<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>Çeçen Arşivleri - Prof. Dr. Fethi Güngör</title>
	<atom:link href="https://p.fethigungor.net/etiket/cecen/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://p.fethigungor.net/etiket/cecen/</link>
	<description>fg@fethigungor.net</description>
	<lastBuildDate>Sun, 11 Jul 2021 21:02:06 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	<generator>https://wordpress.org/?v=6.8.2</generator>
	<item>
		<title>KUZEY KAFKASYA’DA 1918 RUHUNU İHYA EDEBİLMEK</title>
		<link>https://p.fethigungor.net/dirilis-postasi/kuzey-kafkasyada-1918-ruhunu-ihya-edebilmek/</link>
					<comments>https://p.fethigungor.net/dirilis-postasi/kuzey-kafkasyada-1918-ruhunu-ihya-edebilmek/#comments</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Fethi Güngör]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 22 May 2018 19:20:42 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Diriliş Postası]]></category>
		<category><![CDATA[Sağlıklı Bir Ümmet Olmak]]></category>
		<category><![CDATA[1 MAYIS 1917]]></category>
		<category><![CDATA[11 MAYIS 1918]]></category>
		<category><![CDATA[1918 RUHU]]></category>
		<category><![CDATA[ABDULMECİD ÇERMOYEV]]></category>
		<category><![CDATA[ABHAZLAR]]></category>
		<category><![CDATA[ABHAZYA]]></category>
		<category><![CDATA[ADIGEY]]></category>
		<category><![CDATA[ADİL-GİREY DAİDBEKOV]]></category>
		<category><![CDATA[AHMET DUDAROV]]></category>
		<category><![CDATA[AHMET MURTAZALİYEV]]></category>
		<category><![CDATA[AHMET TSALİKOV]]></category>
		<category><![CDATA[ALİHAN HADOHÇİKOEVİÇ KANTEMİROV]]></category>
		<category><![CDATA[ALİHAN KANTEMİROV]]></category>
		<category><![CDATA[ALTAY GÖYÜŞOV]]></category>
		<category><![CDATA[APSUVARA GRUBU]]></category>
		<category><![CDATA[ASLANBEK BUTAYEV]]></category>
		<category><![CDATA[AYDIN TURAN]]></category>
		<category><![CDATA[AYTEK NAMİTOK]]></category>
		<category><![CDATA[BASİAT ŞAHANOV]]></category>
		<category><![CDATA[BİRLEŞİK KAFKASYA]]></category>
		<category><![CDATA[BİRLEŞİK KAFKASYA DERNEĞİ]]></category>
		<category><![CDATA[BORİS MAGOMET HARSİEV]]></category>
		<category><![CDATA[BORİS YELTSİN]]></category>
		<category><![CDATA[Çeçen]]></category>
		<category><![CDATA[Çeçenistan]]></category>
		<category><![CDATA[ÇERKES DERNEKLERİ FEDERASYONU]]></category>
		<category><![CDATA[ÇERKESK]]></category>
		<category><![CDATA[DAĞISTAN]]></category>
		<category><![CDATA[DAĞLILAR CUMHURİYETİ]]></category>
		<category><![CDATA[DANİAL APAŞEV]]></category>
		<category><![CDATA[DENİKİN]]></category>
		<category><![CDATA[ELBİZDİKO TSOPANOVİÇ BRİTAEV]]></category>
		<category><![CDATA[GAYDAR (HAYDAR) BAMMAT]]></category>
		<category><![CDATA[GÜNEY OSETYA]]></category>
		<category><![CDATA[GÜRCİSTAN]]></category>
		<category><![CDATA[HACI MURAD DONOGO]]></category>
		<category><![CDATA[HATIJIKO VALERİ]]></category>
		<category><![CDATA[HOADE ADAM]]></category>
		<category><![CDATA[İNGUŞ]]></category>
		<category><![CDATA[İSLAMBEK MARZOEV]]></category>
		<category><![CDATA[İSLAMİ İTTİHAD HAREKETİ]]></category>
		<category><![CDATA[İZMAİL VASİLİEVİÇ BAEV]]></category>
		<category><![CDATA[KABARDEY-BALKAR CUMHURYETİ]]></category>
		<category><![CDATA[KABARDEYLER]]></category>
		<category><![CDATA[KAFKAS HALKLARI KONFEDERASYONU (KHK)]]></category>
		<category><![CDATA[Kafkas Vakfı]]></category>
		<category><![CDATA[KAFKASDER]]></category>
		<category><![CDATA[KAFKASYA DAĞLI HALKLARI KURULTAYI]]></category>
		<category><![CDATA[KALMIK YURA]]></category>
		<category><![CDATA[KİARAZ]]></category>
		<category><![CDATA[KUBAN]]></category>
		<category><![CDATA[KUZEY KAFKASYA CUMHURİYETİ]]></category>
		<category><![CDATA[LAKLAR]]></category>
		<category><![CDATA[LALE ÇAMAGUA]]></category>
		<category><![CDATA[MAİRBEK VATCHAGAEV]]></category>
		<category><![CDATA[NALÇİK]]></category>
		<category><![CDATA[NALOW ZAWUR]]></category>
		<category><![CDATA[NECMEDDİN GOTSİNSKİ]]></category>
		<category><![CDATA[NİSAN 1917 KONGRESİ]]></category>
		<category><![CDATA[NUH BEK TARKOVSKİY]]></category>
		<category><![CDATA[NUR-MAGOMED ŞAHSUVAROV]]></category>
		<category><![CDATA[OSET ALAN KÜLTÜR DERNEĞİ]]></category>
		<category><![CDATA[ÖZGÜR DAĞLI]]></category>
		<category><![CDATA[POLONYA]]></category>
		<category><![CDATA[PRENS RAŞİDHAN KAPLANOV]]></category>
		<category><![CDATA[RUS SÖMÜRGECİLİĞİ]]></category>
		<category><![CDATA[RUSLAN ĞUAŞE]]></category>
		<category><![CDATA[ŞAMİL BASAYEV]]></category>
		<category><![CDATA[SOSNALİYEV SULTAN]]></category>
		<category><![CDATA[SOVYET RUSYA]]></category>
		<category><![CDATA[TEMİR-HAN-ŞURA (BUYNAKSK)]]></category>
		<category><![CDATA[TEREK]]></category>
		<category><![CDATA[TOPÇIBAŞI]]></category>
		<category><![CDATA[VLADİKAFKAS]]></category>
		<category><![CDATA[VOLNİY GORETS]]></category>
		<category><![CDATA[YEVGENİY LANSERE]]></category>
		<category><![CDATA[YURİ MUSA ŞENİBE]]></category>
		<category><![CDATA[ZUBAİR TEMİRHANOV]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://fethigungor.net/?p=678</guid>

					<description><![CDATA[Kuzey Kafkasya’da birlik hareketi 11 Mayıs 1918 tarihinde “tek devlet” aşamasına geçmişti. Bu tarihî birleşmenin anısına İstanbul’da “100. YILINDA KUZEY KAFKASYA CUMHURİYETİ ULUSLARARASI SEMPOZYUMU” düzenlendi. İlk oturumda konuşan Altay Göyüşov (Azerbaycan), Ahmed Murtazaliev (Dağıstan) ve Aslanbek Marzey’in (Kabardey-Balkar) tebliğlerini geçen haftaki yazımda özetlemiştim. Kafkas halklarının birlik ve beraberliği düşüncesine fikirleri ve faaliyetleriyle katkı yapan şahsiyetler [&#8230;]]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Kuzey Kafkasya’da birlik hareketi 11 Mayıs 1918 tarihinde “tek devlet” aşamasına geçmişti. Bu tarihî birleşmenin anısına İstanbul’da “100. YILINDA KUZEY KAFKASYA CUMHURİYETİ ULUSLARARASI SEMPOZYUMU” düzenlendi. İlk oturumda konuşan Altay Göyüşov (Azerbaycan), Ahmed Murtazaliev (Dağıstan) ve Aslanbek Marzey’in (Kabardey-Balkar) tebliğlerini geçen haftaki yazımda özetlemiştim.</p>
<p>Kafkas halklarının birlik ve beraberliği düşüncesine fikirleri ve faaliyetleriyle katkı yapan şahsiyetler adına Yılmaz Nevruz, Sefer Ersin Berzeg, Ahmet Hazer Hızal’a bizzat, merhum Osman Çelik ile merhum Aydın Turan’a ise aileleri aracılığıyla şükran plaketlerinin takdimiyle başlayan ikinci oturumda üç konuşmacı tebliğ sundu. Oturum öncesinde selamlama konuşması için sahneye davet edilen Ruslan Ğuaşe, Şapsığya’daki faaliyetleri ile açlık grevi sonrasında gördüğü tedavi hakkında bilgi vererek İstanbul’da kendisine gösterilen sıcak alaka ve tedavi desteği sebebiyle duyduğu büyük memnuniyeti dile getirdi.</p>
<p><strong>Tüm Kafkas Halklarının Katılımıyla Bir Devlet Kurabilmek  </strong></p>
<p>Moderatör Ahmet Yusuf Özdemir’in ilk sözü verdiği <strong>Prof.Dr. Hacı Murad Donogo</strong>, özellikle Kuzey Kafkasya Cumhuriyeti’nin sembol isimlerinden olan Necmeddin Gotsinski ve Haydar Bammat üzerine çok sayıda eser vermiştir. (<strong>1</strong>). “Dağlılar Cumhuriyeti Tarihinden Değerli Bir Belge” başlıklı tebliğinde Donogo; Dağlı Halklar Birliği Cumhuriyeti Meclisi’nin çalışmalarını izleyen ressam Yevgeniy Lansere’nin resmettiği Meclis üyelerini sırasıyla tanıttı: Başbakan Pşımafe Kotse (Kabardey, 1883–1968), Ulaştırma Bakanı Adil-Girey Daidbekov (Kumık, 1873–1946), İçişleri Bakanı Prens Raşidhan Kaplanov (Kumık, 1883–1937), Maliye Bakanı Vassan Giray Cabağı (İnguş, 1882–1961), Kuzey Kafkasya Müftüsü Necmeddin Gotsinskiy (Avar, 1865–1925), Milli Eğitim Bakanı Nur-Magomed Şahsuvarov (Azeri), Meclis Başkanı Zubair Temirhanov (Kumık, 1868–1952), Meclis Üyesi Danial Apaşev (Kumık, 1870–1920). Dağıstan Vilayeti’nin başkenti Temir-Han-Şura’da 20-25 Ocak 1919’da gerçekleştirilen parlamento toplantılarını resmeden Lansere’nin tablolarında, sıkıyönetim sebebiyle Meclis oturumlarına katılamayan Kabardey, Balkar ve Karanogay temsilcileri yer almamaktadır.</p>
<p>İkinci oturumun ikinci konuşmacısı <strong>Boris Magomet Harsiev</strong>, İnguş sürgünü esnasında 1953’te Kazakistan’ın Karaganda bölgesinde dünyaya gelmiş olup halen İnguş Araştırmaları Enstitüsü’nde Etnoloji Bölüm Başkanlığı yapmaktadır. “Birleşik Kuzey Kafkasya ve Dağıstan Dağlıları Birliği” başlıklı tebliğinde Harsiev, özetle şu hususları anlatmıştır:</p>
<p>“1 Mayıs 1917’de Vladikafkas’da Kafkasya Halkları I. Kurultayı’nın açılışı yapılmıştır. Kurultay’a on gün boyunca 400 ila 3000 arası delege ve çok sayıda konuk katılmıştır. Kurultay’da <strong>Birleşik Kafkasya Dağlıları Birliği</strong>’nin kuruluşu ilan edilmiş, <strong>Anayasa</strong> kabul edilmiş, <strong>yürütme organları</strong> seçilmiş ve Kafkasya halklarının gelişiminin <strong>öncelikleri</strong> belirlenmiştir.</p>
<p>Masrafını Çermoyev’in üstlendiği kurultaya Devlet Duması’ndan ve bölgelerden temsilciler ile müftüler de katılmıştır. Kurultayın hedefini Divanı üyesi Kumuk prensi Raşidhan Kaplanov şöyle tanımlamıştır:</p>
<p>“Birliğimizin amacı öncelikli olarak tamamen savunmadır. Biz diyoruz ki, birimize dokunan, herkese dokunmuş olacak ve bunu haklarımıza tecavüz sayıp, kimseye izin vermeyeceğiz. Taleplerimizin fiilen yerine getirilmesi için çabalamalıyız. Bu bağlamda Birliğimiz taarruza yöneliktir. Bu, birini tehdit ettiğimiz anlamına gelmez; kesinlikle hayır; biz ancak ortak taleplerimizin yerine getirilmesi için çabalamak istiyoruz. Ayrıca her kabilenin kendi geleceğini belirleme hakkı saklı kalacaktır. Birlik bu anlamda hiçbir baskı yapmayacak, sadece, her kabilenin hayati önem taşıyan hedeflerine ulaşma imkânını sağlamaya çalışacaktır. Bunun yanı sıra Birliğimiz, Genel Kafkas Müslüman Birliği’nin üyesidir. Bununla birlikte, dinî inanç olarak bölünmüş <strong>hiçbir etnik grubu unutmamalıyız</strong>. Birliğimize ancak Müslümanların üye olabileceği şeklinde şart koşmamalıyız. Bilindiği üzere Osetinler kısmen Hıristiyan’dır, fakat dağlıdırlar ve onların çıkarları bizim çıkarlarımızdır.”</p>
<p><strong>Müslümanların Birlik ve Beraberliği İçin Kesintisiz Çaba Sarfetmek   </strong></p>
<p>Sempozyuma Kuzey Osetya’dan katılan <strong>İslambek Marzoev</strong>; “Dağlılar Cumhuriyeti Devlet Organlarında Osetinler” başlıklı tebliğinde özetle şu vurguları yapmıştır:</p>
<p>“11 Mayıs 1918’de Osmanlı ve Almanya ile ittifak içinde RSFSC’den bağımsız Dağlılar Cumhuriyeti’nin kurulduğunu ve Rusya’dan ayrılacağını ilan etmiştir. Yeni oluşuma Dağıstan, Çeçen-İnguşya, Osetya, Kabardey, Karaçay-Balkar, Abhazya ve Adıgey dâhil olmuştur. Cumhuriyet’in sınırı Karadeniz’den Hazar denizine kadar uzanarak, 260.000 km<sup>2</sup> alanı kapsamıştır. Başkent olarak Temir-Han-Şura (Buynaksk) seçilmiştir.</p>
<p>İkinci Dağlılar Cumhuriyeti Hükümeti’ne Birinci Dağlılar Cumhuriyeti Hükümeti’nin eski üyeleri ile Tersk-Dağıstan hükümeti üyelerinden bazıları dâhil olmuştur: Başbakan olarak <strong>Abdulmecit Çermoy</strong> seçilmiştir. Parlamento Başkanlığına Vassan Giray Cabağı getirilmiştir. Bakanlıklarda Kuzey Kafkasya’nın tüm halklarından temsilciler bulunmuştur: Dışişleri Bakanı olarak Haydar Bammat seçilmiş, bakanlar Pşımaho Kotsev, Aslanbek Butayev, Raşidhan Kaplanov, Zubair Temirhanov, Basiat Şahanov, Ahmet Tsalikov, Nuh Bek Tarkovskiy, Alihan Kantemirov, Aytek Namitok ve diğerleri…</p>
<p>Yeni hükümet Türkiye tarafından hukuken, Bulgaristan, İngiltere, Almanya, Avusturya-Macaristan, Polonya, Gürcistan ve Azerbaycan tarafından fiilen tanınmıştır. Dağlılar hükümetinde Osetya’yı İzmail Vasilieviç Baev, Elbizdiko Tsopanoviç Britaev, Aslanbek Savkudzoviç Butaev, Ahmet Uvajukoeviç Dudarov, Alihan Hadohçikoeviç Kantemirov, Ahmet Tembolatoviç Tsalikov temsil etmiştir.</p>
<p>Hukukçu<strong> Ahmet Tsalikov</strong>, Müslümanların Ulusal Doğuşu Hareketi’nde de yer alarak kırk milyonluk Müslüman halkların haklarını savunmuş, Müslümanlara kültürel özerklik istemiştir. Müslümanların birleşmesi için büyük çaba harcamış ve Denikin’e karşı mücadele edilmiştir. Önce İstanbul’a, ardında Çekoslovakya’ya ve nihayet Polonya’ya gitmiştir. 2 Eylül 1928’de Prag’da vefat etmiştir.”</p>
<p><strong>Zalime Karşı Mazlumun Yanında Yer Alabilmek </strong></p>
<p>Moderatörlüğünü deruhte ettiğim üçüncü oturumun ilk konuşmacısı Lale Çamagua, uzun süre “Abhazya Devletbaşkanlığı Kuzey Kafkasyalı Gönüllülerle İlişkiler Danışmanı” sıfatıyla çalıştı. “Abhazya Halkının Vatan Savaşında Gönüllü Hareketinin Rolü: 1992-1993” başlıklı tebliğinde Çamagua, Ağustos 1992’de Gürcistan’ın Abhazya’da hakimiyet kurmak için “Meç (Kılıç)” kod adıyla başlattığı savaşta <strong>Yuri Musa Şenibe</strong> başkanlığında kurulan Kafkas Halkları Konfederasyonu’nun (KHK) hayati desteğini anlattı. Diyasporada ve tüm Kafkas Cumhuriyetlerinde kalabalık mitingler yapılarak “Abhazya’yı yalnız bırakmayacağız.” mesajının güçlü şekilde verildiğini ve 19 Ağustos’ta Çerkesk’te yazılan yemin metnine tüm Kuzey Kafkasya cumhuriyetlerinde gönüllülerin sahip çıktığını anlatan Çamagua, Kabardey’den Sosnaliyev Sultan, Kalmık Yura, Hatıjıko Valeri ve Nalow Zawur, Adıgey’den Hoade Adam, Çeçenistan’dan Şamil Basayev gibi toplum önderlerinin Abhaz bağımsızlık savaşına büyük destekler verdiğini hatırlatarak 1992 yazında Abhazya’da <strong>1918 ruhu</strong>nun yeniden yaşandığını anlattı.</p>
<p>Kuzey Kafkasya cumhuriyetleri yanında Türkiye ve Suriye’den de gönüllülerin geldiğini, bunların bir kısmının savaşta canlarını verdiğini anlattığı tebliğini “Kafkasya’daki dostlarımız ayağa kalktığında kurtulacağımızı anlamıştık, Kafkasya da bir gün elbette yolunu bulacaktır…” dizelerinin yer aldığı Abhazca bir şiirle tamamlayan Çamagua gönüllülerle ilgili şu detayları paylaştı:</p>
<p>“Askerî harekâtlara iki binin üzerinde gönüllü katılmıştır. 50’den fazlası “Abhazya Kahramanı” unvanına layık görülmüş, 247’si “Leon Nişanı”, 623’ü “Cesaret” madalyası ile ödüllendirilmiştir.</p>
<p>Abhazya’nın özgürlüğü için hayatlarını feda edenlerin anısını ebediyen korumak maksadıyla Abhazya <strong>15 Ağustos</strong> tarihini 2013 yılından bu yana “<strong>Gönüllüler Günü</strong>” olarak kutlamaktadır.”</p>
<p>Sekizinci tebliği sunan Danimarkalı akademisyen Lars Funch Hansen, “Jeopolitik Perspektiften Kuzey Kafkasya Cumhuriyeti’nin 100. Yıl Dönümü” başlıklı tebliğinde, Kafkasya’ya giderek KHK yöneticileriyle görüştüğünü, mitinglere katıldığını, <strong>farklı etnisitelerin başarılı işbirliği</strong>nin görüldüğü Kuzey Kafkasya’da çeşitli sebeplerle kalıcı bir devlet kurulamadığını, KKC temsilcilerinin Paris Konferansı’na katılmakla birlikte jeopolitik oyunlarda bir sonuç alamadığını anlattığı tebliğini şu şekilde tamamladı:</p>
<p>“Etnisite kategorisinin sürekli uygulandığı ulus-devlet çağında yaşıyoruz. Kuzey Kafkasya Cumhuriyeti’nin özgürce gelişmesine izin verilseydi başarılı olabilirdi. Rusya gibi bir komşu devlet tarafından yenilgiye uğratılan Kuzey Kafkasya’da sömürge karşıtı ulusal girişimler bitmiş değildir.  Rus makamları neden bölgedeki yerli halkların haklarından kaçınma konusunda mücadele ediyor? Potansiyel meşrutiyetlerinden mi korkuyorlar?”</p>
<p><strong>Arşiv Belgelerine Dayalı Mevsuk Çalışmalar Yürütebilmek </strong></p>
<p>Günün son konuşmacısı Çeçen tarihçi <strong>Mairbek Vatchagaev</strong> (<strong>2</strong>), “Fransız Arşiv Belgelerinde Kuzey Kafkasya Dağlıları Birliği” başlıklı tebliğinde; Sovyetler Birliği Ansiklopedisi’nde, sanki böyle bir devlet hiç olmamış gibi KKC hakkında hiçbir bilgiye yer verilmediğini hatırlattıktan sonra özetle şu hususları vurguladı:</p>
<p>“SSCB döneminde bilim adamları gerçek tarihten uzaklaştırmışlardı. Sovyet Rejimi çöktüğünde dalga şeklinde yeni tarih araştırmaları başlamış, doktora tezleri yazılmıştır.</p>
<p>Yaşadığım Fransa’da yıllar önce mezarları gezerken Mirza, Canbulat, Çerkaski vb. isimler dikkatimi çekmişti. Bunları görünce, bizi Fransa’ya bağlayan bir bağ olmalı dedim ve araştırmaya başladım. Binlerce belge buldum. Çünkü çok önemli belgelere rastladım.</p>
<p>Azerbaycan Heyeti’nin Başkanı Topçıbaşı tüm Kafkasyalılar için çok önemli bir şahsiyet idi. Bir sıkıntısı olan ona koşuyormuş Fransa’da. Abdulmecid Çermoyev, Gaydar Bammat, Magomed Cabagiyev, İsmail Şakov gibi liderle yazışmaları mevcut arşivlerde. Kuzey Kafkasya’dan gelip Yabancı Lejyon’a katılan, Fransız Ordusu’nda kariyer yapanlar var. Bu ordunun Suriye’de Golan tepelerinde ilerlemesi esnasında orada kalanlar da olmuş.</p>
<p>Fransız arşiv belgelerinde Kuzey Kafkasya’da her hafta ne olmuş, bunu belgelerden izleyebiliyoruz. Mesela Mustafa Butbay hakkında önemli belgeler var. Kuban’la ve başka yerlerle yapılan anlaşmalar var. Kuzey Kafkasya Cumhuriyeti’ne ilişkin çok fazla dokümanın bulunduğu İngiltere arşivlerinin de araştırılması gerekir. Zira söz konusu ülkenin Kafkasya bölgesinde bulunması ve etkisinin diğer ülkelerle karşılaştırılmayacak kadar büyük olması bunu zorunlu kılmaktadır. Almanya ve İtalya arşivleri de önemli olmakla beraber Osmanlı arşivleri çok önemli belgeler barındırmaktadır. Fransa’daki çalışmalarım bittiğinde İngiltere ve Almanya’da da çalışmayı düşünüyorum.”</p>
<p>Osmanlı Devleti’nin bağımsızlığını tanıdığı ve bir dizi antlaşma yaptığı Kuzey Kafkasya Cumhuriyeti’ne ilişkin Türkiye’de de önemli akademik çalışmalar yapıldığını hatırlatmakta yarar var. (<strong>3-4</strong>).</p>
<p>İki hafta boyunca özetlediğim dokuz tebliğden açıkça anlaşılmaktadır ki; Kuzey Kafkasya Cumhuriyeti, aradan geçen yüz yıla rağmen hâlâ önemli bir model olarak önümüzde durmaktadır. Bu model oluş Kuzey Kafkasya ile sınırlı da değildir. İslam dünyasının özellikle çatışma yaşayan birçok bölgesi için de incelenmeye ve ders alınmaya değer bir özelliğe sahiptir.</p>
<p>Çerkes Dernekleri Federasyonu, Kafkas Vakfı, Birleşik Kafkasya Derneği, Oset Alan Kültür Derneği, Apsuvara Grubu, KİARAZ ve KAFKASDER işbirliğiyle tarihî bir şahitlik ödevinin yerine getirildiği, bu vesileyle Kuzey Kafkasya Cumhuriyeti liderlerinin bize devrettiği 1918 ruhunun yeniden yaşatıldığı “100. Yılında Kuzey Kafkasya Cumhuriyeti Uluslararası Sempozyumu”na birikimiyle, emeğiyle, maddi ve manevi desteğiyle katkı verenlere, uzaktan ve yakından gelerek altı saat boyunca sempozyumu büyük bir dikkatle izleyen katılımcılara şükranlarımı sunuyorum.</p>
<p><strong>Kaynaklar</strong>:</p>
<ol>
<li>“Aholgoh” isimli süreli yayını da çıkaran Donogo, Kafkasya tarihine ilişkin çalışmalarını <strong>gazavat.ru</strong> isimli internet sitesinde paylaşmaktadır.</li>
<li>2012 yılında yayın hayatına başlayan “Caucasus Survey” isimli uluslararası derginin genel yayın yönetmenliğini yürüten, 2009-2015 yılları arasında “Prometheus” isimli online derginin editörlüğünü yapan Vatchagaev, 2001 yılından bu yana <strong>chechen.org</strong> internet sitesinin editörlüğünü de yürütmektedir.</li>
<li>Enis Şahin; <strong>Trabzon ve Batum Konferansları ve Antlaşmaları</strong>, Türk Tarih Kurumu Yayınları, Ankara 2015, 250 s.</li>
<li>Nail Sönmez ve Orhan Doğbay; <strong>Birleşik Kafkasya İdealine Adanan Ömür: Aydın Turan</strong>; Kafkas Vakfı Yayınları, İstanbul 2018, 544 s.</li>
</ol>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://p.fethigungor.net/dirilis-postasi/kuzey-kafkasyada-1918-ruhunu-ihya-edebilmek/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>1</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>BİRLEŞİK KAFKASYA İDEALİNİ CANLI TUTMAK</title>
		<link>https://p.fethigungor.net/dirilis-postasi/birlesik-kafkasya-idealini-canli-tutmak/</link>
					<comments>https://p.fethigungor.net/dirilis-postasi/birlesik-kafkasya-idealini-canli-tutmak/#comments</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Fethi Güngör]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 15 May 2018 06:20:19 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Diriliş Postası]]></category>
		<category><![CDATA[Sağlıklı Bir Ümmet Olmak]]></category>
		<category><![CDATA[1 MAYIS 1917]]></category>
		<category><![CDATA[11 MAYIS 1918]]></category>
		<category><![CDATA[ABHAZLAR]]></category>
		<category><![CDATA[ABHAZYA]]></category>
		<category><![CDATA[ANDİ]]></category>
		<category><![CDATA[AYDIN TURAN]]></category>
		<category><![CDATA[BERN]]></category>
		<category><![CDATA[BEYAZ ORDU]]></category>
		<category><![CDATA[BİRLEŞİK KAFKASYA]]></category>
		<category><![CDATA[BORİS YELTSİN]]></category>
		<category><![CDATA[Çeçen]]></category>
		<category><![CDATA[Çeçenistan]]></category>
		<category><![CDATA[DAĞISTAN]]></category>
		<category><![CDATA[DAĞLILAR CUMHURİYETİ]]></category>
		<category><![CDATA[DENİKİN]]></category>
		<category><![CDATA[EMRE ERGİN]]></category>
		<category><![CDATA[GAYDAR BAMMAT]]></category>
		<category><![CDATA[GENERAL HALİLOV]]></category>
		<category><![CDATA[GÜNEY OSETYA]]></category>
		<category><![CDATA[GÜRCİSTAN]]></category>
		<category><![CDATA[Haydar Bammat]]></category>
		<category><![CDATA[İMAM MANSUR]]></category>
		<category><![CDATA[İmamat Devleti]]></category>
		<category><![CDATA[İNGUŞ]]></category>
		<category><![CDATA[İSLAMİ İTTİHAD HAREKETİ]]></category>
		<category><![CDATA[KABARDEY-BALKAR CUMHURYETİ]]></category>
		<category><![CDATA[KABARDEYLER]]></category>
		<category><![CDATA[KAFKAS HALKLARI KONFEDERASYONU (KHK)]]></category>
		<category><![CDATA[KAFKASYA DAĞLI HALKLARI KURULTAYI]]></category>
		<category><![CDATA[Kızıl Ordu]]></category>
		<category><![CDATA[KUBAN]]></category>
		<category><![CDATA[KUZEY KAFKASYA CUMHURİYETİ]]></category>
		<category><![CDATA[LAKLAR]]></category>
		<category><![CDATA[MUSA ŞENİBE]]></category>
		<category><![CDATA[NALÇİK]]></category>
		<category><![CDATA[NİSAN 1917 KONGRESİ]]></category>
		<category><![CDATA[ÖZGÜR DAĞLI]]></category>
		<category><![CDATA[PROF.DR. AHMET MURTAZALİYEV]]></category>
		<category><![CDATA[PROF.DR. ALTAY GÖYÜŞOV]]></category>
		<category><![CDATA[PROF.DR. HALİL BAL]]></category>
		<category><![CDATA[RUS SÖMÜRGECİLİĞİ]]></category>
		<category><![CDATA[SOVYET RUSYA]]></category>
		<category><![CDATA[TEMİR-HAN-ŞURA]]></category>
		<category><![CDATA[TEREK]]></category>
		<category><![CDATA[TERSK]]></category>
		<category><![CDATA[TRANSKAFKASYA SEYMİ]]></category>
		<category><![CDATA[VLADİKAFKAS]]></category>
		<category><![CDATA[VOLNİY GORETS]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://fethigungor.net/?p=674</guid>

					<description><![CDATA[11 Mayıs 1918 tarihinde Kafkas halklarının ortak girişimiyle kurulan, ancak ‘Beyaz’ ve ‘Kızıl’ adlarıyla anılan iki Rus ordusu arasında bir başına kalan, yıkılmak üzere olan Osmanlı Devleti’nden ya da sözüm ona hür dünyadan yeterli destek göremeyip Haziran 1921’de yıkılan Kuzey Kafkas Cumhuriyeti, kuruluşunun 100. yıldönümünde İstanbul’da düzenlenen sempozyumda etraflıca ele alındı. 12 Mayıs 2018 Cumartesi [&#8230;]]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>11 Mayıs 1918 tarihinde Kafkas halklarının ortak girişimiyle kurulan, ancak ‘Beyaz’ ve ‘Kızıl’ adlarıyla anılan iki Rus ordusu arasında bir başına kalan, yıkılmak üzere olan Osmanlı Devleti’nden ya da sözüm ona hür dünyadan yeterli destek göremeyip Haziran 1921’de yıkılan Kuzey Kafkas Cumhuriyeti, kuruluşunun 100. yıldönümünde İstanbul’da düzenlenen sempozyumda etraflıca ele alındı.</p>
<p>12 Mayıs 2018 Cumartesi günü saat: 13:30-19:30 arasında Ali Emiri Kültür Merkezi’nde üç oturum halinde gerçekleştirilen “100. YILINDA KUZEY KAFKASYA CUMHURİYETİ ULUSLARARASI SEMPOZYUMU”nda sunulan dokuz tebliği, önemine binaen özetle paylaşmakta yarar görüyorum.</p>
<p><strong>Farklılıklara Rağmen Bir İdeal Etrafında Toplanabilmek </strong></p>
<p>Programın sunuculuğunu başarıyla yürüten Av. Emre Ergin, Sempozyum Hazırlık Komitesi adına yaptığı açılış konuşmasında; Abhazya’dan Dağıstan’a kadar Kafkasya’nın her köşesinden ve Avrupa’dan katılan konuşmacılara, STK temsilcilerine ve katılımcılara teşekkür ettikten sonra şu hususlara vurgu yaptı:</p>
<p>“Kuzey Kafkasya Cumhuriyeti’nin kuruluşu, Kuzey Kafkasya’dan İstanbul’a gelen bir murahhas heyeti tarafından, bundan tam <strong>100 sene önce</strong> <strong>İstanbul’da dünyaya ilan edilmişti</strong>. Bugün yine, bu şehirde Avrupa’dan ve Kafkasya’nın dört bir yanından gelen saygın araştırmacıların katılımıyla Cumhuriyetin 100. kuruluş yıl dönümünü birlikte idrak ediyoruz.</p>
<p>Kuzey Kafkasya Cumhuriyetine büyük önem veriyoruz. Zira, merhum Aydın Turan’ın ifadeleriyle; “<strong>Kuzey Kafkasya Cumhuriyeti</strong>, hem kurucu aktörlerinin hem de üzerinde çalışanların vurguladığı gibi, tüm paradokslarıyla birlikte <strong>Birleşik Kafkasya Hareketi’</strong>nin çok özel bir etabıdır.</p>
<p>Kuzey Kafkasya Cumhuriyeti, iki yüzyıl boyunca sistematik bir şekilde katliama uğrayan, toprakları tarumar edilen, halkının büyük kısmı vatanında yaşama hakkından mahrum bırakılan bir coğrafyanın <strong>diriliş öyküsü</strong>dür.</p>
<p>Kuzey Kafkasya Cumhuriyeti, işgallerle coğrafyası fiziki olarak paramparça edilerek “milletleşme” süreci darbelenen bir ülkenin “ortak değerler ve geçmişi”ni ve en önemlisi “gelecek düşüncesi ve hayali”ni harmanlayarak ortaya çıkardığı yeni bir <strong>varoluş konsepti</strong>dir.</p>
<p>Kuzey Kafkasya Cumhuriyeti, <strong>kan, etnik köken, dil, din farklarına bakmaksızın</strong> Kuzey Kafkasya halklarının politik bir birlik oluşturduğunu; insanlarının “anayasal kontrat” çerçevesinde modern bir devletin vatandaşları olarak görülmeleri gerektiğini seslendirdiği için önemlidir.</p>
<p>Kuzey Kafkasya Cumhuriyeti, birbirinden <strong>farklı toplumsal kesitler</strong>in bir coğrafyaya ilişkin “ortak menfaat algısına”, “ortak aklına” dayandığı için; bir coğrafyayı topyekûn kuşatan devasa problemlerin risklerini paylaşanları “hür irade” ile <strong>bir ideal etrafında toplanma</strong>ya çağırdığı için önemlidir.</p>
<p>Bir devlet için kısa sayılabilecek 2 senelik ömrü boyunca pratikte karşılaşılan konjonktürel sorunlar, siyasi kadro ve organizasyon eksiklikleri, kaynakların denetimine ilişkin problemler ve uluslararası sistemdeki farklılaşmadan kaynaklanan <strong>yalıtılmışlıklar</strong> ile mücadele eden Kuzey Kafkasya Cumhuriyeti, bir başarısızlık öyküsünü değil; tam aksine, tüm bunlara rağmen ortaya konan <strong>direncin, kararlılığın ve iradenin öyküsü</strong>nü anlatır. Hasılı Kuzey Kafkasya Cumhuriyeti, kendisine hayat veren düşünce sistematiğiyle bizatihi bir destandır.” (<strong>1</strong>).</p>
<p><strong>Halkların Temel Bir Hakkı Olarak Kendi Geleceğini Belirleyebilmek </strong></p>
<p>Prof.Dr. Halil Bal tarafından yönetilen birinci oturumda ilk sözü alan <strong>Altay Göyüşov</strong>, Bakü Devlet Üniversitesi’nde Türk tarihi profesörü olup Azerbaycan’daki “Republican Alternative” (“REAL”) isimli düşünce hareketinin de liderlerindendir. Azerbaycan’da din, tarih ve sivil toplum konularında yerel ve uluslararası medyada sıkça yer alan Göyüşov, İtalya, Fransa ve ABD’deki saygın üniversitelerde misafir öğretim görevlisi olarak da bulunan Göyüşov (<strong>2</strong>), “Cumhuriyet Yolu: 1917 Yılında Kuzey Kafkasya’da Kendi Geleceğini Tayin Etme Çabaları” başlıklı tebliğinde şu hususlara vurgu yapmıştır:</p>
<p>“1917’de monarşinin çökmesinden sonra tüm Rusya İmparatorluğu’nda halk ikiye bölünmüştü. Üst tabaka geçici hükümeti, halk ise şûraları destekliyordu. Sınıf çatışması üzerinden yazılan eski tarihi biz bugün gözden geçirdiğimizde, çatışmanın ana hattını sınıf çatışmasının değil, <strong>yerli halkların kendi geleceğini belirleme talebi</strong>nin oluşturduğunu görüyoruz. Dolayısıyla o dönemde üç güç arasında çatışma ortaya çıkmıştı: Geçici hükümet, sovyetler ve yerli millî hareketler.</p>
<p>Kızıllara da Beyazlara da taraf olmayan <strong>Müslüman halklar</strong> kendi geleceklerini belirlemek için <strong>otonomi</strong> hakkını yoğun şekilde tartışıyordu. Bu bağlamda Kafkasya’da ilk önemli adım, <strong>Nisan 1917 Kongresi</strong>’nde atıldı. Kuzey Kafkasya kültürel halkları öne çıkarırken, Azerbaycan’da etnik mesele ve kendi geleceğini tayin hakkı öne çıkmıştı.</p>
<p>Çarlığın yıkılmasından sonra seçimlere katılmak isteyenler yanında, Kafkasya’da “İmamat Devleti”nin (<strong>3</strong>) yeniden kurulmasını savunanlar da olmuştur. Benzer bir tartışma Rusya’daki tüm Müslüman bölgelerde yapılmıştır. Zira Denikin’e karşı başlatılan mücadele, din adamlarının önderliğinde yürütülmekteydi. Ancak, çeşitli sebeplerden dolayı İslami İttihad Hareketi yeterince güç kazanamadı, gençlik hareketi halktan daha büyük destek gördü. Böylece otonomi fikri <strong>bağımsız devlet ilanı</strong> fikrine evrildi.”</p>
<p><strong>Kurulan Birliği Koruyabilmek İçin Dış Destek Aramak</strong></p>
<p>İkinci konuşmacı Prof.Dr. <strong>Ahmet Murtazaliyev</strong>, Dağıstan Bilim Merkezi’nde görev yapan ve 200’ün üzerinde bilimsel yayına imza atan bir akademisyen olarak, “Dağlılar Cumhuriyeti Tarihinde Kuzey-Doğu Kafkasya Halkları (1917-1921)” başlıklı sunumunda şu vurguları öne çıkarmıştır:</p>
<p>“Yüz yıl önce ortak bir devlet kuran büyüklerimiz, çeşitli sebeplerle maalesef başarılı olamadılar. 100 yıl sonra biz onları anmak ve faaliyetlerini anlatmak için burada toplanmış bulunuyoruz.</p>
<p>Birleşik Kafkasya Dağlıları Birliği Geçici Merkez Komitesi tarafından 1 Mayıs 1917’de Vladikafkas’da düzenlenen Kafkasya Dağlı Halkları Kurultayı’nda <strong>Kuzey Kafkasya ve Dağıstan Halkları Birliği</strong> kurulmuştu. Kurultay’a Dağıstan’ın çeşitli bölgelerinden 62 delege katılmıştı. Kurultay çalışmalarına katılan ve seçilmiş yönetim organlarında yer alan kişiler arasında Kuzey-Doğu Kafkasya halkları yanında diğer Kuzey Kafkasya halkları temsilcileri de bulunmaktaydı.</p>
<p>Birliğin yerel organları olarak Dağıstan İl Yürütme Kurulu, Tersk İl Yürütme Kurulu, bölge ve belediye komitelerinin belirlendiği kurultayda Anayasa da kabul edilmişti. Ancak olaylar hızla gelişmiş ve Birliğin Merkez Komitesi dağlık Andi köyünde ikinci kurultayını toplama kararı almıştı. Ancak kurultay planlandığı gibi geçmemiş, delegelerin çoğu kurultaya katılmayı reddetmişti. Bu sebeple sonraki Kurultay’ın Vladikavkaz’da toplanması kararlaştırılmış, 2 Eylül 1917 tarihinde düzenlenen kurultayda güncel konular müzakere edilmiş ve Birinci Ulusal Kurultay’da hazırlanan <strong>Anayasa revize edilmişti</strong>.</p>
<p>1917’nin sonuna gelindiğinde siyasi güç çatışmaları kritik seviyeye ulaşmış ve Dağıstan iç savaşın eşiğine gelmişti. Mart 1918’de, Sovyet iktidarının yayılmasıyla mücadele edemeyeceklerine kanaat getiren Dağlılar Birliği Merkez Komitesi liderleri, <strong>dışarıdan destek arama</strong> kararı almıştı. Bu amaçla Transkafkasya Seymi (Parlamentosu) ile sıkı ilişkiler kurulması için Gaydar Bammat başkanlığında bir heyet Tiflis’e gönderilmişti. Ardından bu heyet, Sovyet iktidarına karşı mücadelede Türkiye’den destek talebiyle İstanbul’a gitmişti. Dönemin Türkiye hükümeti, heyet başkanı Bammat’a Kuzey Kafkasya ve Dağıstan’ın Sovyet Rusya’dan ayrılmasını ve bağımsızlığını destekleyeceğine dair güvence vermişti. Kasım-Aralık 1918 tarihlerinde Dışişleri Bakanı Bammat başkanlığındaki Dağlı Hükümeti Heyeti <strong>Bern’e giderek</strong> İngiltere, Fransa, Amerika, İtalya, Japonya vd. elçiliklerle temas kurmayı denemişti. Bammat bir dizi memorandum vererek Paris ve Londra’ya geçme iznini arz etmişse de hiçbir netice alamamıştı.</p>
<p>15 Ocak 1919’da Temir-Han-Şura kentinde Dağıstan Temsilcilerinin Genel Kurultayı düzenlenmiştir. Dağlılar Cumhuriyeti’nin Birinci Parlamentosu üyelerinin seçimi amacıyla toplanan kurultayda Dağıstan adına parlamentoya 27 üye seçilmiştir. 20 Ocak 1919’da açılışı gerçekleştirilen Birinci Parlamento’da Kabardey, Balkar ve Karanogay temsilcileri geç kaldıklarından açılışta bulunamamıştır.</p>
<p>Dağlı hükümetinin durumu gittikçe kötüleşmekteydi. 1918 yılının haziran ayı sonunda General Denikin’in Gönüllü Ordusu Kuban’a taarruz başlatmış, Şubat-Mart 1919’da ise Terek ve Dağıstan’ı ele geçirmişti…</p>
<p>23 Mayıs 1919’da Dağlı Parlamento’nun son toplantısı yapılmış, Birlik Meclisi Dağıstan grubunun “meclisi lağvetme” ve “Dağlılar Birliğini tasfiye etme” teklifi reddedilmişti. Ancak galip gelen Denikin komutasının talebi üzerine General Halilov parlamentoyu lağvetmiş, Dağıstan’da yönetimi Gönüllü Ordu komutasına devretmişti. Denikin de General Halilov’u “Dağıstan hükümdarı” tayin etmişti.</p>
<p>Sonuç itibariyle Dağlı Hükümeti üyelerinin bir kısmı Tiflis’e kaçarak, Denikin birliklerine karşı mücadele organize etmeye çalışmıştı. Tiflis’te oluşturulan <strong>Birlik Meclisi</strong>, Eylül 1919’dan itibaren, Dağıstan başta olmak üzere dağlı halklar arasında dağıtılan “Özgür Dağlı” (Volniy Gorets) gazetesini çıkarmış, fakat Denikin’e karşı silahlı mücadeleyi örgütleme girişimini diğer siyasi güçler ele geçirmişti…</p>
<p>Bütün bu çabalar, Dağlılar Cumhuriyeti’nin kısa tarihi boyunca cumhuriyetin kurulması faaliyetlerinde Kafkasya’nın diğer halklarının yanı sıra Kuzey-Doğu Kafkasya halkları (Dağıstan, İnguş, Çeçen vd.) temsilcilerinin de önemli katkılarının bulunduğunu göstermektedir.”</p>
<p><strong>İslam’ın Birleştirici Gücünü Harekete Geçirebilmek </strong></p>
<p>İlk oturumun son konuşmacısı <strong>Aslanbek Marzey</strong>, Kabardey-Balkar Cumhuryeti’nde ortaçağ ve modern tarih alanlarında kıdemli bir araştırmacı olup, “Dağlılar Cumhuriyeti 1918–1919: Kuzey Kafkasya Halklarının Devlet Kurma ve Birleşme Deneyimi” başlıklı sunumunda şu hususların altını çizmiştir:</p>
<p>“Bu cumhuriyet nasıl bir ortamda ortaya çıktı? Oynadığı büyük role rağmen niçin tarih sahnesinden silindi? Bu soruların doğru cevabını bulabilmek için önce tarihî arkaplanı görmemiz gerekmektedir.</p>
<p>Savaş çok eski zamanlardan beri Kafkasyalıların hayatında büyük etki uyandırmış, dışarıdan gelen kuvvetler Kafkas halklarıyla <strong>uzun ve yorucu savaşlar</strong> yapmışlardır. Bu yüzden Kuzey Kafkasya yüzyıllar boyunca savaş halinde bulunmuştur. Ancak, merkezî bir yönetimin ve düzenli bir ordunun bulunmayışı yanında nüfusun azlığı da direnişi zorlaştırmaktaydı.</p>
<p>Yüksek düzeyde askerîleştirilmiş sosyal hayata rağmen Kafkas kültüründe her <strong>bireyin onurunun korunması</strong> büyük önem arzetmiştir. Toplum çıkarlarının birey haklarına üstünlüğü açısından doğu kültürleriyle benzerlik arz etmekle beraber Kafkas medeniyetinde bireyin hakları hep önemsenmiştir. Geleneklere ve statülerine bakılmaksızın <strong>her birey önemli</strong> addedilmiştir. Dolayısıyla hem Doğu hem de Batı medeniyetlerine benzeyen yönleri olmakla birlikte <strong>Kafkas kültür ve medeniyeti </strong>yerli köklere sahip olup başlıca özellikleri şunlardı:</p>
<p>Savaşı ve yeni topraklar kazanmayı değil, <strong>özgürlüğü</strong> önemser. Başlangıçta olmayan askerî kültür, zorunlu tarihsel gerçekler neticesinde ortaya çıkmıştır. Muhafazakârlık kuvvetli olup <strong>âdetler</strong> yüzyıllarca nesilden nesle aktarılmıştır. Kafkasyalılar, ideal gördükleri kendi kültürlerinden çok memnundurlar. Dış etkilere kapalı olmakla birlikte kendi kültürüne tehdit oluşturmayan kişi ve fikirlere de açıktır. Özellikle Abhazlar, Kabardeyler ve Laklarda seçkincilik yaygın idi ancak tiranlık ve diktatörlük kurmaya elverişli bir zemin hiç oluşmamıştır.</p>
<p>Dünya jeopolitiğinde, coğrafi güzelliğinden ziyade <strong>kıtaları birbirine bağlaması</strong>yla önem kazanan Kuzey Kafkasya, 18. Yy.’ın ikinci yarısından sonra Rus sömürgeciliğinin açık tehdidiyle karşı karşıya kalmış, coğrafyası yanında Kafkas halklarının sosyal kurumları ve temel değerleri de büyük <strong>tahribat</strong>a maruz kalmıştır.</p>
<p>Rus işgal ve sömürüsüne karşı <strong>İslam’ın birleştirici gücünü harekete geçiren</strong> ilk lider <strong>İmam Mansur</strong>’la başlayan direniş İmam Şamil’in kararlı direnişine (<strong>4</strong>) rağmen sekteye uğramıştır. Yarım asır sonra Kafkas halkları nitelikli aydınlarının önderliğinde Kuzey Kafkasya Cumhuriyeti’ni kurmuşsa da bu girişim uzun ömürlü olamamıştır. Ancak Kafkasya’da birlik fikri ve ideali <strong>70 yıl sonra</strong> yeniden canlanmış, 13-14 Ekim 1997 tarihlerinde Nalçik’te Musa Şenibe başkanlığında kurulan <strong>Kafkas Halkları Konfederasyonu</strong> (KHK) Gürcistan’ın Abhazya’yı ve Güney Osetya’yı işgal girişiminde ve Boris Yeltsin’in Çeçenistan’da olağanüstü hâl uygulama kararında etkili müdahaleler gerçekleştirmiştir.” (Devam edecek).</p>
<p><strong>Kaynaklar</strong>:</p>
<ol>
<li>Aydın Turan; “<strong>Kuzey Kafkasya Cumhuriyeti Destandır</strong>-2”, söyleşen: Hüseyin Tok ve Mevdudi Bayçora, http://ajanskafkas.com/roportaj/a-turan-k-kafkasya-cumhuriyeti-destandir-2/, 19 Kasım 2007.</li>
<li>Altay Göyüşov; <strong>Kuzey Kafkasya Dağlılarının Özgürlük Uğrunda Mücadelesi (1917-1920)</strong>, çev. Sefer. E. Berzeg, KAFDAV Yay., Ankara 2016, 406 s.</li>
<li>http://fethigungor.net/dirilis-postasi/<strong>imam-samili-imamat-devletini-yakindan-tanimak</strong>/, 06.02.2018.</li>
<li>http://fethigungor.net/dirilis-postasi/<strong>kafkasya-istiklal-mucadelesinde-naiplerin-rolunu-takdir-etmek</strong>/, 13.02.2018.</li>
</ol>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://p.fethigungor.net/dirilis-postasi/birlesik-kafkasya-idealini-canli-tutmak/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>2</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>SREBRENİTSA SOYKIRIMINI  UNUTMAMAK VE UNUTTURMAMAK</title>
		<link>https://p.fethigungor.net/dirilis-postasi/srebrenitsa-soykirimini-unutmamak-unutturmamak/</link>
					<comments>https://p.fethigungor.net/dirilis-postasi/srebrenitsa-soykirimini-unutmamak-unutturmamak/#comments</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Fethi Güngör]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 11 Jul 2017 09:36:51 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Diriliş Postası]]></category>
		<category><![CDATA[Sağlıklı Bir Ümmet Olmak]]></category>
		<category><![CDATA[11 Temmuz 1995]]></category>
		<category><![CDATA[5 Devletin İşlediği Soykırım ve Katliamlar]]></category>
		<category><![CDATA[Ahmet İmamoviç]]></category>
		<category><![CDATA[Akrepler]]></category>
		<category><![CDATA[Alija Düşünce Derneği]]></category>
		<category><![CDATA[Aliya Derneği]]></category>
		<category><![CDATA[arap]]></category>
		<category><![CDATA[Azeri]]></category>
		<category><![CDATA[Batı’nın Soykırımcı Tabiatı]]></category>
		<category><![CDATA[Belgrad]]></category>
		<category><![CDATA[Belvedere]]></category>
		<category><![CDATA[Birleşmiş Milletler Bayrağı Altında-Srebrenitsa Katliamı]]></category>
		<category><![CDATA[BM]]></category>
		<category><![CDATA[BM Barış Gücü]]></category>
		<category><![CDATA[BM Güvenlik Konseyi]]></category>
		<category><![CDATA[Bosna]]></category>
		<category><![CDATA[Bosna-Sırp ordusu]]></category>
		<category><![CDATA[Boşnakça]]></category>
		<category><![CDATA[Çeçen]]></category>
		<category><![CDATA[Çerkes]]></category>
		<category><![CDATA[Doğu Bosnalılar]]></category>
		<category><![CDATA[EUFOR]]></category>
		<category><![CDATA[Fransız general]]></category>
		<category><![CDATA[Geçmişten Bugüne Batının İnsanlık Suçları]]></category>
		<category><![CDATA[genocide]]></category>
		<category><![CDATA[Gorajde]]></category>
		<category><![CDATA[Haçlı Seferleri]]></category>
		<category><![CDATA[Hasan Nuhanoviç]]></category>
		<category><![CDATA[Hollandalı askerler]]></category>
		<category><![CDATA[holokost]]></category>
		<category><![CDATA[İngilizce]]></category>
		<category><![CDATA[İnsanlığın Soykırımlarla Yüzleşebilmesi]]></category>
		<category><![CDATA[jenosit]]></category>
		<category><![CDATA[Karaçay]]></category>
		<category><![CDATA[Karaciç]]></category>
		<category><![CDATA[kürt]]></category>
		<category><![CDATA[Lahey]]></category>
		<category><![CDATA[Lemkin]]></category>
		<category><![CDATA[Mâide 5:32]]></category>
		<category><![CDATA[Mazlumder]]></category>
		<category><![CDATA[Müslüman Boşnaklar]]></category>
		<category><![CDATA[Osmanlı]]></category>
		<category><![CDATA[Radovan Karadziç]]></category>
		<category><![CDATA[Ratko Mladiç]]></category>
		<category><![CDATA[Saraybosna]]></category>
		<category><![CDATA[Sarayevo]]></category>
		<category><![CDATA[Scheveningen]]></category>
		<category><![CDATA[Sırp Kasap]]></category>
		<category><![CDATA[soykırım]]></category>
		<category><![CDATA[Soykırım Endüstrisi]]></category>
		<category><![CDATA[Soykırım Suçu]]></category>
		<category><![CDATA[Soykırımlar Tarihi]]></category>
		<category><![CDATA[Srebrenica Genocide]]></category>
		<category><![CDATA[Srebrenitsa Soykırımı]]></category>
		<category><![CDATA[Srebrenitsa Soykırımı Konferansı]]></category>
		<category><![CDATA[Tataristan]]></category>
		<category><![CDATA[tecavüz]]></category>
		<category><![CDATA[Thom Karremans]]></category>
		<category><![CDATA[türk]]></category>
		<category><![CDATA[UHİM]]></category>
		<category><![CDATA[Uluslararası Ceza Mahkemesi]]></category>
		<category><![CDATA[Uluslararası Hak İhlalleri İzleme Merkezi]]></category>
		<category><![CDATA[Uluslararası Hukuk]]></category>
		<category><![CDATA[Uluslararası Müslüman Film Festivali]]></category>
		<category><![CDATA[Uluslararası Soykırımları Araştırma Kurumu]]></category>
		<category><![CDATA[Under The UN Flag]]></category>
		<category><![CDATA[Yeni Türk Ceza Kanunu]]></category>
		<category><![CDATA[Yüzyılda Soykırım ve Etnik Temizlik]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://fethigungor.net/?p=534</guid>

					<description><![CDATA[“Kim cinayet suçu işlememiş veya yeryüzünde fesat çıkarmamış bir kişiyi öldürürse, sanki bütün insanlığı öldürmüş gibi olur. Buna karşılık kim de birinin hayatını kurtarırsa, sanki bütün insanlığın hayatını kurtarmış gibi olur.” (Mâide 5:32). “Katlu’l-âmm” tamlaması Arapçada ‘genelin öldürülmesi’, topluca öldürme, kırım ve kıyım manasına gelmektedir. Türkçede Farsça tamlama formunda ‘katliam’ şeklinde ve ‘soykırım’ kelimesinin müteradifi [&#8230;]]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>“Kim cinayet suçu işlememiş veya yeryüzünde fesat çıkarmamış bir kişiyi öldürürse, sanki <strong>bütün insanlığı öldürmüş</strong> gibi olur. Buna karşılık kim de birinin hayatını kurtarırsa, sanki bütün insanlığın hayatını kurtarmış gibi olur.” (Mâide 5:32).</p>
<p>“<em>Katlu’l-âmm</em>” tamlaması Arapçada ‘genelin öldürülmesi’, topluca öldürme, kırım ve kıyım manasına gelmektedir. Türkçede Farsça tamlama formunda ‘<strong>katliam</strong>’ şeklinde ve ‘soykırım’ kelimesinin müteradifi olarak kullanılmaktadır. Bir insan topluluğunu herhangi bir sebeple bütünüyle öldürme, bir soyu tamamıyla kırma manasına gelen <strong>soykırım</strong> kelimesi yerine Türkçeye Fransızcadan geçmiş olan ‘<strong>jenosit</strong>’ ile İngilizceden geçmiş olan ‘<strong>holokost</strong>’ kelimeleri de kullanılabilmektedir. Şemseddin Sami Kamus-ı Türki’de katliam kelimesini “zapt olunan bir memleketin umum ahalisini kılıçtan geçirme” şeklinde tarif eder.</p>
<p>Birleşmiş Milletler Genel Kurulu’nun 1948 yılında onayladığı, 1951 yılında yürürlüğe giren “Soykırımın Önlenmesine ve Cezalandırılmasına İlişkin Sözleşme”de soykırım “İnsanların dinî ve etnik farklılıklarından dolayı sistemli olarak yok edilmesi” olarak tanımlanmaktadır. Yunanca’da aile, ırk, kabile anlamlarına gelen ‘genos’ kelimesi ile Latince’de katletmek anlamına gelen ‘cide’ kelimelerini birleştirerek “<strong>genocide</strong>” terimini oluşturan <strong>Lemkin</strong> 1944 yılında yayınlanan “İşgal Altındaki Avrupa’da Mihver Yönetimi” adlı eserinde soykırımı; “<u>bir ulusun üyelerini öldürerek yok etmekten öte tasarlanmış bir plana dayandırılarak çeşitli eylemlerle hedef seçilen ulusun temelinin esastan yok edilmesi</u>” olarak tanımlar (<strong>1</strong>).</p>
<p>Çerkes, Çeçen, Karaçay, Azeri, Uygur, Arap, Kürt, Türk vd. Müslüman topluluklara uygulanan katliamlardan hiçbirini resmen tanımayan Batı’nın Srebrenitsa katliamını resmen tanımak zorunda kalması ‘yetmez ama evet’ diyebileceğimiz bir gelişme olmakla birlikte Bosna’da Sırplara ihale edilen çok boyutlu katliamların tetikçileri ve azmettiricileriyle birlikte tüm sorumlularının hesap vermesi gerektiği, bu kabarık suç dosyasının bir caniye verilen sembolik cezayla geçiştirilemeyeceği asla dikkatten kaçırılmamalıdır!</p>
<p><strong>İnsanlık yürüyüşümüzde ‘kan dökücülük’ aşamasını geride bırakabilmek</strong></p>
<p>Hâbil’in değil Kâbil’in yolunu izleyerek Firavun, Nemrut, Stalin, Hitler, Pol Pot, Bush, Eset, Saddam gibi tarihe adını katliamlarla yazdırmış uzun ‘zulüm liderleri listesi’ne 11 Temmuz 1995’te yeni isimler eklenmişti: “Sırp Kasap” General <strong>Ratko Mladiç</strong>, azmettiricisi “Bosna Kasabı” Sırp lider <strong>Radovan Karadziç</strong> ve gözcüleri Hollandalı BM Barışgücü askerleri komutanı <strong>Thom Karremans</strong>! Elbette, onun da amiri olan Fransız komutan ve diğer iltisakları…</p>
<p>İnsanlık tarihini lekeleyen soykırım suçlarına ilişkin yüz kızartıcı örnekleri daha önce bu sayfadan özetle paylaştığımız için (<strong>2</strong>) o bahsi hiç açmadan doğrudan Srebrenitsa katliamını ana hatlarıyla hatırla(t)mayı vecibe addediyorum.</p>
<p><u>Srebrenitsa Soykırımı</u>; 1991-1995 Yugoslavya İç Savaşı’nda Sırp Cumhuriyeti Ordusu’nun Srebrenitsa’ya karşı giriştiği “Krivaya ‘95 Harekâtı” esnasında Temmuz 1995’te yaşanan ve tespit edilebilen <strong>8.372</strong> Boşnak erkeğinin hunharca katledilmesiyle sonuçlanan vahşetin adıdır.</p>
<p>Büyük insanlık ailemiz artık bu vahşete dur diyebilmeli ve meleklerin yerkürenin emanetini üstlendiğinde hayretlerini ifade etmekten kendilerini alamadıkları insanın “kan döken” tarafını terbiye ederek medeni bir hayatı birlikte inşa edebilmeli, barış ve huzur içinde birlikte yaşamayı başarabilmelidir.</p>
<p><strong>Soykırımın BM ve Batı devletleri gözetiminde gerçekleştirildiğini unutmamak</strong></p>
<p>1992-95 yılları arasında sistematik olarak yürütülen büyük çaplı bir etnik temizliğe maruz bırakılan Bosna’nın doğu yakasında, tüm dünyanın gözleri</p>
<p>önünde, Sırp kuvvetleri Boşnaklara karşı her türlü savaş suçunu işledi. BM Güçleri’nce ‘güvenli bölge’, ‘korunaklı bölge’ oluşturulduğu gerekçesiyle silahları toplanan Boşnaklar, Hollandalı BM askerlerinin gözetiminde <strong>beş gün</strong> boyunca kesintisiz bir katliama tâbi tutuldu. Biz yaşarken vuku bulan bu soykırım ne kadar acıdır ki, <strong>8.372 </strong>genç insanın canına kıyılmakla sınırlı kalmadı, yüzlerce kadın ve kız çocuğuna <strong>tecavüz</strong> edildi, bir gün içerisinde <strong>20.000</strong>’in üzerinde insan apar topar doğup büyüdüğü evlerinden ve özyurtlarından sökülerek Srebrenitsa’dan zorbalıkla <strong>sürüldü</strong>!</p>
<p>Sırp saldırılarından kaçarak BM tarafından “güvenli bölge” ilan edilen ve Hollandalı barış gücü askerleri tarafından korunan Srebrenitsa’ya sığınan 25.000 Boşnak, kentin birkaç kilometre ilerisindeki Potoçari’de bulunan bir akü fabrikasına yerleştirildi. Silahsız binlerce sivil Boşnak, Hollandalı askerler tarafından 11 Temmuz 1995’te “Sırp Kasap” lakabıyla anılan General Ratko Mladiç komutasındaki Sırp askerlerine teslim edildi! Sırp askerler <u>12 yaş üstü tüm erkekleri</u> bir tarafa, kadınları da diğer tarafa ayırdılar. Kadın ve çocuklara tecavüz ettiler, yetişkin erkekleri ise kamyon ve otobüslere doldurularak toplu kıyıma götürdüler!</p>
<p>Srebrenitsa’daki kıyımdan Tuzla’ya kaçmaya çalışan 12.000’i aşkın Boşnak, dağlık güzergâh üzerinde pusu kuran Sırp keskin nişancıları tarafından âdeta tek tek avlandı! Dağlardaki bu zorlu kaçış yolundan ancak 3.000 kişi sağ olarak Tuzla’ya ulaşabildi. Srebrenitsa’dan Tuzla’ya uzanan yolda 10 gün içerisinde toplamda 10.000’den fazla insan katledildi. Srebrenitsa’da yaşanan bu katliam Avrupa’da hukuk mekanizmasınca belgelenen ilk ‘soykırım’ olarak tarihe geçti (<strong>3</strong>).</p>
<p><strong>Bosna’da yok edilmek istenenin insanlık ve Müslümanlık olduğunu görmek</strong><strong> </strong></p>
<p>Dünyada Soğuk Savaş döneminin sona ermesinin ardından yaşanan gelişmeler 6 federe cumhuriyetten oluşan Yugoslavya’nın da dağılmasına neden oldu. Yugoslavya’yı meydana getiren cumhuriyetlerden biri olan <u>Bosna, Şubat 1992’de</u> yapılan bir referandumun ardından <u>bağımsızlığını ilan etti</u>. Ancak Bosna’nın bağımsızlık kararını tanımayan Sırplar, Saraybosna’yı kuşatma altına alarak <u>üç buçuk yıl süren Bosna Savaşı’nı başlattılar</u>.</p>
<p>Bosna’da üç buçuk yıl devam eden savaşta tespit edilebildiği kadarıyla <strong>312</strong> <strong>bin kişi</strong>nin canına kıyıldı, <strong>2 milyon kişi</strong> evini barkını <strong>terk</strong> etmek zorunda kaldı. <strong>27.734</strong> kişi resmî kayıtlara <strong>kayıp</strong> olarak geçti. “Toplu Mezarları Araştırma Enstitüsü”nün çalışmalar neticesinde 20 bin kayıp insanın cesedine ulaşıldı, bunlardan yaklaşık <u>18 bin cesedin kimliği belirlendi</u>. Toplu mezarlarda bulunan cesetlerin çoğu parçalandığı ve yakıldığı için kimlik tespit çalışmaları tamamlanabilmiş değildir.</p>
<p>“Bosna-Hersek Kayıpları Arama Enstitüsü” verilerine göre, 1995 yılından bu yana ülke genelinde <strong>500</strong>’den fazla <strong>toplu</strong>, 5.000’in üzerinde müstakil <strong>mezar</strong> bulundu! Her yıl kimlikleri yeni tespit edilebilen kurbanların naaşları <strong>11 Temmuz</strong> günü düzenlenen cenaze töreniyle Srebrenitsa’da toprağa veriliyor (<strong>3</strong>).</p>
<p>“Avrupa’da İkinci Dünya Savaşı’nın ardından yaşanan en büyük insanlık trajedisi olarak nitelendirilen Srebrenitsa soykırımının bu yılki anma törenlerinde <u>kimliği belirlenen</u> <strong>71 kurban</strong> toprağa verilecek. Soykırımın acısı, aradan 22 yıl geçmesine rağmen kalanların yüreğinde hiç dinmedi. Bazı kurban yakınları hala <u>eşlerini, oğullarını, babalarını ve kardeşlerini toprağa vermek için beklemeye devam ederken</u>, yaklaşık <strong><u>1100</u></strong><u> kurbanın cesedine ulaşılamaması</u> yakınlarının umutlarını her geçen gün tüketiyor. Avrupa’nın orta yerinde gerçekleşen soykırımın boyutları ve vahşeti yaşayanların ve tanık olanların kanını dondururken, kurban yakınlarının ortak söylemi ise “<u>elimde fotoğrafından başka hiçbir şey kalmadı</u>” oluyor.” (<strong>4</strong>).</p>
<p>“Srebrenitsa Katliamı Bosna’da <strong>soy ve inanç karşıtı</strong> yapılmış <strong>en vahşi katliamlardan biri</strong>dir. Katliama Sırp ordusunun yanı sıra, Bosna-Sırp ordusunun “Akrepler” olarak bilinen özel birlikleri de katılmıştır. Ne Birleşmiş Milletler’in Srebrenitsa’yı güvenli bölge ilan etmesi ne de kentte bulunan 600 Hollanda Barış Gücü askeri katliama mâni olamamıştır (esasında destek olmuştur! FG.). Srebrenitsa olayı, II. Dünya Savaşından sonra Avrupa’da yapılan en büyük insan katliamı ve etnik soykırım olarak Dünya tarihine kazınmıştır!</p>
<p>Yugoslavya’nın düşmesinin ardından, 1992 yılında Sırplar Yugoslav halklarına katliam uygulamaya başlamışlardır. Olaya müdahil olmak isteyen <u>Birleşmiş Milletler 6 bölgeyi güvenli ilan etmiştir</u> ve bu bölgelerden biri de Srebrenitsa’dır. Savaştan önce 24.000 nüfusu olan bu kent mülteciler ve dışardan kente sığınan insanlarla birlikte 60.000 nüfusa ulaşmıştır. Nüfusun artmasıyla bu kent artık hastalıklarla, açlıkla mücadele etmeye çalışan bir toplama kampına dönüşmüştür. <u>Kenttekilerin kendilerini korumak için edindikleri silahlar da BM (Birleşmiş Milletler) güçleri tarafından güvenlik gerekçesiyle toplanmıştır</u>. Sırp Devlet Başkanı Radovan Karadziç’in emriyle, Ratko Mladiç komutasındaki Sırp askerlerinin kente olan tacizleri sıklaşınca kamptaki insanlar <u>silahlarının geri verilmesi</u> için başvuruda bulunmuş; fakat kampın Hollandalı komutanı <strong>Thom Karremans bu isteği geri çevirmiştir</strong>. BM güçleri ise sadece kent üzerinde iki tane F16 uçurarak tepki vermişlerdir(!). Hollandalı askerler Bosna’daki BM Barış Gücü Komutanı <strong>Fransız</strong> generalden aldıkları emirle <strong>bir gece yarısı kenti boşaltmış</strong> ve bulundukları kampı içindeki 25.000 mülteci ile birlikte Sırplara teslim etmişlerdir. Hollandalı komutan tarafından Sırplara satılan (bu olay video kasetle kanıtlanmıştır) kent bir hafta süren katliamla Sırplara yenik düşmüştür…</p>
<p>Bosna-Hersek’teki iç savaş nedeniyle uluslararası mahkeme tarafından hakkında arama kararı çıkartılan Karaciç, uzun süre saklandı. 13 yıl sonra, 2008 yılında Belgrad’da bir otobüste yakalandı ve Lahey’de eski Yugoslavya için kurulan Uluslararası Ceza Mahkemesi’nde yargılanmak üzere Hollanda’ya gönderildi. Savaş suçu ve insanlığa karşı suçun yanı sıra soykırımla da suçlanan Karadziç’in davası 8 yıl sürdü. Karaciç bu sürede, “dünyanın en insancıl hapishanesi” olarak bilinen Lahey yakınlarındaki Scheveningen gözaltı merkezinde kaldı. 11 suçtan yargılanan Karaciç, 10 suçlamada suçlu bulundu, birinden aklandı. Mahkeme Radovan Karaciç’i, Bosna savaşı sırasında <strong>‘insanlığa karşı suç işlemek</strong>’ten de suçlu buldu ve toplamda 40 yıl hapis cezasına çarptırdı…” (<strong>4</strong>). İnsan hakları ve demokrasinin hamiliğine soyunan Avrupa’nın göbeğinde ve ‘bilgi çağı’ 21. yüzyılın son demlerinde küresel şer düzeninin elbirliğiyle gerçekleştirdiği çok yönlü soykırım için yine aynı mekanizma tarafından öngörülen ceza işte bu! Teslim şartlarını konu alan görüşmelerin ve verilen garantilerin nasıl pervasızca çiğnendiğinin işlendiği 11 dakikalık kısa belgeseli izlemek yeterli! (<strong>5</strong>).</p>
<p>“Kenti Sırp askerlere teslim eden Hollanda askerlerinin çoğu daha sonra ülkelerine döndüklerinde psikolojik tedavi görmek zorunda kalmıştır. Hollanda hükümeti hiçbir sorumluluk kabul etmezken, <strong>kenti bırakarak Sırpların katliamına göz yuman</strong> 600 hafif silahlı Hollanda askerinin büyük bir bölümü pişmanlıklarını her fırsatta dile getirmişlerdir. Srebrenitsa kentinde yaşadıkları anları kitaplaştıran askerlerden biri olaydan dolayı yaşadığı pişmanlığı şu sözlerle ifade etmiştir: “Ölmek istiyordum, masum insanları koruma sözü verdiğimiz halde bize sığınan insanları koruyamadığımız için kendimi affetmiyorum!” İşte bu sözler, kentte uygulanan etnik kıyımın en büyük belgesidir.</p>
<p>Srebrenitsa kentinde kurulan BM kampında tercümanlık yapan ve Hollanda askerlerinin kendi canlarını kurtarmak için(!) Boşnakları tek sıra halinde Sırplara teslim ettiğini aktaran Hasan Nuhanoviç, kamp etrafında boğazlanan insanların çığlıklarını ve yalvarmalarını unutamadığını söylemiştir. Ne acıdır ki kampa sığınan ve Sırp askerlerine teslim edilen insanların arasında Nuhanoviç’in 18 yaşındaki erkek kardeşi Muhammed, annesi ve babası da vardır. Yaşadığı o günleri gözyaşları içinde anlatan Hasan Nuhanoviç katliamcılardan birçoğunu teşhis etmesine rağmen cezalandırılmadıklarını, hatta annesinin katili olan kişinin <u>devlet dairesinde memur olarak görev yapmaya devam ettiğini </u>belirtmiştir. Halen Saraybosna’da yaşamaya devam eden Hasan Nuhanoviç, yaşadığı bu üzücü ve kan donduran anıları 2007 yılında yazdığı “<strong>Birleşmiş Milletler Bayrağı Altında-Srebrenitsa Katliamı</strong>” adlı kitabında paylaşmıştır.” (<strong>6</strong>).</p>
<p>“Kamptan çıkarılacak insanlara <u>hiçbir şey yapmayacağını</u> söyleyen Sırplar, 11 Temmuz 1995 ile 17 Temmuz 1995 tarihleri arasında, kadınları ve çocukları ayırt ederek yaklaşık 8 binden fazla genç ve yetişkin erkeği katletti. En büyük katliam 11-12 Temmuz 1995’te yaşandı. Potoçari kampından zorla dışarı çıkarılıp Sırplara teslim edilen Srebrenitsalı erkekler ya kampın yakınlarında öldürülüyor ya da en yakın yerleşim yerlerine götürülüp orada katlediliyorlardı. Bütün bu olup bitenleri gören ve başlarına gelecekleri anlayan mülteciler korkuyla çığlıklar atıyor ve Hollandalı askerlere yalvarıyordu. Hollandalı askerler, mültecilere kampı terk etmenin dışında hiçbir alternatif bırakmadı. Kamp etrafında vahşi hayvanlar gibi boğazlanan insanların feryatları gece boyunca devam etti. Dünya bu vahşi olayı sadece seyretti.” (<strong>7</strong>).</p>
<p>Şu anda iki hayat yaşadığını, bunlardan birinin ayakta kalabilmek için para kazanma zorunluluğu olduğunu belirten Nuhanoviç, şöyle devam etti:</p>
<p>“Diğer hayatım ise gördüklerim, yaşadıklarım ve unutamadıklarım. Kampa sığınan mültecilerin Çetniklere teslim edilirken bana olan bakışlarını, çığlıklarını unutamıyorum. Annemi, babamı, kardeşimi ölüme yolcu ettiğim anı unutamıyorum. Katillerin serbest gezmesini ise kabul edemiyorum.”</p>
<p>Hollandalı çeşitli sivil toplum örgütlerinin kendisiyle o sırada bölgede görev yapan Hollandalı askerleri görüştürmek istediğini de ifade eden Hasan Nuhanoviç, “<u>Askerler, şimdi kalkmış olayı inkâr etmeye çalışıyor. Yalan söylüyorlar. Onlar o masum insanları Çetniklere kendi elleriyle teslim ettiler. Bu insanlarla nasıl görüşebilirim</u>!”</p>
<p>“Bosna’daki savaşta en fazla Srebrenitsa’nın da aralarında doğu kentlerinde, köylerinde toplu katliam ve tecavüzlerin yaşandığını ifade eden Hasan Nuhanoviç, ancak bu bölgedeki sıkıntıların aradan geçen uzun yıllara rağmen devam ettiğini kaydetti:</p>
<p>“Savaşta katliamların ve tecavüzlerin yanı sıra Boşnaklara ait evler ve köyler yakıldı. Buradaki insanlar dünyanın dört bir yanına göç etti. Savaş bitti, ancak bu insanların köylerine, evlerine dönmesi için güvenli ortam oluşturulmadı. Çünkü savaş suçluları hala buralarda yaşıyor. Bu insanlar serbest gezerken, katliamları yaşayan insanların evlerine dönmesi beklenemez.</p>
<p>1996 yılında BM ve EUFOR komutasında 60 bin asker Bosna-Hersek’e geldi. Ancak bu askerler hep Boşnak bölgelerine yerleştirildi. Srebrenitsa gibi bölgelere askerler yerleştirilmedi. Aslında önemli bölgeler buralardı, çünkü buralarda daha önce Boşnak nüfus fazlaydı. Fakat onlar topraklarından sürülmüşlerdi. Güvenli ortam oluşturulmadığı için insanlar evlerine dönemedi. Şu anda Sırp Cumhuriyeti bünyesinde Boşnak nüfusun azınlığa düşmesinin temel sebebi budur. İşte savaşın ve soykırımın sonucu!</p>
<p>Bosna’da sadece ateş kesildi, insanlar öldürülmüyor, ancak ülke karışık bir yapıya büründü. Doğu Bosnalılar doğdukları topraklara gidemiyor. Saraybosna’da veya ülkenin başka bölgelerinde yaşamak zorunda kalıyor. Doğu Bosna’ya Boşnak nüfusun dönmemesinin temel sebebi savaş suçlularının hala o bölgede yaşıyor olmasıdır.</p>
<p>Savaş suçlusu olarak Saraybosna’daki mahkeme yaklaşık 15 bin kişiyi tespit etti. Ancak bu insanlar arasında yakalanan ve ceza alan sayısı 200’ü bile bulmuyor. Ben babamın köyüne gidemiyorum, gittiğimde savaş suçlularıyla karşılaşıyorum. Buna ise dayanamıyorum. Bu bölgelere gidenler sadece yaşlı çiftler, onlar da çaresizliklerinden dönüyor.” (<strong>7</strong>).</p>
<p>Halen Saraybosna’da yaşayan Hasan Nuhanoviç, o dönemde yaşadığı olayları ve elindeki belgeleri bir araya getirerek Boşnakça ve İngilizce yayımladığı kitabının Türkçeye de çevrilmesi elzemdir.</p>
<p><strong>Yaşananları yok saymamak ve Batı’nın gerçek yüzünü dünyaya göstermek</strong></p>
<p>İnsanlık tarihinin en karanlık sayfalarından birini teşkil eden Srebrenitsa katliamını; tarih, coğrafya, hukuk, siyaset, sosyoloji ve psikoloji başta olmak üzere çeşitli sosyal bilimler yanında sanatın türlü dallarında da anıtlaştırmak gerekir. Bu anlamda 2002 Avrupa Film Festivalinde en iyi kısa film ödülünü kazanan Ahmet İmamoviç’in adını, Srebrenitsa katliamından kurtulanlar için oluşturulan Gorajde kenti yakınlarındaki “Belvedere” (Güzel Bakış) mülteci kampından alan filmi iyi bir örnek olarak hatırlanabilir. Bu film, 12 Eylül 2011 tarihinde Tataristan’da gerçekleştirilen 7. Kazan Uluslararası Müslüman Film Festivalinde “en iyi senaryo ve en iyi erkek oyuncu ödülleri”ne layık görülmüştü (<strong>8</strong>).</p>
<p>Arap müziğinin önde gelen çağdaş temsilcilerinden Tunuslu Lutfi Boşnak’ın şiir, beste ve icrası kendisine ait olan “<strong>Sarayevo</strong>” parçası, katliamın musiki dilinde anlatımına başarılı bir örnek olarak zikredilmesi gereken bir eserdir (<strong>9</strong>).</p>
<p>Srebrenitsa soykırımı esnasında şeytanın kölesi olmuş zalimin fütursuzca gerçekleştirdiği katliamı değerlendiren dehşet verici sözleri ile mazlumlar tarafından yükselen bir masum soruyu hatırlatarak bu haftaki yazımızı sonlandıralım:</p>
<p>VRS (Bosna Sırp Cumhuriyeti Ordusu) birlikleri Srebrenitsa’ya girerken ‘Sırp Kasap’ Mladiç (Batı medeniyetinden(!) aldığı desteğe güvenerek) kameralara şunları söyleyebilmişti:</p>
<p>“Bugün 11 Temmuz 1995. Sırplar için kutsal bir günün yıl dönümünü kutlamadan önce Sırp Srebrenitsa’dayız. Bu kenti <u>Sırp milletine armağan</u> ediyoruz. Osmanlı’ya karşı gerçekleştirdiğimiz ayaklanmanın anısına, Türklerden (Müslüman Boşnaklardan) <u>öç alma vakti</u> gelmiştir.” (<strong>10</strong>).</p>
<p><span style="font-style: inherit;font-weight: inherit">22 yıl önce insanlığın ve Müslümanlığın el birliğiyle ve hunharca katledildiği Srebrenitsa semalarında bir minik mazlumun sesi hâlen yankılanmaya devam ediyor: </span></p>
<p><span style="font-style: inherit;font-weight: inherit">&#8211; “Çocukları küçük kurşunla öldürürler, değil mi anne?”</span></p>
<p><strong>“Uluslararası Soykırımları Araştırma Kurumu”nu oluşturabilmek</strong></p>
<p>En son örneğini hâlen Suriye’de yaşamakta olduğumuz soykırımlar tartışmasız insanlık suçu ve ayıbı olup bütün bir insanlık ailesi olarak bu lekeleri elbirliğiyle temizlememiz ve artık bu vahşiliğe bir son vermemiz gerekiyor. Küresel kurum ve kuruluşların desteğiyle oluşturulacak özerk bir “Uluslararası Soykırımları Araştırma Kurumu” olabildiğince objektif kriterlerle insanlık tarihindeki katliamları inceleyerek mazlum ve mağdurların hak ve itibarlarının iadesi, zalim ve kâtillerin telin ve mahkûm edilmesi için insanlığa yaraşır bir çalışma ortaya koymalıdır. UHİM (Uluslararası Hak İhlalleri İzleme Merkezi), Mazlumder, Aliya Derneği gibi gönüllü kuruluşların öncülüğünde uluslararası bir “Srebrenitsa Soykırımı Konferansı” tertip ederek bu katliamın etraflıca ele alınması, mağdurların, yakınlarının ve Boşnak toplumunun haklarını her platformda savunmalarına medar olacak kapsamlı bir “Srebrenitsa Soykırımı Raporu” hazırlanmasına hizmet edecektir.</p>
<p>Bütün bir insanlığın, Bosna genelinde ve Srebrenitsa özelinde yaşanan çok yönlü katliamlarla küresel sömürü düzeni tarafından asıl yok edilmek istenenin doğrudan “insanlık” ve “Müslümanlık” olduğunu anlaması gerekiyor. Bu bağlamda Uluslararası Alija Düşünce Derneği başta olmak üzere, Srebrenitsa Soykırımını unutmamak ve unutturmamak için çeşitli anma etkinlikleri düzenleyen tüm kişi, kurum ve kuruluşlara saygı ve sevgilerimi sunarım.</p>
<p><strong>Kaynaklar</strong>:</p>
<ol>
<li>Duran, Batuhan. (2007). <strong>Soykırım Suçunun Uluslararası Hukukta ve Yeni Türk Ceza Kanunu’nda Düzenlenişi</strong>. Yayımlanmamış Yüksek Lisans Tezi. Marmara Üniversitesi SBE, Hukuk Anabilim Dalı, İstanbul.</li>
<li>Güngör, Fethi. (2015). <strong>İnsanlığın Soykırımlarla Yüzleşebilmesi</strong>. Diriliş Postası, http://fethigungor.net/dirilis-postasi/insanligin-soykirimlarla-yuzlesebilmesi/, 04.05.2015.</li>
<li><a href="https://www.ihh.org.tr/haber/20-yilinda-srebrenitsa-katliami-1779">https://www.ihh.org.tr/haber/20-yilinda-<strong>srebrenitsa-katliami</strong>-1779</a>, 11.07.2014.</li>
<li><a href="http://aa.com.tr/tr/pg/foto-galeri/srebrenitsa-nin-22-yildir-yureklerde-yasayan-kahramanlari/4">http://aa.com.tr/tr/pg/foto-galeri/srebrenitsa-nin-22-yildir-yureklerde-yasayan-kahramanlari/4</a>, 10.07.2017.</li>
<li><strong>Srebrenitsa Teslim Şartları Toplantısı</strong>, <a href="https://www.youtube.com/watch?v=lB3xjFnKIoQ">https://www.youtube.com/watch?v=lB3xjFnKIoQ</a>, 11.07.2013.</li>
<li><a href="http://www.sabah.com.tr/dunya/2016/07/11/srebrenitsa-katliami-nedir">http://www.sabah.com.tr/dunya/2016/07/11/<strong>srebrenitsa-katliami-nedir</strong></a>, 11.07.2016.</li>
<li><a href="http://www.radikal.com.tr/dunya/katliam-tanigi-korkunc-geceyi-anlatti-1006702/">http://www.radikal.com.tr/dunya/<strong>katliam-tanigi-korkunc-geceyi-anlatti</strong>-1006702/</a>, 07.07.2010.</li>
<li>http://qha.com.ua/tr/kultur-sanat/7-<strong>kazan-uluslararasi-musluman-film-festivali</strong>nde-en-iyi-film-039-my-spectacular-theatre-039-secildi/99655/, 12.09.2011.</li>
<li>Boşnak, Lutfi. <strong>Sarayevo</strong>. https://www.youtube.com/watch?v=x6QnhMkqUc4, 11.07.2017.</li>
<li>https://onedio.com/haber/<strong>insanlik-tarihinin-en-karanlik-sayfalarindan-biri</strong>-15-madde-ile-srebrenitsa-katliami-541741, 11.07.2016.</li>
</ol>
<p><strong>Konu Hakkında Tavsiye Edilebilecek Bazı Kaynaklar</strong>:</p>
<ol>
<li>ALBAYRAK, Hakan. (2007). <strong>Haçlı Seferleri’nden Günümüze Batı’nın Soykırımcı Tabiatı</strong>. Ankara: Vadi Yayınları, 72 s.</li>
<li>BEŞİRİ, Arzu. (2013). “<strong>Soykırım ve Soykırıma İlişkin Uluslararası Mekanizmalar</strong>”. Türkiye Barolar Birliği Dergisi. Ankara: Sayı: 108, s.179-210.</li>
<li>ÇAKMAK, C., F.G. Çolak, G. Güneysu (Derleyenler). (2014). <strong> Yüzyılda Soykırım ve Etnik Temizlik</strong>. İstanbul Bilgi Üniversitesi, 342 s.</li>
<li>FINKELSTEIN, Norman G. (2001). <strong>Soykırım Endüstrisi</strong>. çev. E. Saka, G. Kaçmaz. İstanbul: Söylem Yayınları, 207 s.</li>
<li>TÜRKAN, Hüseyin (Ed.). (2014). <strong>Yirminci Yüzyılda BM Güvenlik Konseyi Daimî Temsilcisi 5 Devletin İşlediği Soykırım ve Katliamlar</strong>. 2. bs. İstanbul: Uluslararası Hak İhlalleri İzleme Merkezi (UHİM), 260 s.</li>
<li>YÜREKEL, Sefa M. (2005). <strong>Soykırımlar Tarihi: Geçmişten Bugüne Batının İnsanlık Suçları</strong>. Near East Publishing, c.1, 208 s.</li>
<li>NUHANOVİÇ, Hasan. (2007). <strong>Under The UN Flag: The International Community and the Srebrenica Genocide </strong>(Birleşmiş Milletler Bayrağı Altında/Uluslararası Toplum ve Srebrenitsa Katliamı), Amazon UK, 566 s.</li>
</ol>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://p.fethigungor.net/dirilis-postasi/srebrenitsa-soykirimini-unutmamak-unutturmamak/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>3</slash:comments>
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
