<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	
	>
<channel>
	<title>
	KABA GÜCE DEĞİL YASAYA,  KORKUYA DEĞİL GÜVENE İTİBAR ETMEK yazısına yapılan yorumlar	</title>
	<atom:link href="https://p.fethigungor.net/dirilis-postasi/kaba-guce-degil-yasaya-korkuya-degil-guvene-itibar-etmek/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://p.fethigungor.net/dirilis-postasi/kaba-guce-degil-yasaya-korkuya-degil-guvene-itibar-etmek/</link>
	<description>fg@fethigungor.net</description>
	<lastBuildDate>Sun, 08 Jan 2017 08:57:18 +0000</lastBuildDate>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	<generator>https://wordpress.org/?v=6.8.1</generator>
	<item>
		<title>
		Yazar: AYDIN UĞURLU		</title>
		<link>https://p.fethigungor.net/dirilis-postasi/kaba-guce-degil-yasaya-korkuya-degil-guvene-itibar-etmek/#comment-372</link>

		<dc:creator><![CDATA[AYDIN UĞURLU]]></dc:creator>
		<pubDate>Sun, 08 Jan 2017 08:57:18 +0000</pubDate>
		<guid isPermaLink="false">http://fethigungor.net/?p=419#comment-372</guid>

					<description><![CDATA[ALLAH, KİMLER İÇİN GÜVENLİK İÇİNDE OLMAYI GARANTİ EDİYOR?
 &quot;De ki: &quot;Biz, Allah&#039;ı bırakıp da bize ne faydası dokunan ne de zarar veren şeylere mi yalvaralım? Ve tıpkı &quot;bizimle gel!&quot; diye kendisini doğru yola çağıran arkadaşları dururken şeytanların ayartmalarına kapılıp dünyevi zevklerin peşine tutkulu bir biçimde takılan kimse gibi, Allah bizi doğru yola ilettikten sonra topuklarımız üzerinde gerisin geri mi dönelim? De ki: &quot;Hiç şüphe yok ki yegane rehberlik Allah&#039;ın rehberliğidir ve biz Alemlerin Rabbine kayıtsız-şartsız teslim olmakla emrolunduk;&quot;
( 6 - EN&#039;ÂM 165/71. Ayet )
......
 &quot;Hem ben Allah&#039;a ortak koştuğunuz şeylerden neden korkacakmışım? Üstelik siz, Allah katından geçerli bir deliliniz olmadığı halde Allah&#039;a şirk koşmaktan korkmazken? Şu halde eğer biliyorsanız, iki taraftan hangisi kendini güvende hissetmeye daha layıktır, (söylesenize)?
( 6 - EN&#039;ÂM 165/81. Ayet )
 İmana ulaşan ve imanlarına zulüm bulaştırmayanlar var ya: işte onlardır GÜVENE LAYIK OLANLAR ; zira onlar doğru yoldadırlar.&quot;
( 6 - EN&#039;ÂM 165/82. Ayet )

Selam ve dua ile]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>ALLAH, KİMLER İÇİN GÜVENLİK İÇİNDE OLMAYI GARANTİ EDİYOR?<br />
 &#8220;De ki: &#8220;Biz, Allah&#8217;ı bırakıp da bize ne faydası dokunan ne de zarar veren şeylere mi yalvaralım? Ve tıpkı &#8220;bizimle gel!&#8221; diye kendisini doğru yola çağıran arkadaşları dururken şeytanların ayartmalarına kapılıp dünyevi zevklerin peşine tutkulu bir biçimde takılan kimse gibi, Allah bizi doğru yola ilettikten sonra topuklarımız üzerinde gerisin geri mi dönelim? De ki: &#8220;Hiç şüphe yok ki yegane rehberlik Allah&#8217;ın rehberliğidir ve biz Alemlerin Rabbine kayıtsız-şartsız teslim olmakla emrolunduk;&#8221;<br />
( 6 &#8211; EN&#8217;ÂM 165/71. Ayet )<br />
&#8230;&#8230;<br />
 &#8220;Hem ben Allah&#8217;a ortak koştuğunuz şeylerden neden korkacakmışım? Üstelik siz, Allah katından geçerli bir deliliniz olmadığı halde Allah&#8217;a şirk koşmaktan korkmazken? Şu halde eğer biliyorsanız, iki taraftan hangisi kendini güvende hissetmeye daha layıktır, (söylesenize)?<br />
( 6 &#8211; EN&#8217;ÂM 165/81. Ayet )<br />
 İmana ulaşan ve imanlarına zulüm bulaştırmayanlar var ya: işte onlardır GÜVENE LAYIK OLANLAR ; zira onlar doğru yoldadırlar.&#8221;<br />
( 6 &#8211; EN&#8217;ÂM 165/82. Ayet )</p>
<p>Selam ve dua ile</p>
]]></content:encoded>
		
			</item>
		<item>
		<title>
		Yazar: Fethi Güngör		</title>
		<link>https://p.fethigungor.net/dirilis-postasi/kaba-guce-degil-yasaya-korkuya-degil-guvene-itibar-etmek/#comment-296</link>

		<dc:creator><![CDATA[Fethi Güngör]]></dc:creator>
		<pubDate>Sun, 01 Jan 2017 21:23:26 +0000</pubDate>
		<guid isPermaLink="false">http://fethigungor.net/?p=419#comment-296</guid>

					<description><![CDATA[&lt;a href=&quot;https://p.fethigungor.net/dirilis-postasi/kaba-guce-degil-yasaya-korkuya-degil-guvene-itibar-etmek/#comment-291&quot;&gt;Mustafa Demir&lt;/a&gt; yorumuna yanıt olarak.

Muhterem Mustafa hocam, 
Öncelikle her iki yazıyı dikkatlice okuyup uzun uzun yorum yazma zahmetine katlandığınız ve bunu da kısa bir süre içinde yaptığınız için çok teşekkür ediyorum. Ardından öğretici açıkmalar ve haklı gerekçelerle katkılar ve uyarılar yaptığınız için de duacınızım. 

Ben bizden önce ümmetin meselelerine kafa yoran muhterem zevatı tanımaya gayret ediyorum, onların sorun tanımlamalarını ve çözüm önerilerini mütalaa ederken okuyup öğrendiklerimi okurlarımla paylaşıyorum. Belli bir birikimden sonra benzer konulardaki yazılarımı toparlayarak müstakil kitaplar halinde neşretmeyi düşünüyorum. İşte o vakit siz kıymetli hocalarımın bu gibi geri dönüşleri çok kıymetli katkılar olarak meselenin dengeli bir şekilde yerli yerine oturtulmasında mühim bir işlev görecektir.

Cevdet Said’in de, diğer düşünürlerin de içinde doğup büyüdüğü ve yaşadığı sosyal çevrelerden etkilenmesi, söylemlerini ortaya koyarken bazı kısıtları gözetmiş olma ihtimalleri hep hatırda tutulmalıdır. Kültürel mirasın ciddi bir tenkidinden daha ileri bir görüşe sahip olan Cevdet Said, “Tilke ummetun qad halet lehâ mâ kesebet we lekum mâ kesebtum; Şimdi o toplumlar geçmişte kaldı: onların kazandıkları kendilerine, sizin kazandıklarınız da size aittir; ve siz onların yaptıklarından asla sorumlu tutulmayacaksınız.” (Bakara, 2:134 ve 141) âyetlerini çoğu âlim ve mütefekkirden çok daha yalın ve cesur olarak izah eden bir düşünür olarak; muhtemel ifadelendirme ve/ya çeviri hatalarına takılmadan üstadın 60 yıldır Müslümanlara vermeye çalıştığı mesajı anlamaya odaklanmak gerekir. 

Üstadın 1958’lerden beri yazarak ve konuşarak anlatmak istediği şiddet karşıtı fikirleri anlaşılsa ve dikkate alınsaydı, sömürgeci şer güçleri İslam dünyasında bunca savaş yangını çıkarıp kendi insanımızla ve kendi paramızla ama gâvurun silahıyla birbirimizi çılgınca imha etme hamakatine duçar olmazdık vesselam…]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><a href="https://p.fethigungor.net/dirilis-postasi/kaba-guce-degil-yasaya-korkuya-degil-guvene-itibar-etmek/#comment-291">Mustafa Demir</a> yorumuna yanıt olarak.</p>
<p>Muhterem Mustafa hocam,<br />
Öncelikle her iki yazıyı dikkatlice okuyup uzun uzun yorum yazma zahmetine katlandığınız ve bunu da kısa bir süre içinde yaptığınız için çok teşekkür ediyorum. Ardından öğretici açıkmalar ve haklı gerekçelerle katkılar ve uyarılar yaptığınız için de duacınızım. </p>
<p>Ben bizden önce ümmetin meselelerine kafa yoran muhterem zevatı tanımaya gayret ediyorum, onların sorun tanımlamalarını ve çözüm önerilerini mütalaa ederken okuyup öğrendiklerimi okurlarımla paylaşıyorum. Belli bir birikimden sonra benzer konulardaki yazılarımı toparlayarak müstakil kitaplar halinde neşretmeyi düşünüyorum. İşte o vakit siz kıymetli hocalarımın bu gibi geri dönüşleri çok kıymetli katkılar olarak meselenin dengeli bir şekilde yerli yerine oturtulmasında mühim bir işlev görecektir.</p>
<p>Cevdet Said’in de, diğer düşünürlerin de içinde doğup büyüdüğü ve yaşadığı sosyal çevrelerden etkilenmesi, söylemlerini ortaya koyarken bazı kısıtları gözetmiş olma ihtimalleri hep hatırda tutulmalıdır. Kültürel mirasın ciddi bir tenkidinden daha ileri bir görüşe sahip olan Cevdet Said, “Tilke ummetun qad halet lehâ mâ kesebet we lekum mâ kesebtum; Şimdi o toplumlar geçmişte kaldı: onların kazandıkları kendilerine, sizin kazandıklarınız da size aittir; ve siz onların yaptıklarından asla sorumlu tutulmayacaksınız.” (Bakara, 2:134 ve 141) âyetlerini çoğu âlim ve mütefekkirden çok daha yalın ve cesur olarak izah eden bir düşünür olarak; muhtemel ifadelendirme ve/ya çeviri hatalarına takılmadan üstadın 60 yıldır Müslümanlara vermeye çalıştığı mesajı anlamaya odaklanmak gerekir. </p>
<p>Üstadın 1958’lerden beri yazarak ve konuşarak anlatmak istediği şiddet karşıtı fikirleri anlaşılsa ve dikkate alınsaydı, sömürgeci şer güçleri İslam dünyasında bunca savaş yangını çıkarıp kendi insanımızla ve kendi paramızla ama gâvurun silahıyla birbirimizi çılgınca imha etme hamakatine duçar olmazdık vesselam…</p>
]]></content:encoded>
		
			</item>
		<item>
		<title>
		Yazar: Ethem Paksoy		</title>
		<link>https://p.fethigungor.net/dirilis-postasi/kaba-guce-degil-yasaya-korkuya-degil-guvene-itibar-etmek/#comment-293</link>

		<dc:creator><![CDATA[Ethem Paksoy]]></dc:creator>
		<pubDate>Sun, 01 Jan 2017 15:37:52 +0000</pubDate>
		<guid isPermaLink="false">http://fethigungor.net/?p=419#comment-293</guid>

					<description><![CDATA[Üstad Cevdet Said’in Kur’an ayetlerini yorumlayışı da başkalarından çok farklı: Kur’an ayetlerinden Müslüman toplumun sosyal yasalarını ince bir sezişle öyle bir çıkarışı vardır ki insanın hayran kalmaması elde değil. Demokrasi, kavram olarak İslam toplumlarında yoksa da muhteva olarak İslam’da vardır. Hz. Ebubekir’in seçilme şekli ve ilk hutbesi, Hz. Ömer’in on yıllık hilafetindeki uygulamaları zamanında dünya toplumlarında görülmemiş bir demokrasi alametleridir, ama Hz. Osman ve Hz. Ali zamanında çıkarılan fitneyle Muaviye zamanında saltanata dönüşerek devlet bazında uygulanan demokrasinin önü tıkanmıştır. Buna rağmen İslam’da bir devletin tebaasının ırk, din ve mezhep farkı gözetmeksizin mal, can, na-mus, akıl ve din emniyetini sağlamak görevi olması demokrasinin yaşayacağı bir zemindir. Lakin Müslümanlar İslam’daki bu zemini değerlendirerek içlerinde demokrasiyi geliştireme-diler. Her şeye rağmen bu potansiyel Müslümanlarda var. Artık Batı’nın kendine has geliştir-diği demokrasisi başka toplumları kolonileştirmesi ve sömürüsüne engel olmadığı için de-mokrasi evrenselleşememiştir. İnsanlığın Müslümanların geliştireceği demokrasiye ihtiyaçları vardır. Günümüz Müslümanları, içtimai dokularını Kur’an üzere oluşturmak için Cevdet Said’e kulak vermeleri gerekir. Sanırım o zaman Kur’an’ın rahmet olduğunu daha iyi anlarız. Fethi Hocam, bize bu fikri ziyafetinden dolayı sana çok teşekkür ederim.]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Üstad Cevdet Said’in Kur’an ayetlerini yorumlayışı da başkalarından çok farklı: Kur’an ayetlerinden Müslüman toplumun sosyal yasalarını ince bir sezişle öyle bir çıkarışı vardır ki insanın hayran kalmaması elde değil. Demokrasi, kavram olarak İslam toplumlarında yoksa da muhteva olarak İslam’da vardır. Hz. Ebubekir’in seçilme şekli ve ilk hutbesi, Hz. Ömer’in on yıllık hilafetindeki uygulamaları zamanında dünya toplumlarında görülmemiş bir demokrasi alametleridir, ama Hz. Osman ve Hz. Ali zamanında çıkarılan fitneyle Muaviye zamanında saltanata dönüşerek devlet bazında uygulanan demokrasinin önü tıkanmıştır. Buna rağmen İslam’da bir devletin tebaasının ırk, din ve mezhep farkı gözetmeksizin mal, can, na-mus, akıl ve din emniyetini sağlamak görevi olması demokrasinin yaşayacağı bir zemindir. Lakin Müslümanlar İslam’daki bu zemini değerlendirerek içlerinde demokrasiyi geliştireme-diler. Her şeye rağmen bu potansiyel Müslümanlarda var. Artık Batı’nın kendine has geliştir-diği demokrasisi başka toplumları kolonileştirmesi ve sömürüsüne engel olmadığı için de-mokrasi evrenselleşememiştir. İnsanlığın Müslümanların geliştireceği demokrasiye ihtiyaçları vardır. Günümüz Müslümanları, içtimai dokularını Kur’an üzere oluşturmak için Cevdet Said’e kulak vermeleri gerekir. Sanırım o zaman Kur’an’ın rahmet olduğunu daha iyi anlarız. Fethi Hocam, bize bu fikri ziyafetinden dolayı sana çok teşekkür ederim.</p>
]]></content:encoded>
		
			</item>
		<item>
		<title>
		Yazar: Mustafa Demir		</title>
		<link>https://p.fethigungor.net/dirilis-postasi/kaba-guce-degil-yasaya-korkuya-degil-guvene-itibar-etmek/#comment-291</link>

		<dc:creator><![CDATA[Mustafa Demir]]></dc:creator>
		<pubDate>Sun, 01 Jan 2017 13:42:12 +0000</pubDate>
		<guid isPermaLink="false">http://fethigungor.net/?p=419#comment-291</guid>

					<description><![CDATA[Birinci Yazı için;
“… peygamber gönderilmesi için en elverişli bölge …” ifadesi, Allah’ın Resulü, bağlamında anlamsız kalabilir.
 “… Oysa Hz. İsa böyle değildi. Onun dünya görüşü insani bir yaklaşım üzerine kurulmuştu. Bu yüzden bütün bir Roma imparatorluğunu barışçıl bir yöntemle Hıristiyanlaştırmıştı. …” Bu ifade ve anlayış, sevgili hocam kesinlikle yanlış ve saçmadır. Yazının devamında Roma topluluğunun, Hz. Muhammed’in(s) topluluğu ile savaştığı söyleniyor. Böyle bir şey olabilir mi? Hz. İsa, insanları Hıristiyanlaştırır mı? O, bir İslâm peygamberi değil mi? Hıristiyanlıkla Hz. İsa’nın ne alâkası var? Aşağıdaki pasajla yukarıdakini nasıl bağdaştırıyor Cevdet Said hoca?
“… İslam’ın mesajı Doğu Akdeniz Bölgesi’ne ulaştığında Roma medeniyetiyle karşılaştı. İslam-Roma karşılaşmasının galibi İslam oldu, Roma bölgeden uzaklaştırıldı. Aynen Hıristiyanlığın yayılış seyrinde olduğu gibi İslam da bölgede yayılarak tâ Konstantiniye’ye kadar dayandı. Diğer taraftan İspanya’ya kadar ulaştı. Nihayetinde bir Roma gölü olan Akdeniz İslam gölüne dönüştü. İşte İslam’ın bu yayılışı; Roma’nın, Yunan’ın, Aristo’nun ve tilmizi İskender’in Hz. İsa’dan sonra ikinci kez reddedilmesi anlamına geliyordu. …”  Pasajda geçen “Roma medeniyeti” Cevdet Said’in teorisine göre Hz. İsa’nın Hıristiyanlaştırdığı insanlar değil mi? Bunlar, Hz. Muhammed’in topluluğu ile neden savaşsınlar? 
Bu tür yazılar, daha çok siyaset ağırlıklı oluyor. Ayrıca uydurulan dinin hâkim olduğu bir tarih var karşımızda. Değerli hocam, Kur’an ile “Verasetteki Kirden Taharet” işlemine ihtiyacımız var… Biraz ağır mı oldu? Bu başlıkla bir yazı yazmıştım birkaç yıl önce…
Hep eleştiriyorum, değil mi?
Birinci yazı ile ilgili söylenecek daha çok şey var, ama bu kadarla yetiniyorum. Biliyorum ki, benim sancılarımı sen de çekiyorsun. 

İkinci Yazı için;
“İsevî ve İbrahimî düşünce,…” Böyle bir düşünce türü mü var? Bütün resullerin tebliğ ettikleri, uyguladıkları ne varsa hepsi “İSLÂM” düşüncesidir. İsevi, Musevi, İbrahimi, semavi, vs, bu ifadelerin hiç birisi Kur’an Dili değildir.
“ …Gibb ve Toynbee, bir gün insanlık âlemini kuşatan bir birlik kurulacaksa, bunun Müslümanların ortaklığı ve desteği olmadan gerçekleşemeyeceğini, …” Bu adamlar anlamışlar; insanlık âleminin ortak bir medeniyeti olur. Müslüman’ım diyenlerden şöyle bir şey duyduk mu? Asyalı, Avrupalı, Afrikalı ve başka nerde varsa bütün insanlardan katılanlarla hep birlikte bir “Esenlik Diyarı kuracağız”… Duymadık, onlar ha bire İsevi, Musevi, vs ile ayrıştırıp duruyorlar.
“Mesela, Japonlar kaba güç kullanmaksızın bağımsızlıklarını elde ettiler. Ne var ki onların dünyaya verecek bir mesajları yok. …” İfadeye bakar mısınız? Birinci cümle şahane bir mesaj içeriyor, ikinci cümlede yazar “mesajları yok” diyor. Ne kadar çelişkili bir kafa!
“… Kur’an-ı Kerim kalplerin ancak sünnetullahı/ yasaları kavramakla ve onlara uygun davranmakla yatışabileceğini bildirmektedir…” Evet, işte bu sünnetullah uygulayarak, bir Japonya medeniyeti kuruldu… Biz de lafını ettik. Sünnetullah, bireysel ve toplumsal yapılarla ile ilgilidir, Hani Cevdet Said hocanın kitabında anlatılan.
“…Allah, kuşkusuz, bir halkın içinde bulunduğu durumu, o halkın bireyleri kendilerini değiştirmedikçe asla değiştirmez. …” (Rad 13/11).

İmparatorluk, hanedanlık ve diktatörlüklerde doğmuş, büyümüş ve zihinsel birikimini bu ortamda yapmış/beslenmiş insanların işi çok zor be hocam! Ama her zorlukla birlikte bir kolaylık da var. Müslümanlık, Allah’a teslim olmak demek ya işte bunu gerçekleştirmeye çalışmalıyız. 
Gayretiniz ve cömertçe paylaşımlarınızdan ötürü çok teşekkür ediyorum. Sağlık ve selâmetle kardeşim…]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Birinci Yazı için;<br />
“… peygamber gönderilmesi için en elverişli bölge …” ifadesi, Allah’ın Resulü, bağlamında anlamsız kalabilir.<br />
 “… Oysa Hz. İsa böyle değildi. Onun dünya görüşü insani bir yaklaşım üzerine kurulmuştu. Bu yüzden bütün bir Roma imparatorluğunu barışçıl bir yöntemle Hıristiyanlaştırmıştı. …” Bu ifade ve anlayış, sevgili hocam kesinlikle yanlış ve saçmadır. Yazının devamında Roma topluluğunun, Hz. Muhammed’in(s) topluluğu ile savaştığı söyleniyor. Böyle bir şey olabilir mi? Hz. İsa, insanları Hıristiyanlaştırır mı? O, bir İslâm peygamberi değil mi? Hıristiyanlıkla Hz. İsa’nın ne alâkası var? Aşağıdaki pasajla yukarıdakini nasıl bağdaştırıyor Cevdet Said hoca?<br />
“… İslam’ın mesajı Doğu Akdeniz Bölgesi’ne ulaştığında Roma medeniyetiyle karşılaştı. İslam-Roma karşılaşmasının galibi İslam oldu, Roma bölgeden uzaklaştırıldı. Aynen Hıristiyanlığın yayılış seyrinde olduğu gibi İslam da bölgede yayılarak tâ Konstantiniye’ye kadar dayandı. Diğer taraftan İspanya’ya kadar ulaştı. Nihayetinde bir Roma gölü olan Akdeniz İslam gölüne dönüştü. İşte İslam’ın bu yayılışı; Roma’nın, Yunan’ın, Aristo’nun ve tilmizi İskender’in Hz. İsa’dan sonra ikinci kez reddedilmesi anlamına geliyordu. …”  Pasajda geçen “Roma medeniyeti” Cevdet Said’in teorisine göre Hz. İsa’nın Hıristiyanlaştırdığı insanlar değil mi? Bunlar, Hz. Muhammed’in topluluğu ile neden savaşsınlar?<br />
Bu tür yazılar, daha çok siyaset ağırlıklı oluyor. Ayrıca uydurulan dinin hâkim olduğu bir tarih var karşımızda. Değerli hocam, Kur’an ile “Verasetteki Kirden Taharet” işlemine ihtiyacımız var… Biraz ağır mı oldu? Bu başlıkla bir yazı yazmıştım birkaç yıl önce…<br />
Hep eleştiriyorum, değil mi?<br />
Birinci yazı ile ilgili söylenecek daha çok şey var, ama bu kadarla yetiniyorum. Biliyorum ki, benim sancılarımı sen de çekiyorsun. </p>
<p>İkinci Yazı için;<br />
“İsevî ve İbrahimî düşünce,…” Böyle bir düşünce türü mü var? Bütün resullerin tebliğ ettikleri, uyguladıkları ne varsa hepsi “İSLÂM” düşüncesidir. İsevi, Musevi, İbrahimi, semavi, vs, bu ifadelerin hiç birisi Kur’an Dili değildir.<br />
“ …Gibb ve Toynbee, bir gün insanlık âlemini kuşatan bir birlik kurulacaksa, bunun Müslümanların ortaklığı ve desteği olmadan gerçekleşemeyeceğini, …” Bu adamlar anlamışlar; insanlık âleminin ortak bir medeniyeti olur. Müslüman’ım diyenlerden şöyle bir şey duyduk mu? Asyalı, Avrupalı, Afrikalı ve başka nerde varsa bütün insanlardan katılanlarla hep birlikte bir “Esenlik Diyarı kuracağız”… Duymadık, onlar ha bire İsevi, Musevi, vs ile ayrıştırıp duruyorlar.<br />
“Mesela, Japonlar kaba güç kullanmaksızın bağımsızlıklarını elde ettiler. Ne var ki onların dünyaya verecek bir mesajları yok. …” İfadeye bakar mısınız? Birinci cümle şahane bir mesaj içeriyor, ikinci cümlede yazar “mesajları yok” diyor. Ne kadar çelişkili bir kafa!<br />
“… Kur’an-ı Kerim kalplerin ancak sünnetullahı/ yasaları kavramakla ve onlara uygun davranmakla yatışabileceğini bildirmektedir…” Evet, işte bu sünnetullah uygulayarak, bir Japonya medeniyeti kuruldu… Biz de lafını ettik. Sünnetullah, bireysel ve toplumsal yapılarla ile ilgilidir, Hani Cevdet Said hocanın kitabında anlatılan.<br />
“…Allah, kuşkusuz, bir halkın içinde bulunduğu durumu, o halkın bireyleri kendilerini değiştirmedikçe asla değiştirmez. …” (Rad 13/11).</p>
<p>İmparatorluk, hanedanlık ve diktatörlüklerde doğmuş, büyümüş ve zihinsel birikimini bu ortamda yapmış/beslenmiş insanların işi çok zor be hocam! Ama her zorlukla birlikte bir kolaylık da var. Müslümanlık, Allah’a teslim olmak demek ya işte bunu gerçekleştirmeye çalışmalıyız.<br />
Gayretiniz ve cömertçe paylaşımlarınızdan ötürü çok teşekkür ediyorum. Sağlık ve selâmetle kardeşim…</p>
]]></content:encoded>
		
			</item>
		<item>
		<title>
		Yazar: Adnan Tan		</title>
		<link>https://p.fethigungor.net/dirilis-postasi/kaba-guce-degil-yasaya-korkuya-degil-guvene-itibar-etmek/#comment-288</link>

		<dc:creator><![CDATA[Adnan Tan]]></dc:creator>
		<pubDate>Sun, 01 Jan 2017 05:36:26 +0000</pubDate>
		<guid isPermaLink="false">http://fethigungor.net/?p=419#comment-288</guid>

					<description><![CDATA[Fethi hoca Allah razı olsun. Her iki yazıyı da okudum, fevkalaade istifade ettim. Her şey Tevhidi anlayıştan, yani Kur&#039;anı hayata hakim kılmaktan geçiyor. Müslümanlar bundan uzaklaşıp batılla amel ettikçe zulüm ve esaretten kurtulamamaktadırlar. Allah basiret nasip etsin.]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Fethi hoca Allah razı olsun. Her iki yazıyı da okudum, fevkalaade istifade ettim. Her şey Tevhidi anlayıştan, yani Kur&#8217;anı hayata hakim kılmaktan geçiyor. Müslümanlar bundan uzaklaşıp batılla amel ettikçe zulüm ve esaretten kurtulamamaktadırlar. Allah basiret nasip etsin.</p>
]]></content:encoded>
		
			</item>
		<item>
		<title>
		Yazar: Erdem Acar		</title>
		<link>https://p.fethigungor.net/dirilis-postasi/kaba-guce-degil-yasaya-korkuya-degil-guvene-itibar-etmek/#comment-286</link>

		<dc:creator><![CDATA[Erdem Acar]]></dc:creator>
		<pubDate>Sat, 31 Dec 2016 22:52:50 +0000</pubDate>
		<guid isPermaLink="false">http://fethigungor.net/?p=419#comment-286</guid>

					<description><![CDATA[Fethi hocam değer üreten akla değer verip iktibas yapmışsınız Allah salih ve şahit ameliniz etsin]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Fethi hocam değer üreten akla değer verip iktibas yapmışsınız Allah salih ve şahit ameliniz etsin</p>
]]></content:encoded>
		
			</item>
	</channel>
</rss>
