<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>Özcan Hıdır Arşivleri - Prof. Dr. Fethi Güngör</title>
	<atom:link href="https://p.fethigungor.net/etiket/ozcan-hidir/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://p.fethigungor.net/etiket/ozcan-hidir/</link>
	<description>fg@fethigungor.net</description>
	<lastBuildDate>Tue, 03 Jul 2018 18:44:38 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	<generator>https://wordpress.org/?v=6.8.2</generator>
	<item>
		<title>FUAT SEZGİN HOCA’NIN İLMÎ MİRASINA SAHİP ÇIKABİLMEK</title>
		<link>https://p.fethigungor.net/dirilis-postasi/fuat-sezgin-hocanin-ilmi-mirasina-sahip-cikabilmek/</link>
					<comments>https://p.fethigungor.net/dirilis-postasi/fuat-sezgin-hocanin-ilmi-mirasina-sahip-cikabilmek/#comments</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Fethi Güngör]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 03 Jul 2018 18:44:38 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Çağının Şahidi Olmak]]></category>
		<category><![CDATA[Diriliş Postası]]></category>
		<category><![CDATA[“KRAL FAYSAL” ÖDÜLÜ]]></category>
		<category><![CDATA[ALMAN ŞARKİYATÇI HELMUT RİTTER]]></category>
		<category><![CDATA[ANKARA İLAHİYAT]]></category>
		<category><![CDATA[ARAP-İSLÂM BİLİM TARİHİ]]></category>
		<category><![CDATA[ARAP-İSLAM BİLİMLERİ TARİHİ ENSTİTÜSÜ]]></category>
		<category><![CDATA[BUHARİ’NİN KAYNAKLARI]]></category>
		<category><![CDATA[CÂBİR BİN HAYYÂN]]></category>
		<category><![CDATA[DOĞA BİLİMLERİ TARİHİ ENSTİTÜSÜ]]></category>
		<category><![CDATA[EBÛ UBEYDE MA’MER BİN EL-MUSENNÂ]]></category>
		<category><![CDATA[FATİH SULTAN MEHMET VAKIF ÜNİVERSİTESİ]]></category>
		<category><![CDATA[FRANKFURT ÜNİVERSİTESİ]]></category>
		<category><![CDATA[GESCHICHTE DES ARABISCHEN SCHRIFTTUMS]]></category>
		<category><![CDATA[GOETHE ÜNİVERSİTESİ]]></category>
		<category><![CDATA[GÜLHANE PARKI]]></category>
		<category><![CDATA[Hikmet Erbıyık]]></category>
		<category><![CDATA[HİLAL SEZGİN]]></category>
		<category><![CDATA[İSLAM BİLİM TARİHİ ENSTİTÜSÜ]]></category>
		<category><![CDATA[İSLAM BİLİM VE TEKNOLOJİ TARİHİ MÜZESİ]]></category>
		<category><![CDATA[MECÂZ’Ü’L-KUR’ÂN]]></category>
		<category><![CDATA[MİRZA MEHMET EFENDİ]]></category>
		<category><![CDATA[Muhammed Hamidullah]]></category>
		<category><![CDATA[Özcan Hıdır]]></category>
		<category><![CDATA[PROF. DR. FUAT SEZGİN İSLAM BİLİM TARİHİ ARAŞTIRMALARI VAKFI]]></category>
		<category><![CDATA[Recep Tayyip Erdoğan]]></category>
		<category><![CDATA[ŞARKİYAT ARAŞTIRMALARI ENSTİTÜSÜ]]></category>
		<category><![CDATA[SERVET SEZGİN]]></category>
		<category><![CDATA[TÂRÎHU’T-TURÂSİ’L-ARABÎ]]></category>
		<category><![CDATA[YILDIRAY OĞUR]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://fethigungor.net/?p=714</guid>

					<description><![CDATA[Çağın önemli tanıklarından Prof. Dr. Fuat Sezgin, asırlık ömrünün hasılası İslam Bilim ve Teknoloji Tarihi Müzesi’nin ve binbir emekle oluşturduğu kütüphanesinin yanı başında defnedildi. 1 Temmuz 2018 tarihinde İstanbul’da Fatih Camii’nde cenaze namazına yüksek düzeyde katılım gösteren devlet erkânı, Gülhane Parkı’ndaki defin merasimine de iştirak etti. İslam bilim ve teknoloji tarihinde zirveyi temsil eden Fuat [&#8230;]]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Çağın önemli tanıklarından Prof. Dr. Fuat Sezgin, asırlık ömrünün hasılası İslam Bilim ve Teknoloji Tarihi Müzesi’nin ve binbir emekle oluşturduğu kütüphanesinin yanı başında defnedildi. 1 Temmuz 2018 tarihinde İstanbul’da Fatih Camii’nde cenaze namazına yüksek düzeyde katılım gösteren devlet erkânı, Gülhane Parkı’ndaki defin merasimine de iştirak etti.</p>
<p>İslam bilim ve teknoloji tarihinde zirveyi temsil eden Fuat Hoca’nın na’şının Gülhane Parkı’nda defnedilmesi kararına imza koyan Bakanlar Kurulu üyeleriyle Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan başta olmak üzere cenaze namazına ve defin merasimine iştirak eden devlet erkânı, ilmin ve âlimin kıymetinin takdir edildiğini gösteren bu davranışlarıyla takdire şayan bir kadirşinaslık örneği göstermiş oldular.</p>
<p><strong>Asrın Âlimi Fuat Sezgin’i Yakından Tanımak </strong></p>
<p>24 Ekim 1924 tarihinde Bitlis’te dünyaya gelen Fuat Sezgin, 30 Haziran 2018’de İstanbul’da tedavi gördüğü hastanede, bir asır uyanık bir bilinçle taşıdığı emaneti sahibine teslim etti.</p>
<p>Erzurum’da ortaokulu ve liseyi bitirip 1943’te İstanbul’a geldi. 1951’de İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi’ni bitirdikten sonra İÜ. Şarkiyat Araştırmaları Enstitüsü’nde ünlü Alman şarkiyatçı <strong>Helmut Ritter</strong>’in öğrencisi olan Sezgin, hocasının tavsiyesi üzerine İslam bilim tarihine yöneldi. Ritter’in danışmanlığında 1947 yılında başladığı Ebû Ubeyde Ma’mer bin el-Musennâ’nın “<strong>Mecâz’ü’l-Kur’ân</strong>”ındaki filolojik tefsirini konu alan çalışmasıyla doktor, 1956 yılında “<strong>Buhari’nin Kaynakları</strong>” konulu çalışmasıyla doçent oldu.</p>
<p>“Fuat Sezgin’in 1951 yılında Ankara İlahiyat’ta “Dogmatik İlimler” kürsüsünde başlayan asistanlığı, askerlik dönüşü kısa süreli Tefsir bölümü asistanlığı ile devam etmiştir ki onun biyografilerinde bu duruma pek değinilmemesi dikkat çekicidir. Daha sonra 1953’te naklolduğu İstanbul Üniversitesi’nde de asistanlığını sürdürmüş. Bu dönemde bir süre Muhammed Hamidullah’ın asistanlığını da yapmış. 1960 yılında Türkiye’deki askerî darbenin iktidara getirdiği hükümet tarafından hazırlanan ve 147 akademisyeni üniversitelerden men eden listede kendi adının da bulunması üzerine, “medeniyet kurucu perspektif sahibi bir muhacir” olarak Sezgin, kendisini dünya bilim çevrelerine açacak “ikinci bilimsel aşama” olarak Frankfurt-Goethe Üniversitesi’nde araştırma ve öğretim faaliyetlerine devam etmiştir. 1965 yılında <strong>Câbir bin Hayyân</strong> konusunda “habilitasyon-profesörlük” tezi yazarak, Frankfurt Üniversitesi Doğa Bilimleri Tarihi Enstitüsü’nde bir yıl sonra profesör unvanını almıştır.” (<strong>1</strong>).</p>
<p>Süryanca, İbranca, Latince, Arapça ve Almanca dahil 27 dili çok iyi derecede bilen ve uluslararası çeşitli akademilerin üyesi olan Fuat Hoca, Kahire Arap Dili Akademisi, Şam Arap Dili Akademisi, Fas Rabat Kraliyet Akademisi, Bağdat Arap Dili Akademisi, Türkiye Bilimler Akademisi şeref üyeliği de dahil olmak üzere çok sayıda önemli ödül ve nişana layık görüldü. Erzurum Atatürk Üniversitesi, Isparta Süleyman Demirel Üniversitesi, Kayseri Erciyes Üniversitesi ve İstanbul Üniversitesi tarafından Sezgin’e <strong>fahri doktora</strong> unvanı verildi. Ayrıca Frankfurt am Main Goethe Plaketi, Almanya Birinci Derece Federal Hizmet Madalyası, Almanya <strong>Üstün Hizmet Madalyası</strong>, İran İslami Bilimler Kitap Ödülü, Hessen Kültür Ödülü ve Cumhurbaşkanlığı Kültür ve Sanat Büyük Ödülü sahibidir. Sezgin’in öncülüğünde kurulan İstanbul İslam Bilim ve Teknoloji Tarihi Müzesi de üstün nitelikli eser ve ortaya konan özgün çalışmalardan dolayı kurum statüsünde Kültür ve Turizm Bakanlığı 2016 Özel Ödülü’ne layık görüldü.</p>
<p><strong>Bilim Tarihçisi Fuat Sezgin’in İlmî Mirasına Sahip Çıkabilmek </strong></p>
<p>1978 senesinde “Kral Faysal” ödülünü kazanan Fuat Sezgin, bu vesileyle Arap dünyasının devlet adamlarıyla tanıştı ve aklından geçen büyük projeyi onlara aktarma imkânı buldu. Düşüncelerinin destek görmesiyle, 1982 senesinde, J.W. Goethe Üniversitesi’ne bağlı Arap-İslam Bilimleri Tarihi Enstitüsü’nü ve 1983’de de buranın müzesini kurdu. Bu Enstitü’nün, halen direktörlüğünü yürütmekteydi.</p>
<p>Fuat Sezgin’in Frankfurt’ta kurduğu İslam Bilim Tarihi Müzesi’nde, İslam kültür çevresinde yetişen bilim insanlarının buluşlarını bilimsel alet, araç ve gereçlerinin yazılı kaynaklara dayanarak yaptırdığı 800’den fazla örneği sergileniyor. Aynı binanın sol cenahında, hayatı boyunca dünyanın her yerinden büyük bir özenle, zorluk ve sıkıntılara katlanarak aldığı 45 bin ciltlik kitap ve 10 bin adet mikrofilmle kurduğu <strong>Bilimler Tarihi Kütüphanesi</strong> de yer alıyor. Bazı kitapları, sahasında orijinal tek nüsha olma özelliğini taşıyan bu kütüphane, İslam Bilimler Tarihi açısından dünyada tek olma özelliğine sahip bir ihtisas kütüphanesidir.</p>
<p>Sezgin’in olağanüstü gayreti ve çalışmalarıyla 2008’de, tamamına yakını bağış olarak kazandırılmış yaklaşık 700 eserin olduğu “İslam Bilim ve Teknoloji Tarihi Müzesi” İstanbul Gülhane Parkı içerisindeki binada hizmet vermektedir. Müzenin yanı başında kurulan Fuat Sezgin Bilimler Tarihi Kütüphanesi’ni geliştirilme ve merhum hocanın Almanya’da kalan kitaplarını da bu kütüphaneye kazandırma çabaları devam etmektedir.</p>
<p>İstanbul İslam Bilim ve Teknoloji Müzesi’nin faaliyetlerini desteklemek amacıyla 2010’da Prof. Dr. Fuat Sezgin İslam Bilim Tarihi Araştırmaları <strong>Vakfı</strong> kuruldu. Fatih Sultan Mehmet Vakıf Üniversitesi bünyesinde kurulan Prof. Dr. Fuat Sezgin İslam Bilim Tarihi <strong>Enstitüsü</strong> ise 2013 yılında faaliyetlerine başlamıştır.</p>
<p><strong>Fuat Sezgin’e İlişkin Tanıklıkları Çoğaltmak </strong></p>
<p>Merhum Fuat Hoca’nın sağlam şahsiyetine ve ilmî ciddiyetine ilişkin tanıklıkları tüm bilim adamlarına örnek teşkil etmesi temennisiyle, vefatından sonra üç gün içinde hakkında yazılanlardan bir buket derlemekte yarar görüyorum:</p>
<p><strong>Prof. Dr. Özcan Hıdır</strong>: “Yaklaşık 300 bin yazma eseri yerinde inceleyerek oluşturduğu 18 ciltlik Geschichte des Arabischen Schrifttums (Târîhu’t-Turâsi’l-Arabî: Arap-İslâm Bilim Tarihi) adlı eseriyle Sezgin’in en önemli tezi ve ispatı, modern/post-modern paradigmanın ürettiği pozitivist anlayışla Türkiye’de de sıkça dillendirilen “Müslümanların bilime katkılarının olmadığı” postülasını yıkmış olmasıdır.” (<strong>1</strong>). Bu eserde Kur’an, hadis, fıkıh, tarih, edebiyat, tıp, farmakoloji, kimya, matematik, astronomi, astroloji, meteoroloji, coğrafya gibi değişik bilim dallarının tarihî gelişim süreci anlatılmıştır.</p>
<p>Doğubeyazıt eski müftüsü olan babası Mirza Mehmet Efendi ile hocası Ritter’den kazandığı dil öğrenme aşkı, ‘rıhle’ geleneğini canlandıran ilmî seyahatleri, hayatını adadığı merkezî bir konuyu, “bilimlerin temelinin İslam bilimleri” olduğu tezini başarıyla ispat etmesi, dünya zevklerine tamah etmeden ‘sabr-ı cemîl’ ile engelleri aşarak vatan evladına özgüven aşılaması, Almanya’da kendisine tevdi edilen “yazarlar ödülü”nü, Filistin karşıtı tutumlarıyla öne çıkan Yahudi cemaatinin başkanının da ödüle ortak gösterilmesinden dolayı reddetmesi, haksızlık karşısında mazlumların yanında durması, “ilm-i siyaset” sahibi olmakla beraber günlük politikadan, polemik ve demogojiden uzak durması, uzun süren başkanlığını yürüttüğü vakıftan ilave ücret almadan emekli maaşıyla yetinmesi, kendisini ilme adamış gerçek bir “zahit” olarak vaktini gösterişli toplantılarda zayi etmeyip bereketli çalışmalara imza atması, metodik düşünceyi öncelemesi onu örnek bir bilim adamı yapan özellikleridir. (<strong>1</strong>).</p>
<p><strong>Prof. Dr. Yasin Aktay</strong>: Kendi âlemini, dünyanın içinden geçmekte olduğu, bizzat kendisinin de yaşamak durumunda kaldığı olaylardan koruyarak örme konusunda inanılmaz bir irade ortaya koyan Fuat Sezgin Hoca, insanına küsmeden kendi âleminin sınırlarını genişletmeye, kalitesini artırmaya, güzelliğini özenle işlemeye devam etmiştir. İlerleyen yaşına rağmen, ömrünün son demine kadar ısrarla sürdürdüğü <strong>çalışma azmi, heyecanı ve disiplini</strong> dolayısıyla akademik dünyamıza bir rol model olmak üzere sürekli gündemde tutulması gereken bir âlimdir. (<strong>2</strong>).</p>
<p><strong>Hilal Sezgin</strong>: Babam hayatını bilime, özellikle de Garp ile Şark kültürleri arasındaki çok yönlü tarihî ilişkilerin araştırılmasına adamıştı. Birçok kez Arap ülkelerine, İran, Hindistan, Malezya ve Rusya’ya gitmiş ve bu ülkelerde el yazması eski eserlerin bulunduğu kütüphanelerde haftalarca zaman geçirmişti. Son yıllarında Frankfurt ile İstanbul arasında adeta mekik dokumuştu. 92 yaşında bile hafta sonları dahil olmak üzere her gün bu enstitüdeki çalışma yerine gitmiştir. (<strong>3</strong>).</p>
<p><strong>Yıldıray Oğur</strong>: 27 Mayıs 1960 ihtilalinde Milli Birlik Komitesi’nin ‘zararlı’ görerek üniversiteden uzaklaştırdığı ve yurtdışına gidip bir daha dönmeyenlerden biri de 37 yaşındaki Doç. Dr. Fuat Sezgin’di. Türkiye insanlarını, değerlerini çok kolay harcıyor. Harcarken de gözünün yaşına bakmıyor. Çünkü muhakkak devrin şartlarına göre asla affedilmeyecek bir suç bulunuyor. “Ahlakî, ilmî ideolojisi yönünden yüz kızartıcı notlara sahip olan, bilhassa çoğu komünist, mason, kifayetsiz, cinsî sapık, Kürt devleti kurmak isteyen” gibi suçlamalara maruz kalan 147’likler listesine Fuat Hoca, Demokrat Parti Çanakkale milletvekili olan ağabeyi Servet Sezgin yüzünden girmişti… (<strong>4</strong>).</p>
<p>Fuat Hoca’nın 1960 darbesinde yaşadığı haksız ‘dışlanma’nın bir benzerini ahir ömründe yüksek itibar kazandırdığı Almanya’da ‘Recep Tayyip Erdoğan’ın yakın arkadaşı’ olduğu gerekçesiyle yeniden yaşaması ne kadar da üzüntü ve ibret vericidir:</p>
<p><strong>Hilal Sezgin</strong>: 12 Mayıs 2017 tarihinde babamın çalışma masasına ve kitaplarına ulaşımı kasıtlı olarak engellendi. Kendi el yazısıyla üzerinde çalıştığı ‘Ortaçağ’da Arap Felsefesi Tarihi’ konulu kitap çalışmasıyla ilgili tüm notları ve ön çalışmaları elinden alındı ve bu güne kadar da iade edilmedi. Onlarca yıldır yazmış olduğu kitapların kendisine ait olduğu bile açıkça inkâr edildi. Ailemiz, vakfın ve Alman yetkili makamlarının bu anlayamadığımız tutumundan dolayı, hâlâ sürmekte olan hukuk davalarıyla uğraşmak zorunda bırakıldı. (<strong>3</strong>).</p>
<p><strong>Fuat Sezgin Hoca’mız Hakk’a Yürüdü Bugün (rahmetullahi aleyh)</strong></p>
<p>Ulûm-ı İslamiyenin son mümtaz mümessili</p>
<p>O gayûr mücahidin, nümuneydi bu hâli</p>
<p>Garba karşı İslam’ın, velûd, müessir dili…</p>
<p>Doksan dört yıllık ömre ne zaferler dolmuştu!</p>
<p>Haykırmak en gür sesle, ona nasip olmuştu;</p>
<p>Mefâhirle bezenmiş bir mâzînin temsili</p>
<p>Garba karşı İslam’ın, velûd, müessir dili…</p>
<p>Milyonlarca ahfâdı, veda ediyor üzgün!</p>
<p>Fuat Sezgin Hoca’mız Hakk’a yürüdü bugün…</p>
<p><strong>Hikmet Erbıyık</strong>, 30.06.2018, İstanbul</p>
<p>Âlem-i İslam’ı geri kalmışlıktan kurtarabilmek için Müslümanların bilim ve medeniyete yapmış olduğu muazzam katkıları büyük bir dirayetle ortaya çıkaran ve Ümmet-i Muhammed’e <strong>özgüven aşılayan</strong> merhum Fuat Hoca’nın ilmî mirasının önümüzdeki yıllarda yeniden üretileceğini ümit ediyorum. Cumhurbaşkanımız tarafından müjdelenen “2019 Prof. Dr. Fuat Sezgin İslam Bilim Tarihi Yılı”nda büyük âlimin İslam medeniyetini yeniden inşa etme azim ve kararlılığının, adına kurulan vakıf ve araştırma merkezinin de katkılarıyla somut projelere kavuşturulmasını temenni ediyorum.</p>
<p><strong>Kaynaklar: </strong></p>
<ol>
<li>Özcan Hıdır; “<strong>İslam Bilim Tarihine Adanmış Ömür: Fuat Sezgin</strong>”, AA, Analiz, https://www.aa.com.tr/tr/analiz-haber/islam-bilim-tarihine-adanmis-omur-fuat-sezgin/1192694, 02.07.2018.</li>
<li>Yasin Aktay; “Â<strong>limin Ölümü: Fuat Sezgin Hoca’nın Ardından</strong>”, Yeni Şafak, https://www.yenisafak.com/yazarlar/yasinaktay/alimin-olumu-fuat-sezgin-hocanin-ardindan-2046298, 02.07.2018.</li>
<li>Evren Aydemir; “<strong>Prof. Dr. Fuat Sezgin’in Kızı Hilal Sezgin Babasını Anlattı</strong>”, https://www.aa.com.tr/tr/dunya/prof-dr-fuat-sezginin-kizi-hilal-sezgin-babasini-anlatti/1192444, 01.07.2018.</li>
<li>Yıldıray Oğur; “<strong>Üniversiteden Atılmış Genç Bir Doçente Veda Ederken</strong>…”, http://www.karar.com/yazarlar/yildiray-ogur/universiteden-atilmis-genc-bir-docente-veda-ederken-7364, 01.07.2018.</li>
</ol>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://p.fethigungor.net/dirilis-postasi/fuat-sezgin-hocanin-ilmi-mirasina-sahip-cikabilmek/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>1</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>YAHUDİ VE HIRİSTİYAN KÜLTÜRLERİNİN HADİSLERE ETKİSİNİ İNCELEMEK</title>
		<link>https://p.fethigungor.net/dirilis-postasi/yahudi-hiristiyan-kulturlerinin-hadislere-etkisini-incelemek/</link>
					<comments>https://p.fethigungor.net/dirilis-postasi/yahudi-hiristiyan-kulturlerinin-hadislere-etkisini-incelemek/#comments</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Fethi Güngör]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 03 Apr 2018 14:40:47 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Diriliş Postası]]></category>
		<category><![CDATA[Sorunlarımızla Yüzleşmek]]></category>
		<category><![CDATA[(İUR)]]></category>
		<category><![CDATA[ADDAS]]></category>
		<category><![CDATA[APOKRİF]]></category>
		<category><![CDATA[ARMEGEDON]]></category>
		<category><![CDATA[BAHİRA]]></category>
		<category><![CDATA[BARNABA İNCİLİ]]></category>
		<category><![CDATA[BİKÂİ]]></category>
		<category><![CDATA[EBU AMİR]]></category>
		<category><![CDATA[FİTEN VE MELÂHİM]]></category>
		<category><![CDATA[HABEŞ]]></category>
		<category><![CDATA[HRİSTİYAN KÜLTÜRÜ.]]></category>
		<category><![CDATA[HZ. İSA’NIN DAĞ VAAZI]]></category>
		<category><![CDATA[İBN ASÂKİR]]></category>
		<category><![CDATA[İLAM]]></category>
		<category><![CDATA[İNSAN YAYINLARI]]></category>
		<category><![CDATA[İSAV]]></category>
		<category><![CDATA[İSLAM KARŞITLIĞI]]></category>
		<category><![CDATA[islamofobi]]></category>
		<category><![CDATA[İSRÂİLİYYÂT]]></category>
		<category><![CDATA[KANONİK]]></category>
		<category><![CDATA[KİTAB-I MUKADDES]]></category>
		<category><![CDATA[MATTA İNCİLİ]]></category>
		<category><![CDATA[Mekke]]></category>
		<category><![CDATA[MESÎHİYYÂT]]></category>
		<category><![CDATA[MUKÂTİL B. SÜLEYMAN]]></category>
		<category><![CDATA[MÜSLÜMAN İNCİL]]></category>
		<category><![CDATA[NECMÜDDÎN ET-TÛFÎ]]></category>
		<category><![CDATA[OKSİDENTALİZM]]></category>
		<category><![CDATA[Özcan Hıdır]]></category>
		<category><![CDATA[PATER NOSTER (BABAMIZ)]]></category>
		<category><![CDATA[ROTTERDAM İSLÂM ÜNİVERSİTESİ]]></category>
		<category><![CDATA[SAHÂBE VE TÂBİÛN]]></category>
		<category><![CDATA[SEYYİD AHMED HAN]]></category>
		<category><![CDATA[sîret]]></category>
		<category><![CDATA[SÜHEYB B. SAMİT]]></category>
		<category><![CDATA[VARAKA B. NEVFEL]]></category>
		<category><![CDATA[YAHUDİ KÜLTÜRÜ]]></category>
		<category><![CDATA[YUSUF EL-KARDAVÎ]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://fethigungor.net/?p=661</guid>

					<description><![CDATA[9 Mart’tan beri Türkiye, İslam’ın, dinin, şeriatin ya da din kültürünün güncellenip güncellenemeyeceği, güncellenebilecekse hangisinin kim tarafından ve ne şekilde güncellenebileceği konularında siyasetçilerden akademisyenlere, ilahiyat hocalarından köşe yazarlarına kadar binlerce insan tartışmaya katılmakta, usul, adap ve erkân gözetmeyen sosyal medya kavgaları gereksiz dargınlıklarla yol açmaktadır. Bu hengâmede, Özcan Hıdır Hoca’nın biri 5. Baskısıyla, diğeri ise [&#8230;]]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>9 Mart’tan beri Türkiye, İslam’ın, dinin, şeriatin ya da din kültürünün güncellenip güncellenemeyeceği, güncellenebilecekse hangisinin kim tarafından ve ne şekilde güncellenebileceği konularında siyasetçilerden akademisyenlere, ilahiyat hocalarından köşe yazarlarına kadar binlerce insan tartışmaya katılmakta, usul, adap ve erkân gözetmeyen sosyal medya kavgaları gereksiz dargınlıklarla yol açmaktadır. Bu hengâmede, <strong>Özcan Hıdır</strong> Hoca’nın biri 5. Baskısıyla, diğeri ise ilk baskısıyla okuyucuya sunulan iki eserine dikkat çekmek istiyorum.</p>
<p>Çalışmalarını Yahudi ve Hristiyan kültürünün İslam, Kur’an ve hadislere etkisine ilişkin tartışmalar, dinler ve kültürlerarası etkileşim, İslamofobi-İslam karşıtlığı, kültürel ırkçılık, “Protestanlık-Martin Luther ve İslâm”, “Avrupa ve Batı’da İslam”, “Kur’an ve Hz. Peygamber imajı”, “Batı’da Kur’an ve Sünnet’e yaklaşımlar”, “hadis oryantalizmi ve oksidentalizmi” ve “Avrupa’daki Türkler ve Müslümanların dinî-manevi, sosyo-kültürel, eğitim ve aile ile ilgili problemleri” gibi konulara yoğunlaştıran Özcan Hıdır, 2017 sonunda yayımlanan “<strong>Hıristiyan Kültürü ve Hadisler</strong>” isimli eserini, 10-18 Mart 2018 tarihleri arasında Pozitif Fuarcılık ve Basın Yayın Birliği’nce İstanbul’da düzenlenen CNR 5. Uluslararası Kitap Fuarı’nda satın alarak inceleme imkânı buldum. “<u>Zühd Hadisleri ve Literatürü Özelinde</u>” oldukça detaylı iktibaslarla telif edilen ve İnsan Yayınları’nın 690. yayını olarak ilim adamlarının, araştırmacı ve okurların ilgisine sunulan eser, 2016 yılında İstanbul Sebahattin Zaim Üniversitesi’ne intisap eden <strong>Özcan Hıdır </strong>Hoca’nın profesörlük çalışmasıdır.</p>
<p><strong>Prof. Dr. Özcan Hıdır Hoca’yı Yakından Tanımak </strong></p>
<p>1967 Giresun doğumlu, İmam-Hatip Lisesi ve İlahiyat Fakültesi (Medine, 1992) mezunu olup Marmara Üniversitesi’nde Hadis Bilim Dalı’nda Prof.Dr. Raşit Küçük Hocamızın danışmanlığında yüksek lisans çalışmasını (1995), Prof.Dr. İsmail Lütfi Çakan Hocamızın danışmanlığında doktora çalışmasını tamamladı (2000). Manchester John Rylands ve Londra’daki SOAS kütüphanelerinde araştırmalar yaptı. 1992-94 yıllarında İSAV’da editör, 1994-2002 yılları arasında İLAM’da araştırmacı olarak çalıştı. 2010 yılında doçent, 2016 yılında profesör oldu. 2003-2014 yılları arasında Rotterdam İslâm Üniversitesi İlahiyat Fakültesi’nde hocalık ve yöneticilik yaptı. Halen İUR’deki derslerinin yanı sıra esas itibariyle İstanbul Sabahattin Zaim Üniversitesi’nde öğretim ve araştırma görevini yürütmektedir. Çok iyi derecede Arapça, iyi derecede İngilizce ve Hollandaca (Flamanca) bilen Özcan Hıdır evli ve iki çocuk babasıdır.</p>
<p>Allâme Prof.Dr. Yusuf el-Kardavî’nin “<em>es-Sünnetü Masdaran li’l-ma’rifeti ve’l-hadâra</em>” isimli eserini “<strong>Bilgi ve Medeniyet Kaynağı Sünnet</strong>” adıyla Türkçeye çeviren, (Nida Yayınları, İstanbul 2012, 494 s.), kendisi gibi Hollanda’dan dönüş yaparak İstanbul Sebahattin Zaim Üniversitesi’nde Mart 2018 itibarıyla göreve başlayan Dr. Fatih Okumuş ile birlikte    “<strong>De Levende Koran</strong>”ı (Açıklamalı Hollandaca Kur’an Meali, Rotterdam 2013) hazırlayan Özcan Hıdır’ın bunlardan başka yayımlanmış on kitabı bulunmaktadır. Çok sayıda akademik dergide onlarca makaleesi yayımlan Özcan Hıdır’ın Anadolu Ajansı Analiz Haber, Star ve Yeni Şafak gibi gazetelerde alanıyla ilgili ve güncel konularda analitik yazıları da yayımlanmaktadır.</p>
<p><strong>“İslâm’ın, Kur’an’ın ve Hadislerin Yahudi-Hıristiyan Kökeni Teorisi”ni Bilimsel Yöntemle Reddetmek </strong></p>
<p>Hocanın “İsrailiyyat ile Hadis İlişkisi”ni inceleyen doktora çalışması da 2006 yılında yine İnsan Yayınları tarafından “<strong>Yahudi Kültürü ve Hadisler</strong>” başlığıyla yayımlamıştı. 2018 başında beşinci baskısını yapan bu eserin devamı ve mütemmimi mahiyetindeki yeni eserinde Özcan Hoca, hadisleri, İnciller ile karşılaştırıyor. Farklı kesimlerce sıkça gündeme getirilip tartışılmakla beraber hadislerin, İnciller (kanonik-apokrif) ile karşılaştırılması, Türkiye’de olduğu gibi diğer İslam ülkelerinde de çoğunlukla bilimsel yöntemleri dikkate almadan ve tarafgirlikle yürütülen netameli bir konudur.</p>
<p>Özellikle tefsir ve tarih kitaplarında yer alan ve “isrâiliyyât-mesîhiyyât” olarak adlandırılan rivayetlerin tedkîkine dair İslâm dünyasında genel anlamda çok sayıda çalışma yapılmıştır. Mesela Necmüddîn et-Tûfî ve Seyyid Ahmed Han gibi âlim ve yazarların İncillere yaptığı tefsirler bu konuda örnek verilebilir. Ayrıca Mukâtil b. Süleyman ve Bikâi gibi müfessirlerin tefsirlerinde de Kitab-ı Mukaddes’e ait bilgiler yoğun şekilde kullanılmıştır. Ne var ki, meseleyi <strong>hadisler özelinde</strong> arka plan bilgileriyle birlikte inceleyen ilmî çalışmalar yok denecek kadar azdır. Buna karşılık oryantalistler, özellikle de “revizyonist-indirgemeci” ekole sahip oryantalistler ise konuyu sürekli “İslâm’ın, Kur’an’ın ve hadislerin Yahudi-Hıristiyan kökeni teorisi” çerçevesinde ele alıp ortaya ziyadesiyle iddia atmışlardır.<strong> </strong></p>
<p><strong>Yahudi Kültürü ve Hadisler </strong>isimli eseriyle Türk dilinde üretilen literatürde önemli bir boşluğu dolduran Özcan Hıdır, <strong>Hıristiyan Kültürü ve Hadisler </strong>isimli yeni eseriyle meselenin ikinci yarısını da tamamlamış oldu. Hocanın her iki eserinde derinlemesine incelediği ve Yahudi ya da Hıristiyan kültürünün etkisine maruz kaldığı iddia edilen 100 kadar hadisi tek tek ele alarak, bu bağlamda ortaya çıkan bazı teorik ve metodolojik problemleri inceleyerek genel bir değerlendirmeye ulaşacağı üçüncü eserinin de 2018 yılı içinde yayımlanacağı müjdesi memnuniyet vericidir.</p>
<p><strong>Hıristiyan Kültürünün Hadislere Etkisi İddialarını Bilimsel Yöntemle İncelemek </strong></p>
<p>Kitap, kavramsal çerçeve, metot ve kaynaklara dair bilgi ve değerlendirmelerin yer aldığı giriş bölümünün ardından; ana hatlarıyla Hıristiyanlığın tarihi ve kutsal kitapları, tarihte Müslümanlarca yapılan İncil tefsirleri/yorumları, İbn Asâkir’e ait “Müslüman İncil” diye nitelenen eser, Barnaba İncili tartışmaları, Arap Yarımadası’ndaki Hıristiyanların kutsal kitap ve mabed/manastır açısından durumu, İncillerin Arapçaya tercümesine dair tartışmalar, ebedi hikmet ve dinler-kültürler arasındaki geçişkenlik, <strong>Rasulullah (s) ile ilk Müslüman nesillerin</strong> (sahâbe ve tâbiûnun) Varaka b. Nevfel, Bahira, Addas, Süheyb b. Samit, Ebu Amir ve Mekke’deki Habeşli bazı köleler -ki bu isimlerin önemli bir kısmı teslisi/üçlemeyi kabul etmeyen monofizit geleneğe mensuptur- gibi Hıristiyan din adamları başta olmak üzere <strong>Hıristiyanlarla ilişkileri</strong>, Hıristiyan kültürünün <strong>hadislere etkisi</strong> iddialarına ilişkin farklı perspektifler, problemler, sebepler, alanlar (zühd, kudsi hadisler, uydurma hadisler, apokaliptik, kısasu’l-enbiya) ve iddialar bağlamında inceleyen hacimli bir çalışmadır.</p>
<p>Eserin son bölümünde zühd ile alakalı 15 hadis/rivayet karşılaştırmalı olarak tek tek değerlendirilmiştir. Bu meyanda en dikkat çekici olan hadisler/rivayetler, Hıristiyanların, özellikle de “Katoliklerin Fatihası” konumundaki “Pater Noster (Babamız)” duasının oldukça benzer versiyonunun hadislerde yer almasıdır. Özellikle zühd konulu hadis kaynaklarında birebir tercüme edilen ve Matta İncili’nde Hz. İsa’nın Dağ Vaazı’nda yer alan oldukça çarpıcı “tuz” ve “ışık” metaforu ve Havarilere hitaben; “Siz dünyanın tuzu ve ışığısınız&#8230;” sözü de örnek verilebilir. Zira benzer bir söz Allah Rasulü’nün (s) hadisi olarak da nakledilmiştir. Keza rivayet geleneğimizdeki “dünyanın aşırı yerilmesi”ne dair çoğu uydurma olan rivayetlerin Hıristiyan kültürü ve gnostik kültür kaynaklı olduğu görülmektedir.</p>
<p>Çalışmada ayrıca dünyanın sonuna dair “apokaliptik, fiten ve melâhim” rivayetleri ve “armegedon” inancı ve literatürü de İnciller (kanonik ve apokrif) ve hadislerle mukayeseli olarak ele alınması, özellikle gücü kutsayıp hakkı tahkir eden küresel sömürü düzeninin üretmiş olduğu terör örgütleri marifetiyle Müslümanların insafsızca dövüldüğü bir dönemde bu maşa örgütlerin önemli bir dayanağı olan fiten ve melahim rivayetlerinin etraflıca incelenmesi büyük önem arz etmektedir.</p>
<p><strong>İncillerin Kur’an ve Hadislere Değil İslam Literatüründeki Sîret Kaynaklarına Denk Düştüğünü Ortaya Koyabilmek </strong></p>
<p>Uzun yıllar Avrupa’da araştırma ve eğitim faaliyetlerini yürüten ve konusunun uzmanı olarak alanında kalem oynatan Özcan Hıdır’ın <strong>Hıristiyan Kültürü ve Hadisler </strong>isimli eseri, çok detaylı problemlere dalmakla beraber, netice olarak Kur’an ve hadislerle mukayese edildiğinde <strong>İnciller</strong>in esasen İslam literatüründeki <strong>sîret kaynaklarına denk</strong> düştüğünü tespit etmesi büyük önem taşımaktadır. Zira hadisler <strong>sened</strong>lere sahiptir ve ayrıca ciddi bir <strong>tenkit</strong> süzgecinden geçerek bize kadar ulaşmıştır. İnciller içinse böyle bir sağlam rivayet metodundan söz etmek oldukça zordur.</p>
<p><strong>Sekiz yüz</strong> kadar temel kaynak incelenerek hazırlanan eser; hadis başta olmak üzere, dinler tarihi, şarkiyatçılık/oryantalizm, tasavvuf/zühd ve tarih alanlarını yakından ilgilendiren ve bu alanlara dair Doğu’dan ve özellikle Batı’dan ciddi bir de literatür sunmaktadır. Kurgusu, deseni, yöntemi, yaklaşım tarzı ve zengin içeriğiyle eser, bu alanda yapılacak bundan sonraki çalışmalara anaçlık etmeye aday bir mahiyet arz etmektedir.</p>
<p>Yahudi Kültürü ve Hadisler  isimli doktora çalışmasında, literatürde “israiliyyat” adıyla bilinen Yahudi kültürünün hadislere etkisi tartışmalarını; daha doğru bir ifadeyle Batı’lı araştırmacıların ve özellikle indirgemeci revizyonist oryantalistlerin 200 yıllık bir süreçte geliştirdikleri “<strong>İslam’ın, Kur’an’ın ve Hadislerin Yahudi kökeni teorisi</strong>”ni İslam kaynakları ve İslami perspektiften inceleyen Özcan Hıdır, yeni yayımlanan <strong>Hıristiyan Kültürü ve Hadisler </strong>isimli profesörlük çalışmasında, literatürde “mesîhiyyât” diye isimlendirilen Hıristiyan kaynakları ve kültürünün hadislere etkisine dair Batı’dan ve Doğu’dan yükselen tartışma ve iddiaları Hıristiyanlığın en önemli yönelimi olan “ascetism/zühd” düşüncesi ve literatürü bağlamında ele almaktadır.</p>
<p>Özcan Hıdır Hoca’nın, yoğun emek mahsulü bu kıymetli eserlerini, geniş birer özet mahiyetindeki iki ayrı makaleyle daha geniş bir okuyucu kitlesinin dikkatine sunması, öncelikle bu iki makaleyi en azından Arapça ve İngilizceye çevirerek yayınlaması, eserlerin mevcut zihin karışıklığının bertaraf edilmesinde görev üstlenebilmesi için elzemdir. Daha sonra bir araştırma merkezi bu eserlerin başka dillere tam çevirilerini yaptırarak yayımlarsa hem eserlere hak ettiği değer verilmiş hem de etkileri daha geniş alanlara yayılmış olacaktır. Bu vesileyle müellifi yürekten tebrik eder, çalışmalarının bereketlenerek devamını dilerim.</p>
<p><strong><em>Önemli not</em></strong><em>: 26 Mart – 01 Nisan 2018 tarihleri arasında &#8220;Yeni Nesil Çocuklar – Yeni Nesil Kütüphaneler&#8221; temasıyla kutlanacak olan 54. Kütüphane Haftası kapsamında Ankara ve İstanbul başta olmak üzere hemen tüm il ve ilçelerde düzenlenecek etkinliklerden (<strong>4</strong>) en azından bazılarına katılabilmek temennisiyle… </em></p>
<p><strong>Kaynaklar: </strong></p>
<ol>
<li>Özcan Hıdır; <strong>Hıristiyan Kültürü ve Hadisler</strong> (Zühd Hadisleri-Literatürü Özelinde), İnsan Yayınları, Ekim 2017, 784 s.  <a href="https://www.insankitap.com/kitap/hiristiyan-kulturu-ve-hadisler-ozcan-hidir/1109255">https://www.insankitap.com/kitap/hiristiyan-kulturu-ve-hadisler-ozcan-hidir/1109255</a>, 26.03.2018.</li>
</ol>
<ol start="2">
<li>Özcan Hıdır; <strong>Yahudi Kültürü ve Hadisler</strong> (İsrâiliyyât-Hadis İlişkisi), İnsan Yayınları, 5. Baskı, Ocak 2018, 696 s.<br />
<a href="https://www.insankitap.com/kitap/yahudi-kulturu-ve-hadisler-ozcan-hidir/887082">https://www.insankitap.com/kitap/yahudi-kulturu-ve-hadisler-ozcan-hidir/887082</a>,</li>
</ol>
<ol start="3">
<li>Özcan Hıdır; <strong>Akademik Özgeçmiş</strong>, <a href="http://akademik.yok.gov.tr/AkademikArama/view/viewAuthor.jsp">http://akademik.yok.gov.tr/AkademikArama/view/viewAuthor.jsp</a>, 26.03.2018.</li>
<li>http://www.kygm.gov.tr/TR,205829/54-<strong>kutuphane-haftasi</strong>-yeni-nesil-cocuklar&#8211;yeni-nesil-ku-.html, 26.03.2018.</li>
</ol>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://p.fethigungor.net/dirilis-postasi/yahudi-hiristiyan-kulturlerinin-hadislere-etkisini-incelemek/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>2</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>BATI’NIN MODEL ÜLKESİ HOLLANDA’DA  ARTAN HAK İHLALLERİNİ RAPOR EDEBİLMEK</title>
		<link>https://p.fethigungor.net/dirilis-postasi/batinin-model-ulkesi-hollandada-artan-hak-ihlallerini-rapor-edebilmek/</link>
					<comments>https://p.fethigungor.net/dirilis-postasi/batinin-model-ulkesi-hollandada-artan-hak-ihlallerini-rapor-edebilmek/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Fethi Güngör]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 05 Dec 2017 09:27:56 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Diriliş Postası]]></category>
		<category><![CDATA[İnsanlığın Dertleriyle Dertlenmek]]></category>
		<category><![CDATA[Aile ve Sosyal Politikalar Bakanı]]></category>
		<category><![CDATA[Ali Emre Bozbayındır]]></category>
		<category><![CDATA[Başbakan Rutte]]></category>
		<category><![CDATA[Birlemiş Milletler]]></category>
		<category><![CDATA[BM İnsan Hakları Komisyonu]]></category>
		<category><![CDATA[buzdağının görünen yüzü]]></category>
		<category><![CDATA[cami kundaklama]]></category>
		<category><![CDATA[Ertuğrul Gökçekuyu]]></category>
		<category><![CDATA[etnik profilleme]]></category>
		<category><![CDATA[Fatma Betül Sayan Kaya]]></category>
		<category><![CDATA[Flemenkçe]]></category>
		<category><![CDATA[Gülşah Bostancı Bozbayındır]]></category>
		<category><![CDATA[Hasan Yar]]></category>
		<category><![CDATA[helal gıda]]></category>
		<category><![CDATA[Hollanda]]></category>
		<category><![CDATA[Hollanda hükümeti]]></category>
		<category><![CDATA[Hollanda İnsan Hakları Paneli]]></category>
		<category><![CDATA[İngilizce]]></category>
		<category><![CDATA[islamofobi]]></category>
		<category><![CDATA[İstanbul]]></category>
		<category><![CDATA[İstanbul Sabahattin Zaim Üniversitesi]]></category>
		<category><![CDATA[İstanbul Sabahattin Zaim Üniversitesi Yayını]]></category>
		<category><![CDATA[Kadir Canatan]]></category>
		<category><![CDATA[kaygı verici]]></category>
		<category><![CDATA[Leyla Yıldırım]]></category>
		<category><![CDATA[Liberal Partisi]]></category>
		<category><![CDATA[nefret]]></category>
		<category><![CDATA[Özcan Hıdır]]></category>
		<category><![CDATA[terörist]]></category>
		<category><![CDATA[Türkofobi]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://fethigungor.net/?p=591</guid>

					<description><![CDATA[İstanbul Sabahattin Zaim Üniversitesi&#8217;nde 27.11.2017 tarihinde düzenlenen Hollanda İnsan Hakları Paneli&#8217;nde “2016 Yılı Hollanda İnsan Hakları Raporu” kamuoyuna açıklandı. Irkçılık ve ayrımcılık olaylarında bariz bir artışın yaşandığı Hollanda&#8217;da İslamofobi yanında çocuk ve mülteci haklarına yönelik ihlallerde de artış gözlendiğine dikkat çeken rapor, ‘medeni batı’nın model ülkelerinden biri olan Hollanda’da sivil ve siyasal haklar yanında ekonomik, [&#8230;]]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>İstanbul Sabahattin Zaim Üniversitesi&#8217;nde 27.11.2017 tarihinde düzenlenen Hollanda İnsan Hakları Paneli&#8217;nde “2016 Yılı Hollanda İnsan Hakları Raporu” kamuoyuna açıklandı. Irkçılık ve ayrımcılık olaylarında bariz bir artışın yaşandığı Hollanda&#8217;da İslamofobi yanında çocuk ve mülteci haklarına yönelik ihlallerde de artış gözlendiğine dikkat çeken rapor, ‘medeni batı’nın model ülkelerinden biri olan Hollanda’da sivil ve siyasal haklar yanında ekonomik, sosyal ve kültürel haklar alanında da 2015-2016 yıllarında ne kadar çok ve çeşitli hak ihlali yapıldığını, 2014 Raporu ile kıyaslandığında ihlal sayılarında bariz bir artış kaydedildiğini detaylarıyla gözler önüne sermektedir. 152 sayfalık raporun sonuç kısmında üç dilde (Türkçe, İngilizce ve Flemenkçe) sıralanan 43 maddelik özeti kısaltarak ve bazı maddeleri atlayarak dikkat ve takdirlerinize sunuyorum:</p>
<ol>
<li>&#8220;… Hollanda’da aşırı sağ partiler şöyle dursun Başbakan Rutte’nin Liberal Partisi’nin (VVD) dahi 2017 seçimleri öncesi “uluslararası anlaşmalar, Hollanda için bağlayıcı olmasın” şeklinde seçim vaadinde bulunmaları, uluslararası insan haklarının normatif temelini sarstığından kaygı verici bir gelişmedir. Wilders’in PVV’sinin aldığı oy oranı da göz önünde bulundurulduğunda, partinin; “Başörtüsü ve Diğer İslami Semboller Kamusal Alanda Yasaklansın”, “Mültecilere ve Müslüman Ülkelerden Gelen Göçmenlere Sınırlar Kapatılsın” veya “Kur’an yasaklansın” şeklindeki vaatleri oldukça <strong>kaygı verici</strong> gelişmelerdir.</li>
<li>… Hollanda AİHM’in kurucularından olmasına karşın, Hollandalı siyasiler ve hukukçular Mahkeme’den ayrılmayı destekleyen görüşleri hararetle savunmaktadır.</li>
<li>2016 yılında Hollanda’nın en yakıcı insan hakları sorunu <strong>ayrımcılık</strong> olmuştur. Hollanda Anayasası’nın 1. Maddesi ayrımcılık yasağı ve eşit muamele hakkını açıkça düzenlemesine rağmen <u>önyargı, ırkçılık, grup temelli insan düşmanlığı, nefret söylemi ve nefret suçları</u> Hollanda’da insan haklarının durumu bakımından 2016 yılında kaygı verici seviyelere ulaşmıştır.</li>
<li>Hollanda’da İslamofobi, <strong>işgücü piyasasında ayrımcılık</strong> ve polis tarafından uygulanan <strong>etnik profilleme</strong> en yaygın insan hakları ihlalleri olmuştur. Ayrımcılığın toplumsal barışı zedeleyecek seviyelere ulaşması nedeniyle Hollanda hükümeti 22 Ocak 2016 tarihinde yeni bir ayrımcılıkla mücadele ulusal eylem planı açıklamıştır. Bu programın amacı, hükümetin bu konudaki siyasetine ahenk getirmektir.</li>
<li>Hollanda’da ırkçılık ve onun bir görünüm biçimi olan İslamofobi 2016 yılında da önemli insan hakları sorunları olmaya devam etmiştir. 2017 yılında yayınlanan <strong>göçmen kökenlilerin güvensizlik hissi</strong> konusundaki rapor, göçmen kökenlilerin kendilerini Hollandalılara kıyasla daha az güvende hissettiklerini ortaya koymaktadır. Kendilerini Hollanda’da en az güvende hisseden birinci grup Surinamlılar, ikinci grup ise Türklerdir. Ayrıca Türklerin %34’ü bazen kendilerini yaşadıkları semtte güvende hissetmemektedir.</li>
<li><strong>İslamofobi</strong> tüm Batı Avrupa’da olduğu gibi Hollanda’da da en sık görülen ırkçılık biçimidir. Raporda İslamofobinin teorik temelleri izah edildikten sonra Hollanda İslamofobisi (Dutch-Islamophobia) üzerinde durulmuştur. Hollanda’da da İslamofobi genellikle İslamofobi için çizilen teorik çerçeveye uymakla beraber <u>kendine has bazı özellikler</u> de taşımaktadır. Gerçekten, yakın zamanlara kadar Hollandalılar tarafından pek de bilinmeyen İslam, Hollanda’nın ana meselelerinden biri haline gelmiş, kamusal ve özel tartışmalara konu edilir olmuştur. Hollanda’da çok az kişi İslam hakkında bilgi sahibi olmasına rağmen herkesin İslamla ilgili bir fikri vardır. Örneğin, 2015 senesinde PVV partisini destekle ‘Steun de PVV’ ve ‘Mosknee’ isimli Facebook hesaplarından <strong>camilerin yakılması çağrıları</strong> yapılmıştır.</li>
<li>Hollanda’da Müslümanların uğradığı baskı ve tehditler neticesinde Müslüman örgütler 2015 yılında hükümetten destek ve güvenlik hizmeti talep etmiştir. Hollandalı öğretim üyesi Martijn de Koning ile raporu hazırlayan heyetin yaptığı görüşmede Hollanda İslamafobisinin şu üç özelliği taşıdığını ifade etmiştir: a) İslam <strong>yabancı</strong>dır. b) İslam bir <strong>problem</strong>dir ve buna karşı bir şeyler yapılmalıdır. c) Hollanda İslam’ın kendisini değiştirerek, kendi anlayışına uygun bir <strong>reforma tâbi tutma</strong>ya çalışmaktadır. 2016 yılı İslamofobi vakalarına bakıldığında siyaset ve medyaya hâkim olan İslam’a karşı bu yaklaşım tarzı ve tutumun, <u>birçok suç ve insan hakkı ihlalini tetiklediği</u> müşahede edilmektedir.</li>
<li>… Hollanda’da İslamofobinin yanında <strong>Türkofobi</strong>ye doğru gidiş söz konusudur. Bilhassa, Hollandalıların 15 Temmuz 2016 tarihinde gerçekleşen darbe teşebbüsünün Türkler üzerinde yol açtığı travma etkisini anlamaktan uzak olmaları, Türkler üzerindeki <strong>siyasi ve psikolojik baskı</strong>yı artırmaları önemli bir sorun olmaya devam etmektedir.</li>
<li>Bu anlamda özellikle 11 Mart 2017’de Aile ve Sosyal Politikalar Bakanı <strong>Fatma Betül Sayan Kaya</strong>’nın Hollanda ziyareti sırasında diplomatik teamüllere uymayan muamele ve polisin Türkiye Başkonsolosluğu yakınlarında toplananlara <strong>orantısız güç kullanımı</strong> uzun süre tamir edilemeyecek yaralar açmıştır. Bu talihsiz olaylar dizisi Türk toplumunun demokratik <u>haklarına ve onuruna yönelik bir saldırı</u> olmuştur.</li>
<li>… Hollanda’da İslamofobinin belli başlı tezahür biçimleri <strong>nefret</strong> söylemi, <strong>cami</strong> <strong>kundaklama</strong>, okullarda ve işyerlerinde artan <strong>ayrımcılık</strong> olarak kendini göstermektedir. Bunda başrolü Geert Wilders gibi siyasilerin nefret söylemleri oynamaktadır. (…)</li>
<li>… Wilders’i suçlu bulmasına rağmen, Amsterdam mahkemesi heyeti Hürriyet Partisi (PVV) liderini hapis veya para cezasına çarptırmamıştır. Mahkeme, suçlu bulunmanın Wilders konumundaki bir siyasetçi için kâfi olduğuna hükmetmiştir…</li>
<li>Wilders’ın İslamofobik örgütlenme ve propagandası adeta merkez siyaseti de gittikçe sağa kaydırmaktadır. Aralık 2016’da verilen mahkûmiyet kararı yıllardır ifade hürriyeti kalkanının ardından Müslümanlara karşı kin ve nefret kusan bir zata sınırları bildirmesi bakımından önemli bir gelişmedir. Bu kararın bir içtihada dönüşerek artık Müslümanlara yönelik hakarete bir set çekilmesi elzemdir.</li>
<li>Bu anlamda ayrıca Başbakan Rutte’nin seçim atmosferinde özellikle bir Türk gencine yönelik “<strong>defol git</strong>” sözü ile Rotterdam Belediye Başkanı Ahmed Aboutaleb’in 15 Temmuz darbe teşebbüsü sonrasındaki günlerde bazı Türk cami ve kurumlarını hedef alan ve Türklerin “<u>demokrasi terapisi-eğitimi eksikliği</u>” olduğuna dair genelleyici ve ayrımcı açıklamaları 2016 yılına ait oldukça kaygı verici gelişmeler olmuştur.</li>
<li><strong>2016’da</strong> Hollanda’da yaşayan Müslümanların, din ve inançlarından dolayı önceki senelere oranla yaklaşık <strong>iki kat daha fazla ayırımcılığa maruz kaldıkları</strong> polise yapılan bildirimlerden ortaya çıkmıştır.</li>
<li>… Hollanda’da yaşayan Müslümanların dörtte biri en az bir kez dış görünüşünden dolayı -ki çoğunlukla başörtülü Müslümanlardır- <strong>sözlü ya da fiziki saldırı</strong>ya maruz kalmaktadır. Bu ayırımcılık ve saldırılarda da özellikle politikacıların kullandığı <strong>ayırımcı söylem</strong>in etkin olduğu vurgulanmıştır. Hollanda’da Müslüman örgütlerin çatı kuruluşu SPIOR’un 2015 sonu ve 2016’nın ilk yarısını kapsayan ve Rotterdam-Rijnmond bölgesindeki Müslümanlara yönelik ayrımcılık araştırması da Müslümanlara yönelik din-inanç temelli ayırımcı <strong>174 vaka</strong> rapor edilmiştir…</li>
<li>Hollanda İnsan Hakları Enstitüsü’ne göre etnik ve ırk temelli ayrımcılık Hollanda toplumunda her alanda görülmektedir. Örneğin, birçok spor salonu ve spor kulüpleri katılımcılara <u>Felemenkçe bilmeleri şartı</u> getirmekte veya <u>başörtüsü takılmasını yasaklamakta</u>dır.</li>
<li>SPIOR bu olayları <strong>buzdağının görünen yüzü</strong> olarak tabir etmektedir. Zira kuruluşa göre Müslümanlar, yetkililere güvenmedikleri ve misillemeden korktuklarından başlarına gelen olayları bildirmekten çekinmektedir. Bu çekingenliğin birinci sebebi Müslümanların ilgi çekmek istememeleri ve saldırgan tarafından <u>tekrar saldırıya uğrama korkusu</u>dur. Bu anlamda tespit edilen ikinci neden de polise yönelik önyargılardır. Ulusal polis tarafından yapılan araştırmaya göre Müslümanlar yaptıkları bildirimin herhangi bir <u>sonucu olmadığını düşündüklerinden</u> polise müracaat etmemektedir. Polisin şikâyette bulunmak isteyen Müslümanlara caydırıcı veya ayrımcı tavır sergilediği de ortaya konulmuştur.</li>
<li>Bu nedenle mevcut İslamofobik vaka bildirimlerinden yola çıkılarak, <u>8 ayrımcılık vakasından sadece birinin kayıtlara yansıdığı</u> tahmin edilmektedir. (…)</li>
<li>… Hollanda’da da 2015 yılında 28 olan camilere yönelik saldırı sayısı 2016 yılında 72’ye çıkmıştır…</li>
<li>Ne yazık ki ne medya ne de siyasiler camilere karşı girişilen kundaklama eylemlerine tepki göstermektedir…</li>
<li>Bu anlamda olumlu bir gelişme, 28 Şubat 2016’da namaz vakti içeride kadın ve çocukların da olduğu sırada molotof kokteyli atmak suretiyle gerçekleştirilen Enschede Camii saldırısı faillerinin Ekim 2016’da verilen mahkeme kararıyla <strong>terörist olarak ceza almış</strong> olmalarıdır. Cami saldırılarının terör suçu sayılmasıyla bundan sonraki muhtemel saldırıların failleri üzerinde caydırıcı etki olabilecektir. Cami saldırısının “terörist” bir faaliyet olarak tavsifi, özelde cami saldırıları genelde ise İslam karşıtlığı ile hukuksal mücadelede “olumlu” bir gelişme ve “kırılma noktası” olabilir.</li>
<li>Bununla birlikte, Enschede Camii saldırısı faillerinin mahkemede <strong>pişmanlık ifade etmemeleri</strong> ve Yahudi soykırımının merkezlerinden Aus-chwitz’e atıf yapmaları neo-nazi zihniyetin tezahürleri olup bu durum endişe vericidir.</li>
<li>2016 yılında cami saldırılarının şu şekilde sınıflandırılmıştır: Yangın, grafiti, vandalizm/tahribat, mektup veya internet aracılığıyla tehdit, domuz atıklarının bırakılması vb.</li>
<li>Cami saldırılarının yanı sıra 2016 yılı Hollanda’daki Türkler ve Diyanet olmak üzere Türk kurumlarına yönelik baskıların arttığı bir yıl olmuştur. Bilhassa, FETÖ’nün de kara propagandasıyla Diyanet ve din görevlileri üzerinde baskı kurulmaya çalışılmıştır. (…)</li>
<li>… Ana akım medya programları ırkçı hareketlerin liderlerine İslamofobik söylemlerini yaymaları için imkân sağlarken, Türk ve İslam karşıtı bir söylem benimseyerek toplumsal barışı tehdit eden bir yayın politikası izlemiş, izlemektedir.</li>
<li>… İnternetteki ayrımcı ifadeler sırasıyla Müslümanlar, Faslılar ve Türkleri hedef almıştır. MIND şikâyet hattına 2016’da 918 şikâyet ulaşmıştır. Bu rakam 2015 yılında 652, 2014 yılında ise 304 idi. 2016 yılında da İslamofobik (185) ve etnik ayrımcılık (305) en çok şikâyet edilen konular olmuştur. Bu şikâyetlerden sadece 97’si kanuna aykırı bulunarak, internet ortamından kaldırılmaları talep edilmiş, 81 vaka savcılığa havale edilmiştir. (…)</li>
<li>İşgücü piyasasında ayrımcılık 2016 yılında da önemli bir sorun olmaya devam etmiştir. Yabancı kökenliler iş ve staj yeri bulmakta zorlanmaktadır… (…)</li>
<li>Avrupa Konseyi Irkçılık ve Hoşgörüsüzlüğe Karşı Avrupa Komisyonu Hollanda hakkında hazırladığı raporlarda, Hollanda polisinin etnik profilleme uygulamalarından duyulan endişeyi ifade etmiştir. (…)</li>
<li>Hollanda’da 2016 yılında din ve vicdan hürriyetiyle ilgili önemli bir mesele de <strong>helal gıda</strong> konusu olmuştur. Hollanda’da helal hayvan kesimine kota getirilmek istenmesi ve helal kesimi yapılan etlere “<u>hunharca katledilmiş hayvan</u>” damgası vurulmak istenmesi, Müslümanların inançları gereği yerine getirdiği bir pratiğin adeta yargılanması ve damgalanması <strong>anlamına gelmektedir.</strong></li>
<li>… Sosyal Kültürel Büro SCP’nin 2016 yılında yayınladığı entegrasyon raporuna göre, sayısı 400 bini aşan Hollanda’daki Türk nüfusunun yerli Hollandalılarla kıyaslandığında işgücü piyasasında, eşitsizliğe uğramaktadır.</li>
<li>… 2016 yılında Amsterdam Belediyesi Araştırma, Enformasyon ve İstatistik Kurumu’nun Amsterdam kentinde yaptığı bir araştırmaya göre okullarda tefrik (segregasyon) olgusunun yüksek düzeyde olduğu saptanmıştır.</li>
<li>Çocuk hakları ve bilhassa çocuğun kimlik hakkı bakımından bebek kutusu uygulamaları ve çocuğun kültürel arka planını dikkate almadan verilen koruyucu aile kararları sorun olmaya devam etmiştir.</li>
<li>Mülteci hakları bakımından mültecilerin ceza evi benzeri yerlerde tutulmaları önemli bir sorun olmaya devam etmektedir.</li>
<li>Maalesef Hollanda hükümeti 2015-2016 yıllarında, Birlemiş Milletler ve BM İnsan Hakları Komisyonu tarafından çıkarılan talimatlara aykırı olarak, reddedilen sığınmacıların tehlikeli bölgelere sınır dışı edilmelerine devam etmiştir.”</li>
</ol>
<p>2016 Yılı Hollanda İnsan Hakları Raporu’nda emeği geçenleri tebrik ediyor, ‘üçüncü dünya ülkeleri’ne istediklerini yaptırmak için baskı aracı olarak her yıl ülke ülke insan hakları raporları yayınlayan Batılı devletlerin hak ihlallerini ortaya koyacak bu gibi çalışmaların artmasını ve ilgili tüm kurum, kuruluşlara ulaştırılmasını temenni ediyorum.</p>
<p><strong> </strong></p>
<p><strong>Kaynaklar:</strong></p>
<ol>
<li><strong>2016 YILI HOLLANDA İNSAN HAKLARI RAPORU, </strong>Hazırlayanlar: Ali Emre Bozbayındır, Kadir Canatan, Özcan Hıdır, Gülşah Bostancı Bozbayındır, Hasan Yar, Ertuğrul Gökçekuyu, Leyla Yıldırım, İstanbul Sabahattin Zaim Üniversitesi Yayını No: 21, Kasım 2017, İstanbul, xi+138 s. (Kitabın basılı nüshası <a href="mailto:bilgi@izu.edu.tr">bilgi@izu.edu.tr</a> adresinden istenebilir).</li>
<li><a href="http://www.izu.edu.tr/tr-TR/yayinlar/kitaplar/2141/Page.aspx"><strong>http://www.izu.edu.tr/tr-TR/yayinlar/kitaplar/2141/Page.aspx</strong></a><strong>, </strong>11.2017.</li>
<li><a href="http://aa.com.tr/tr/analiz-haber/hollandanin-insan-haklari-karnesi-kiriklarla-dolu/980640">http://aa.com.tr/tr/analiz-haber/<strong>hollandanin-insan-haklari-karnesi-</strong>kiriklarla-dolu/980640</a>, 27.11.2017.</li>
<li>izu.edu.tr/Assets/Content/File/_Universite/20161215_<strong>2014-yili-hollan</strong>.pdf, 15.12.2016.</li>
</ol>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://p.fethigungor.net/dirilis-postasi/batinin-model-ulkesi-hollandada-artan-hak-ihlallerini-rapor-edebilmek/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
