<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>ERKAN ÇAV Arşivleri - Prof. Dr. Fethi Güngör</title>
	<atom:link href="https://www.fethigungor.net/etiket/erkan-cav/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://www.fethigungor.net/etiket/erkan-cav/</link>
	<description>fg@fethigungor.net</description>
	<lastBuildDate>Sun, 28 Jul 2019 12:32:06 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	<generator>https://wordpress.org/?v=6.8.1</generator>
	<item>
		<title>15 TEMMUZ HADİSESİNİ DOĞRU TANIMLAMAK</title>
		<link>https://www.fethigungor.net/caginin-sahidi-olmak/15-temmuz-hadisesini-dogru-tanimlamak/</link>
					<comments>https://www.fethigungor.net/caginin-sahidi-olmak/15-temmuz-hadisesini-dogru-tanimlamak/#comments</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Fethi Güngör]]></dc:creator>
		<pubDate>Sun, 28 Jul 2019 12:32:06 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Çağının Şahidi Olmak]]></category>
		<category><![CDATA[15 TEMMUZ HADİSESİ]]></category>
		<category><![CDATA[ALİ ERBAŞ]]></category>
		<category><![CDATA[ASKERÎ DARBE GİRİŞİMİ]]></category>
		<category><![CDATA[DEMOKRASİ VE MİLLİ BİRLİK GÜNÜ]]></category>
		<category><![CDATA[ERKAN ÇAV]]></category>
		<category><![CDATA[FETÖ]]></category>
		<category><![CDATA[KÜRESEL KUŞATMAYA DİRENEN TÜRKİYE]]></category>
		<category><![CDATA[KÜRESEL KUŞATMAYA TOPYEKÛN DİRENMEK]]></category>
		<category><![CDATA[RAİF DİNÇKÖK KÜLTÜR MERKEZİ]]></category>
		<category><![CDATA[SEZAİ ÇELİK]]></category>
		<category><![CDATA[SUAT CEBECİ]]></category>
		<category><![CDATA[TÜRKİYE’Yİ İŞGAL VE TAKSİM GİRİŞİMİ]]></category>
		<category><![CDATA[VASFİ YILMAZ]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://fethigungor.net/?p=918</guid>

					<description><![CDATA[Her ne kadar “askerî darbe girişimi” olarak tanımlanıyorsa da hürriyetine, istiklaline ve istikbaline uzanan yabancı elin farkına varan milletimizin efsanevi bir direnişle püskürttüğü 15 Temmuz hadisesi esasen bir “işgal ve taksim girişimi”dir. Akıllarını ve iradelerini bir heyulaya teslim etmiş, gruplarının çıkarı uğruna vatanını işgalcilere peşkeş çekmekten hazer etmeyen satılmışlar ile onları kullanan küresel sömürü çarkının [&#8230;]]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Her ne kadar “askerî darbe girişimi” olarak tanımlanıyorsa da hürriyetine, istiklaline ve istikbaline uzanan yabancı elin farkına varan milletimizin efsanevi bir direnişle püskürttüğü 15 Temmuz hadisesi esasen bir “<strong>işgal ve taksim girişimi</strong>”dir.</p>
<p>Akıllarını ve iradelerini bir heyulaya teslim etmiş, gruplarının çıkarı uğruna vatanını işgalcilere peşkeş çekmekten hazer etmeyen satılmışlar ile onları kullanan küresel sömürü çarkının sahipleri, 15 Temmuz 2016 Cuma günü Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayip Erdoğan’ın dirayetli liderliği ve milletimizin ferasetli direnişiyle derin bir hayal kırıklığı yaşamıştır.</p>
<p>İslam dünyasını ve dünya mazlumlarını sevince, Türkiye ve İslam düşmanlarını ise hüzne boğan bu şanlı direnişin 3. yıl dönümünde çok çeşitli etkinlikler düzenlenmiştir. Bu bağlamda ben de 16 Temmuz Salı günü Yalova Denetimli Serbestlik Müdürlüğü’nde bir konferans verdim. Konferansımda ana tema olarak belirlediğim “Küresel Kuşatmaya Direnen Türkiye” (<strong>1</strong>) isimli eserin kısa bir özetini geçen haftaki yazımda sizlere sunmuştum (<strong>2</strong>).</p>
<p>Bu haftaki yazımda, Yalova Üniversitesi Rektörlüğünce 16.07.2019 tarihinde Raif Dinçkök Kültür Merkezi’nde düzenlenen “15 Temmuz Demokrasi ve Milli Birlik Günü Paneli”ndeki (<strong>3</strong>) sunumların özetini aktarmakta yarar görüyorum.</p>
<p><strong>Ülkemizin Kıymetini Bilmek: Birlik ve Beraberliğimizi Muhafaza Etmek</strong></p>
<p>Panelin moderatörlüğünü üstlenen Rektörümüz Prof.Dr. <strong>Suat Cebeci</strong>, <strong>15 Temmuz</strong> hadisesinin; içeriden ve iktidar değişimini amaçlayan bir darbe girişimi değil, bilakis ülkemizi Suriye, Irak ve Yemen gibi parçalayıp yağmalamayı amaçlayan <strong>dışarıdan</strong> bir girişim olduğunun altını çizdi:</p>
<p>“15 Temmuz, bize yöneltilen saldırılardan sadece biridir. Gezi ayaklanması, Kobani ayaklanması, Çukur savaşları gibi birçok girişimleri oldu, hiçbirini başaramadılar. Fenerbahçe sporcularına bile pusu attılar. Mermi sapabilir diye garantiye almak için domuz saçması kullandılar, şoför isabet aldı ama ölmedi. Otobüs viyadükten uçmadı, milyarlık sporcu ve yönetici takımı kurtuldu. Kaos çıkarıp taraftarları sokağa dökerek memleketi yıpratacaklardı. Bunların hiçbiri tutmayınca bilfiil müdahale etme kararı aldılar. Devletin kılcal damarlarına kadar kanser mikrobu gibi çöreklenmişlerdi. Ama başarılı olmadılar.</p>
<p>Türkiye’ye karşı ilan edilmemiş bir savaş sürmektedir. Finansal vd. savaşları kazanmak zorundayız. Tarihte üç kıtaya birden bin yıla yakın bir süre hükmeden kaç millet var? Allah birliğimizi ve dirliğimizi bozmasın.”</p>
<p>15 Temmuz gecesi İstanbul’da Yeşilköy’e koşan, hava meydanındaki direnişe destek vermek için kuleye yönelen zırhlı aracın önüne kendini atan gazimiz <strong>Vasfi Yılmaz</strong>, kısa konuşmasında şu o geceyi şu cümlelerle anlattı:</p>
<p>“Kuleyi ele geçiren darbecileri engellemek için kalabalık halinde ilerlemeye başladık. Tankın (sonradan öğrendik ki ZMA imiş) önünde durdum ama beni devirdi geçti. O gece İstanbul tekbirlerle manevi olarak yeniden fethedilmiştir. Hainler üzerine yemin ettikleri silahlarımızı çalarak asfalttaki, kaldırımdaki insanları ezdiler. Meclis, Türksat, Polis Okulu vd. stratejik yerleri bombaladılar. Bu hain kalkışma milletin direnişiyle durdurulmuştur.”</p>
<p>“Millî İrade ve Millî Şuur Sohbetleri” başlıklı sunumunu 50. kez Yalova’da gerçekleştiren tabip akademisyen Doç.Dr. <strong>Sezai Çelik</strong>, Sayın Cumhurbaşkanımızın daveti üzerine Sapanca’dan kalkıp site sakinlerinden 7 kişiyle köprüye gitmiş ve yaralananlara ilk müdahaleyi yapmıştır:</p>
<p>“Cumhurbaşkanımızın tarihi çağrısı üzerine harekete geçtik. Hanımefendiler Cumhurbaşkanımızın konutunun bulunduğu bölgeye, biz birkaç kişi alenen ateş açıldığı bilgisi üzerine yürüyerek köprüye gittik. Bir çekici rastladı, üzerine doluştuk. Köprüde kurşun seli vardı. Ben bunların plastik mermi olduğunu düşünüyordum. Ama ilk yaralıyı görünce bunun G3 mermisi olduğunu anladım, arkadaşları uyardım.</p>
<p>Hiçbir alet-edevat yoktu, kanamaları durdurmak için çabaladım. Askerler hürmet edip bizi vurmazlar düşüncesiyle bayrağı sırtıma bağladım. Ama bez kalmayınca bayrağı da tampon için kullandım. Tampon yapıp ambulanslara bindiriyorduk yaralıları. 7 saat boyunca yaralılara müdahale ettim. Yaralıların taşınmasında vatandaşımızın da olağanüstü gayreti oldu.</p>
<p>Gördüğüm vahşet anlatılacak gibi değil. Kurtaramadıklarımız da var. 26 yıllık cerrahi hayatımda ilk kez hiçbir alet-edevat olmadan müdahale yapmak zorunda kalmıştım.</p>
<p>Gençlerin sabaha kadar bir taş bile atmadan yiğitçe duruşu çok önemli. Motosikletli 5 genç vardı. Yaralıları hızla alandan uzaklaştırıyorlardı. Bu şekilde 30 kişinin hayatının kurtulmasına vesile oldular. O gece köprüde 34 kişi şehit oldu, 318 kişi yaralandı. Bu gayret olmasaydı ölü sayısı çok daha yüksek olurdu.</p>
<p>Bir ara insanlar azalınca acaba korkup ya da yorulup gitmeye mi başladılar diye etrafa bakındım. Cemaatle sabah namazı kıldıklarına şahit oldum… Askerler teslim olana kadar dağılmadık.</p>
<p>Tank atışıyla yere yuvarlandık. Vurulacağını bile bile gençler yaralıları tutup uzaklaştırdılar. Bir motosikletli dayanamayıp tankların üstüne sürdü aracını, birkaç asker yoğun ateş ederek şehit ettiler onu. Cenazesini bile alamadık. Bu gençler zulmü asla sevmezdi, zalime asla meyletmezdi… Onlar Asım’ın nesliydi, çiğnerdi, çiğnenirdi, hakkı tutup kaldırırdı…</p>
<p>Peki FETÖ’nün nesli neredeydi? Eli silah tutanlar bizim karşımızdaydı. Teknik personeli önemli kurumlara girmeye çalışıyorlardı. Hastane sahipleri ve doktorları acil ışıklarını kapatıp hastaları kabul etmeyenlerdi.</p>
<p>Bu alçaklara taş bile atmamıştık. Elimizde bayraklarımız, dilimizde tekbirler… Ama onlar yirmişer dakika arayla bizi kurşun yağmuruna tuttular. Çünkü bizde iman, onlarda korku vardı.</p>
<p>Bu dertleri başımıza açan kim? Emperyalistlerin işbirlikçisi ve ayakçısı sahte hoca! “Çakı bile taşımazlar” demişti oysa. Kendisi ve askerleri nereye sığınmıştı? Düşmanımıza.</p>
<p>Motosikletli gençlerden birini sonradan zorlukla buldum, Ümraniye’de. Toplanın, bu millet sizi tanımak istiyor dedim. “Millet bilse ne olur bilmese ne olur, Allah biliyor ya…” dedi.</p>
<p>15 Temmuz gazisi Doç.Dr. Sezai Çelik görsellerle desteklediği sunumunu şu tavsiyeleriyle tamamladı:</p>
<p>“Evlatlarımıza sahip çıkalım, onları başkalarına çaldırmayalım. Yurduma alçaklar bu sefer içerden saldırdı. Ama Cumhurbaşkanımızın söylediği gibi millî irade ve millî güç onları durdurdu. Mehmet Akif anlaşılmadan vatan sevgisi anlaşılmaz. Çok iyi okuyun onu. Biz her şeye ilahi perspektiften de bakmalıyız. İmtihanda sabredenlere müjdeler olsun… 15 Temmuz bizim için büyük bir imtihanmış. Bu imtihandan kimi geçti, kimi kaldı.</p>
<p>İnsana çalıştığının karşılığı vardır. Yani fiili dua gerekir. Bu da fiilen askerin karşısına dikilebilmektir. Çiftçi ekmeden ve sulamadan dua ederse olur mu? Bu fıtrat kanunlarına aykırı. Nerede bir kötülük görsek mutlaka karşısına dikilmemiz lazım. Yanlışı elimizle, gücümüz yetmiyorsa dilimizle düzeltmeliyiz. Ona da gücümüz yetmiyorsa buğzetmeliyiz. Bu da imanın en zayıf noktasıdır.”</p>
<p>Bu haftaki yazımızı, Diyanet İşleri Başkanı Prof. Dr. <strong>Ali Erbaş</strong>’ın, 15 Temmuz münasebetiyle yayımladığı mesajıyla bitirelim:</p>
<p>“15 Temmuz, milletimizin maruz kaldığı en büyük ihanetlerden birinin yıldönümüdür. Referansını dinden aldığını iddia ederek yıllarca insanlarımızın temiz dinî duygularını hain emellerine alet eden bir terör şebekesi vatanımıza, birliğimize, beraberliğimize, kardeşliğimize istiklal ve istikbalimize kastetmiştir.</p>
<p>Tarihten beri nice zorlukları aşan aziz milletimiz, yine büyük bir inanç, azim ve kararlılıkla; dinine, vatanına, milletine, özgürlüğüne ve hukuk düzenine sahip çıkmış, <strong>hain işgal girişimi</strong>, Allah’ın inayeti, idarecilerimizin dirayeti ve aziz milletimizin cesaretiyle, bütün dünyaya örnek olacak şanlı bir direnişle bertaraf edilmiştir.</p>
<p>Bugün, bütün açıklığıyla ortaya çıkmıştır ki, <strong>FETÖ</strong>, bütün kirli planlarını ve karanlık yüzünü, sapkınlık ve kötülüğünü din kisvesi altında gizlemeye çalışan dış güdümlü bir terör örgütüdür. İslam’ın bütün değerlerini tahrif ve tahrip ederek karanlık ve süfli amaçlarına alet eden, <strong>itikadi, amelî ve ahlâkî bir sapma hareketi</strong>dir.</p>
<p>Kirli ve karanlık planları uğruna kendi halkı üzerine ateş açmaktan çekinmeyen bu terör çetesinin elebaşı ve müntesipleri dînî değerler ile aldattığı ve ağına düşürdüğü insanları militanlaştırarak kendi vatanına ve milletine ihanet eden canavarlar haline getirmiştir.</p>
<p>15 Temmuz hain darbe girişimi bir daha açıkça göstermiştir ki, din konusundaki cehalet, <strong>yanlış dînî bilgi</strong> birçok bireysel ve sosyal soruna neden olmakta, doğru şekilde karşılanmayan her türlü ihtiyaç istismara açık hale gelmektedir. Bu noktadan hareketle ifade etmeliyim ki dînimizi, kendi menfaatlerine alet edenlere, birlik ve beraberliğimizi, huzur ve kardeşliğimizi hedef alanlara karşı hep beraber daha dikkatli olmak zorundayız.</p>
<p>Bu itibarla, Diyanet İşleri Başkanlığı, insanımızın iyi niyet ve temiz duygularını istismar edenlere, İslam’ın kavramlarını kullanarak bozgunculuk yapanlara, yanlış bilgilerle din konusunda toplumumuzu ayrıştırma ve  aldatmaya yönelik bütün söylemlere ve faaliyetlere karşı üzerine düşen sorumlulukları yapmaya ve milletimizi bilgilendirmeye devam edecektir.</p>
<p>Bu vesileyle hain darbe girişimine karşı mücadele ederken canını feda eden şehitlerimize bir kez daha Allah’tan rahmet; gazilerimize sağlık ve afiyet diliyor, gösterdiği büyük cesaret ve mücadeleden dolayı aziz milletimize şükranlarımı sunuyorum.” (<strong>4</strong>).</p>
<p><strong>Kaynaklar:</strong></p>
<ol>
<li>Güngör, Fethi. (2019). “<strong>Küresel Kuşatmaya Topyekûn Direnmek</strong>”. Diriliş Postası, https://www.dirilispostasi.com/makale/kuresel-kusatmaya-topyekun-direnmek-5d2cf61a0c0f014b7c40908b, 16.07.2019</li>
<li>Çav, Erkan. (2017). <strong>Küresel Kuşatmaya Direnen Türkiye: Vesayet, Operasyonlar, FETÖ, 15 Temmuz İstiklal Mücadelesi, 2002-2017 Olaylar ve Süreçler</strong>. Piya Yayınları: İstanbul, 596 s. https://twitter.com/hashtag/K%C3%BCreselKu%C5%9FatmayaDirenenT%C3%BCrkiye?src=hash, 13.02.2108.</li>
</ol>
<ol start="3">
<li>Yalova Üniversitesi. (2019). “<strong>15 Temmuz Demokrasi ve Milli Birlik Günü Paneli</strong>”. Raif Dinçkök Kültür Merkezi, http://yalova.edu.tr/tr/Page/Icerik/yalova-universitemiz-15-temmuz-destani-paneli-gerceklestirdi, 16.07.2019.</li>
<li>Erbaş, Ali. (2019). “<strong>15 Temmuz Demokrasi ve Milli Birlik Günü Mesajı</strong>”. https://www.diyanet.tv/diyanet-isleri-baskani-prof-dr-ali-erbas-tan-15-temmuz-mesaji, 11.07.2019. DiyanetTV, https://www.youtube.com/watch?v=JLMjyhMjqZA, 14.07.2019.</li>
</ol>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.fethigungor.net/caginin-sahidi-olmak/15-temmuz-hadisesini-dogru-tanimlamak/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>1</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>KÜRESEL KUŞATMAYA TOPYEKÛN DİRENMEK</title>
		<link>https://www.fethigungor.net/caginin-sahidi-olmak/kuresel-kusatmaya-topyekun-direnmek/</link>
					<comments>https://www.fethigungor.net/caginin-sahidi-olmak/kuresel-kusatmaya-topyekun-direnmek/#comments</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Fethi Güngör]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 16 Jul 2019 19:29:38 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Çağının Şahidi Olmak]]></category>
		<category><![CDATA[15 TEMMUZ İSTİKLAL VE İSTİKBAL MÜCADELESİ]]></category>
		<category><![CDATA[AB]]></category>
		<category><![CDATA[ABD]]></category>
		<category><![CDATA[AK Parti]]></category>
		<category><![CDATA[batı]]></category>
		<category><![CDATA[BERNARD LEWIS]]></category>
		<category><![CDATA[BOP]]></category>
		<category><![CDATA[DAEŞ]]></category>
		<category><![CDATA[DARBE GİRİŞMİ]]></category>
		<category><![CDATA[DHKP-C]]></category>
		<category><![CDATA[ERKAN ÇAV]]></category>
		<category><![CDATA[FETÖ]]></category>
		<category><![CDATA[FRANCIS FUKUYAMA]]></category>
		<category><![CDATA[ILIMLI İSLAM PROJESİ]]></category>
		<category><![CDATA[İslam Âlemi]]></category>
		<category><![CDATA[KÜRESEL KUŞATMA]]></category>
		<category><![CDATA[MEDENİYETLER ÇATIŞMASI]]></category>
		<category><![CDATA[NATO]]></category>
		<category><![CDATA[NATO GENEL SEKRETERİ WILLY CLAES]]></category>
		<category><![CDATA[NEW WORLD ORDER]]></category>
		<category><![CDATA[PİYA YAYINLARI]]></category>
		<category><![CDATA[PKK]]></category>
		<category><![CDATA[PYD]]></category>
		<category><![CDATA[SAMUEL HUNTINGTON]]></category>
		<category><![CDATA[SDG]]></category>
		<category><![CDATA[TARİHİN SONU]]></category>
		<category><![CDATA[TÜRKİYE’Yİ İŞGAL VE TAKSİM GİRİŞİMİ]]></category>
		<category><![CDATA[YENİ DÜNYA DÜZENİ]]></category>
		<category><![CDATA[YPG]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://fethigungor.net/?p=916</guid>

					<description><![CDATA[“Onlar müstahkem kaleler içinde veya duvarlar arkasında olmadan sizinle toplu hâlde savaşmazlar. Kendi aralarındaki çekişmeleri şiddetlidir. Sen onları toplu sanırsın. Hâlbuki kalpleri darmadağınıktır. Bu, onların akılları ermez bir topluluk olmalarındandır.” (Haşr 59:14). Genç meslektaşım Sosyolog Dr. Erkan ÇAV, “Küresel Kuşatmaya Direnen Türkiye” isimli 596 sayfalık eserini 86 sayfada özetlemiş. 15 Temmuz işgal ve taksim girişiminin [&#8230;]]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>“Onlar müstahkem kaleler içinde veya duvarlar arkasında olmadan sizinle toplu hâlde savaşmazlar. Kendi aralarındaki çekişmeleri şiddetlidir. Sen onları toplu sanırsın. Hâlbuki kalpleri darmadağınıktır. Bu, onların akılları ermez bir topluluk olmalarındandır.” (Haşr 59:14).</p>
<p>Genç meslektaşım Sosyolog Dr. Erkan ÇAV, “Küresel Kuşatmaya Direnen Türkiye” isimli 596 sayfalık eserini 86 sayfada özetlemiş. 15 Temmuz işgal ve taksim girişiminin üçüncü yıldönümünde sosyal medyada paylaştığı bu özet pdf kitapçığı, hem bu kapsamlı çalışmaya dikkat çekmek hem de maruz kaldığımız küresel kuşatmanın boyut ve katmanlarına ilişkin analizlerini özetlemek istedim.</p>
<p><strong>Küresel Kuşatmayı Tüm Buutlarıyla Görebilmek</strong></p>
<p>“Türkiye, küresel kuşatma altındadır. 27 Mayıs 1960 Darbesi ile birlikte yapısal hale getirilen Küresel Vesayet Sistemi’ni aşmak için her adım attığında operasyonlar yapılan, bunun için başta terör örgütleri olmak üzere çeşitli gizli örgütlerin kullanıldığı bir ülkedir. 15 Temmuz, en büyük küresel operasyon olarak kayıtlara geçecek iken, Türkiye Devleti, milletiyle bütün olarak İstiklâl ve İstikbal Mücadelesi bilinciyle dirilerek bu saldırıya engel oldu. Türkiye, küresel kuşatmaya direniyor. Asıl mücadele şimdi başlıyor.</p>
<p>Tarihin akışının, Türkiye için, coğrafyamız için, dünya için oldukça hızlandığı zamanlardayız. Geçtiğimiz 15 yılda, gözlerimizin önünde yaşanan binlerce küçüklü büyüklü, siyasi ve sosyal, askeri ve bürokratik, yerel ve küresel olayların, hangi sınıflandırmaya alırsak alalım, baş döndürücü bir olaylar zincirine, çok boyutlu süreçlere ve derinlikli bir birikime işaret ettiği aşikârdır. Bu olayları kendi akışına en yakın süreçler içerisinde tanımlamak, anlamak ve yorumlamak için, belirli özelliklerinden hareketle birbirleriyle ilişkilerini, bağlantılarını ve bağıntılarını ortaya koymak gerekir. Olaylar içerisinde boğulmadan, öne çıkan nitelikleri üzerinden, tarihin ana süreçleri içerisindeki konumlarını belirleyebilmek, bunları belirli kavram örüntüleri etrafında ilişkilendirmek ve bugünden geriye doğru “devletin bekası” odaklı bir bakış süzgeci oluşturabilmek.” (s.27).</p>
<p>“Düşünürlerimizin, ihanet süreçlerine karşı daha hazırlıklı olabilmek için birikimleriyle bu süreci çözümlemesi, tartışması, paylaşması ve bu tür girişimlere karşı ülkenin toplumsal-siyasal-entelektüel direncini artırması bir ihtiyaçtır.</p>
<p>Kitabın ilk bölümünde, mevcut güncel duruma ilişkin genel tespitleri, ikinci bölümde Küresel Vesayet Sistemi’nin kuşatma adımlarını, üçüncü bölümde “küresel kuşatma alanlarını”, dördüncü bölümde “15 Temmuz ve Sonrası”nı, beşinci bölümde FETÖ’yü, altıncı bölümde “güçlü bir toplum ve devlet için yapılması gerekenleri”, yedinci bölümde “küresel sistemdeki yerimizi”, sekizinci bölümde “Batı’nın arzuladığı Türkiye”yi, dokuzuncu bölümde “Millî, Güçlü ve Bağımsız Türkiye” perspektifini ele aldık. Bölümler arasında belirli bir tarihsel akış ilişkisini, mantık örgüsünü ve anlatım bütünlüğünü gözettik. Kitabın sonuna, bugüne kadar yazılmış 15 Temmuz ve FETÖ odaklı kitapların ve dergi özel sayılarından bir bölümünün listesini içeren bir yazımızı ekledik.</p>
<p>FETÖ’yü anlamak Türkiye’ye oynanan oyunun geçmişini, derinliğini ve dehşetini, 15 Temmuz’u anlamak Türkiye’nin İstiklâl ve İstikbal Mücadelesi’ni ve Türkiye’nin kaderini anlamak dünyanın kaderini anlamak olacaktır.” (s.41).</p>
<p><strong>Türkiye Karşıtı Konsorsiyuma Karşı Dikkatli Olmak</strong></p>
<p>“15 Temmuz sürecine baktığımızda sadece FETÖ üyelerinin yürüttüğü bir ‘Darbe Girişmi’nden bahsetmiyoruz. Örgüt ile ortak hareket eden farklı ideolojik alanlardan, ülkelerden, koşullardan gelen kişiler, kurumlar ve yapılar var. Aynı şekilde 2002’den bugüne gelen tarihe baktığımızda Türkiye’ye yönelik operasyonların da sadece bu örgüt eliyle yapılmadığı, ülkeyi zayıflatmak için küresel güçlerle iş birliği yapan başka yerli işbirlikçilerin, kişilerin ve yapıların bulunduğu, onlara eşgüdümlü destek ve strateji aktaran küresel yapıların ve istihbarat örgütlerinin bu operasyonları yürüttüğünü görmekteyiz. Şu an için, operasyonları yürütenlerin tamamını çözümlemek imkânsızdır. Ancak düşmanca bir yaklaşım içinde olan konsorsiyumun deşifre olan örgütü FETÖ’yü çözümlemedeki başarımız, Türkiye’ye yönelik küresel operasyonları, tuzakları ve oyunları anlamamız için bir anahtar niteliğindedir.” (s.47).</p>
<p><strong>Türkiye’yi Zayıflatıp Parçalama Hedefi Güttüklerini Anlamak</strong></p>
<p>“FETÖ ve küresel yöneticilerinin amacı, eğer parçalayamazlarsa, Türkiye’de zayıf bir ordunun ve zayıf bir sivil iktidarın olması, zayıflardan birinin ülkeyi yönetmesi ve kendilerine güdümlü, dirençsiz, güçsüz, ekonomik ve teknolojik olarak bağımlı, istenileni yapmaktan başka çaresi olmayan bir ülkenin olmasıdır. Son 15 yıldaki AK Parti’ye, devlete ve millete yönelik operasyonlar, bunu sağlamak içindir. Zayıf ve kontrol edilebilir bir devlet isteyen Batı/NATO/ABD/AB, sadece FETÖ’yü değil, PKK (PYD/YPG/SDG), DHKP-C, DAEŞ veya hangi isimle olursa olsun Türkiye’nin toplumsal, siyasi, dinî, kültürel veya değerler bütünlüğüne yönelik saldırı yürüten terör örgütlerinin hepsini çeşitli biçimlerde desteklemekten geri durmamaktadır.” (s.48).</p>
<p>“15 Temmuz, küresel bir hesaplaşmanın Türkiye planındaki zirve noktasıdır: Teslim alınmak istenen İslam dünyası ile para ve silah gücü ile hareket eden egemen güçlerin savaşının tepe noktası. Bir tarafta yerli ve millî bir iktidar, öte tarafta, karşısında Batıcı ve küresel güçler. Bir yanda direnen İslam coğrafyasının önde devletlerinden Türkiye, diğer yandan egemenliğini pekiştirmek isteyen küresel güçler. Bir yanda İslam âlemi, diğer yanda Hıristiyan ve Yahudi geleneğin kodlarından da faydalanan yıkıcı küresel egemenler. Kavganın ölçeği ve tarafları budur. Küresel kuşatma, küresel direniş getirir. Türkiye hem kendi hem de İslam âleminin varlığını koruyabilmek, güçlenebilmek ve İstiklâl ve İstikbal Mücadelesini başarabilmek için, küresel direnişin içinde yer almak, küresel sistemin çarklarını kendi lehine zorlamak ve bu hesaplaşmayı kazanmak zorundadır.” (s.486-487).</p>
<p>“<strong>Türkiye, neden Batı’nın hedefindedir?</strong> sorusunun cevabını anlamak için öncelikle, Türkiye’nin tek başına Batı’nın hedefi olmadığını, bunun özellikle Soğuk Savaş sonrası NATO/Atlantik eksenli Batı’nın kendisine yeni bir düşman olarak “İslam Âlemi”ni seçmesinin doğal bir sonucu olduğunu kavramak gerekir. “Tarihin Sonu” tezi (1989) ile oluşturduğu gelecek tasavvuru içinde “tarihselleşen İslam” ile “evrenselleşen Batı” arasındaki çatışmayı kaçınılmaz gören Francis Fukuyama, “Medeniyetler Çatışması” (1990) yaklaşımını ilk kez dile getiren Bernard Lewis ve “Medeniyetler Çatışması” tezinin teorisini (1993) küresel ölçekte geliştiren Samuel Huntington, bu “<strong>ötekileştirme</strong>”, “<strong>yabancılaştırma</strong>” veya “<strong>düşmanlaştırma</strong>” paradigmasının, Batı ile İslam bağlamında yüzyıllardır gelen birikimle beslenen düşünsel alet çantasını güncelleyen kişilerden bazılarıydı.</p>
<p>Özellikle Samuel Huntington, “Medeniyetler Çatışması” tezi ile “Yeni Dünya Düzeni” (New World Order) oluşumunda ideoloji ve ekonominin değil kültür ve medeniyetin belirleyici olacağını savunarak geliştirdiği fikirlerini entelektüel-zihniyet dünyasında tahkim ederek küresel politikalara, programlara, projelere ve uygulamalara aktarılabilir hale getirmiştir. 1992’de, Londra’da yapılan toplantıda biçimlenen ve 1995 yılında NATO Genel Sekreteri Willy Claes’in yaptığı açıklama ile tamamen görünür olan süreci hatırlamakta fayda var: “Sovyet tehdidi bitti. Şimdi NATO’nun misyonu İslam ülkelerinde gelişen fundamentalist (radikal/köktenci) hareket olmalı.” (s.492).</p>
<p>“Ahmet Davutoğlu’nun tespitiyle; “Yakın dönem tarihimize baktığımızda, Türkiye’nin dış desteğe bağımlı ve kendi başına strateji geliştirmeyecek kadar zayıf, büyük aktörlerin stratejilerinde kullanılabilecek kadar da güçlü olması istenmiştir.” Ne işe yaramayacak kadar zayıf ne de kontrol edilemeyecek kadar güçlü bir Türkiye isteniyor.” (s.494).</p>
<p>“Bu süreçleri değerlendirdiğimizde her bakımdan, bölgesinde ve küresel ölçekte siyasi-ekonomik etkisi, siyasi-toplumsal nüfuz gücü ve siyasi-askeri sorunları çözme kapasitesi yükselen bir Türkiye profili karşımızdadır. Bunun için, İslam âleminin lokomotif ve lider ülkelerinden bir tanesi olarak Türkiye’nin devlet olarak attığı bütün adımların bir şekilde engellenmesi amacıyla küresel egemen güçlerin özellikle Batı kanadı Türkiye’ye yönelik ağır baskılar uygulamakta, çeşitli müdahaleler yapmakta ve elindeki her imkânla hareketsiz kılmak için çabalamaktadır. Bölgesel ve küresel ölçekli süreçleri bu anahtar olgu ile birlikte okumadan, Türkiye’nin “küresel kuşatmaya direnen ülke” olma pozisyonunu anlamak mümkün değildir.” (s.496).</p>
<p><strong>Batı-FETÖ-Türkiye Üçgeninde Yapılmak İsteneni Fark Etmek</strong></p>
<p>“Batı, Türkiye’yi küçük bırakmak, kontrol etmek, gelişmesine engel olmak, sorunlarla boğuşmasını sağlamak için çok yönlü yatırım yapıyordu, çok boyutlu strateji izliyordu. Mesela Türkiye’nin terörden başını kaldırmaması için küresel içerikli terör örgütleri daha 2000’li yılların başında saldırı için yönlendiriliyor (İstanbul bombalamaları, 2003), buna el-Kaide gibi “radikal İslamcı” örgütlerle İslami bir kimlik de verilerek İslami düşünce kökenli yöneticileri olan Hükümet etki, baskı ve kontrol altına alınıyordu. Elbette bu onlarca taktik içinden sadece bir tanesiydi. Birçok “<strong>durdurma</strong>” taktiği aynı anda izleniyordu. Bir yandan “dine karşı din” yöntemi ile sapkın FETÖ destekleniyor, öteki taraftan günün şartları içinde siyasi iktidar olmak için dış desteğe bir şekilde ihtiyaç duyan AK Parti’ye açıktan destek verilerek güçlü bir iktidar olasılığında güçlü bir kontrol becerisine sahip olunabileceği, yönlendirilebileceği ve “Ilımlı İslam Projesi”nin uygulatılabileceği, İslami duyarlılığı olan ve dindarlardan oluşan bir yapıya BOP şemsiyesi altında işlevsel olacağı için olumlu bakıldığı izlenimi veriliyordu…” (s.496).</p>
<p>“Uzun erimli derin operasyonlarla, Türkiye’nin ekonomik, sosyal, kültürel, askerî, siyasi ve dinî çeşitli boyutlarını belirleyen kültür ve medeniyet birikimi, gelişim potansiyeli ve olası güçlenme imkânları köreltilerek, susturularak, kilitlenerek ve çeşitli alt-operasyonlarla yok edilerek; Türkiye merkezli herhangi bir toplum ve devlet modelinin, yönetim sisteminin, yerli ve millî çözüm girişimlerinin, mevcuttan farklı bir küresel sistem tasavvurunun, İslam Âleminin inkişafına imkân verecek bir atılımın, Batı’dan bağımsız ve güçlü herhangi bir kültür ve medeniyet projesinin, varoluş pratiğinin ve varlık uygulamasının denenmesine engel olunuyordu…” (s.497).</p>
<p>Yüce Allah, 15 Temmuz Türkiye’yi işgal ve taksim girişimine direnirken canlarını feda eden kahramanları cennetinde ağırlasın. Gözlerini kırpmadan uzuvlarını feda eden yiğitlere de sağlık ve afiyet dolu bir hayat bahşetsin. Bizleri de onların aziz hatıralarına ve ailelerine sahip çıkmaya muvaffak eylesin.</p>
<p><strong>Kaynak:</strong></p>
<p>Çav, Erkan. (2017). <strong>Küresel Kuşatmaya Direnen Türkiye</strong>: Vesayet, Operasyonlar, FETÖ, 15 Temmuz İstiklal Mücadelesi, 2002-2017 Olaylar ve Süreçler. Piya Yayınları: İstanbul, 596 s.</p>
<p><a href="https://twitter.com/hashtag/K%C3%BCreselKu%C5%9FatmayaDirenenT%C3%BCrkiye?src=hash">https://twitter.com/hashtag/K%C3%BCreselKu%C5%9FatmayaDirenenT%C3%BCrkiye?src=hash</a>, 13.02.2108.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.fethigungor.net/caginin-sahidi-olmak/kuresel-kusatmaya-topyekun-direnmek/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>3</slash:comments>
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
