<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>SAMUEL HUNTINGTON Arşivleri - Prof. Dr. Fethi Güngör</title>
	<atom:link href="https://p.fethigungor.net/etiket/samuel-huntington/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://www.fethigungor.net/etiket/samuel-huntington/</link>
	<description>fg@fethigungor.net</description>
	<lastBuildDate>Tue, 30 Jul 2019 20:39:17 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	<generator>https://wordpress.org/?v=6.8.1</generator>
	<item>
		<title>15 TEMMUZ: DESTANI ANMAK, İHANETİ ANLAMAK</title>
		<link>https://p.fethigungor.net/caginin-sahidi-olmak/15-temmuz-destani-anmak-ihaneti-anlamak/</link>
					<comments>https://p.fethigungor.net/caginin-sahidi-olmak/15-temmuz-destani-anmak-ihaneti-anlamak/#comments</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Fethi Güngör]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 30 Jul 2019 20:39:17 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Çağının Şahidi Olmak]]></category>
		<category><![CDATA[15 TEMMUZ HADİSESİ]]></category>
		<category><![CDATA[ASKERÎ DARBE GİRİŞİMİ]]></category>
		<category><![CDATA[BURKİNO FASO DİYANET İŞLERİ BAŞKANI]]></category>
		<category><![CDATA[DEMOKRASİ VE MİLLİ BİRLİK GÜNÜ]]></category>
		<category><![CDATA[DESTANI ANMAK]]></category>
		<category><![CDATA[DÜNYEVİLEŞMEK]]></category>
		<category><![CDATA[FETÖ]]></category>
		<category><![CDATA[İHANETİ ANLAMAK]]></category>
		<category><![CDATA[ILIMLI İSLAM]]></category>
		<category><![CDATA[İYİLİKTE YARDIMLAŞMAK]]></category>
		<category><![CDATA[KAZAKİSTAN]]></category>
		<category><![CDATA[KÖTÜLÜKTE YARDIMLAŞMAMAK]]></category>
		<category><![CDATA[Prof.Dr. Mehmet Görmez]]></category>
		<category><![CDATA[PROF.DR. SUAT CEBECİ]]></category>
		<category><![CDATA[RÜYA İLE AMEL ETMEK]]></category>
		<category><![CDATA[SAMUEL HUNTINGTON]]></category>
		<category><![CDATA[TÜRKİYE’Yİ İŞGAL VE TAKSİM GİRİŞİMİ]]></category>
		<category><![CDATA[YALOVA HALK EĞİTİM MERKEZİ]]></category>
		<category><![CDATA[YALOVA MÜFTÜLÜĞÜ]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://fethigungor.net/?p=920</guid>

					<description><![CDATA[Türkiye’yi işgal ve taksim girişiminin millî iradenin topyekûn direnişiyle püskürtüldüğü 15 Temmuz günü “Demokrasi ve Millî Birlik Günü” olarak ilan edilmiş olup bu hadisenin 3. yıldönümünde tüm il ve ilçelerde çeşitli etkinlikler düzenlendi. Yalova’da bizzat iştirak ettiğim bu etkinliklerden ikisini birer yazıyla sizlere daha önce aktarmıştım. Bu haftaki yazımda Yalova Müftülüğünce 16 Temmuz Salı günü [&#8230;]]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Türkiye’yi işgal ve taksim girişiminin millî iradenin topyekûn direnişiyle püskürtüldüğü 15 Temmuz günü “Demokrasi ve Millî Birlik Günü” olarak ilan edilmiş olup bu hadisenin 3. yıldönümünde tüm il ve ilçelerde çeşitli etkinlikler düzenlendi. Yalova’da bizzat iştirak ettiğim bu etkinliklerden ikisini birer yazıyla sizlere daha önce aktarmıştım. Bu haftaki yazımda Yalova Müftülüğünce 16 Temmuz Salı günü saat 18:00’de Halk Eğitim Merkezi’nde düzenlenen konferansı özetleyeceğim.</p>
<p>“<strong>15 Temmuz: Destanı Anmak, İhaneti Anlamak</strong>” başlıklı konferansında Yalova Üniversitesi Rektörümüz Prof. Dr. Suat Cebeci, 15 Temmuz hadisesini ve FETÖ’yü farklı boyutlarıyla anlattı:</p>
<p><strong>Büyük Oyunu Görebilmek</strong></p>
<p>“20. yüzyıla kadar imparatorluklar çatıştı, güçlü olan kazandı. 20. Yüzyılda ideolojiler çatıştı. Önce sıcak savaş başladı, ardından yarım yüzyıl soğuk savaş halinde devam etti.</p>
<p>1993 yılında yayımladığı bir makalesinde Samuel Huntington (1927-2008) medeniyetler çatışmasından bahsetti. Daha sonra kitap halinde yayımlayınca ne demek istediği daha net anlaşıldı: İmparatorluklar ve ideolojiler savaşı bitti. Artık medeniyetler savaşı başladı. Kastettiği ise Batı ile İslam medeniyetinin çatışmasıydı. Huntington Türkiye’ye özel yer ayırdığı kitabında, Amerikan dış diplomasisine rehberlik edecek şu vurguyu yapıyordu: Türkiye’nin Batı’da yeri yoktur. İslam medeniyetini inşa eden, padişahlarının adına hutbe okunan Türkiye’nin yeri İslam âlemidir. Tavrınızı, politikanızı ona göre belirleyin. Türkiye’nin NATO’da yeri yoktur…</p>
<p>Bu tespitler bir teorisyenin sözlerinden çok bir ülkenin diplomatik önsezilerini ve gelecek perspektifini yansıtıyordu. Nitekim “ılımlı İslam” oluşturma amacını taşıyan BOP (Büyük Ortadoğu Projesi) geliştirildi. Hayat ve güç veren İslamiyet’in yerine kültür unsuruna dönüşmüş bir din haline getirilen bir İslam ikame edilecekti! Tabii ki Amerika böyle dedi diye Müslümanlar bunu kabul etmezdi. Bunu söyleyecek bir otoriteye, bir lidere ihtiyaç vardı. Amerika o lideri Erzurum’da buldu, yetiştirdi ve Amerika’ya taşıdı!”</p>
<p><strong>Hadiselerden Gereken Dersleri Çıkarabilmek </strong></p>
<p>“Akif diyor ya; “Tarihi tekerrür diye tarif ediyorlar / Hiç ibret alınsaydı tekerrür mü ederdi?”</p>
<p>Sene 1903, Magosa’da vaizlik yapan, itibarlı insanlarla düşüp kalkmaya düşkün, egosu güçlü bir adam var; Derviş Vahdeti… Din gösterişi asla kabul etmez. “Namazlarından dolayı gösteriş yapanlara veyl olsun, yuh olsun.” der Kur’an.</p>
<p>İnsan psikolojisi üzerinde çalışanlar şu tespiti yapar: Kutsala ihanet edenin ihanet etmeyeceği hiçbir şey yoktur. Derviş Vahdeti’yi İstanbul’a taşıyıp aylık dergi çıkarttırıyorlar; Volkan.</p>
<p>Gösterişe düşkün olanlar vaazda salya sümük ağlarlar. 70’li yılların başında İzmir’de vaaz ederken o da ağlardı, niye ağladığını bir türlü anlayamazdık.</p>
<p>Vahdeti’yi birileri finanse ediyor ve büyütüyor. “Şeriat elden gidiyor” diye İstanbul’da büyük bir taraftar kitlesi topluyor. Eşref Edip, Mehmet Akif… gibi buna kananlar da oldu, ama kısa zamanda vaziyeti anlayıp geri çekildiler. Bizim ilahiyat hocaları inatla hâlâ bunun peşinden gitmeye devam ediyorlar. Halbuki başkaları bizi hesaba çekmeden önce kendi kendimizi hesaba çekmeliyiz.</p>
<p>Daha sonra Vahdeti devlete sızıyor, Selanik’teki 4. Kolordu’nun İstanbul’a gelerek Abdülhamid’i devirmesini sağlıyor. Filim aynı, final farklı. Bizim liderimiz çekilmedi.</p>
<p>Erzurum’da Kur’an Kursu’nda bir hocasını Atatürk’e hakaret iddiasıyla şikâyet etmişti o şahıs. O hoca niye böyle bir şey yapsın? Ama oradan vurunca düşürecek ya…</p>
<p>Kapitalizm ve sosyalizm çatışmasında maşa olan birçok genç oldu. Bu adamı da Erzurum’da Komünizmle Mücadele Derneği’nin başına getirdiler. Din adamı olma şansı yokken dönemin merhum DİB yardımcısı da kullanılarak İzmir’e vaiz olarak atanıyor. O dönemlerde BOP gündeme geldi. Bunun için hitabeti, rol yapma ve kandırma kabiliyeti güçlü bu adamı keşfettiler ve büyüttüler. Bu ülkede din konuşan çok insan hapse atıldı ama bu adam hiç takibata uğramadı.</p>
<p>1996’da Amerika’ya gitti, bir daha çıkamadı. Kullanışlı bir figür olarak orada esir tutuluyor.</p>
<p>BOP’ta çatlak çıktı. Türkiye AB’nin üyesi olamayacaktı belki ama İslam dünyasının lideri olma potansiyeli var. Kalabalık bir nüfus, güçlü bir geçmiş, büyük bir birikim, değer üreten ve değerleri uğruna gözünü kırpmadan tankın önüne yatan bir toplum, bunlara dikkat edelim, ne yapacakları belli olmaz diye izlediler.</p>
<p>Türkiye’de kontrol altında tutulan bir kesim, bakıyorsunuz Türkiye’nin sempatisini kazanmış, yarısının oyunu almış ve iktidara gelip ‘kendi özgür siyasetimi, ekonomimi, istihbaratımı oluşturacağım, kazan-kazan prensibini uygulayacağım’ dedi.</p>
<p>Güneydoğu’da Amerika ile bir istihbarat paylaşımı sözleşmesi yaptık. Bize yanlış istihbarat veriyor, dağı taşı bombalatıyordu, asıl istihbaratı da PKK’ya veriyordu. Türkiye bu anlaşmayı lağvetti. Ondan sonra ip koptu. Taksim’de birkaç ağaç taşınacak bahanesiyle ortalığı karıştırmak istiyorlardı. 12 Eylül darbesinin gerekçesi neydi? Taksim’e cami yapılacak, Konya’da miting. ‘Ekonomik olarak düze çıkma hayalini unutun, üçüncü hava alanı, körfez köprüsü yaptırmayız…’ Acı olan cemaat buna alet oldu. Basiretleri kör olduğu için olayları okuyamadılar. Müslümanları Müslümanlarla vurmaları ağırımıza gidiyor.”</p>
<p><strong>İyiyi Kötüden, Doğruyu Eğriden Ayırma Yeteneği Kazanmak </strong></p>
<p>“Kur’an’dan koptukça hayattan uzaklaşıyoruz. Müttaki olursak Allah bize basiret verir ve çıkış yolu gösterir.</p>
<p>“Ey iman edenler! Eğer Allah’a karşı gelmekten sakınırsanız; O, size iyiyi kötüden ayırt edecek bir anlayış verir ve sizin kötülüklerinizi örter, sizi bağışlar. Allah, büyük lütuf sahibidir.” (Enfâl 8:29).</p>
<p>“Kim Allah’a karşı gelmekten sakınırsa, Allah ona bir çıkış yolu açar. Onu beklemediği yerden rızıklandırır. Kim Allah’a tevekkül ederse, O kendisine yeter. Şüphesiz Allah, emrini yerine getirendir. Allah, her şeye bir ölçü koymuştur.” (Talâk 65:2-3).</p>
<p><strong><em>İttika</em></strong>; Allah’a ince ayar bağlılık, 24 saat bilinçli olmak demektir. İşte böyle olursan Allah “furkan” yani ‘iyiyi yanlıştan, doğruyu eğriden ayırma yeteneği’ bahşeder. Sürekli oruç tutarsın, kurban dağıtırsın ama müttaki olamayabilirsin.</p>
<p><em>İttika</em>; iman, amel ve ahlaktan oluşur. Amelin ibadet kısmı %2’dir, gerisi muamelattır. Hakkıyla kılsak bile namaz hayatımızın küçük bir kısmını kapsar. Helal, haram, doğruluk, dürüstlük… bunlardır muamelatta asıl olan. Asıl bu kısımda hassasiyet göstermeliyiz. O zaman ferasetimiz artar. Bir hadiste geçtiği üzere feraset sahibi olup Allah’ın nuruyla bakamazsanız elin oğlu sizi oynatır, hakkı bâtıl bâtılı da hak gösterir, şaşırır kalırsınız. Sonra da sizi birbirinize kırdırır!</p>
<p>Allah ile bağımızı kesersek akıl bizi bir yere götürmez. İlk inen ayette “<em>ikra’</em>; oku” diyor. Bu emrin mef’ulü yok. Ne okuyayım? Her şeyi; insanı, kâinatı, hadisatı… Bir şart koşuyor: Allah kaydıyla. Her ne yaparsan Allah bağlantılı yapacaksın; komşuluk, evlenme, boşanma, iş… “Bismillah de başla” değil, “Allah bağlantılı yap” demektir.</p>
<p>Zihinlerimiz karışık, doğru nedir yanlış nedir ayırt edemiyoruz! Allah akıl vermiş, mahrum bırakmamış, biz kendimizi mahrum etmişiz! Her dakikanın hesabını verecek bir duyarlılıkla yaşarsak kimse bizi kandıramayacaktır, emin olun.</p>
<p>“Hizmet hareketi” dendi ama içimiz hiç ısınmadı ona. Ama son yıllarda Türkiye’de askeriyesinden bürokrasisine herkes onlara yöneldi. Bizim İslami heyecanımız kadar furkanımız, duyarlılığımız olmazsa bizi yakalayıp yuları takar götürürler. Zengin bir dilenci “Allah rızası için” dedi diye çıkarıp para veriyoruz. Yani dinimize muhabbetimiz bizi <strong>kolay yönetilir</strong> hale getiriyor. Çünkü furkanımız noksan, bunun da sebebi takvamızın noksan olması.</p>
<p>Tarihten beri irfanı ve erdemi yaymak için çok emek vermiş insanlarımız var. Hiçbirinin ordusu, şirketi, cemaati, devleti olmamıştır. Arkalarında sahipler ordusu oluşturmamışlar ve ümmeti bölmemişlerdir. Onlar bir camia oluşturmamış. Ama ‘biz Kadiriyiz’, ‘biz Nakşiyiz’ … diye gruplara ayrılmışız! “<em>İnneme’l-mu’minîne ihvetun</em>; Emin olun ki, mutlak surette bütün müminler kardeştir.” (Hucurât 49:10). Kur’an cemaatleri ayırmıyor. Ama biz ‘ihvan’ deyip diğer müminleri ayırıyoruz!</p>
<p>Şirket kurmak dünyevi bir iddiadır. İttika yolunda gidenler dini meseleleri dünyevi meselelere dönüştürürse yanlış yapıyorlar demektir. Ticaret, zenaat, üretim helaldir. Ahireti unutmadan dünyaya çalışmak bir emirdir:</p>
<p>“Allah’ın sana verdiği şeylerde ahiret yurdunu ara. Dünyadan da nasibini unutma. Allah’ın sana iyilik yaptığı gibi sen de iyilik yap ve yeryüzünde bozgunculuk isteme. Çünkü Allah, bozguncuları sevmez.” (Kasas 28:77). Ahirete yönelip dünyayı terk etmek de dünyaya meyledip ahireti terk etmek de İslami değildir. Dengeyi kurmak gerekir. Uçmak iki kanatla mümkün olur.</p>
<p>Fedakârlık yapmak ve nefsaniyetten uzak durmak gerekir. İmam Gazali dersler veriyordu. 40 yaşlarında meşhur olmuş. Cuma günü hatip “büyük allame üstat Gazali şöyle dedi” deyince Şam’ı terk ediyor, “ben bu şöhretle burada yaşayamam” diye. Bağdat’a gidip medreseden kopmuş, inzivaya çekilmiş. O tarihte cedel ilmi türemiş, Cebrail mi büyük Peygamber mi büyük? Uzanmak için ekmeğe mi basmalı Kur’an’a mı? Sarf mı önemli nahiv mi? gibi konular tartışılmaya başlanmış. Nihayetinde on yıl sonra ısrarlı talep üzerine inzivadan çıkıp medreseye dönüyor. Bir şey nefsimize hoş geliyorsa ondan vaz geçmeliyiz. Bu adamın <strong>en büyük zaafı</strong> enesidir. Dünyanın öbür ucunda adı anılınca çok mutlu oluyor. NLP yoluyla insanlara istediklerini söyletebiliyorlar. Yapay zekâyla yönetecekler bundan sonra insanları. Ya mümin ferasetini gösterip buna karşı koyarız ya da bizi köle ederler…</p>
<p>1996’da Amerika’ya gitti bu adam. Dünyanın birçok yerinde okullar açıldı. İstiklal marşını, Türkçe şarkı türkü söylemeyi öğretiyorlar, Türkiye’nin tanıtımını yapıyorlardı. Türkçe Olimpiyatlarını hatırlarsınız. Bir dinî cemaatin bunlarla ne işi var? “Neye hizmet ediyorsunuz?” diye sormadık! Yabancı ajanların kışlası haline gelmiş bu okullar. <strong>Ilımlı İslam</strong> için bir lider lazımdı, parlattılar. Adına üniversite kuruldu, sempozyumlar düzenlendi, tezler yaptırıldı. Bu adamın yüzüne baktığınızda bir İslam âlimi çehresi görüyor musunuz? Bunca olup bitene rağmen hâlâ ondan umudu olan insanlar var!</p>
<p>“<em>Ve mekerû ve mekerallah</em>…; Onlar tuzak kurdular. Allah da tuzak kurdu. Allah, tuzak kuranların en hayırlısıdır.” (Âl-i İmran 3:54).</p>
<p>Bu toplumda Allah’a sadakati güçlü olanların gözü yaşlı duaları hürmetine Allah bizi kurtardı. Darbe yapacağız derken baltayı ayaklarına vurdular. Bir hadiste buyurulduğu üzere; “Mümin bir delikten iki kez ısırılmaz.” İyi niyet şart. Gerçeği söyleyeceğiz. Mümin mümine ayna olur. Ona düşmanlık yapmaz. Birbirimizle uğraşma lüksümüz yok!</p>
<p>Bir cemaatte <strong>rüya</strong> ve <strong>dünyevileşme</strong> belirleyici olmuşsa rotası şaşmış demektir. Şayet dinî bir cemaat ise dünyevilikle ne işi var? Vakti olmadığı için sadece farzları kılabilen birisi beş vakte beş vakit daha katandan daha üstün olabilir.”</p>
<p><strong>İyilikte Yardımlaşmak, Kötülükte Yardımlaşmamak</strong></p>
<p>“Mescid-i Haram’a girmenizi önledikleri için bir topluma karşı beslediğiniz kin sizi tecavüze sevk etmesin! İyilik ve takva (Allah’ın yasaklarından sakınma) üzerinde yardımlaşın, günah ve düşmanlık üzerine yardımlaşmayın. Allah’tan korkun; çünkü Allah’ın cezası çetindir.” (Mâide 5:2). “Hayırda ve iyilikte yardımlaşın” emrinin bir sebebi var; tek başına yapamazsın. Günahta ve düşmanlıkta kimseye destek olmayın…</p>
<p>Bu hadisede mağdur olanlar bu iş niye başımıza geldi diye hiç muhasebe yaptılar mı? 250 kişi öldü, 2700 kişi yaralandı, bütün bir millet olarak allak bullak olduk, cemaatlere güven sarsıldı…</p>
<p>Devletin başı “kandırıldık” diyor da sen niye kandırıldık diye itiraf etmiyorsun? Cemaati oluşturan insanları aldattılar ve bizi birbirimize düşürdüler! Biz “15 Temmuz’da başaramadınız” diyoruz, onlar da diyor ki; “başardık, sizi birbirinize düşürdük, okumuş insanları hapse attırdık…”</p>
<p>Diyanet İşleri Başkanı iken Prof. Dr. Mehmet Görmez, Kazakistan Diyanet İşleri Başkanının şöyle dediğini anlatmıştı: “Bunlar üç şeyi yıkıp yerine bir başka şeyi koydular; aile bağlılığını yıkıp yerine cemaat bağımlılığını, milliyet bağlılığını yıkıp cemaate bağlılığı koydular, ümmet bağlılığını yıktılar, cemaat için ümmete düşmanlık besler hale geldiler. Bunların arkasındaki eli görün.”</p>
<p>Mehmet Görmez Burkino Faso Diyanet İşleri Başkanının da şöyle dediğini de aktarmıştı: “Biz onlardan üç şeyden dolayı nefret ettik: Fakiri hiç sevmediler. Her zaman Hıristiyanları bize tercih ettiler. Faaliyetlerinde İslami nişaneler yoktu. Ama bu nefretimizi bastırıp bir tek sebepten dolayı muhabbet beslemeye çalıştık: Türkiye’den geldikleri için.”</p>
<p>Bu adamın onca vaazını duydunuz, bir defa olsun ondan bir ayet metni duydunuz mu? Ama gitti Papa’ya, “misyonunuza amadeyiz” dedi! Papa’nın tarihsel misyonu İslam’ı yok etmektir!</p>
<p>Afrika’da, başka yerde, Türkiye’yi İslamiyet’in geleceği olarak görüyorlar. Bu umudu boşa çıkarmamak icap eder.</p>
<p>Hakkı hak görüp ittiba eden, bâtılı bâtıl görüp içtinap edenlerden olabilmek duasıyla…”</p>
<p><strong>Kaynak:</strong></p>
<p>Cebeci, Suat. (2019). “<strong>15 Temmuz: Destanı Anmak, İhaneti Anlamak</strong>”. Konferans. Düzenleyen: Yalova Müftülüğü. Yer: Yalova Halk Eğitim Merkezi, Saat: 18:00-19:30.</p>
<p>http://yalova.edu.tr/tr/Page/Icerik/yalova-universitemiz-rektoru-prof-dr-suat-cebeci-destani-anmak-ihaneti-anlamak-konferansina-konusmaci-olarak-katildi, 16.07.2019.</p>
<p>https://www.diyanethaber.com.tr/yalova-muftulugu/yalovada-15-temmuz-paneli-h6625.html, 16.07.2019.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://p.fethigungor.net/caginin-sahidi-olmak/15-temmuz-destani-anmak-ihaneti-anlamak/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>1</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>KÜRESEL KUŞATMAYA TOPYEKÛN DİRENMEK</title>
		<link>https://p.fethigungor.net/caginin-sahidi-olmak/kuresel-kusatmaya-topyekun-direnmek/</link>
					<comments>https://p.fethigungor.net/caginin-sahidi-olmak/kuresel-kusatmaya-topyekun-direnmek/#comments</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Fethi Güngör]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 16 Jul 2019 19:29:38 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Çağının Şahidi Olmak]]></category>
		<category><![CDATA[15 TEMMUZ İSTİKLAL VE İSTİKBAL MÜCADELESİ]]></category>
		<category><![CDATA[AB]]></category>
		<category><![CDATA[ABD]]></category>
		<category><![CDATA[AK Parti]]></category>
		<category><![CDATA[batı]]></category>
		<category><![CDATA[BERNARD LEWIS]]></category>
		<category><![CDATA[BOP]]></category>
		<category><![CDATA[DAEŞ]]></category>
		<category><![CDATA[DARBE GİRİŞMİ]]></category>
		<category><![CDATA[DHKP-C]]></category>
		<category><![CDATA[ERKAN ÇAV]]></category>
		<category><![CDATA[FETÖ]]></category>
		<category><![CDATA[FRANCIS FUKUYAMA]]></category>
		<category><![CDATA[ILIMLI İSLAM PROJESİ]]></category>
		<category><![CDATA[İslam Âlemi]]></category>
		<category><![CDATA[KÜRESEL KUŞATMA]]></category>
		<category><![CDATA[MEDENİYETLER ÇATIŞMASI]]></category>
		<category><![CDATA[NATO]]></category>
		<category><![CDATA[NATO GENEL SEKRETERİ WILLY CLAES]]></category>
		<category><![CDATA[NEW WORLD ORDER]]></category>
		<category><![CDATA[PİYA YAYINLARI]]></category>
		<category><![CDATA[PKK]]></category>
		<category><![CDATA[PYD]]></category>
		<category><![CDATA[SAMUEL HUNTINGTON]]></category>
		<category><![CDATA[SDG]]></category>
		<category><![CDATA[TARİHİN SONU]]></category>
		<category><![CDATA[TÜRKİYE’Yİ İŞGAL VE TAKSİM GİRİŞİMİ]]></category>
		<category><![CDATA[YENİ DÜNYA DÜZENİ]]></category>
		<category><![CDATA[YPG]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://fethigungor.net/?p=916</guid>

					<description><![CDATA[“Onlar müstahkem kaleler içinde veya duvarlar arkasında olmadan sizinle toplu hâlde savaşmazlar. Kendi aralarındaki çekişmeleri şiddetlidir. Sen onları toplu sanırsın. Hâlbuki kalpleri darmadağınıktır. Bu, onların akılları ermez bir topluluk olmalarındandır.” (Haşr 59:14). Genç meslektaşım Sosyolog Dr. Erkan ÇAV, “Küresel Kuşatmaya Direnen Türkiye” isimli 596 sayfalık eserini 86 sayfada özetlemiş. 15 Temmuz işgal ve taksim girişiminin [&#8230;]]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>“Onlar müstahkem kaleler içinde veya duvarlar arkasında olmadan sizinle toplu hâlde savaşmazlar. Kendi aralarındaki çekişmeleri şiddetlidir. Sen onları toplu sanırsın. Hâlbuki kalpleri darmadağınıktır. Bu, onların akılları ermez bir topluluk olmalarındandır.” (Haşr 59:14).</p>
<p>Genç meslektaşım Sosyolog Dr. Erkan ÇAV, “Küresel Kuşatmaya Direnen Türkiye” isimli 596 sayfalık eserini 86 sayfada özetlemiş. 15 Temmuz işgal ve taksim girişiminin üçüncü yıldönümünde sosyal medyada paylaştığı bu özet pdf kitapçığı, hem bu kapsamlı çalışmaya dikkat çekmek hem de maruz kaldığımız küresel kuşatmanın boyut ve katmanlarına ilişkin analizlerini özetlemek istedim.</p>
<p><strong>Küresel Kuşatmayı Tüm Buutlarıyla Görebilmek</strong></p>
<p>“Türkiye, küresel kuşatma altındadır. 27 Mayıs 1960 Darbesi ile birlikte yapısal hale getirilen Küresel Vesayet Sistemi’ni aşmak için her adım attığında operasyonlar yapılan, bunun için başta terör örgütleri olmak üzere çeşitli gizli örgütlerin kullanıldığı bir ülkedir. 15 Temmuz, en büyük küresel operasyon olarak kayıtlara geçecek iken, Türkiye Devleti, milletiyle bütün olarak İstiklâl ve İstikbal Mücadelesi bilinciyle dirilerek bu saldırıya engel oldu. Türkiye, küresel kuşatmaya direniyor. Asıl mücadele şimdi başlıyor.</p>
<p>Tarihin akışının, Türkiye için, coğrafyamız için, dünya için oldukça hızlandığı zamanlardayız. Geçtiğimiz 15 yılda, gözlerimizin önünde yaşanan binlerce küçüklü büyüklü, siyasi ve sosyal, askeri ve bürokratik, yerel ve küresel olayların, hangi sınıflandırmaya alırsak alalım, baş döndürücü bir olaylar zincirine, çok boyutlu süreçlere ve derinlikli bir birikime işaret ettiği aşikârdır. Bu olayları kendi akışına en yakın süreçler içerisinde tanımlamak, anlamak ve yorumlamak için, belirli özelliklerinden hareketle birbirleriyle ilişkilerini, bağlantılarını ve bağıntılarını ortaya koymak gerekir. Olaylar içerisinde boğulmadan, öne çıkan nitelikleri üzerinden, tarihin ana süreçleri içerisindeki konumlarını belirleyebilmek, bunları belirli kavram örüntüleri etrafında ilişkilendirmek ve bugünden geriye doğru “devletin bekası” odaklı bir bakış süzgeci oluşturabilmek.” (s.27).</p>
<p>“Düşünürlerimizin, ihanet süreçlerine karşı daha hazırlıklı olabilmek için birikimleriyle bu süreci çözümlemesi, tartışması, paylaşması ve bu tür girişimlere karşı ülkenin toplumsal-siyasal-entelektüel direncini artırması bir ihtiyaçtır.</p>
<p>Kitabın ilk bölümünde, mevcut güncel duruma ilişkin genel tespitleri, ikinci bölümde Küresel Vesayet Sistemi’nin kuşatma adımlarını, üçüncü bölümde “küresel kuşatma alanlarını”, dördüncü bölümde “15 Temmuz ve Sonrası”nı, beşinci bölümde FETÖ’yü, altıncı bölümde “güçlü bir toplum ve devlet için yapılması gerekenleri”, yedinci bölümde “küresel sistemdeki yerimizi”, sekizinci bölümde “Batı’nın arzuladığı Türkiye”yi, dokuzuncu bölümde “Millî, Güçlü ve Bağımsız Türkiye” perspektifini ele aldık. Bölümler arasında belirli bir tarihsel akış ilişkisini, mantık örgüsünü ve anlatım bütünlüğünü gözettik. Kitabın sonuna, bugüne kadar yazılmış 15 Temmuz ve FETÖ odaklı kitapların ve dergi özel sayılarından bir bölümünün listesini içeren bir yazımızı ekledik.</p>
<p>FETÖ’yü anlamak Türkiye’ye oynanan oyunun geçmişini, derinliğini ve dehşetini, 15 Temmuz’u anlamak Türkiye’nin İstiklâl ve İstikbal Mücadelesi’ni ve Türkiye’nin kaderini anlamak dünyanın kaderini anlamak olacaktır.” (s.41).</p>
<p><strong>Türkiye Karşıtı Konsorsiyuma Karşı Dikkatli Olmak</strong></p>
<p>“15 Temmuz sürecine baktığımızda sadece FETÖ üyelerinin yürüttüğü bir ‘Darbe Girişmi’nden bahsetmiyoruz. Örgüt ile ortak hareket eden farklı ideolojik alanlardan, ülkelerden, koşullardan gelen kişiler, kurumlar ve yapılar var. Aynı şekilde 2002’den bugüne gelen tarihe baktığımızda Türkiye’ye yönelik operasyonların da sadece bu örgüt eliyle yapılmadığı, ülkeyi zayıflatmak için küresel güçlerle iş birliği yapan başka yerli işbirlikçilerin, kişilerin ve yapıların bulunduğu, onlara eşgüdümlü destek ve strateji aktaran küresel yapıların ve istihbarat örgütlerinin bu operasyonları yürüttüğünü görmekteyiz. Şu an için, operasyonları yürütenlerin tamamını çözümlemek imkânsızdır. Ancak düşmanca bir yaklaşım içinde olan konsorsiyumun deşifre olan örgütü FETÖ’yü çözümlemedeki başarımız, Türkiye’ye yönelik küresel operasyonları, tuzakları ve oyunları anlamamız için bir anahtar niteliğindedir.” (s.47).</p>
<p><strong>Türkiye’yi Zayıflatıp Parçalama Hedefi Güttüklerini Anlamak</strong></p>
<p>“FETÖ ve küresel yöneticilerinin amacı, eğer parçalayamazlarsa, Türkiye’de zayıf bir ordunun ve zayıf bir sivil iktidarın olması, zayıflardan birinin ülkeyi yönetmesi ve kendilerine güdümlü, dirençsiz, güçsüz, ekonomik ve teknolojik olarak bağımlı, istenileni yapmaktan başka çaresi olmayan bir ülkenin olmasıdır. Son 15 yıldaki AK Parti’ye, devlete ve millete yönelik operasyonlar, bunu sağlamak içindir. Zayıf ve kontrol edilebilir bir devlet isteyen Batı/NATO/ABD/AB, sadece FETÖ’yü değil, PKK (PYD/YPG/SDG), DHKP-C, DAEŞ veya hangi isimle olursa olsun Türkiye’nin toplumsal, siyasi, dinî, kültürel veya değerler bütünlüğüne yönelik saldırı yürüten terör örgütlerinin hepsini çeşitli biçimlerde desteklemekten geri durmamaktadır.” (s.48).</p>
<p>“15 Temmuz, küresel bir hesaplaşmanın Türkiye planındaki zirve noktasıdır: Teslim alınmak istenen İslam dünyası ile para ve silah gücü ile hareket eden egemen güçlerin savaşının tepe noktası. Bir tarafta yerli ve millî bir iktidar, öte tarafta, karşısında Batıcı ve küresel güçler. Bir yanda direnen İslam coğrafyasının önde devletlerinden Türkiye, diğer yandan egemenliğini pekiştirmek isteyen küresel güçler. Bir yanda İslam âlemi, diğer yanda Hıristiyan ve Yahudi geleneğin kodlarından da faydalanan yıkıcı küresel egemenler. Kavganın ölçeği ve tarafları budur. Küresel kuşatma, küresel direniş getirir. Türkiye hem kendi hem de İslam âleminin varlığını koruyabilmek, güçlenebilmek ve İstiklâl ve İstikbal Mücadelesini başarabilmek için, küresel direnişin içinde yer almak, küresel sistemin çarklarını kendi lehine zorlamak ve bu hesaplaşmayı kazanmak zorundadır.” (s.486-487).</p>
<p>“<strong>Türkiye, neden Batı’nın hedefindedir?</strong> sorusunun cevabını anlamak için öncelikle, Türkiye’nin tek başına Batı’nın hedefi olmadığını, bunun özellikle Soğuk Savaş sonrası NATO/Atlantik eksenli Batı’nın kendisine yeni bir düşman olarak “İslam Âlemi”ni seçmesinin doğal bir sonucu olduğunu kavramak gerekir. “Tarihin Sonu” tezi (1989) ile oluşturduğu gelecek tasavvuru içinde “tarihselleşen İslam” ile “evrenselleşen Batı” arasındaki çatışmayı kaçınılmaz gören Francis Fukuyama, “Medeniyetler Çatışması” (1990) yaklaşımını ilk kez dile getiren Bernard Lewis ve “Medeniyetler Çatışması” tezinin teorisini (1993) küresel ölçekte geliştiren Samuel Huntington, bu “<strong>ötekileştirme</strong>”, “<strong>yabancılaştırma</strong>” veya “<strong>düşmanlaştırma</strong>” paradigmasının, Batı ile İslam bağlamında yüzyıllardır gelen birikimle beslenen düşünsel alet çantasını güncelleyen kişilerden bazılarıydı.</p>
<p>Özellikle Samuel Huntington, “Medeniyetler Çatışması” tezi ile “Yeni Dünya Düzeni” (New World Order) oluşumunda ideoloji ve ekonominin değil kültür ve medeniyetin belirleyici olacağını savunarak geliştirdiği fikirlerini entelektüel-zihniyet dünyasında tahkim ederek küresel politikalara, programlara, projelere ve uygulamalara aktarılabilir hale getirmiştir. 1992’de, Londra’da yapılan toplantıda biçimlenen ve 1995 yılında NATO Genel Sekreteri Willy Claes’in yaptığı açıklama ile tamamen görünür olan süreci hatırlamakta fayda var: “Sovyet tehdidi bitti. Şimdi NATO’nun misyonu İslam ülkelerinde gelişen fundamentalist (radikal/köktenci) hareket olmalı.” (s.492).</p>
<p>“Ahmet Davutoğlu’nun tespitiyle; “Yakın dönem tarihimize baktığımızda, Türkiye’nin dış desteğe bağımlı ve kendi başına strateji geliştirmeyecek kadar zayıf, büyük aktörlerin stratejilerinde kullanılabilecek kadar da güçlü olması istenmiştir.” Ne işe yaramayacak kadar zayıf ne de kontrol edilemeyecek kadar güçlü bir Türkiye isteniyor.” (s.494).</p>
<p>“Bu süreçleri değerlendirdiğimizde her bakımdan, bölgesinde ve küresel ölçekte siyasi-ekonomik etkisi, siyasi-toplumsal nüfuz gücü ve siyasi-askeri sorunları çözme kapasitesi yükselen bir Türkiye profili karşımızdadır. Bunun için, İslam âleminin lokomotif ve lider ülkelerinden bir tanesi olarak Türkiye’nin devlet olarak attığı bütün adımların bir şekilde engellenmesi amacıyla küresel egemen güçlerin özellikle Batı kanadı Türkiye’ye yönelik ağır baskılar uygulamakta, çeşitli müdahaleler yapmakta ve elindeki her imkânla hareketsiz kılmak için çabalamaktadır. Bölgesel ve küresel ölçekli süreçleri bu anahtar olgu ile birlikte okumadan, Türkiye’nin “küresel kuşatmaya direnen ülke” olma pozisyonunu anlamak mümkün değildir.” (s.496).</p>
<p><strong>Batı-FETÖ-Türkiye Üçgeninde Yapılmak İsteneni Fark Etmek</strong></p>
<p>“Batı, Türkiye’yi küçük bırakmak, kontrol etmek, gelişmesine engel olmak, sorunlarla boğuşmasını sağlamak için çok yönlü yatırım yapıyordu, çok boyutlu strateji izliyordu. Mesela Türkiye’nin terörden başını kaldırmaması için küresel içerikli terör örgütleri daha 2000’li yılların başında saldırı için yönlendiriliyor (İstanbul bombalamaları, 2003), buna el-Kaide gibi “radikal İslamcı” örgütlerle İslami bir kimlik de verilerek İslami düşünce kökenli yöneticileri olan Hükümet etki, baskı ve kontrol altına alınıyordu. Elbette bu onlarca taktik içinden sadece bir tanesiydi. Birçok “<strong>durdurma</strong>” taktiği aynı anda izleniyordu. Bir yandan “dine karşı din” yöntemi ile sapkın FETÖ destekleniyor, öteki taraftan günün şartları içinde siyasi iktidar olmak için dış desteğe bir şekilde ihtiyaç duyan AK Parti’ye açıktan destek verilerek güçlü bir iktidar olasılığında güçlü bir kontrol becerisine sahip olunabileceği, yönlendirilebileceği ve “Ilımlı İslam Projesi”nin uygulatılabileceği, İslami duyarlılığı olan ve dindarlardan oluşan bir yapıya BOP şemsiyesi altında işlevsel olacağı için olumlu bakıldığı izlenimi veriliyordu…” (s.496).</p>
<p>“Uzun erimli derin operasyonlarla, Türkiye’nin ekonomik, sosyal, kültürel, askerî, siyasi ve dinî çeşitli boyutlarını belirleyen kültür ve medeniyet birikimi, gelişim potansiyeli ve olası güçlenme imkânları köreltilerek, susturularak, kilitlenerek ve çeşitli alt-operasyonlarla yok edilerek; Türkiye merkezli herhangi bir toplum ve devlet modelinin, yönetim sisteminin, yerli ve millî çözüm girişimlerinin, mevcuttan farklı bir küresel sistem tasavvurunun, İslam Âleminin inkişafına imkân verecek bir atılımın, Batı’dan bağımsız ve güçlü herhangi bir kültür ve medeniyet projesinin, varoluş pratiğinin ve varlık uygulamasının denenmesine engel olunuyordu…” (s.497).</p>
<p>Yüce Allah, 15 Temmuz Türkiye’yi işgal ve taksim girişimine direnirken canlarını feda eden kahramanları cennetinde ağırlasın. Gözlerini kırpmadan uzuvlarını feda eden yiğitlere de sağlık ve afiyet dolu bir hayat bahşetsin. Bizleri de onların aziz hatıralarına ve ailelerine sahip çıkmaya muvaffak eylesin.</p>
<p><strong>Kaynak:</strong></p>
<p>Çav, Erkan. (2017). <strong>Küresel Kuşatmaya Direnen Türkiye</strong>: Vesayet, Operasyonlar, FETÖ, 15 Temmuz İstiklal Mücadelesi, 2002-2017 Olaylar ve Süreçler. Piya Yayınları: İstanbul, 596 s.</p>
<p><a href="https://twitter.com/hashtag/K%C3%BCreselKu%C5%9FatmayaDirenenT%C3%BCrkiye?src=hash">https://twitter.com/hashtag/K%C3%BCreselKu%C5%9FatmayaDirenenT%C3%BCrkiye?src=hash</a>, 13.02.2108.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://p.fethigungor.net/caginin-sahidi-olmak/kuresel-kusatmaya-topyekun-direnmek/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>3</slash:comments>
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
