<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>Gazze Arşivleri - Prof. Dr. Fethi Güngör</title>
	<atom:link href="https://p.fethigungor.net/etiket/gazze/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://fethigungor.net/etiket/gazze/</link>
	<description>fg@fethigungor.net</description>
	<lastBuildDate>Thu, 21 Jun 2018 12:00:08 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	<generator>https://wordpress.org/?v=6.8.2</generator>
	<item>
		<title>FİLİSTİNLİ ÇOCUK ESİRLERE  PSİKOSOSYAL DESTEK SAĞLAYABİLMEK</title>
		<link>https://p.fethigungor.net/dirilis-postasi/filistinli-cocuk-esirlere-psikososyal-destek-saglayabilmek/</link>
					<comments>https://p.fethigungor.net/dirilis-postasi/filistinli-cocuk-esirlere-psikososyal-destek-saglayabilmek/#comments</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Fethi Güngör]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 20 Jun 2018 12:44:18 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Diriliş Postası]]></category>
		<category><![CDATA[İnsanlığın Dertleriyle Dertlenmek]]></category>
		<category><![CDATA[10 ARALIK 1948]]></category>
		<category><![CDATA[17 NİSAN FİLİSTİNLİ ESİRLER GÜNÜ]]></category>
		<category><![CDATA[1949 CENEVRE SÖZLEŞMESİ]]></category>
		<category><![CDATA[4 HAZİRAN KURBAN ÇOCUKLARI ANMA GÜNÜ]]></category>
		<category><![CDATA[AVRUPA BİRLİĞİ (AB)]]></category>
		<category><![CDATA[BİRLEŞMİŞ MİLLETLER (BM)]]></category>
		<category><![CDATA[ÇATIŞMA BÖLGELERİNDE ÇOCUKLUK KONFERANSI]]></category>
		<category><![CDATA[DEMOKRASİ VE HUKUK İÇİN İNSAN MERKEZİ]]></category>
		<category><![CDATA[ESİR HAREKETİ RAPORU]]></category>
		<category><![CDATA[ESİR İŞLERİ UZMANI RİYAD EL-EŞKAR]]></category>
		<category><![CDATA[FİDDER DERNEĞİ]]></category>
		<category><![CDATA[Filistin Enformasyon Merkezi]]></category>
		<category><![CDATA[Gazze]]></category>
		<category><![CDATA[İKTİSADİ]]></category>
		<category><![CDATA[İNSAN HAKLARI EVRENSEL BEYANNAMESİ]]></category>
		<category><![CDATA[İSLAM İŞBİRLİĞİ TEŞKİLATI (İİT)]]></category>
		<category><![CDATA[Mazlumder]]></category>
		<category><![CDATA[MEHMET SEMİH GEMALMAZ]]></category>
		<category><![CDATA[PSİKOSOSYAL DESTEK]]></category>
		<category><![CDATA[SİVİL VE SİYASAL HAKLAR ULUSLARARASI SÖZLEŞMESİ (SSHUS)]]></category>
		<category><![CDATA[SOSYAL VE KÜLTÜREL HAKLAR ULUSLARARASI SÖZLEŞMESİ (İSKHUS)]]></category>
		<category><![CDATA[ULUSLARARASI ÇOCUK HAKLARI ANLAŞMASI]]></category>
		<category><![CDATA[ULUSLARARASI ÇOCUKLARI SAVUNMA HAREKETİ]]></category>
		<category><![CDATA[ULUSLARARASI DAYANIŞMA GİRİŞİMİ]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://fethigungor.net/?p=692</guid>

					<description><![CDATA[“Size ne oluyor da Allah yolunda “Ey Rabbimiz! Bizi halkı zalim olan şu beldeden kurtar ve rahmetinle bize sahip çıkacak bir koruyucu ve destek olacak bir yardımcı gönder!” diye yalvaran güçsüz erkekler, kadınlar ve çocuklar için savaşmıyorsunuz?” (Nisa 4:75). İşgal altındaki Filistin’de İsrail yönetiminin hapishanelerinde esir olarak tutulan Filistinli çocuklar; yeterli beslenme, yakın akraba ziyareti, [&#8230;]]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>“Size ne oluyor da Allah yolunda “Ey Rabbimiz! Bizi halkı zalim olan şu beldeden kurtar ve rahmetinle bize sahip çıkacak bir koruyucu ve destek olacak bir yardımcı gönder!” diye yalvaran güçsüz erkekler, kadınlar ve <strong>çocuklar</strong> için savaşmıyorsunuz?” (Nisa 4:75).</p>
<p>İşgal altındaki Filistin’de İsrail yönetiminin hapishanelerinde esir olarak tutulan Filistinli çocuklar; yeterli beslenme, yakın akraba ziyareti, hukuki danışmanlık, eğitim ve tedavi görme gibi en temel haklarından mahrum bırakılmaktadır! Gece yarısı tutuklanma, kirli ortamda yaşamaya mahkûm edilme, küfür, dayak, çıplak arama, cinsel taciz gibi ağır hak ihlallerine maruz kalmaya devam eden Filistinli çocuk esirlerin insanlık ayıbı durumunu, toplumca huzurlu bayram günleri geçirdiğimiz bir dönemde hatırlamayı asgari bir insanlık borcu addediyorum. Zira bu çocuklar, fıtır bayramında ve babalar gününde bile öz ebeveynleriyle ve kardeşleriyle görüşüp sarılmaktan mahrum bırakıldılar! Anne ve babasının elini öperek onları doyasıya kucaklayamayan bu çocuk esirlerle işgalcilerin türlü zulümlerine taş atarak tepki gösterdiği için hapishanelerde hayatları karartılan çocuklarına sarılıp öpemeyen anne ve babaların acılarını yüreğimizde hissetmek ve onların acılarını hafifletmek için çeşitli çabalar ortaya koymak durumundayız.</p>
<p><strong>Filistinli Çocuk Esirlere Psikososyal Destek Sağlayabilmek </strong></p>
<p>Katılımcılarının büyük çoğunluğu Cezayirli akademisyenlerden oluşan ve İstanbul’da 6-7 Mayıs 2018 tarihlerinde gerçekleştirilen “Çatışma Bölgelerinde Çocukluk Uluslararası Konferansı”nda (<strong>1</strong>) sunmuş olduğum “Filistinli Esir Çocuklara Psikososyal Destek Sağlamanın Lüzum ve Ehemmiyeti” başlıklı tebliğimi özetle paylaşmakta yarar görüyorum.</p>
<p>İsrail yönetiminin hukuki mahiyeti olmayan gerekçelerle tutuklayarak ceza evlerinde uzun süre tuttuğu Filistinli çocuk esirlere, onlarca temel hak belgesinde ısrarla vurgulanan “çocuğun yüksek yararını gözetme” ilkesi çerçevesinde psikososyal destekler sağlanması, bu çocukların sağlıklı gelişimi açısından hayati önem taşımaktadır.</p>
<p>İsrail cezaevlerinde en temel hakları bile pervasızca ihlal edilmekte olan Filistinli çocuklar, Birleşmiş Milletler (BM), İslam İşbirliği Teşkilatı (İİT) ve Avrupa Birliği (AB) gibi örgütler başta olmak üzere uluslararası kuruluşların ve insan hakları örgütlerinin ivedilikle ele alarak detaylı raporlarla ortaya koyması gereken bir insanlık sınavı, bu ihlallerin ivedilikle durdurulması ise bir insanlık borcu olarak uluslararası camianın önünde bakir bir problem halinde durmaktadır. Bu insanlık görevi yerine getirilene kadar İsrail cezaevlerinde tutulan Filistinli çocuklara yönelik <strong>psikososyal destek projeleri</strong> geliştirilerek uygulanması elzemdir. Zira, Eylül 2000-Aralık 2017 tarihleri arasında <strong>11 bin çocuğu tutuklayan</strong> siyonist rejim Filistin toplumunun geleceği olan genç nesli bilinçli şekilde israf etmektedir!</p>
<p>Sosyal bir varlık olan insanın sahip olduğu sosyal sermaye, ona sosyal ağlar üzerinden psikososyal destek sunmaktadır. Hayata tutunma azmini ve sorunlarla baş edebilme becerisini geliştiren bu destek bireyi güçlendirmektedir. Her insan için hayati önem arz eden sosyal destek, sosyal ağlarıyla irtibatı koparılan esirler için daha büyük bir önem arz etmektedir. Hele de bu esir, sosyalleşerek şahsiyetini oluşturma sürecinin en kritik döneminde olan bir çocuk ise ona sağlanacak sosyal destek olağanüstü bir önem kazanmaktadır.</p>
<p>Nisan 2018 itibarıyla İsrail’in elverişsiz cezaevlerinde hukuksuz şekilde tutulan <strong>350 Filistinli çocuk esir </strong>için; mektup arkadaşlığı, manevi evlat, çocuk kütüphaneleri, heyet ziyaretleri, onlar adına dünyanın çeşitli büyük kentlerinde destek etkinlikleri vb. psikososyal destek projeleri STK’larca belli bir plan dahilinde uygulanmalıdır.</p>
<p><strong>Çocukları Yaşlarıyla Mütenasip Tedbirlerle Koruyabilmek </strong></p>
<p>10 Aralık 1948 yılında dünyaya ilan edilen “İnsan Hakları Evrensel Beyannamesi”ne müeyyide kazandırmak maksadıyla akdedilen iki uluslararası sözleşmeden biri olan “Sivil ve Siyasal Haklar Uluslararası Sözleşmesi (SSHUS)”nin 24. maddesi herhangi bir ayrıma tâbi olmaksızın bütün <strong>çocukların yaşlarına uygun tedbirlerle korunması</strong>nı ailelerine, topluma ve devlete birer <strong>ödev</strong> olarak yüklemiştir. İkinci belge olan “İktisadi, Sosyal ve Kültürel Haklar Uluslararası Sözleşmesi (İSKHUS)”nin çocuklara tanıdığı haklar (m. 10) ise daha kapsamlıdır.</p>
<p>1990 yılında yürürlüğe giren Birleşmiş Milletler Çocuk Hakları Sözleşmesi kırk tane çocuk hakkı saymaktadır. İnsan haklarıyla ilgili genel sözleşmelerde yer alan hakların, durumları uygun olduğu ölçüde, çocuklar bakımından da geçerli olduğuna şüphe yoktur. Böyle olmakla beraber, çocukların özel olarak korunmaya ihtiyacı olduğu da bir gerçektir. Dolayısıyla, <strong>durumları ve ihtiyaçları dikkate alınarak</strong> çocukların haklarının özel olarak tanınmasını ve korunmasını amaçlayan sözleşmelerin yapılmasının gereklidir (<strong>2</strong>).</p>
<p><strong>Siyonist Rejimin Filistin’in Geleceğini İsraf Etmesine Mâni Olmak </strong></p>
<p>İşgalin başladığı 1967 yılından 2017 yılına kadar bir milyonu aşkın Filistinlinin İsrail güvenlik güçleri tarafından tutuklandığı tahmin edilmektedir. İsrail, el-Aksa İntifadası’nın başlangıcı olan 28 Eylül 2000 tarihinden 2017 başına kadar, <strong>11 bini çocuk</strong>, 1300’ü kadın, 65’i eski bakan ya da milletvekili olmak üzere 90 binden fazla Filistinliyi hapse atmıştır. Ayrıca, İsrail mahkemeleri 15 binin üzerinde idari gözaltı kararı almıştır.</p>
<p>17 Nisan’da 2018 tarihinde ‘Filistinli Esirler Günü’ münasebetiyle Mazlumder, Uluslararası Dayanışma Girişimi ve Fidder Derneği’nin İstanbul’da yayınlamış olduğu ortak basın açıklamasında 17.04.2018 tarihinde yayımlanan ESİR HAREKETİ RAPORU’ndan iktibasla şu bilgilere yer verilmiştir:</p>
<p>“Filistin’in maruz kaldığı Nekbe (Büyük Felaket)’in üzerinden 70 yıl geçti, yüzbinlerce tutuklama ve cinayete rağmen Filistin halkı ve esirler acı ve sıkıntılara aldırmadan direnmeye devam etmektedir. Hâlen esir tutulan 6.500 mahkûm ve aileleri işgalcilere karşı direnişini ve meydan okumasını sürdürmektedir. 48 mahkûma 20’şer yıldan uzun ceza verdiler. 63 esir kadından 21’i anne, 11’i genç kız. <strong>Esirlerin 350’si çocuk!</strong> 534 esire müebbet ceza verildi.  1800 esir hasta durumda.  Esir Hareketi’nin tespitine göre şimdiye kadar ya acımasız işkence ya da doğrudan cinayet sonucu hapiste 214 şehit verildi.”</p>
<p>Savaş hukuku ve çocuk haklarıyla ilgili tüm uluslararası anlaşmaları ayaklar altına alarak rasgele saldırılar düzenleyen Siyonist işgal güçleri Gazze’ye yönelik olarak 2008, 2012 ve 2014 yıllarında açtıkları son üç savaşlarında 18 yaşından küçük 980 çocuğu şehit etmiştir. Çocuklardan bazılarının da işgal güçleri tarafından esir alındıktan sonra insan kalkanı olarak kullanıldıkları raporlara yansımıştır. İsrail’in bu kadar çok sayıda çocuğun hayatını kaybetmesine neden olan saldırıları, BM’de 1989’da kabul edilen Uluslararası Çocuk Hakları Anlaşması’nı, 1948 tarihli İnsan Hakları Evrensel Bildirgesi’ni ve 1949 Cenevre Sözleşmesi’ni bütünüyle ihlal etmiştir. Uluslararası Çocukları Savunma Hareketi tarafından hazırlanan, BM tarafından <strong>saldırıların masum kurbanı çocukları anma günü</strong> kabul edilen 4 Haziran’da yayınlanan raporda, Gazze’de <strong>530</strong> çocuğun öldürülmesiyle Filistinli çocukların en çok can kaybına uğradığı yılın <strong>2014</strong> olduğu ifade edilmiştir.</p>
<p>Demokrasi ve Hukuk İçin İnsan Merkezi tarafından yapılan açıklamada da Gazze’ye uygulanan abluka yüzünden çocuklara yaşatılan zorlukların ve sıkıntıların tüm uluslararası anlaşmalara aykırı olduğuna dikkat çekilmiştir (Filistin Enformasyon Merkezi, 05.06.2015).</p>
<p>Esir İşleri uzmanlarından Riyad el-Eşkar, Ekim 2015 tarihinde başlayan intifada sürecinde işgal güçlerinin yaşları küçük kız ve erkek çocuklara yönelik baskı ve zulümlerini artırdığını belirterek, bir yıl içinde tutuklanan yaklaşık 8000 Filistinlinin 2155’inin çocuk olduğunu açıklamıştır (Filistin Enformasyon Merkezi, 06.10.2016). Filistinli çocuk esirlere yönelik ağır hak ihlallerini daha önceki bir yazımızda ele aldığımız için (<strong>3</strong>) burada bu kısa hatırlatmayla yetineceğiz.</p>
<p><strong>“Filistinli Çocuk Esirler Komitesi”ni Oluşturabilmek </strong></p>
<p><strong>Sonuç</strong> olarak; 1967 yılından beri Filistinli yetişkinlere, özellikle kadın ve çocuk esirlere karşı öz topraklarında reva görülen zulüm ve ihlallerin;</p>
<ol>
<li>BM, İİT, AB gibi kuruluşlar başta olmak üzere</li>
<li>İnsan hakları örgütleri tarafından detaylı şekilde tespit edilerek,</li>
<li>İnsanlık dışı muamele, işkence ve ihlallerin son bulmasına yönelik somut adımlar atılması,</li>
</ol>
<p>bir insanlık sınavı olarak hür (!) dünyanın önünde ivedi bir ödev halinde durmaktadır. Asıl olan dünyanın hiçbir yerinde çocukların esir edilmemesi ve tutuklanmaması, siyonist hapishanelerindeki <strong>esir çocukların hiçbir ön şart aranmaksızın ivedilikle salıverilmesi</strong>dir. Ancak hâlen dünyada bu hakkaniyeti tesis edecek bir mekanizma olmadığı ve İsrail’de bu sorun kronik hale geldiği, işgal hapishanelerinde çocuk mahkumlar hiç eksik olmadığı için, bu soruna köklü bir çözüm bulunana kadar iyileştirme <strong>öneriler</strong>imiz şunlardır:</p>
<ol>
<li>Uluslararası kuruluşların ve büyük ölçekli STK’ların temsilcilerinin katılımıyla “Filistinli Çocuk Esirler Komitesi” oluşturulmalıdır.</li>
<li>Bu Komite’nin akreditasyonu hızla sağlanarak geniş yetkilerle donatılmalıdır.</li>
<li>Bu Komite Filistinli çocuk esirlerin durumlarına ilişkin detaylı raporları yılda en az 4 kez olmak üzere periyodik olarak yayınlamalıdır.</li>
<li>Komite, çocuk esirlerin psikososyal gelişimlerini destekleyecek detaylı bir müfredat programı geliştirip uygulamalıdır.</li>
<li>Komite, Filistinli çocuk esirlerin alıkonduğu hapishanelerde düzenli ziyaretler, çocuk kitaplığı, oyun etkinlikleri, mektup arkadaşlığı, manevi ebeveynlik, kardeş aile, büyük başkentlerde çocuk esirlerle ilgili farkındalık oluşturma etkinlikleri, çocuk esirler trajedisini ortaya koyan film, belgesel vb. kültür ve sanat etkinliklerine öncülük etmelidir.</li>
</ol>
<p>‘Çatışma bölgelerinde çocukluk konulu’ iki günlük uluslararası konferansta sunulan diğer bazı tebliğlerin özetleriyle sonuç bildirgesini daha önceki ilgili yazımızda okuyabilirsiniz (<strong>4</strong>). Din, dil, ırk, kültür vb. hiçbir ayırım yapmaksızın insanlığın geleceği olan masum çocuklarımızın çatışma ve savaşlardan uzak güvenli ortamlarda yetişmesine yönelik çabalarımızı çoğaltabilmek ve birleştirerek güçlendirebilmek temennisiyle…</p>
<p>“Ve Allah yolunda (sınırsızca) harcayın, kendi elinizle kendinizi mahvetmeyin ve iyilik yapmaya azimle devam edin; unutmayın ki, Allah iyilik yapanları sever.” (Bakara 2:195).</p>
<p><strong>Kaynaklar:</strong></p>
<ol>
<li>http://www.<strong>childrenconference</strong>.org/, 06.05.2018.</li>
<li>Gemalmaz, Mehmet Semih. (2003). Ulusalüstü İnsan Hakları Hukukunun Genel Teorisine Giriş. İstanbul: Beta, 4. Basım, s.508-509.</li>
<li>http://dirilispostasi.com/n-10627-<strong>filistinli-tutsak-cocuklarin-maruz-kaldigi-agir-hak-ihlallerini-engelleyebilmek</strong>.html, 27.05.2016.</li>
<li>https://www.dirilispostasi.com/makale/<strong>aile-kurumunu-ve-catisma-bolgelerindeki-cocuklari-koruyabilmek</strong>-5b0c2ac2e54d44108928a9e2, 29.05.2018.</li>
</ol>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://p.fethigungor.net/dirilis-postasi/filistinli-cocuk-esirlere-psikososyal-destek-saglayabilmek/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>2</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>KUDÜS’ÜN TARİHÎ TECRÜBESİNDEN DERS ALABİLMEK</title>
		<link>https://p.fethigungor.net/dirilis-postasi/kudusun-tarihi-tecrubesinden-ders-alabilmek/</link>
					<comments>https://p.fethigungor.net/dirilis-postasi/kudusun-tarihi-tecrubesinden-ders-alabilmek/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Fethi Güngör]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 12 Dec 2017 18:38:14 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Diriliş Postası]]></category>
		<category><![CDATA[Sağlıklı Bir Ümmet Olmak]]></category>
		<category><![CDATA[Abdülmelik]]></category>
		<category><![CDATA[Ahmed b. Tolun]]></category>
		<category><![CDATA[Alkame b. Mücezziz]]></category>
		<category><![CDATA[Artuklu Beyi Belek]]></category>
		<category><![CDATA[Bâbil Kralı Nebukadnezzar]]></category>
		<category><![CDATA[Bizans]]></category>
		<category><![CDATA[Buhtunnasr]]></category>
		<category><![CDATA[Dâvûd]]></category>
		<category><![CDATA[Diyanet Vakıf İslam Ansiklopedisi]]></category>
		<category><![CDATA[Ebû Hâmid el-Gazzâlî]]></category>
		<category><![CDATA[Ebü’l-Ferec eş-Şîrâzî]]></category>
		<category><![CDATA[el-Melikü’s-Sâlih ve Hârizmliler]]></category>
		<category><![CDATA[Endülüs]]></category>
		<category><![CDATA[Fatımiler]]></category>
		<category><![CDATA[Fezâilü Beyti’l-Makdis]]></category>
		<category><![CDATA[Fezâilü’l-Kuds]]></category>
		<category><![CDATA[Filistin]]></category>
		<category><![CDATA[Gazze]]></category>
		<category><![CDATA[Geç Bronz]]></category>
		<category><![CDATA[Geldemar]]></category>
		<category><![CDATA[Haçlılar]]></category>
		<category><![CDATA[Halep]]></category>
		<category><![CDATA[Hanbelî]]></category>
		<category><![CDATA[Harput Kalesi]]></category>
		<category><![CDATA[Herod]]></category>
		<category><![CDATA[Hıristiyanlar]]></category>
		<category><![CDATA[Hıristiyanlık]]></category>
		<category><![CDATA[Hz. İsa]]></category>
		<category><![CDATA[Hz. Ömer]]></category>
		<category><![CDATA[Hz. Osman]]></category>
		<category><![CDATA[Hz. Peygamber]]></category>
		<category><![CDATA[Hz. Süleyman]]></category>
		<category><![CDATA[İbn Ebû Rendeka et-Turtûşî]]></category>
		<category><![CDATA[İmâdüddin Zengî]]></category>
		<category><![CDATA[İşbîliye]]></category>
		<category><![CDATA[İsrail]]></category>
		<category><![CDATA[Jüpiter Capitolina]]></category>
		<category><![CDATA[Kral Yehoyakim]]></category>
		<category><![CDATA[Kudüs]]></category>
		<category><![CDATA[Kudüs Krallığı]]></category>
		<category><![CDATA[Kur'an]]></category>
		<category><![CDATA[Kutsal Mezar Kilisesi]]></category>
		<category><![CDATA[Leys b. Sa‘d]]></category>
		<category><![CDATA[Makdisî]]></category>
		<category><![CDATA[Makedonyalı]]></category>
		<category><![CDATA[Mescid-i Aksâ]]></category>
		<category><![CDATA[Mescid-i Harâm]]></category>
		<category><![CDATA[mi‘rac]]></category>
		<category><![CDATA[Mısır]]></category>
		<category><![CDATA[Mısır Memluk Sultanları]]></category>
		<category><![CDATA[Muhammed b. İdrîs eş-Şâfiî]]></category>
		<category><![CDATA[Musul]]></category>
		<category><![CDATA[Nasr b. İbrâhim el-Makdisî]]></category>
		<category><![CDATA[Nasriyye Medresesi]]></category>
		<category><![CDATA[Ömer Faruk Harman]]></category>
		<category><![CDATA[osmanlı devleti]]></category>
		<category><![CDATA[Resûl-i Ekrem]]></category>
		<category><![CDATA[Selahaddin-i Eyyubi]]></category>
		<category><![CDATA[Selçuklular]]></category>
		<category><![CDATA[Sevilla]]></category>
		<category><![CDATA[Süfyân es-Sevrî]]></category>
		<category><![CDATA[Suriye Eyyûbîleri]]></category>
		<category><![CDATA[Tankred]]></category>
		<category><![CDATA[Tevrat]]></category>
		<category><![CDATA[Tolunoğulları]]></category>
		<category><![CDATA[Türkiye Diyanet Vakfı İslam Ansiklopedisi]]></category>
		<category><![CDATA[Tus]]></category>
		<category><![CDATA[Üç İlâhî Din]]></category>
		<category><![CDATA[Yahuda Krallığı]]></category>
		<category><![CDATA[Yahudilik]]></category>
		<category><![CDATA[Yebusiler]]></category>
		<category><![CDATA[Yeruşalayim]]></category>
		<category><![CDATA[Zerubbabel]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://fethigungor.net/?p=593</guid>

					<description><![CDATA[Kudüs’te kalıcı bir barışın sağlanabilmesine yönelik çabalara katkı sadedinde, bizzat şehrin sahne olduğu tarihî tecrübeden istifade etmenin önemine dikkat çekmek maksadıyla -Diyanet Vakıf İslam Ansiklopedisi’nde yer alan kıymetli bilgileri özetle- 13 Aralık 2017 tarihinde İstanbul’da toplanacak olan İslam İşbirliği Teşkilatı zirvesine katılacak lider ve yöneticiler başta olmak üzere konuyla yakından ilgilenen hamiyet sahiplerinin dikkat ve [&#8230;]]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Kudüs’te kalıcı bir barışın sağlanabilmesine yönelik çabalara katkı sadedinde, bizzat şehrin sahne olduğu tarihî tecrübeden istifade etmenin önemine dikkat çekmek maksadıyla -Diyanet Vakıf İslam Ansiklopedisi’nde yer alan kıymetli bilgileri özetle- 13 Aralık 2017 tarihinde İstanbul’da toplanacak olan İslam İşbirliği Teşkilatı zirvesine katılacak lider ve yöneticiler başta olmak üzere konuyla yakından ilgilenen hamiyet sahiplerinin dikkat ve takdirlerine sunuyorum:</p>
<p>&nbsp;</p>
<p><strong>Kudüs’ün Her Üç İlâhî Dindeki Önemini Hesaba Katmak </strong></p>
<p>“Üç ilâhî dinde de önemli bir yere sahip olan ve kutsal sayılan Kudüs şehri milâttan önce XIV. yüzyıldan bu yana; Urusalim, Yeruşalem, Dârüsselâm, Moriya, Yebus, Sion, Dâvûd’un Şehri, Ariel, İliya, Medînetü Beyti’l-Makdis gibi isimlerle anılmıştır.</p>
<p>Lut gölünün bulunduğu çukur alanın batısında ve bu alandan fay diklikleriyle ayrılmış olan Yahudiye platosunun dalgalı yüzeyi üzerinde kurulmuştur. Lut gölüne 24, Akdeniz kıyılarına kuş uçuşu mesafe olarak 52 km. uzaklıkta bulunan şehrin deniz seviyesinden yüksekliği Harem-i Şerif’te 747 metredir (s.323).</p>
<p>Kendisine adalet yurdu, inananlar şehri, barış şehri, doğruluk şehri, Allah’ın şehri, orduların rabbinin şehri, mukaddes şehir gibi isimler verilmiş şehrin Arapçadaki adı olan “bereket, mübarek olmak” mânasındaki “Quds”ün bu son isimden geldiği belirtilmektedir.</p>
<p>Kur’an’da Kudüs ismi geçmediği gibi İslâm kaynaklarında bu şehrin adı olarak zikredilen diğer isimlere de rastlanmamaktadır. Ancak müfessirler, Kur’an’daki “el-Mescidü’l-Aksâ” (el-İsrâ 17/1), “mübevvee sıdk” (Yûnus 10/93) ve “el-arzü’l-mukaddese” (el-Mâide 5/21) gibi tabirlerle ya Kudüs’teki Beytülmukaddes’in (Taberî, XV, 16-17) ya da genellikle söz konusu şehrin de içinde bulunduğu Filistin topraklarının kastedildiğini belirtmişlerdir (Fahreddin er-Râzî, XI, 196-197). Öte yandan Elmalılı Muhammed Hamdi âyette geçen el-Mescidü’l-Aksâ’nın Beytülmakdis, mübarek kılındığı haber verilen çevresinden de Kudüs ve civarı olduğunu söylemektedir (Hak Dini, IV, 3144-3145). Mescid-i Aksâ tabiri, İslâm’ın ilk dönemlerinde bazan Kudüs için de kullanılmakla birlikte asırlar boyunca bununla özellikle Harem-i Şerif kastedilmiştir (s.324).</p>
<p>Resûl-i Ekrem’in sağlığında belli bir dönem için Kudüs’ün kıble olarak tercih edilmesi, müslümanların bu şehri dinî bir merkez olarak görmelerinin sebeplerinden birini teşkil etmiştir. Kudüs, Hz. İbrâhim’den itibaren pek çok peygamberin yaşadığı, mukaddes olarak da tanımlanan bir bölgede bulunması, Hz. Süleyman’ın inşa ettiği Beytülmakdis’i barındırması, İsrâiloğulları’nın ve onlara gönderilen peygamberlerin mücadelelerine mekân olması açısından semavî dinler geleneğinde önemli bir yere sahip olmuştur.” (s.326).</p>
<p>&nbsp;</p>
<p><strong>İnsanlık Ayıbı: En Kıdemli Yerleşim Yerlerinde Bile Barışı Tesis Edememek </strong></p>
<p>“Kudüs’ün tarihi çok eskilere dayanmaktadır. Şehirde bulunan <strong>milâttan önce IV. binyıl</strong>a ait çömlekler, bu binyılın son bölümünde şehrin güneydoğu kısmında bir kavmin yaşadığını, ilk ve orta Bronz çağına ait bulgular, III. binyılda ve II. binyılın ilk devirlerinde Hiksoslar dönemi ve öncesinde bu bölgede insanların bulunduğunu göstermektedir. İslâm tarihçilerine göre ilk kurucuları Amâlika olan Kudüs şehri, tarih sahnesine ilk defa Erken Bronz çağında diğer bazı eski Ken‘ân şehirleriyle birlikte çıkmıştır. XIX ve XVIII. yüzyıllara ait Mısır metinlerinde Kudüs bir Ken‘ân site devleti olarak zikredilir.</p>
<p>Kudüs (Yeruşalayim) adı Tevrat’ta hiç geçmemektedir. Tevrat’ta bahsedilen Salem şehrinin Kudüs olduğu yolundaki geleneksel görüş doğru ise Eski Ahid’de şehirden ilk defa Hz. İbrâhim’in çağdaşı olan ve onunla görüşen Kral Melkisedek sebebiyle bahsedilmektedir (Tekvîn, 14/18).</p>
<p>Geç Bronz çağında (m.ö. XV. yüzyıl civarı) Filistin’e gelen Hurriler Kudüs’te yeni yapılar inşa etmişlerdir…</p>
<p>Mısır’dan çıktıktan ve çölde kırk yıl kaldıktan sonra Yeşu önderliğinde Filistin topraklarına giren İsrâiloğulları kendilerine saldıran Kudüs Kralı Adonitsedek ve müttefiklerini mağlûp etmiş, fakat Yebusiler’in hâkim olduğu Kudüs’e girmemişlerdir (Yeşu, 10/1-43). Ken‘ân diyarının İsrâiloğulları arasındaki taksimatında Kudüs Bünyamin sıbtına düşmüşse de (Yeşu, 15/8) Dâvûd’un şehri alışına kadar Yebusiler’in elinde kalmıştır… (s.324).</p>
<p>Dâvûd bütün İsrail’e kral olunca Yebusiler’in hâkim olduğu Kudüs’e karşı harekete geçip Sion Hisarı’nı almış ve buraya Dâvûd’un Şehri adını vermiştir. Kudüs’ü krallığın merkezi yapan Dâvûd şehri güçlendirmiş, Yebusiler’in Zion (Sion) dedikleri hisarı yeniden imar etmiş, kendisine bir ev yaptırmış, orayı dinî bir merkez haline getirmek istemiş ve bunun için ahid sandığını Kudüs’e getirterek sarayına yakın bir yerdeki çadıra yerleştirmiştir. Hz. Dâvûd’dan sonra oğlu Süleyman yedi yıl içinde Kudüs’te muhteşem bir mâbed (Mescid-i Aksâ) inşa etmiş, ayrıca kendisine bir saray yaptırmış, ahid sandığını bulunduğu yerden alarak mâbeddeki özel yerine koymuş, Kudüs’ün çevresine duvar çektirmiştir. Hz. Süleyman’ın vefatı üzerine krallık ikiye bölününce Kudüs güneydeki Yahuda Krallığı’nın merkezi olmuştur…</p>
<p>Kral Yehoyakim zamanında Bâbil Kralı Nebukadnezzar (Buhtunnasr) Kudüs’e girerek kralı emri altına almış, pek çok insanla birlikte mâbedin değerli eşyalarını da götürmüştür…</p>
<p>Bâbil esareti sonrasında Kudüs Pers hâkimiyetine girmiş (m.ö. 538), ardından Makedonyalı Büyük İskender şehri almış (332), onun 323’teki ölümünü takiben şehir çeşitli savaşlar görmüş, önce Mısırlı Ptolemaioslar, daha sonra 198’den itibaren Selefkiler şehre hâkim olmuşlardır… Helenistik dönemin (332-63) ardından 63 yılında Pompeus Kudüs’ü işgal etmiş, şehri kuşatan duvarların bir kısmını yıktırmış, Crassus 54’te mâbedi yağmalamış, 40 yılında Partlar şehri ele geçirmiş, Büyük Herod 37’de şehri alıp duvarları onarmış, çeşitli yapıların yanında mâbedi yeniden inşa etmiştir…</p>
<p>Hz. Süleyman’ın, arkasından Zerubbabel’in, daha sonra Herod’un inşa ettirdiği mâbedlerin yerine Jüpiter Capitolina’ya ithaf edilen bir tapınak, ardından Merkad-i Îsâ Kilisesi’nin inşa edileceği yere de Afrodit Mâbedi yapılmıştır. Şehre girmeye kalkışan yahudilere ölüm cezası konmuş, ancak İmparator Konstantinos bu yasağı kaldırmıştır…</p>
<p>Hıristiyanlar, Hz. Îsâ’nın sözlerine hürmeten (Matta, 24/2) Süleyman Mâbedi’ni yeniden inşa etmeyi reddettiklerinden burası müslümanların fethine kadar harabe halinde kaldı. 614’te Sâsânîler tarafından işgal edilen Kudüs’ü 629’da Bizans İmparatoru Herakleios kurtarmış ve İranlılar’dan geri aldığı kutsal haçı Kudüs’teki yerine koymuş, şehir 638’de müslümanlar tarafından fethedilmiştir.” (s.325).</p>
<p>&nbsp;</p>
<p><strong>Adalet ve Merhamete Dayalı Bir Yönetim Tesis Edebilmek </strong></p>
<p>“… Kudüs’te bir cami inşa edilmesini emreden Hz. Ömer kadı olarak tayin ettiği Ubâde b. Sâmit’ten halka İslâm’ı öğretmesini istedi. Filistin’in fethinden sonra bölgenin yarısının yönetimini verdiği Alkame b. Mücezziz’e Kudüs’ü idare merkezi yapmasını tavsiye etti. Hz. Osman da Kudüs’e önem verdi ve Silvan bahçeleri gelirlerini şehrin fakir halkına vakfetti. Yahudi, hıristiyan ve müslümanlar tarafından kutsal kabul edilen Kudüs’ün fethinin ardından birçok sahâbî ve tâbiîn şehri ziyaret etmiş, bir kısmı buraya yerleşmiştir. Bazı sahâbîlerin Kudüs’te medfun olduğu bilinmektedir.</p>
<p>… Emevîler devrinde Kudüs’te yapılan en önemli imar faaliyeti Kubbetü’s-Sahre ve Mescid-i Aksâ’nın inşası olmuştur. Abdülmelik tarafından yaptırılan ve İslâm mimarisinin en güzel eserlerinden biri olan Kubbetü’s-sahre’nin inşa sebebi hakkında farklı görüşler ileri sürülmüş ve büyük tartışmalar yapılmıştır. Ya‘kûbî’nin eserinde (Târîh, II, 261) ve diğer bazı kaynaklarda Abdülmelik’in müslümanları hac için Mekke yerine Kudüs’e yöneltmek amacıyla bu eseri inşa ettirdiği kaydedilmektedir. Ancak, bazı tarihçiler Abdülmelik döneminde de hac için Mekke’ye gidildiğini belirterek buna karşı çıkmışlardır (s.327).</p>
<p>Makdisî, Abdülmelik’in müslümanların Bizans’tan aldıkları merkezlerdeki görkemli kiliseler karşısında duydukları ezikliği gidermeyi amaçladığını belirtir. Kudüs’teki diğer önemli mimari eserlerden Mescid-i Aksâ, Abdülmelik veya oğlu Velîd tarafından inşa edilmiştir…</p>
<p>Abbâsîler’in iktidara gelmesi ve Bağdat’ın başşehir olmasıyla Suriye ve Filistin bölgeleri nisbeten geri planda kaldıysa da Kudüs, İslâm dünyasında Mekke ve Medine’den sonra üçüncü kutsal şehir olma özelliğini sürdürdü…</p>
<p>Kudüs, II. (VIII.) yüzyılda önemli bir ilim ve öğretim merkezi haline geldi. Evzâî, Süfyân es-Sevrî, Leys b. Sa‘d ve Muhammed b. İdrîs eş-Şâfiî şehri ziyaret ederek dersler verdiler. Aynı yüzyılda Râbia el-Adeviyye, Bişr el-Hâfî ve Serî es-Sakatî gibi sûfîlerin Kudüs’te bulunması şehri sûfîler için de cazip hale getirdi. Abbâsîler döneminde Kudüs hem dinî ve ilmî gaye ile hem ziyaret ve ticaret amacıyla gelen birçok kişinin güven içinde uğradığı bir şehir haline geldi. Bununla birlikte bazan salgın hastalık, deprem ve Me’mûn döneminde yaşanan kıtlık gibi tabii âfetlerden, ayrıca isyanlardan etkilendi. Özellikle Mu‘tasım-Billâh zamanında Filistin bölgesinde çiftçileri etrafına toplayan Ebû Harb el-Müberka‘ el-Yemânî liderliğindeki ayaklanma sırasında büyük zarar gördü. İsyancıların şehre girmesi üzerine halk şehirden kaçtı ve üç dine ait ibadet mekânları âsiler tarafından tahrip edildi.</p>
<p>Mısır’da <strong>Tolunoğulları</strong> hânedanını kuran Ahmed b. Tolun 264’te (878) Filistin’i alınca Tolunoğulları’nın eline geçen Kudüs uzun bir süre Kahire merkezli devletlerin idaresinde kaldı…</p>
<p><strong>Fâtımîler</strong> devrinde Kudüs’te tıp alanında büyük gelişmeler oldu ve Muhammed b. Ahmed et-Temîmî’nin de aralarında bulunduğu birçok tabip burada yetişti. Şehirde açılan bîmâristanın zengin vakıfları bulunuyor, hastalar burada ücretsiz tedavi ediliyordu. IV. (X.) yüzyılın sonlarında İsmâilî daveti yaygınlaştırmak amacıyla şehirde bir dârülilim kuruldu. V. (XI.) yüzyılın ilk yarısında Filistin’de ardarda meydana gelen depremler Kudüs’ü de etkiledi. 407’de (1016) yıkılmış olan Kubbetü’s-Sahre ve 424’teki (1033) büyük depremde zarar gören Mescid-i Aksâ, Halife Zâhir el-Fâtımî tarafından yeniden inşa edildi. Fâtımîler devrinde 424 (1033) ve 456 (1064) yıllarında şehrin surları ve kaleleri saldırılara karşı yeniden gözden geçirilip onarıldı… (s.329).</p>
<p><strong>Selçuklular</strong>’ın Kudüs’e hâkim oldukları yirmi beş yıl içerisinde şehir Sünnî çizgide önemli ilmî gelişmelere sahne oldu. Şâfiî âlimlerinden Nasr b. İbrâhim el-Makdisî, Nasriyye Medresesi’ni kurdu, onun ardından bir Hanefî medresesi kuruldu. Ebü’l-Ferec eş-Şîrâzî, Hanbelî mezhebi doğrultusunda dersler verdi. Bu dönemde İslâm dünyasının çeşitli yörelerinden çok sayıda meşhur âlim Kudüs’e gelmeye başladı. Bunlar arasında Endülüs’ten İbn Ebû Rendeka et-Turtûşî, Tus’tan Ebû Hâmid el-Gazzâlî ve İşbîliye’den (Sevilla) Ebû Bekir İbnü’l-Arabî de bulunmaktaydı. 486’da (1093) Kudüs’ü ziyaret eden ve üç yıl süreyle burada kalan Ebû Bekir İbnü’l-Arabî, Mescid-i Aksâ’da müslümanların kendi aralarında veya hıristiyan ve yahudilerle ilmî tartışmalar yaptıklarından bahseder.</p>
<p>Yahudilik’te ve Hıristiyanlık’ta da kutsal sayılması, Hz. Peygamber’in mi‘rac için Mescid-i Harâm’dan Mescid-i Aksâ’ya götürülmesi (isrâ), müslümanların ilk kıblesi olması ve Kur’an’da atıflarda bulunulmuş olması gibi sebeplerle Kudüs’ün İslâm toplumlarında her zaman önemli bir yeri olmuştur. Bu sebeple Kudüs’ün faziletlerine dair bazan zayıf veya uydurma rivayetlerin de yer aldığı “Fezâilü’l-Kuds” (Fezâilü Beyti’l-Makdis) literatürü oluşmuştur.” (s. 329).</p>
<p>&nbsp;</p>
<p><strong>Haçlılar Dönemindeki Acı Tecrübelerden Gereken Dersi Çıkarabilmek </strong></p>
<p>“I. Haçlı Seferi’ne katılan ordular, yaklaşık üç yıl süren yürüyüşten sonra 7 Haziran 1099 Salı sabahı o sırada Fâtımîler’in elinde bulunan Kudüs’ün karşısındaki en yüksek noktaya ulaştılar… Beş hafta süren kuşatmadan sonra şehir düştü (23 Şâban 492 / 15 Temmuz 1099). Tankred’in sancağı Kubbetü’s-sahre’ye asıldı. Tankred burasını kutsal bir yer olmasına aldırış etmeden yağmaladı. Bu arada halkın bir kısmı korku içinde şehrin henüz düşmeyen güney mahallelerine doğru kaçmaya başladı… Vali ve adamları Kudüs’ten canlı olarak çıkan tek müslüman grup oldu. (s.329).</p>
<p>Müslümanlar 17 (638) yılında Kudüs’ü fethettiklerinde Halife Ömer hıristiyanlara can ve mal güvenlikleri konusunda söz vermiş, onların haklarını belirten bir anlaşma imzalamış, Haçlılar ise tam aksine bir davranışla şehirde bulunan bütün müslümanları, hatta müslümanlara yardım ettikleri gerekçesiyle bütün Mûsevîler’i öldürerek dünyada eşi görülmemiş bir vahşet örneği sergilemişlerdir. Haçlılar evlerde, camilerde ve yollarda bulunan herkesi kadın, çocuk demeden öldürdüler. Mescid-i Aksâ’ya sığınmış olanlar da kılıçtan geçirildi…</p>
<p>Haçlılar Kudüs’te bütün müslüman eserlerini de yağmaladılar. Kubbetü’s-sahre ve Mescid-i Aksâ’daki değerli eşya tahrip edildi, çalınıp götürüldü. Camiler kiliseye çevrildi veya başka maksatlarla kullanıldı. Zaman içinde yeni kiliseler yapıldı. Kutsal Mezar Kilisesi tekrar inşa edildi. Kudüs kralları bu kilisede gömüldüler. Kilisenin güneyinde bulunan ve Vaftizci Yahyâ’ya nisbet edilen kilise ile hacıların konakladığı misafirhane ve hastahane büyütülerek içinde 1000 kişiyi barındıracak bir hastahane ve bir kilise inşa edildi. Burası Hospitalier Şövalye Tarikatı’nın yönetimine verildi. Kubbetü’s-sahre’nin üzerine haç dikildi ve o zamana kadar açıkta duran kayanın (kutsal taş) üstü örtülüp üzerine bir mihrap oturtuldu. Mescid-i Aksâ Camii’nde değişiklikler yapılarak kralların sarayı haline getirildi. Yanı başındaki yer ise Templier tarikatının kullanımına verildi. Bunun dışında şehirde fazla değişiklik olmadı. Kudüs genelde eski görünüşünü korumakla birlikte tam bir hıristiyan şehri haline geldi. Müslüman ve yahudilerin şehirde sürekli kalmasına izin verilmedi. (s.330).</p>
<p>… II. Baudouin, 1123’te Artuklu Beyi Belek’e esir düşüp Harput Kalesi’nde hapsedilince Kudüs Krallığı bir yıl Geldemar tarafından yönetildi.</p>
<p>… Musul ve Halep hâkimi atabek İmâdüddin Zengî, 24 Aralık 1144’te Urfa’yı fethederek buradaki Haçlı Kontluğu’na son verdi. Böylece ilk kurulan Haçlı devleti ortadan kalkmış oldu. Bu gelişme üzerine Kudüs Krallığı ve diğer Haçlı devletleri sıranın kendilerine de geleceği korkusuyla paniğe kapıldılar (s.330).</p>
<p>… Mi’raç kandiline denk düşen 27 Receb 583 (2 Ekim 1187) Cuma günü Selâhaddin Kudüs’e girdi. Haçlılar’ın seksen sekiz yıl önce kana buladıkları şehirde hiçbir taşkınlık yapılmadı; müslümanlar zafer sevincini olgunluk içinde kutladılar. Haçlılar Kudüs’ten çıkıp giderken Ortodoks ve Ya‘kūbî hıristiyanlar şehirde kaldı. Mûsevîler’in de şehre yerleşmesine izin verildi. Hıristiyanlara ait kutsal yerlerin idaresi Ortodoks kilisesine teslim edildi (s.331). Bir süre Kudüs’te kalan Selâhaddîn-i Eyyûbî, Haçlılar tarafından saray olarak kullanılan Mescid-i Aksâ’yı camiye çevirdi ve Templier tarikatının yaptığı değişiklikleri ortadan kaldırdı. Nûreddin Mahmud’un Halep’te yaptırdığı minberin getirilmesini emretti. Şehrin idaresini düzene koyduktan sonra 24 Şâban 583’te (29 Ekim 1187) Sûr şehrine hareket etti. Selâhaddîn-i Eyyûbî devrinde surlar tamir ettirildi ve önlerine derin hendekler kazıldı. Burçlar inşa edildi. Sultan Kudüs’ün idaresini Fakih Ziyâeddin Îsâ’ya verdi, onun 1189’da ölümü üzerine de yerine Hüsâmeddin en-Necmî getirildi. Kudüs’ten ayrılan Haçlılar hâlâ ellerinde bulunan Sûr, Trablus, Antakya gibi şehirlerde kümelendiler. Kudüs Krallığı bir asır daha Suriye’nin kıyı şehirlerinde Akkâ merkez olmak üzere varlığını sürdürdü (s.332).</p>
<p>… Daha sonraki yıllarda da Kudüs’ü ele geçirmeye uğraşan Haçlılar’ın girişimleri başarıya ulaşmadı. el-Melikü’s-Sâlih ve Hârizmliler, Suriye Eyyûbîleri’ni ve müttefikleri Haçlılar’ı Gazze dışında yaptıkları savaşta bozguna uğrattılar (Cemâziyelevvel 642 / Ekim 1244). Böylece Kudüs kesin olarak Haçlılar’ın elinden çıkmış ve Mısır Eyyûbîleri’nin hâkimiyetine girmiş oldu. Haçlılar’ın 1099’da Kudüs’ü ilk alışından 145 yıl sonra şehir Türkler’in eline geçmişti.” (s.332).</p>
<p>Mısır Memluk Sultanları ve Osmanlı Devleti dönemlerinde Kudüs’ün yaşadığı barış sürecine ilişkin bölümlerini sonraki yazımızda aktaracağız.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p><strong>Kaynaklar: </strong></p>
<ol>
<li>Türkiye Diyanet Vakfı İslam Ansiklopedisi, <strong>“Kudüs” maddesi</strong>, TDVİA, c. 26, s. 323-338, Ankara-İstanbul, 2002.</li>
<li>Ömer Faruk Harman; “<strong>Kudüs: Üç İlâhî Dinde De Önemli Bir Yere Sahip Olan ve</strong> <strong>Kutsal Sayılan Şehir</strong>”, TDVİA, c. 26, s. 323-327, Ankara-İstanbul, 2002.</li>
<li>Casim Avcı; “<strong>Kudüs: Fethedilişinden Haçlı İstilâsına Kadar</strong>”, TDVİA, c. 26, s. 327-329, Ankara-İstanbul, 2002.</li>
<li>Işın Demirkent; “<strong>Kudüs: Haçlılar Dönemi</strong>”, TDVİA, c. 26, s. 329-332, Ankara-İstanbul, 2002.</li>
</ol>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://p.fethigungor.net/dirilis-postasi/kudusun-tarihi-tecrubesinden-ders-alabilmek/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>FİLİSTİNLİ TUTSAK ÇOCUKLARIN  MARUZ KALDIĞI AĞIR HAK İHLALLERİNİ ENGELLEYEBİLMEK</title>
		<link>https://p.fethigungor.net/dirilis-postasi/filistinli-tutsak-cocuklarin-maruz-kaldigi-agir-hak-ihlallerini-engelleyebilmek/</link>
					<comments>https://p.fethigungor.net/dirilis-postasi/filistinli-tutsak-cocuklarin-maruz-kaldigi-agir-hak-ihlallerini-engelleyebilmek/#comments</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Fethi Güngör]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 27 May 2016 08:46:24 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Diriliş Postası]]></category>
		<category><![CDATA[Hakkın Elinden Tutmak]]></category>
		<category><![CDATA[birleşmiş milletler]]></category>
		<category><![CDATA[BM Çocuk Haklarına Dair Sözleşme]]></category>
		<category><![CDATA[canlı kalkan]]></category>
		<category><![CDATA[Cenevre Sözleşmesi]]></category>
		<category><![CDATA[Çocuk Hakları Komitesi]]></category>
		<category><![CDATA[CRC]]></category>
		<category><![CDATA[Filistin Enformasyon Merkezi]]></category>
		<category><![CDATA[Filistinli Tutsaklar Derneği]]></category>
		<category><![CDATA[Gazze]]></category>
		<category><![CDATA[Haaretz]]></category>
		<category><![CDATA[İsrail Kamu Avukatları Ofisi]]></category>
		<category><![CDATA[İsrail'de İşkenceye Karşı Halk Komitesi]]></category>
		<category><![CDATA[Siyonizm]]></category>
		<category><![CDATA[UNICEF]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://fethigungor.net/?p=322</guid>

					<description><![CDATA[“BM Çocuk Haklarına Dair Sözleşme” başta olmak üzere çocuğun yüksek yararını gözeten ve temel insan hakları yanında küçüğün özel haklarını koruma altına alan bir düzine uluslararası belgeyi hiçe sayarak orantısız güç kullanan, pervasızca saldırılar düzenleyen Siyonist işgal güçleri, Gazze&#8217;ye yönelik 2008, 2012 ve 2014 savaşlarında 18 yaşından küçük 980 çocuğu katletmiştir. Bu insanlık suçunu ayrı [&#8230;]]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>“BM Çocuk Haklarına Dair Sözleşme” başta olmak üzere <strong>çocuğun yüksek yararı</strong>nı gözeten ve temel insan hakları yanında küçüğün özel haklarını koruma altına alan bir düzine uluslararası belgeyi hiçe sayarak orantısız güç kullanan, pervasızca saldırılar düzenleyen Siyonist işgal güçleri, Gazze&#8217;ye yönelik 2008, 2012 ve 2014 savaşlarında 18 yaşından küçük 980 çocuğu katletmiştir. Bu insanlık suçunu ayrı bir bahis konusu olarak beklemeye alıp bu haftaki yazımızda İsrail tarafından esir ve tutsak edilen çocukların maruz bırakıldığı ağır hak ihlallerine dikkat çekmek istiyoruz.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p><strong>13 Yılda 10 Bin Filistinli Çocuğu Tutuklayabilmek!</strong></p>
<blockquote><p>13 yılda 10 bin Filistinli çocuğu tutuklayan İsrail, sözleşme ve raporlara rağmen halen 450 çocuğu zindanlarında tutmaktadır!</p></blockquote>
<p>Filistin insan hakları merkezleri tarafından yayınlanan raporlar, ikinci intifadanın başladığı Eylül 2000 yılından Eylül 2013’e kadar yaşları 18’in altında 10 bin Filistinli çocuğun tutukladığını açıkladı.</p>
<p>Yayınlanan istatistiki raporlarda, İsrail’in yaşları küçük çocukları gözaltına alma politikasının hiç durmadığına dikkat çekilerek, işgal güçlerinin bu konuda çocuk haklarını, yaşlarını, uluslararası hukuku ve ahlaki değerleri hiçe saydığı kaydedildi.</p>
<p>Çocukların dokunulmazlık haklarına inanmayan işgal ordusunun, çocuklardan %90’ını gece yarısı yaptığı baskınlarda tutukladığını, tutuklanan çocukların da dayak, aşağılama, tehdit ve tacize uğradıklarını, itiraflarda bulunmaları için psikolojik ve bedenî işkenceye maruz kaldıklarını, bilmedikleri İbranca ifadelerin altına imza atmaya zorlandıklarını belirten raporlar, küçüklerin aynen büyükler gibi askerî mahkemelere çıkarıldıklarını, askerî hakimler tarafından hapis ve para cezasına çarptırıldıklarını ifade etti.</p>
<p>Eylül 2013 itibarıyla işgal rejiminin zindanlarında 250 Filistin çocuk bulunmakta ve bunlar her türlü baskı, zulüm ve insanlık dışı muameleye tabi tutulmaktadırlar (Filistin Enformasyon Merkezi, 28.09.2013).</p>
<p>&nbsp;</p>
<p><strong>B’Tselem: “İsrail Zindanlarında 173 Filistinli Çocuk Var”</strong></p>
<blockquote><p>Filistinli çocuklar yeterli beslenme, yakın akraba ziyareti, hukuki danışmanlık, tedavi görme gibi en temel haklarından mahrum bırakılmaktadır!</p></blockquote>
<p>Siyonist işgal rejiminde faaliyet gösteren insan hakları örgütü B’Tselem, Kasım 2014’te yayınladığı raporda; İsrail zindanlarında Kasım ayında 173, Ekim ayında 159, Eylül ayında 179, Ağustos ayında 180, Temmuz ayında ise 195 çocuğun bulunduğunu tespit ettiklerini belirterek, 25 çocuğun ise cezaevlerindeki gözaltı merkezlerinde hukuksuz bir şekilde tutulduklarını ifade etti.</p>
<p>İşgal askerlerinin silahlarına karşı avuçlarına aldıkları küçük taşlarla karşı koymaya çalışan Filistinli çocuklar terörist muamelesi görerek en ağır cezalara çarptırılmaktadırlar! (Filistin Enformasyon Merkezi, 11.01.2014).</p>
<p><strong> </strong></p>
<p><strong>Haaretz: &#8220;Kudüs&#8217;te İki Ayda 260 Filistinli Çocuk Gözaltına Alındı&#8221;</strong></p>
<blockquote><p>Filistinli çocuklar halen ortamın kirliliği, küfür, dayak, çıplak arama, cinsel taciz gibi hak ihlallerine maruz kalmaktadır!</p></blockquote>
<p>Haaretz gazetesinin internet sitesinde, işgal güçlerinin Kudüs&#8217;te gözaltına aldığı Filistinli çocukları işgal güçlerine direniş göstermekle suçladığı ifade edildi. Gazete, polisin Kudüs kentinde 2014 yılı Temmuz ve Ağustos aylarında üçte biri çocuk olmak üzere 750 Filistinliyi gözaltına aldığını, gözaltına alınan çocukların çoğunun 12 yaşından küçük olduğunu ve Yahudi yerleşimciler ile polislere taş atmakla suçlandıklarını ifade etti.</p>
<p>İşgal rejimi gazetesi Yediot Ahranot yazarlarından Nahum Barnea &#8220;Çocukların İntifadası&#8221; başlığıyla yayınlanan makalesinde, Kudüs&#8217;te Muhammed Ebu Hudayr&#8217;ın fanatik Yahudi yerleşimciler tarafından kaçırılıp vahşice öldürülmesinin ardından çocukların başlattığı küçük bir intifada yaşandığını belirtmişti (Filistin Enformasyon Merkezi, 21.09.2014).</p>
<p>&nbsp;</p>
<p><strong>Sözleşme ve Raporlara Rağmen 450 Çocuğu Hapiste Tutabilmek!</strong></p>
<blockquote><p>2015 yılının ilk yarısında Kudüs’te en az 600 Filistinli çocuk tutuklandı ve bu çocukların yaklaşık %40’ı cinsel tacize uğradı!</p></blockquote>
<p>Filistin Esirler Merkezi, Siyonist işgal güçlerinin Kudüs intifadası sürecinde özellikle çocukları hedef aldığını belirterek, bu süre içinde yaşları 18’in altında olan 2000’den fazla çocuğu tutukladığını ifade etti. Merkezin basın sözcüsü Riyad el-Eşkar’ın yaptığı açıklamaya göre, Ekim ayında başlayan intifadada tutuklanan 5500 kişiden 2000’i çocuk. Bu sayı toplam tutuluların <strong>%36</strong>’sını oluşturmaktadır.</p>
<p>İşgal güçleri özellikle el-Halil ve Kudüs’te çocuklar üzerinde yoğunlaşırken, tutuklananlar arasında 10 yaşından küçük çocuklar olduğu gibi, hasta ve yaralı çocuklar da var. Tutuklanan çocukların büyük çoğunluğu daha sonra serbest bırakılırken halen <strong>450 çocuk zindanda tutuluyor</strong>.</p>
<p>el-Eşkar, şu anda cezaevlerinde bulunan çocuk esirlerden 32’sinin kurşunla yaralandığını ve bu halleriyle hastanede tedavileri tamamlanmadan zindanlardaki revirlere kaldırıldıklarını, bu durumun çocukların sağlıklarını tehdit ettiğini hatırlattı. el-Eşkar, çocuk esirlerin bulundukları mekânlarla ilgili olarak da şu bilgileri verdi:</p>
<p>“Çocuklar Mecdu ve Ofer cezaevlerinde kalıyorlar. Kaldıkları şartlar oldukça ağır ve kötüdür. En basit uluslararası ölçülerden dahi mahrum mekânlardır. Çocuklar <u>yemeklerin azlığı</u>ndan ve kötü olmasından şikâyet ediyorlar. Ortamın <u>kirli</u>liğinden, böcek ve diğer <u>haşerat</u>ların yaygınlığından, kalabalıktan, <u>havasızlık</u>tın, yetersiz aydınlanmadan, sağlık sorunlarından, <u>sağlık</u> hizmetlerinin yetersizliğinden, elbise azlığından, yakınlarının <u>ziyaretlerinin engellenmesi</u>nden, küfür, <u>dayak, işkence, tecrit, toplu cezalandırma</u>lardan ve <u>çıplak aramalar</u>dan sürekli şikâyet ediyorlar.” (Filistin Enformasyon Merkezi, 12.05.2016).</p>
<p>&nbsp;</p>
<p><strong>Filistinli Çocuk Tutsaklara İşkencenin Her Türünü Reva Görmek!</strong></p>
<p>Birleşmiş Milletler tarafından görevlendirilmiş bağımsız uzmanlardan oluşan Çocuk Hakları Komitesi (CRC), 2013 yılında yayınladığı raporla Filistinli çocuk tutsakların gözaltına alınırken, sorgu sırasında ve esir tutuldukları süre boyunca işkenceye, kötü muameleye, cinsel tacize maruz bırakıldığını ve itirafa zorlanmak için işgal askerleri tarafından ölüm ve tecavüzle tehdit edildiğini ortaya koymuş ve İsrail’i çocuk mahkumlara yönelik hak ihlallerinin sona erdirilmesi konusunda uyarmıştı.</p>
<p>Filistinli Tutsaklar Derneği (PPC) verilerine göre 2015 yılının sadece ilk yarısında <strong>Kudüs’te</strong> en az <strong>600 Filistinli çocuk</strong> tutuklandı ve bu çocukların yaklaşık <u>%40’ı cinsel tacize uğradı</u>. İsrail’de İşkenceye Karşı Halk Komitesi (PCATI) çocuk tutsakların açık kafeslerde tutulduklarını, cinsel tacize maruz kaldıklarını ve avukat hakkı tanınmadan <u>askerî mahkemeye</u> çıkarıldıklarını belirtiyor.</p>
<p>İsrail Kamu Avukatları Ofisi’nin (PDO) Ramle’deki gözaltı merkezine yaptığı ziyaret çocuk tutsaklara yapılan işkenceyi detaylarıyla gözler önüne sermiştir. Avukatlar ziyaret sırasında düzinelerce çocuğun açıktaki demir kafeslerde tutulduğuna şahit olmuştur. PDO, birkaç aydır devam eden bu uygulamanın çocuklara yapılan çeşitli işkencelerden sadece birisi olduğunu belirtmiştir.</p>
<p>İsrail’de İşkenceye Karşı Halk Komitesi’nin (PCATI) verilerine göre Filistinli çocuk tutukluların büyük bir kısmı <strong>taş atmak</strong>la suçlanmaktadır. Bu çocukların %74’ü tutuklama, nakil ve sorgu sırasında fiziksel şiddete maruz kalmıştır. Sistematik olarak çocukları askerî mahkemelerde yargılayan tek devlet olan İsrail rejimi, Cenevre Sözleşmesi’ne aykırı olarak çocuk tutsakları işgal altındaki Filistin topraklarından İsrail’e nakletmektedir. Avukatlarının ve ailelerinin refakati olmadan işkence altında sorgulanan çocuk mahkumlar <strong>itirafa zorlanmakta</strong>dır.</p>
<p>Çocuk Hakları Komitesi’nin (CRC) 2013 Raporuna göre; çocuklar devamlı surette fiziksel ve sözel şiddete, aşağılamaya, <u>kendilerine veya ailelerine yönelik ölüm, şiddet ve cinsel taciz tehditlerine</u> maruz kalmakta, tuvalet, yiyecek ve içecek sudan mahrum bırakılmakta, zaman zaman <strong>canlı kalkan</strong> olarak da kullanılmaktadır.</p>
<p>Filistinli çocukları tutuklamaya ve askerî mahkemelerde yargılamaya son vermesi, keza bütün çocuk tutsakları salıvermesi için İsrail’e baskı yapması yönünde insan hakları örgütlerinin Birleşmiş Milletler’e yaptığı çağrılar henüz bir sonuç vermiş değildir. (www.mintpressnews.com), (<a href="http://www.telegraph.co.uk)">www.telegraph.co.uk, 21 Haziran 2013)</a>.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p><strong>et-Tavil: “İşgal Rejimi Zindanlarında 320 Çocuk İnsanlık Dışı Şartlarda Yaşıyor”</strong></p>
<p>Filistinli aktivist Emine et -Tavil, Şubat 2015 itibarıyla Siyonist rejimin Ofer ve Hasharon zindanlarında 12-18 yaşlarında 320 Filistinli çocuğun tutulduğu bilgisini verdi. Kış mevsiminde kışlık giysilerden mahrum bırakılan çocukların insanın yaşayamayacağı mekânlarda tutulduğunu ve çocukların kalabalık gruplar halinde hücrelere doldurulduklarını ifade eden et-Tavil, işgal rejiminin esirlerin küçük yaşta olmalarını istismar ederek, onlara bedensel ve psikolojik işkenceler uyguladığını, kendilerini suçlamak için şantaj ve tehdit silahını kullandığını belirtti. (Filistin Enformasyon Merkezi, 07.02.2015).</p>
<p>&nbsp;</p>
<p><strong>UNICEF: Filistinli Esir Çocukların Durumunda Bir Değişiklik Yok!</strong></p>
<p>Birleşmiş Milletler Çocuklara Yardım Fonu (UNICEF), Şubat 2015’te yayınladığı raporda, Siyonist rejim zindanlarındaki Filistinli esir çocukların kötü muamele gördüğünü belirtti.</p>
<p>Diğer taraftan Dünya Çocuk Haklarını Savunma Hareketi, 2014 yılında topladıkları delillerin tutuklanan ve daha sonra zindana konulan Filistinli çocuklardan dörtte üçünün sorgu esnasında ve sorgudan sonra fiziki ve psikolojik işkence gördüğüne tanıklık ettiğini kaydetti. Çocuklardan yarısının çıplak aramaya maruz kaldığını ve çoğunluğunun hukuki danışmanlıklardan mahrum edildiklerini, nadiren tutuklanmadan önce haklarının hatırlatıldığını ifade eden Rapor, çocukların sorgu bahanesiyle uzun süre tek kişilik hücrelerde tutulmasının suç olduğunu hatırlattı.</p>
<p>UNICEF yetkilileri ise Filistinli esir çocukların durumuyla ilgili olarak iki yıldan beri İsrailli yetkililerle görüşmelerine rağmen, esir çocuklara yönelik politikada ciddi bir değişikliğin meydana gelmediğini belirtti. (Filistin Enformasyon Merkezi, 22.02.2015).</p>
<p>İsrail rejiminin <strong>idari gözaltı cezası</strong>nı Filistinli çocuklar için de bir sindirme yöntemi olarak kullanması, halen devam eden bir imza kampanyasıyla da protesto edilmektedir. (<a href="http://www.acileylem.org.tr)">www.acileylem.org.tr)</a>.</p>
<p>10 Aralık 1948 yılında dünyaya ilan edilen İnsan Hakları Evrensel Beyannamesi’ne müeyyide kazandırmak maksadıyla akdedilen iki uluslararası sözleşmeden biri olan “Sivil ve Siyasal Haklar Uluslararası Sözleşmesi (SSHUS)”nin, özgürlüğünden yoksun bırakılan kişilerin sahip olduğu hakları sıralayan 10. maddesine göre, “<u>çocuk yaştaki sanıklar ve hükümlüler, büyüklerden ayrı bulundurulmalıdır</u>.”</p>
<p>1967 ılından beri Siyonist rejim tarafından Filistinli yetişkinlere, özellikle kadın ve <strong>çocuk tutsaklara</strong> öz topraklarında reva görülen zulüm ve ihlallerin BM, İİT, AB gibi kuruluşlar başta olmak üzere insan hakları örgütleri tarafından detaylı şekilde tespit edilerek, insanlık dışı muamele, işkence ve ihlallerin son bulmasına yönelik somut adımlar atılması, bir insanlık sınavı olarak hür dünyanın önünde ivedi bir ödev halinde durmaktadır.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p><strong>Kaynaklar:</strong></p>
<ul>
<li><a href="http://www.filistinhaber.com/TR/default.aspx?xyz=U6Qq7k%2BcOd87MDI46m9rUxJEpMO%2Bi1s70Z5QKJWXcjgpBgmjzvuyZ4o%2BnjfPmn5jlD0jHaLYiJ7BvwGUvjmu9hfQ3I5dA5HBIxX2GkolBr7MlKvsYt9d1kFDJMbfx46nsK3ota10aJE%3D">http://www.filistinhaber.com/TR/default.aspx?xyz=U6Qq7k%2BcOd87MDI46m9rUxJEpMO%2Bi1s70Z5QKJWXcjgpBgmjzvuyZ4o%2BnjfPmn5jlD0jHaLYiJ7BvwGUvjmu9hfQ3I5dA5HBIxX2GkolBr7MlKvsYt9d1kFDJMbfx46nsK3ota10aJE%3D</a></li>
<li><a href="http://pnrb.info/article/30138/450-طفل-يقبعون-في-سجون-الاحتلال.html">http://pnrb.info/article/30138/450-طفل-يقبعون-في-سجون-الاحتلال.html</a>, 8 Şubat 2016.</li>
<li><a href="http://www.mintpressnews.com/israel-tortures-palestinian-children-keeps-them-in-outdoor-cages-in-winter-rights-group/212808/">http://www.mintpressnews.com/israel-tortures-palestinian-children-keeps-them-in-outdoor-cages-in-winter-rights-group/212808/</a></li>
<li><a href="http://www.telegraph.co.uk/news/worldnews/middleeast/israel/10135157/Israel-furious-at-UN-report-detailing-torture-of-Palestinian-children.html">http://www.telegraph.co.uk/news/worldnews/middleeast/israel/10135157/Israel-furious-at-UN-report-detailing-torture-of-Palestinian-children.html</a></li>
<li>http://www.acileylem.org.tr/eylem-detay.php?q=236#sthash.gxX8au0p.dpuf</li>
</ul>
<p>&nbsp;</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://p.fethigungor.net/dirilis-postasi/filistinli-tutsak-cocuklarin-maruz-kaldigi-agir-hak-ihlallerini-engelleyebilmek/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>2</slash:comments>
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
