında Suriye’de Cûlân (Golan) bölgesinin işgali üzerine Kunaytıra’dan sürülenleri de hesaba kattığımızda, kelimenin hakiki anlamıyla yurdundan sürülen Kafkasyalı sayısı 3 milyonu aşmaktadır. Bu büyük kitlenin yarısı, daha iskân edilecekleri mahallere ulaşamadan yollarda, bir kısmı da ilk iskân mahallerinde büyük gruplar halinde hayatlarını kaybetmiştir!</p>
<p>Toplumsal yapıda derin tahribatlara yol açan ‘Büyük Kafkas Sürgünü esnasında ve öncesindeki soykırımlarda yaşama hakkı başta olmak üzere birçok temel hakları ihlal edilen mağdur insanların hak ve itibarlarının iade edilmesi, bugünkü torunlarına Rusya yönetimince özür beyanlarının iletilmesi, anavatanlarına dönme ve dedelerinin topraklarında yeniden iskân edilme hakkı verilmesi, sembolik de olsa manevi tazminat ödenmesi, milyonlarca mağdurun hakkını iade etmese de bir teselli vesilesi olacaktır.</p>
<p><strong>Hak ve İtibar İadesi İçin Uluslarüstü Sürgün Araştırmaları Enstitüsünü Kurmak</strong></p>
<p>İnsanlık tarihi boyunca gerçekleştirilen sürgünlerin, bu insanlık suçuna maruz kalmış halkların temsilcilerinin de katılımıyla oluşturulacak uluslararası bir özel organizasyon tarafından derinlemesine araştırılarak ortaya konulmasını, bu insanlık suçunu işleyen devletlerin, ezdikleri ve sürdükleri halklar başta olmak üzere bütün bir insanlıktan özür dilemeleri, soyları kırılan ve sürülen halklara mümkün olabilecek en büyük bir cömertlikle hem itibarlarını hem de tarihî haklarını iade etmeleri belirlenecek bir sistemle sağlanmalıdır.</p>
<p>Çerkesler başta olmak üzere hemen tüm Kafkas halklarının sürgünü, iskânı ve uyumu gibi hayati meseleleriyle ilgili on binlerce belge barındıran Osmanlı Arşivleri ile Rus, Gürcü, İngiliz, Alman vb. devlet arşivlerini de inceleyerek Büyük Kafkas Sürgünü’nü tüm boyutlarıyla ortaya koyabilecek bir enstitü sadece Kafkas halklarının değil, kitleler halinde yerlerinden sürülen diğer halkların da sürgünlerini araştırarak insanlığa büyük bir hizmet sunacaktır. Böylece siyasi, etnik vb. kaygılar taşımadan insaniyet namına hakkaniyet zemininde yürütülecek kapsamlı bir çalışmadan sonra mazlum, mağdur ve mehcur halklara itibarlarının iade edilmesi ve yaşayan torunlarına haklarının iade edilmesi mümkün olacaktır.</p>
<p><strong>Düşünce, Kültür ve Sanatın Kimlik İnşasındaki Rolünü Kavramak</strong></p>
<p>17 Mayıs 2019 tarihinde Yıldız Teknik Üniversitesi’nde konuşmacı olarak katıldığım “1864 Sürgünü Ardından Türkiye’de Çerkesler” başlıklı panelde sunduğum tebliği özetlediğim bu kısmın ardından gazeteci <strong>Erol Karayel</strong>’in “Kimlik ve kültürün korunmasında sanat ve edebiyatın katkısı” başlıklı tebliğinden aldığım notları da paylaşmakta yarar görüyorum:</p>
<p>Millî kimliğin korunması için ekonomi, siyaset, eğitim, akademya, uluslararası ilişkiler ve sosyal hayat alanlarında yapılacak çok iş vardır. Kültürel kimliğin korunmasında bunların hepsinden öncelikli ve bu alanların hepsini besleyecek temel bir çalışma alanı bulunmaktadır: Düşünce, sanat ve edebiyat alanı. Kimlik yozlaşmasının önüne ancak bu alanda yapılacak yoğun ve verimli çalışmalarla geçilebilir.</p>
<p>Örselenen kolektif bilincin yeniden inşa edilmesi ve toplumda bir ‘var olma’ iradesinin ortaya çıkartılması için bu iradeyi üretip besleyecek entelektüel gayrete ihtiyaç vardır. Toplumu etkileyen her türlü gelişmeyi düşünce süzgecinden geçirmek ve millî yapıya uygun hale getirebilmek çok önemlidir. Bu yapılmazsa sunulana tâbi olunur, önerilen kalıba girilir ve millî dava da kaybedilir. Ünlü düşünce ve siyaset adamı Aliya İzetbegoviç; “Savaş ölünce değil, düşmana benzeyince kaybedilir” sözüyle bu gerçeği gayet veciz bir şekilde ifade etmiştir. Peygamber Efendimizin (s) de; “Kim kime benzemeye çalışırsa ondandır” buyurmuştur… Karayel uzunca tebliğinde Kafkasya’da üretilen edebiyatın gücüne de işaret ediyor:</p>
<p>Yunan mitolojisi ikibin yıldır Batı dünyasını cezbetmektedir. Antik Yunan mitolojisinin ve özellikle bundan hayat bulan felsefesinin Rönesans düşünürleri, ressamları, şairleri ve yazarları üzerinde ilham şeklinde geniş bir etkisi olmuştur. Rönesans, Avrupa’nın kilitli zihnini açan anahtar olarak kabul edilmektedir. Bu sayede Avrupa’da bilim, insanlık, din ve siyaset alanlarında yeni bakış açıları ortaya çıkmıştır. Ali Canip Yöntem; “Bütün edebiyatların en zengini, en mümtazı eski Yunanlılarınkidir. Avrupa edebiyatlarının en mümtazları bu ananın yavrularıdır.” diyerek Avrupa’daki tüm edebî çalışmaları Yunan köküne bağlamaktadır. Yunan mitolojisi Avrupa medeniyetini hazırlayan temel kaynak olarak görülmektedir. Bu yüzdendir ki Yunanlılar bugün her konuda Avrupa toplumlarının tam sempati ve desteğini almakta, yaptığı şımarıklıklara göz yumulmaktadır.</p>
<p>Halbuki Yunan mitolojileri Nart mitolojisinin bir versiyonudur. Kökleri Kafkasya’dadır. Homer’in Odissa’sının aslında bir Kafkasya seyahatnamesi olduğunu kaç kişi biliyor? Bugün Yunanlılara büyük prestij sağlayan bu edebî metinler Kafkas halklarını anlatmaktadır. Özetle Yunan mitolojileri tamamıyla Nart Destanlarının versiyonudur…</p>
<p>Bugün dünya üzerinde geniş bir taraftar kitlesi olan liberal düşüncenin ideal toplumsal düzen için öngördüğü “devleti minimize, özgürlükleri maksimize etme” formülü Kafkasya’da başarıyla gerçekleştirilmiş, yüzyıllarca ayakta duran devletsiz bir toplum düzeni kurulabilmiştir. Liberal düşüncenin Türkiye’deki en önemli isimlerinden Prof.Dr. Atilla Yayla, kendisi de bir Çerkes olan Ahmet Midhat Efendi’nin “Çerkesya’da Hükümet Şekli ve Uygarlık Düzeni” isimli Xabze (Çerkes Töresi) toplumunu anlatan makalesini okuduktan sonra yazdığı takdimde şu değerlendirmeyi yapar: “Yazı siyaset teorisi açısından bir hayli ilginçtir. Merkezî bir siyasi yönetim olmaksızın toplumsal düzenin olamayacağı yolundaki klasik tezi yalanlayan bir örnektir.”</p>
<p>Evet, xabze toplumunda devlet yoktur ama başka bölgelerde ancak devletle sağlanabilen toplumsal düzen xabze (teâmüli kaideler bütünü) tarafından fevkalade bir şekilde sağlanmıştır. Çerkesler başka coğrafyalarda devlet gücüyle kurulabilen toplumsal düzeni, ‘devlet’ diye bir aygıt oluşturup başlarına bela etmeden kurmuşlar ve yüzlerce yıl da bu düzeni başarıyla sürdürmüşlerdir…</p>
<p>Karayel, tebliğini düşünce üretmenin önemine dikkat çekerek bitirdi:</p>
<p>Sağlam bir fikrî alt yapı ile yoğun kültürel ve sanatsal üretimler, kişilerin mensubiyet duygusunu ve özgüvenini artırır, yitirilmiş olan var olma iradesini yeniden ortaya çıkartarak pekiştirir. Düşünce üretemezsek, başkalarının üretimlerini tüketen bir topluluk haline gelir ve bu deryada kaybolup gideriz. Dilimiz, kültürümüz, çevremiz, hayat tarzımız, değerlerimiz başkaları tarafından şekillendirilir.  Nitekim Batı düşüncesinin, rasyonalist, objektivist, pozitivist, ilerlemeci vb. tezlerinin diğer toplumların neredeyse tamamını etkisi altına almış olmasının temelinde, diğer düşünce akımlarındaki bu kabızlığın rolü vardır.</p>
<p>Panelin moderatörlüğünü üstlenen <strong>Doç.Dr. Setenay Nil Doğan</strong> da her iki tebliğin vurguladığı hususları özetledikten sonra Çerkes/Kafkas soykırım ve sürgününü başka toplumlara anlatabilmenin ve onların da bu davaya destek olmalarının önemine dikkat çekti…</p>
<p>Büyük Kafkas Sürgününü anlatan bir sinevizyon gösteriminin ardından YTÜ Balkan ve Karadeniz Araştırmaları Merkezi (BALKAR) Müdürü <strong>Prof.Dr. Mehmet Hacısalihoğlu</strong>’nun açılış konuşmasıyla başlayan panel üç saat kadar sürdü. Karahindiba çiçeğinin Çerkesler başta olmak üzere Kafkas halklarına reva görülen soykırım ve sürgüne şahitliğini anlatan kısa bir video gösterimiyle tamamlanan panel, salonu dolduran öğrenci, araştırmacı, siyasetçi ve STK temsilcilerinin yoğun ilgisine mazhar oldu. Katılımcıların büyük çoğunluğu, organizasyonda aktif rol oynayan YTÜKAF Kulübü’nün ikram ettiği iftar yemeğine de katıldı…</p>
<p><strong>Tavsiye Edilebilecek Bazı Türkçe Kaynaklar:</strong></p>
<ol>
<li>Berkok, İsmail; Tarihte Kafkasya, İstanbul, 1958.</li>
<li>Berzeg, Nihat; Çerkesler, Kafkas Sürgünü, Chiviyazıları Yayınevi, İstanbul 2010, 316 s.</li>
<li>Karpat, Kemal. H.; Osmanlı Nüfusu 1830-1914, Tarih Vakfı Yurt Yayınları, İstanbul 2003, 338 s.</li>
<li>Güngör, Fethi; “Kafkasya’da Soykırım ve Sürgün -Kısa Bir Sosyolojik Tahlil-”, “Geçmişten Günümüze Kafkasların Trajedisi” içinde; Uluslararası Konferans Kitabı, Düzenleyen: Kafkas Vakfı, CRR Konser Salonu, İstanbul, 21 Mayıs 2005, s.11-38.</li>
<li>Hacısalihoğlu, Mehmet (Ed.); 1864 Kafkas Tehciri: Kafkasya’da Rus Kolonizasyonu, Savaş ve Sürgün, BALKAR-IRCICA Yayınevi, İstanbul 2013, 729 s. www.academia.edu/10546491/1864_Kafkas_Tehciri_Kafkasya_da_Rus_Kolonizasyonu_Sava%C5%9F_ve_S%C3%BCrg%C3%BCn_Caucasian_Exodus_of_1864_Russian_Colonization_of_Caucasia_War_and_Exodus_</li>
<li>Aslan, Cahit; Bir Soykırımın Adı: 1864 Büyük Çerkes Sürgünü, ASAM Yayını, Ankara 2006.</li>
<li>Bolat, Gökhan; “Kavram Tartışmaları Etrafında 21 Mayıs 1864 Çerkes Sürgünü”, Yalova Sosyal Bilimler Dergisi, Sayı: 6, Yalova, Nisan 2013, s.121-142.</li>
<li>Kumıkov, Tuğan; Çerkeslerin Türkiye’ye Sürgünü (Nalçik: Adıgi, Kültür ve Tarih Dergisi, S. 3, 1992), s. 88, Murat Papşu (der.), Vatanından Uzaklara Çerkesler, (İstanbul: Çiviyazıları, 2004) içinde.</li>
<li>Turğut, Reyhan; Kuzey Kafkas Halklarının Büyük Sürgünü (21 Mayıs 1864), Yüksek Lisans Tezi, Karabük Üniversitesi, Kabul tarihi: 21 Mayıs 2019, 180 s.</li>
<li>Berzeg, S. E. (2006) “Kafkasya’daki Yok Etme Savaşı ve Sürgünler Günümüzde de Sürüyor”, Geçmişten Günümüze Kafkasların Trajedisi, Kafkas Vakfı Yayınları, İstanbul.</li>
<li>Anavatanlarından Sürülüşlerinin 150. Yılında Çerkesler, Kafdav Yayınları, Ankara 2014.</li>
<li>Esadze, S. (1999) Çerkesya’nın Ruslar Tarafından İşgali (Kafkas-Rus Savaşlarının Son Dönemi), Kafkas Derneği Yayınları, Çev: Murat Papşu, Ankara.</li>
<li>Habiçoğlu, B. (1993) Kafkasya’dan Anadoluya Göçler ve İskânlar, Nart Yayıncılık, İstanbul.</li>
<li>Saydam, A. (1997) Kırım ve Kafkasya Göçleri (1856-1876), Türk Tarih Kurumu, Ankara.</li>
<li>www.balkar.yildiz.edu.tr/duyurular/<strong>Panel:-1864</strong>-S%C3%BCrg%C3%BCn%C3%BC-Ard%C4%B1ndan-T%C3%BCrkiye&#8217;de-%C3%87erkesler/77</li>
<li>www.yenisafak.com/dunya/<strong>buyuk-surgun-150-yilinda</strong>-649370</li>
</ol>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://fethigungor.net/insanligin-sorunlariyla-yuzlesebilmek/21-mayis-1864-kafkasyadan-surgun-edilen-halklarin-haklarini-aramak/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>5</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>İNSANLIĞIN SÜRGÜNLERLE YÜZLEŞEBİLMESİ</title>
		<link>https://fethigungor.net/dirilis-postasi/insanligin-surgunlerle-yuzlesebilmesi/</link>
					<comments>https://fethigungor.net/dirilis-postasi/insanligin-surgunlerle-yuzlesebilmesi/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Fethi Güngör]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 18 May 2015 09:17:55 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Diriliş Postası]]></category>
		<category><![CDATA[İnsanlığın Dertleriyle Dertlenmek]]></category>
		<category><![CDATA[3:195]]></category>
		<category><![CDATA[5:33]]></category>
		<category><![CDATA[59:3]]></category>
		<category><![CDATA[Ahıska]]></category>
		<category><![CDATA[Asurlular]]></category>
		<category><![CDATA[Bizanslılar]]></category>
		<category><![CDATA[Büyük Çerkes Sürgünü]]></category>
		<category><![CDATA[Diyanet Vakfı]]></category>
		<category><![CDATA[Ermeni tehciri]]></category>
		<category><![CDATA[Hammurabi]]></category>
		<category><![CDATA[Hititler]]></category>
		<category><![CDATA[ihrâc]]></category>
		<category><![CDATA[İmam Humeyni]]></category>
		<category><![CDATA[İslam Ansiklopedisi]]></category>
		<category><![CDATA[Kafkasya]]></category>
		<category><![CDATA[Kur'an-ı Kerim]]></category>
		<category><![CDATA[Persler]]></category>
		<category><![CDATA[Romalılar]]></category>
		<category><![CDATA[Rusya]]></category>
		<category><![CDATA[Sibirya]]></category>
		<category><![CDATA[SSCB]]></category>
		<category><![CDATA[Sultan Vahdettin]]></category>
		<category><![CDATA[Sümerler]]></category>
		<category><![CDATA[sürgün]]></category>
		<category><![CDATA[tehcîr]]></category>
		<category><![CDATA[Tehcir Kanunu]]></category>
		<category><![CDATA[Yunanlılar]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://fethigungor.net/?p=97</guid>

					<description><![CDATA[&#160; “Erkek olsun kadın olsun, -ki zaten hepiniz mükellef olarak birbirinize eşitsiniz- emek veren hiç kimsenin emeğini zayi etmeyeceğim. Kötülükten ve kötülük diyarından hicret edenlere, yurtlarından sürülenlere, yolumda eziyet çekenlere, savaşanlara ve öldürülenlere gelince: Onların kötülüklerini mutlaka örteceğim ve elbet onları Allah’tan bir ödül olarak zemininden ırmaklar akan cennetlere koyacağım; zira ödüllerin en güzeli Allah [&#8230;]]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>&nbsp;</p>
<p><em>“Erkek olsun kadın olsun, -ki zaten hepiniz mükellef olarak birbirinize eşitsiniz- emek veren hiç kimsenin emeğini zayi etmeyeceğim. Kötülükten ve kötülük diyarından hicret edenlere, <u>yurtlarından sürülenlere</u>, yolumda eziyet çekenlere, savaşanlara ve öldürülenlere gelince: Onların kötülüklerini mutlaka örteceğim ve elbet onları Allah’tan bir ödül olarak zemininden ırmaklar akan cennetlere koyacağım; zira ödüllerin en güzeli Allah katındadır.” (3:195).</em></p>
<p>&nbsp;</p>
<p>İsteğe bağlı ya da zorunlu, iç veya dış nüfus hareketlerine ilişkin kelime ve kavramları incelemeyi gelecek yazımıza bırakarak sürgün kavramını Türkiye Diyanet Vakfı İslam Ansiklopedisi’nden özetle iktibas etmekle yetinelim:</p>
<p><strong>Sürgün</strong>; bir kişinin veya bir topluluğun ceza yahut güvenlik tedbiri olarak yaşadığı yerden başka bir yere belli bir süre ya da ömür boyu kalmak üzere isteği dışında gönderilmesi ve orada ikamet etmeye mecbur tutulmasıdır. Kelime, hakkında bu ceza veya tedbirin uygulandığı kişi ve gönderildiği yeri de ifade eder. Kur’an-ı Kerim’de ve hadislerde peygamberlerin yahut bir ülke veya belde halkının topluca yurtlarından çıkarılması manasındaki sürgün (<em>ihrâc</em>) ile ilgili birçok atıf vardır. Topluluğun sürgün edilmesi manasına gelen “<em>celâ</em>” bir âyette (59:3) ve “<em>nefy</em>” bir âyette (5:33) geçmektedir.</p>
<p>Sürgün bir ülkeden başka bir ülkeye olabileceği gibi aynı ülke içinde kişinin doğup yaşadığı veya yerleştiği yerden başka bir bölgeye gönderilmesi biçiminde de gerçekleşebilir. Toplu sürgün uygulamasına genellikle siyasal veya sosyal gerekçelere bağlı olarak doğabilecek zararlara karşı önlem niteliğinde ve bilhassa kamu düzeninin korunması amacıyla başvurulur; literatürde bu tür sürgün uygulamaları daha çok “<em>tehcîr</em>” kelimesiyle ifade edilir. İskân amaçlı sürgünler, yerleşik hale getirilmesi istenen göçebe toplulukların belli bir yerde ikamete zorlanması şeklinde tarihte sıkça rastlanan uygulamalardır.</p>
<p>Toplu sürgünlerin bir diğer örneği, özellikle savaşlar sonunda yenilen taraf halkının yaşadığı yerden başka yere gitmek zorunda bırakılmasıdır. Gönüllü sürgünde de kişi yaşadığı yeri terk etmediği zaman hukuki ya da sosyal başka bir yaptırımla karşılaşacağı için doğrudan veya dolaylı bir zorunluluk hali sürgünün temel unsurudur. Ülke dışına yapılan sürgün uygulamaları neticesinde kişiler vatandaşlık haklarını kaybedebilmekte, hatta mal varlıklarına el konulabilmektedir.</p>
<p>Sürgün cezasının Hammurabi kanunlarında yer aldığı, Sümerler, Asurlular, Hititler, Persler, Yunanlılar, Romalılar ve Bizanslılar tarafından uygulandığı bilinmektedir. Eski Yunan’da sürgün cezası adam öldürme suçu için sıkça uygulanır, siyasi suç mahkumları on yıl süreyle sürgün edilirdi. Roma İmparatorluğu’nca belli adalar sürgün yeri olarak kullanılırdı. Bizanslılar sınırları içerisinde değişik kitlelere sürgün uygulayıp askerî, ekonomik ve sosyal yönden birtakım çıkarlar sağlıyorlardı. Cahiliye Araplarında da kabilenin örf ve âdetine aykırı davranmakta ısrar edenler sürgün edilirdi. İslâm tarihinde ve özellikle Osmanlılar döneminde gerek bir topluluğa yönelik gerekse hukuki yaptırım niteliğindeki sürgün geniş bir uygulama alanı bulmuştur.</p>
<p>Batı ülkelerinin uyguladığı sürgünler kolonileşme tarihi boyunca sürmüş; İngiltere, Portekiz, İspanya, Fransa, İtalya, Rusya, Hollanda, Danimarka gibi devletler suçluları Amerika, Afrika, Brezilya, Avustralya gibi deniz aşırı ülkelere sürgün etmiştir. Fransızlar için Fransız Guyanası, İtalya için Sicilya adası, Rusya için Sibirya önemli sürgün merkezleri olmuştur. İspanya’daki Müslümanların ve Yahudilerin XV-XVI. yüzyıllarda ülkeden zorla çıkarılması, bilhassa Rusya’nın XIX. yüzyıl boyunca Balkanlar ve Kafkasya’daki müslüman ahaliyi tehcir etmesi, II. Dünya Savaşı sonrasında Kırım’daki bütün Tatarları sürmesi toplu sürgün uygulamalarının önemli örneklerindendir.</p>
<p>Ulus-devletlerin ortaya çıkması ve devletle vatandaşları arasındaki bağın ilke olarak çözülemez olduğu yönündeki doktrinin benimsenmesinin ardından, işlenen suçlardan ötürü ülke dışına sürgün nadiren uygulanır hale gelmiş olmakla birlikte halk hareketleri ve devrimler birçok siyasi sürgüne yol açmıştır. Diğer taraftan XX. yüzyıl uluslararası hukuku, ülkeleri işgal edilen ve ülkeyi terk etmek zorunda bırakılan hükümet üyelerini iktidara ilişkin iddialarını devam ettirmeleri durumunda meşru hükümet şeklinde tanımış ve bunu ifade etmek için “sürgünde hükümet” kavramını geliştirmiştir.</p>
<p>İslâm hukukçuları cezai yaptırım olarak sürgünün meşruiyeti hususunda görüş birliği içindedir. Bununla birlikte Kur’an ve Sünnet’te bazı suçlar için öngörülen sürgün cezasının mahiyeti, kimlere uygulanacağı, süresi ve uygulanacağı yer konusunda farklı görüşler ileri sürülmüştür&#8230; (TDV İA, 38/164).</p>
<p>&nbsp;</p>
<p><strong>Tarihin en büyük sürgünleri</strong></p>
<p>İki bin yıl boyunca Yahudiler’in Babil’den, Medine’den, İspanya’dan, Almanya’dan ve Avrupa’nın bir çok ülkesinden sürülmesi, Osmanlı Devleti’nin son demlerinde 1915’te çıkarılan “Tehcir Kanunu” çerçevesinde Ermenilerin ülke içinde zorunlu göçe tabi tutulması, 1923’te ‘Nüfus Mübadelesi’ kapsamında Türkiye ile Yunanistan arasında gerçekleştirilen nüfus değişimi ve Mart 1964’te İsmet İnönü tarafından alınan ani bir kararla İstanbul’da yaşayan Rumların 48 saat içerisinde Türkiye’yi terk etmeye zorlanması, 15 Mayıs 1948’de İsrail&#8217;in kuruluşuyla başlayan ve ‘Nekbe (Büyük Felaket)’ adıyla anılan sürgünde 700 binden fazla Filistinlinin yurtlarından uzaklaştırılması gibi bir çok sürgün olayı müstakil birer araştırmaya konu yapılacak çapta sürgünler olup on bin karakterle sınırlı bu yazımızda Kırım ve Kafkas sürgünlerine değinmekle yetinmek durumundayız.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p><strong>Sovyet Dönemi Sürgünleri</strong></p>
<p>Komünist yönetimin sürgüne gönderdiği bir milyon Sovyet Almanı, Karaçay-Malkar Türkleri, Çeçenler, İnguşlar, Kabardeyler, Kalmuklar, Kırım Tatarları, Kırım Rumları, Kırım Ermenileri, Ahıska Türkleri ve Kürtler 20 yıl süren ilk sürgün döneminde herhangi bir iş kampından kaçamadan ağır şartlar altında hayatlarını sürdürmeye çalışmıştır. Son günlerde yayınlanan SSCB arşiv belgelerine göre Sovyet döneminde sürgün edilen 2.300.223 insanın % 79.8&#8217;i devamlı olarak özel sürgün yerlerinde, % 20.2&#8217;si diğer özel küçük yerleşim yerlerinde ikamete mecbur bırakılmıştı.</p>
<p>23 Şubat 1944&#8217;te yarım milyon insan (362 bin Çeçen ve 135 bin İnguş) Sibirya&#8217;ya sürüldü. <strong>Çeçen ve İnguş</strong> halkı bu sürgün esnasında nüfusunun yüzde 38’ini kaybetti. 9 Ocak 1957’de Çeçen ve İnguşların ana vatanlarına dönmelerine izin verdi. 7 Mart 1944 tarihinde lağvedilen ve toprakları çeşitli ülkelere paylaştırılan Çeçen-İnguş Özerk Sovyet Sosyalist Cumhuriyeti ise 1957 yılında yeniden kuruldu. 1939 yılının resmi kayıtlarına göre 488 bin olan Çeçen-İnguşların nüfusu sürgünden sonra 200 bine kadar düştü. 1959 yılında ise Çeçen-İnguş Cumhuriyeti&#8217;ndeki tüm İnguş ve Çeçenlerin sayısı 311 binden ibaretti.</p>
<p>Sovyetler Birliği&#8217;nin dağılmasının ardından bağımsızlığını ilan eden Çeçenistan&#8217;da Rus birlikleriyle Çeçen direnişçiler arasında başlayan ve halen devam eden savaşta 50 bine yakını çocuk olmak üzere 250 bin insan katledildi. Hür dünyanın gözü önünde yaşanan birinci ve ikinci Rus-Çeçen savaşları yüz binin üzerinde Çeçen’in mülteci hayatı yaşamasına, 30 bini aşkın insanın sakat kalmasına yol açtı&#8230;</p>
<p><strong>Karaçay</strong> Özerk Bölgesi, 2 Kasım 1943&#8217;te Sovyet askerlerince boşaltılarak 33 bini çocuk olmak üzere 69 bin Karaçaylı; 8 Mart 1944&#8217;te ise 37 bini aşkın <strong>Malkar</strong> hayvan vagonlarıyla Kazakistan, Kırgızistan ve Özbekistan&#8217;ın iç bölgelerine zorla gönderildi.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p><strong>18 Mayıs 1944: Kırım Tatarlarının Sürgünü</strong></p>
<p>Stalin dönemi sürgünleri Kuzey Kafkasya halklarıyla sınırlı kalmadı. 18 Mayıs 1944 gecesi başlayan ve 3 gün süren yoğun sürgün operasyonu Kasım ayına kadar artçı sürgünlerle devam etti ve 200 bin Kırım Tatarı zorla yurtlarından koparılarak Orta Asya&#8217;nın ücra köşelerine götürüldü. ‘Sürgünlik’ operasyonuna 32.000&#8217;den fazla NKVD birliği katılmıştı. Sürgün edildiği resmen kabul edilen 194 bin kişiden 152 bin kişi Özbekistan’a, 8.597 kişi Mari&#8217;ye, 4.286 Kazakistan’a, geriye kalan 30 bin kişi ise Rusya&#8217;nın çeşitli oblastlarına zorla götürülmüştü. Sovyet muhaliflerinin bilgilerine göre, pek çok Kırım Tatarı, Sovyetler Gulag sistemi tarafından yapılan büyük ölçekli projelerinde köle gibi çalıştırılmıştır.</p>
<p>Nüfusunun yüzde 42&#8217;sini zor şartlar altında yitiren Kırım Tatarları yurtlarına dönebilmek için 1980&#8217;li yılları beklemek zorunda kaldı. Yıllar sonra yurtlarına döndüklerinde evlerinin ve topraklarının Ruslara ve Ukraynalılara dağıtıldığını gördüler. Sorunlarını çözemeden Rusya’nın Ukrayna’yı yeniden işgal etmesiyle Kırım Tatarlarının durumu yeniden darboğaza girdi.</p>
<p>Gürcistan&#8217;ın <strong>Ahıska</strong> bölgesinde yaşayan 300 bin &#8216;Osmanlı Türkü&#8217;, 14 Kasım 1944 tarihinde anavatanlarından koparılarak Sibirya’ya sürgün edildi. Bugüne kadar yurtlarına dönememiş olan Ahıskalılar Rusya Federasyonu, Özbekistan, Kazakistan, Kırgızistan, Türkiye, Ukrayna, Almanya, Fransa, İtalya ve ABD&#8217;de bölük pörçük bir hayat sürmektedir. Ahıskalılar, 1989 yılında ikinci büyük sürgün yaşadı. Fergana&#8217;da çıkan olaylar gerekçe gösterilerek 100 bin Ahıskalı ikinci vatan bildikleri Özbekistan&#8217;dan komşu ülkelere ve Rusya&#8217;nın Krasnodar bölgesi ile Ukrayna&#8217;ya göç etmek zorunda bırakıldı. Gürcistan, Avrupa Konseyi&#8217;ne kabul edilirken Ahıskalıların yeniden anavatanlarına yerleştirilmesi konusunda taahhüt altına girdiği halde bugüne kadar bu taahhüt yerine getirilmedi.</p>
<p>Azerbaycan&#8217;ın <strong>Dağlık Karabağ</strong> bölgesinin Ermenistan tarafından 1992-94 yıllarında yaşanan savaşta işgaliyle başlayan süreçte 1 milyonu aşkın ‘kaçgın’ Azeri, halen zor şartlar altında Azerbaycan&#8217;ın çeşitli vilayetlerinde hayatlarını sürdürmeye çalışmaktadır.</p>
<p>1804 yılında baş gösteren Sırp isyanı ile başlayarak iki asır boyunca <strong>Balkanlar</strong>dan Anadolu’ya yönelen nüfus hareketleri, özellikle Yunanistan, Bulgaristan, Romanya ve Yugoslavya’dan yüzbinlerce Türk, Boşnak ve Arnavut dönem dönem mülklerini ve yurtlarını terk ederek Türkiye&#8217;ye gelmek zorunda bırakılmıştır.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p><strong>Bireysel Sürgünler</strong></p>
<p><strong> </strong>İnsanlık tarihi boyunca toplu sürgünler yanında bireysel sürgünler de sıkça görülmüştür. Mesela Osmanlı döneminde şiirleri/eserleri yüzünden, ahlakî sebeplerle, düşmanlarının gözden düşürmesi sonucu, görevinde başarısız olması veya siyasi ihtilaflar sebebiyle sürgüne gönderilenler olmuştur.</p>
<p>Sürgün yeri olarak, kaçma ihtimaline karşılık özellikle Bozcaada, Midilli, Sakız, Girit, Rodos ve Kıbrıs gibi adalar seçilmiştir. Malta, Fizan, Bursa ve Sinop önemli sürgün mekânlarından idi.</p>
<p>Sürgün yemiş insanlar arasında dünya çapında şöhrete sahip Sultan Vahdettin gibi siyasi, İmam Humeyni gibi dini liderler de bulunmaktadır. 23 Nisan 1924 tarihinde Bakanlar Kurulu kararıyla yurt içinde oturmaları ve Türkiye&#8217;ye girmeleri yasaklanan 150&#8217;liklerden, 26 Haziran 1938 yılında yasak yürürlükten kaldırıldıktan sonra yurda dönen pek az kişi olmuştur.</p>
<p><strong> </strong>Tarihin şahit olduğu en büyük sürgünlerden biri olan <strong>21 Mayıs 1864: Büyük Çerkes Sürgünü</strong>’nü gelecek yazımıza bırakarak, sürgünlerin yaşanmadığı insanca bir hayatı birlikte inşa edebilmek niyazıyla yazımızı burada noktalayalım.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p><strong>Tavsiye Edilebilecek Bazı Türkçe Kaynaklar</strong>:</p>
<ul>
<li>Adem Sağır; “Sürgün Sosyolojisi Bağlamında Göçün Sosyo-politiği: Sovyet Rusya Örneği”, Avrasya İncelemeleri Dergisi (AVİD), I/1, 2012, s. 355-391.</li>
<li>Cemal Kutay; Yüzellilikler Faciası, 1. cilt, İstanbul 1955.</li>
<li>Justin McCarthy; Ölüm ve Sürgün, Çev. Bilge Umar, 7. Baskı, İstanbul 1995, 404 s.</li>
<li>Kamil Erdeha; Yüzellilikler, Tekin Yayınevi, İstanbul 1998, 240 s.</li>
<li>Kemal Daşcıoğlu; Osmanlı’da Sürgün, Yeditepe Yayınları, İstanbul 2007.</li>
<li>Mustafa Abdülcemil Kırımoğlu; “Kırım Tatar Millî Kurtuluş Hareketinin Kısa Tarihi”, <a href="http://www.surgun.org/tur/bilgi.asp?yazi=ktmh">surgun.org/tur/bilgi.asp?yazi=ktmh</a></li>
<li>Seyit Tuğul, SSCB’de Sürgün Edilen Halklar, İstanbul 2003.</li>
<li>Tuba Işınsu Durmuş, Osmanlının Sürgün Şairleri, Kapı Yayınları, İstanbul 2014, 228 s.</li>
</ul>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://fethigungor.net/dirilis-postasi/insanligin-surgunlerle-yuzlesebilmesi/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
