<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	
	>
<channel>
	<title>
	AKLI VAHİYLE BULUŞTURABİLMEK yazısına yapılan yorumlar	</title>
	<atom:link href="https://p.fethigungor.net/dirilis-postasi/akli-vahiyle-bulusturabilmek/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://p.fethigungor.net/dirilis-postasi/akli-vahiyle-bulusturabilmek/</link>
	<description>fg@fethigungor.net</description>
	<lastBuildDate>Thu, 15 Dec 2016 07:00:53 +0000</lastBuildDate>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	<generator>https://wordpress.org/?v=6.8.1</generator>
	<item>
		<title>
		Yazar: Ayşe Karan		</title>
		<link>https://p.fethigungor.net/dirilis-postasi/akli-vahiyle-bulusturabilmek/#comment-148</link>

		<dc:creator><![CDATA[Ayşe Karan]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 12 Jul 2016 10:22:07 +0000</pubDate>
		<guid isPermaLink="false">http://fethigungor.net/?p=334#comment-148</guid>

					<description><![CDATA[İnsana akıl öncelikle Allah-ü Tealayı tanımak için verilmiştir. O&#039;nu tanımanın yolu da bir vasıta olan güzide  Peygamberleri  ve Onlara indirilen Kitaplar sayesinde olmaktadır. Hz. İbrahim bunların hiçbiri olmadan aklını kalp gözü ile birleştirerek Tevhide kucak açmıştı. Demek akıl kalbin emrinde olursa ancak anlamlı olur, hakikat bulunur ve yaşanır.  Ne demiş büyüklerimiz&quot; Çıkar aklını aradan, kalsın Yaradan&quot;
Efendimizin en büyük mirası şüphesiz yüce kitabımızdır. Ancak hayata tatbiki safhasında Sünnet devreye girer, birbirini bütünler. Biri yazılı Kur&#039;an- Kerim, diğeri konuşan Kur&#039;an-ı Kerim&#039;dır.
 Allah cümlemizi bu yolda olanlardan eylesin.]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>İnsana akıl öncelikle Allah-ü Tealayı tanımak için verilmiştir. O&#8217;nu tanımanın yolu da bir vasıta olan güzide  Peygamberleri  ve Onlara indirilen Kitaplar sayesinde olmaktadır. Hz. İbrahim bunların hiçbiri olmadan aklını kalp gözü ile birleştirerek Tevhide kucak açmıştı. Demek akıl kalbin emrinde olursa ancak anlamlı olur, hakikat bulunur ve yaşanır.  Ne demiş büyüklerimiz&#8221; Çıkar aklını aradan, kalsın Yaradan&#8221;<br />
Efendimizin en büyük mirası şüphesiz yüce kitabımızdır. Ancak hayata tatbiki safhasında Sünnet devreye girer, birbirini bütünler. Biri yazılı Kur&#8217;an- Kerim, diğeri konuşan Kur&#8217;an-ı Kerim&#8217;dır.<br />
 Allah cümlemizi bu yolda olanlardan eylesin.</p>
]]></content:encoded>
		
			</item>
		<item>
		<title>
		Yazar: Aydın Uğurlu		</title>
		<link>https://p.fethigungor.net/dirilis-postasi/akli-vahiyle-bulusturabilmek/#comment-142</link>

		<dc:creator><![CDATA[Aydın Uğurlu]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 08 Jul 2016 09:04:41 +0000</pubDate>
		<guid isPermaLink="false">http://fethigungor.net/?p=334#comment-142</guid>

					<description><![CDATA[&lt;a href=&quot;https://p.fethigungor.net/dirilis-postasi/akli-vahiyle-bulusturabilmek/#comment-141&quot;&gt;Aydın Uğurlu&lt;/a&gt; yorumuna yanıt olarak.

Muhammed Esed Meali:
2.213 - Bütün insanlık bir zamanlar tek bir topluluktu; (sonra ihtilafa düşmeye başladılar), bunun üzerine Allah, müjdeci ve uyarıcı olarak peygamberler gönderdi ve onlar aracılığıyla hakikati ortaya seren vahiy(ler) bahşetti ki, bununla insanların farklı görüşler edinmeye başladıkları her konuda karar verebilsin. Buna rağmen, kendilerine hakikatin bütün kanıtları geldikten sonra aralarındaki kıskançlıktan dolayı onun anlamı hakkında ihtilafa düşenler bizzat bu (vahy)in tevdi edildiği aynı insanlardı. Ancak Allah, insanları, kendi iradesiyle, üzerinde ihtilafa düştükleri hakikate sevk etti; çünkü Allah, (ulaşmak) isteyeni doğru yola ulaştırır.
كَانَ النَّاسُ اُمَّةً وَاحِدَةً فَبَعَثَ اللّٰهُ النَّبِيّٖنَ مُبَشِّرٖينَ وَمُنْذِرٖينَ وَاَنْزَلَ مَعَهُمُ الْكِتَابَ بِالْحَقِّ لِيَحْكُمَ بَيْنَ النَّاسِ فٖيمَا اخْتَلَفُوا فٖيهِ وَمَا اخْتَلَفَ فٖيهِ اِلَّا الَّذٖينَ اُوتُوهُ مِنْ بَعْدِ مَا جَاءَتْهُمُ الْبَيِّنَاتُ بَغْيًا بَيْنَهُمْ فَهَدَى اللّٰهُ الَّذٖينَ اٰمَنُوا لِمَا اخْتَلَفُوا فٖيهِ مِنَ الْحَقِّ بِاِذْنِهٖ وَاللّٰهُ يَهْدٖى مَنْ يَشَاءُ اِلٰى صِرَاطٍ مُسْتَقٖيمٍ۝]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><a href="https://p.fethigungor.net/dirilis-postasi/akli-vahiyle-bulusturabilmek/#comment-141">Aydın Uğurlu</a> yorumuna yanıt olarak.</p>
<p>Muhammed Esed Meali:<br />
2.213 &#8211; Bütün insanlık bir zamanlar tek bir topluluktu; (sonra ihtilafa düşmeye başladılar), bunun üzerine Allah, müjdeci ve uyarıcı olarak peygamberler gönderdi ve onlar aracılığıyla hakikati ortaya seren vahiy(ler) bahşetti ki, bununla insanların farklı görüşler edinmeye başladıkları her konuda karar verebilsin. Buna rağmen, kendilerine hakikatin bütün kanıtları geldikten sonra aralarındaki kıskançlıktan dolayı onun anlamı hakkında ihtilafa düşenler bizzat bu (vahy)in tevdi edildiği aynı insanlardı. Ancak Allah, insanları, kendi iradesiyle, üzerinde ihtilafa düştükleri hakikate sevk etti; çünkü Allah, (ulaşmak) isteyeni doğru yola ulaştırır.<br />
كَانَ النَّاسُ اُمَّةً وَاحِدَةً فَبَعَثَ اللّٰهُ النَّبِيّٖنَ مُبَشِّرٖينَ وَمُنْذِرٖينَ وَاَنْزَلَ مَعَهُمُ الْكِتَابَ بِالْحَقِّ لِيَحْكُمَ بَيْنَ النَّاسِ فٖيمَا اخْتَلَفُوا فٖيهِ وَمَا اخْتَلَفَ فٖيهِ اِلَّا الَّذٖينَ اُوتُوهُ مِنْ بَعْدِ مَا جَاءَتْهُمُ الْبَيِّنَاتُ بَغْيًا بَيْنَهُمْ فَهَدَى اللّٰهُ الَّذٖينَ اٰمَنُوا لِمَا اخْتَلَفُوا فٖيهِ مِنَ الْحَقِّ بِاِذْنِهٖ وَاللّٰهُ يَهْدٖى مَنْ يَشَاءُ اِلٰى صِرَاطٍ مُسْتَقٖيمٍ۝</p>
]]></content:encoded>
		
			</item>
		<item>
		<title>
		Yazar: Aydın Uğurlu		</title>
		<link>https://p.fethigungor.net/dirilis-postasi/akli-vahiyle-bulusturabilmek/#comment-141</link>

		<dc:creator><![CDATA[Aydın Uğurlu]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 08 Jul 2016 09:02:22 +0000</pubDate>
		<guid isPermaLink="false">http://fethigungor.net/?p=334#comment-141</guid>

					<description><![CDATA[&quot;peygamberlere yazılı belge anlamında “kitaplar”, bazılarına daha küçük hacimli olan “suhuf” (sayfalar) verildiği ifade edilmektedir. Kitap olarak, peygamberlerden Hz. Musa’ya Tevrat (Bakara, 2/53, 87), Hz. Dâvûd’a Zebur (Nisa, 4/163), Hz. İsa’ya İncil (Mâide, 5/46) ve Hz. Muhammed’e Kur’an (Mâide, 5/46) verilmiştir. Ayrıca, “Onlar kendilerine kitap, hikmet ve peygamberlik verdiğimiz kimselerdir.” (En’âm, 6/89) âyetiyle bunların dışındaki peygamberlere de kitap verilmiş olabileceğine işaret edilmektedir.&quot;
İfade edilen yazıda İHTİMAL bildiren ibare yer almaktadır ANCAK Bakara 213 ayeti bu ihtimali ortadan kaldıran net bir şekilde hüküm koymuştur 
SELAM VE DUA İLE]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>&#8220;peygamberlere yazılı belge anlamında “kitaplar”, bazılarına daha küçük hacimli olan “suhuf” (sayfalar) verildiği ifade edilmektedir. Kitap olarak, peygamberlerden Hz. Musa’ya Tevrat (Bakara, 2/53, 87), Hz. Dâvûd’a Zebur (Nisa, 4/163), Hz. İsa’ya İncil (Mâide, 5/46) ve Hz. Muhammed’e Kur’an (Mâide, 5/46) verilmiştir. Ayrıca, “Onlar kendilerine kitap, hikmet ve peygamberlik verdiğimiz kimselerdir.” (En’âm, 6/89) âyetiyle bunların dışındaki peygamberlere de kitap verilmiş olabileceğine işaret edilmektedir.&#8221;<br />
İfade edilen yazıda İHTİMAL bildiren ibare yer almaktadır ANCAK Bakara 213 ayeti bu ihtimali ortadan kaldıran net bir şekilde hüküm koymuştur<br />
SELAM VE DUA İLE</p>
]]></content:encoded>
		
			</item>
		<item>
		<title>
		Yazar: Nihal		</title>
		<link>https://p.fethigungor.net/dirilis-postasi/akli-vahiyle-bulusturabilmek/#comment-140</link>

		<dc:creator><![CDATA[Nihal]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 07 Jul 2016 12:40:05 +0000</pubDate>
		<guid isPermaLink="false">http://fethigungor.net/?p=334#comment-140</guid>

					<description><![CDATA[Peygamber Efendimiz Kuranın nuzul surecinde k / h / itapla aktif - aktüel ilişki kurmuş. Yazınızin şu bölümü bu bağlamda cok önemli :
Sevgili Peygamberimiz (sav), “Kur’an’ı ağır ağır, tane tane oku.” (Müzzemmil, 73/4) şeklindeki ilâhî emri titizlikle uygular, Kur’an okurken âyetlerin arasında bir müddet duraklar sonra devam ederdi. Secde âyeti geçtiğinde secde ederdi. Allah’ın yüceliğinden bahseden bir âyet geldiğinde tesbihatta bulunur, dua edilmesi gereken bir konu geldiğinde durup dua eder, Allah’a sığınılacak hususları ihtiva eden bir âyet okuduğunda ise okuyuşuna ara verip istiâzede bulunurdu. Namaz kılarken Fâtiha okuyan kişinin dilinden dökülen her âyete Allah’ın anında cevap verdiğini, dolayısıyla Cenâb-ı Hakk’ın Kur’an okuyana bizzat karşılık verdiğini söylerdi. Kur’an okumanın insana verdiği huzura sığınarak sıkıntılı bir durumla karşı karşıya kaldığında namaz kılardı (D1319 Ebû Dâvûd, Tatavvu’, 22).

Kuranla hemhal olusumuzun &#039;bir ay&#039; ile sınırlı kalmayip 11+1 aylık,  bir ömürlük, birhâl oluş temennisi tum ummete, özellikle kendime...]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Peygamber Efendimiz Kuranın nuzul surecinde k / h / itapla aktif &#8211; aktüel ilişki kurmuş. Yazınızin şu bölümü bu bağlamda cok önemli :<br />
Sevgili Peygamberimiz (sav), “Kur’an’ı ağır ağır, tane tane oku.” (Müzzemmil, 73/4) şeklindeki ilâhî emri titizlikle uygular, Kur’an okurken âyetlerin arasında bir müddet duraklar sonra devam ederdi. Secde âyeti geçtiğinde secde ederdi. Allah’ın yüceliğinden bahseden bir âyet geldiğinde tesbihatta bulunur, dua edilmesi gereken bir konu geldiğinde durup dua eder, Allah’a sığınılacak hususları ihtiva eden bir âyet okuduğunda ise okuyuşuna ara verip istiâzede bulunurdu. Namaz kılarken Fâtiha okuyan kişinin dilinden dökülen her âyete Allah’ın anında cevap verdiğini, dolayısıyla Cenâb-ı Hakk’ın Kur’an okuyana bizzat karşılık verdiğini söylerdi. Kur’an okumanın insana verdiği huzura sığınarak sıkıntılı bir durumla karşı karşıya kaldığında namaz kılardı (D1319 Ebû Dâvûd, Tatavvu’, 22).</p>
<p>Kuranla hemhal olusumuzun &#8216;bir ay&#8217; ile sınırlı kalmayip 11+1 aylık,  bir ömürlük, birhâl oluş temennisi tum ummete, özellikle kendime&#8230;</p>
]]></content:encoded>
		
			</item>
		<item>
		<title>
		Yazar: Mustafa Demir		</title>
		<link>https://p.fethigungor.net/dirilis-postasi/akli-vahiyle-bulusturabilmek/#comment-139</link>

		<dc:creator><![CDATA[Mustafa Demir]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 07 Jul 2016 00:32:27 +0000</pubDate>
		<guid isPermaLink="false">http://fethigungor.net/?p=334#comment-139</guid>

					<description><![CDATA[“Kur’an-ı Kerim’de ve Hz. Peygamber’in mesajlarında özellikle vurgulanan, “Bütün ilâhî kitaplara iman etme” emri, hiç şüphesiz o kitapların tahrif edilmemiş yani Allah’tan geldiği şekliyle muhafaza edilmiş halleri için söz konusudur. Müminler bu kitapların asıllarının Allah kelâmı olduğunu kabul etmekle yükümlü olduğu kadar, Kur’an dışındaki mevcut ilâhî kitapların tahrif edilmiş olduğuna da inanmakla sorumludur.&quot;
Yzıdan bu alıntıları yaptıktan sonra şunları söyşemek isterim: Hicr suresinin 9&#039;ncu ayetinde geçen &quot;Zikr&quot; kavramı &quot;sadece Kur&#039;aı-ı Kerim için kullanılmıştır&quot; tezi yerine, &quot;bu kavram tüm resullere inen vahyin ortak adıdır&quot; dersek daha tutarlı olabilir mi diye düşünüyorum. En baştan şunu bilmemiz gerekiyor: Şu anda ve epeyce uzun bir zamandan beri insanların elinde bulunan Tevrat ve İncil nüshaları/ metinleri, Kur&#039;an&#039;a karşılık gelen materyaller değildir. Onlar, ancak birçok ciltten oluşan hadis  ya da   tefsir  külliyatına karşılık gelebilir. Zaten Ehli Kitap toplulukları da ellerindeki kitaplara bu anlayışla bakıyorlar. Yaptığım şu alıntı bu düşüncemi destekliyor: &quot;“Bütün ilâhî kitaplara iman etme” emri, hiç şüphesiz o kitapların tahrif edilmemiş yani Allah’tan geldiği şekliyle muhafaza edilmiş halleri için söz konusudur.&quot; Bu bağlamda, bir şeye iman etmek, onun doğruluğundan emin olmak, ona güvenip onu benimsemek demektir. Bu da bilgi ve bilinçle olacak bir iştir. Sizin de belirttiğiniz gibi, kitapların &quot;tahrif edilmemeiş&quot; kısımları bizi bağlar. Bu anlamda Kur&#039;an ışığında diğer kitaplar üzerinde çalışılmalıdır. Bu önemli bir konudur; çünkü insanlığın barış ve esenliğinin yolu buradan geçmektedir.]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>“Kur’an-ı Kerim’de ve Hz. Peygamber’in mesajlarında özellikle vurgulanan, “Bütün ilâhî kitaplara iman etme” emri, hiç şüphesiz o kitapların tahrif edilmemiş yani Allah’tan geldiği şekliyle muhafaza edilmiş halleri için söz konusudur. Müminler bu kitapların asıllarının Allah kelâmı olduğunu kabul etmekle yükümlü olduğu kadar, Kur’an dışındaki mevcut ilâhî kitapların tahrif edilmiş olduğuna da inanmakla sorumludur.&#8221;<br />
Yzıdan bu alıntıları yaptıktan sonra şunları söyşemek isterim: Hicr suresinin 9&#8217;ncu ayetinde geçen &#8220;Zikr&#8221; kavramı &#8220;sadece Kur&#8217;aı-ı Kerim için kullanılmıştır&#8221; tezi yerine, &#8220;bu kavram tüm resullere inen vahyin ortak adıdır&#8221; dersek daha tutarlı olabilir mi diye düşünüyorum. En baştan şunu bilmemiz gerekiyor: Şu anda ve epeyce uzun bir zamandan beri insanların elinde bulunan Tevrat ve İncil nüshaları/ metinleri, Kur&#8217;an&#8217;a karşılık gelen materyaller değildir. Onlar, ancak birçok ciltten oluşan hadis  ya da   tefsir  külliyatına karşılık gelebilir. Zaten Ehli Kitap toplulukları da ellerindeki kitaplara bu anlayışla bakıyorlar. Yaptığım şu alıntı bu düşüncemi destekliyor: &#8220;“Bütün ilâhî kitaplara iman etme” emri, hiç şüphesiz o kitapların tahrif edilmemiş yani Allah’tan geldiği şekliyle muhafaza edilmiş halleri için söz konusudur.&#8221; Bu bağlamda, bir şeye iman etmek, onun doğruluğundan emin olmak, ona güvenip onu benimsemek demektir. Bu da bilgi ve bilinçle olacak bir iştir. Sizin de belirttiğiniz gibi, kitapların &#8220;tahrif edilmemeiş&#8221; kısımları bizi bağlar. Bu anlamda Kur&#8217;an ışığında diğer kitaplar üzerinde çalışılmalıdır. Bu önemli bir konudur; çünkü insanlığın barış ve esenliğinin yolu buradan geçmektedir.</p>
]]></content:encoded>
		
			</item>
	</channel>
</rss>
